Herkes Erdoğan’in kazandığını konusuyor.
Bazi isimler zaferden bahsediyor, bazıları CHP liderinin istifasını da dile getiriyor. Yarış bittikten sonraki bakış açışı ve kişisel yorumlar bunlar.
.
Bense hala nasıl kazandığını sorguluyorum?
Kanımca, vicdan sahibi her insan önce şunu sorgulamalı: eşit koşullarda yapılan, adil bir seçim süreci mi yaşandı ? Kesinlikle hayır; devlet imkanlarının dınırsız akıtildığı, sahteciliğin, yalanın, montajın, iftiranın, korkutmanın, yasağın ve engellemenin olduğu bir yarış…
.
Cesaretle önce bunun tespitini yapıp, daha sonra cümlenin devamını getirmek gerekir. Kendine gazeteci diyen isimler korkudan ve ikbalden bunu dile dahi getiremiyorlar. Sorgulamayı da gereksiz görüyorlar. Kaşımaya gerek yok!
.
Soru gelsin o zaman: Erdoğan alnının teriyle tam anlamıyla hak ederek mi kazandı? Ya da koşullar iki aday için de eşit olsaydı sonuç değişir miydi? Bilmiyoruz.
.
Ve bu yüzden buraya yazıyorum: sonuca saygım var, Erdoğan’a hayırlı olsun diyorum. Çok istiyordu; o zaman kendi bozdu kendi düzeltsin. Ama tebrik etmiyorum. Çünkü adaletsiz bir seçim süreci gözümün önünden akıp geçti. Hem montajları, sahteciliği, yalanları yani adeletsizliği yani kazanmak için yapılanları göreceğim hem buna “zafer” diyeceğim bir de tebrik edeceğim. Tüm insani özelliğimi ve olumlu kavramları ters yüz etmis olurum. Sonuç böyle ise geleceği birlikte yaşar görürüz. Kaldığım yerden aynen yola devam! Günah olan şeylerle kazanmak mı? Yoksa helalinden kaybetmek mi? Bu da birileri için kafalarına takınti olsun.
Ya bu nedir yaaa?! Kız göçükten çıkmış, kardeşinden bahsediyor. Muhabir önce sahte sahte ah vah diyor. Ekipler gelmedi deyince muhabir lafını kesip kızdan uzaklaşıyor... O kızın çaresiz bakışı öyle üzdü ki beni! Tuğba hanım kusura bakmayın ama siz muhabir falan değilsiniz!
Hatayspor Başkan Vekili Mustafa Özat:
"Hatay'da herkes sokakta. Yardım yok. Her ildeki insan aynı değerdedir. Hatay'a gelmesi gereken yardım, başka yerlere gidiyor. Hatay'a yardım istiyoruz. İnanılmaz bir soğuk var Hatay'da."
Sadece 2 gün için ilan edilen sokağa çıkma yasağı henüz başlamamışken süreç Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla yürüyordu, sonra milleti sokağa dökünce İçişleri Bakanı sorumluluk “şahsımın” diyerek istifa etti. Şimdi ise istifası kabul edilmedi. Tam bir saray tiyatrosu.