LGBTİ+ MAHPUSLARA ÖZGÜRLÜK!
Kamuoyuna,
12 Eylül’de “Ailem Güvende” adıyla başlayan operasyonlarda LGBTİ+ örgütleri, HIV alanında çalışan hak örgütleri, trans kadınlar, gazeteciler, akademisyenler, avukatlar ve hak savunucuları hedef alındı; çok sayıda kişi tutuklandı, dernekler basıldı, internet siteleri ve sosyal medya hesapları erişime engellendi.
İnsan Hakları Derneği olarak açıkça ifade ediyoruz: Bu operasyon hukuki değil, siyasidir. Ceza hukuku araçları LGBTİ+ varoluşunu, örgütlenmesini, dayanışmasını ve insan hakları mücadelesini kriminalize etmenin aracına dönüştürülmüştür.
“Ailenin korunması” söylemi bu baskının gerekçesi yapılamaz. Aileleri tehdit eden LGBTİ+’lar değil; derin yoksulluk, ekonomik güvencesizlik, çocuk işçiliği, kadınların aile içinde öldürülmesi, şiddet ve çocukların ancak kendilerine biçilen kimliklere uydukları ölçüde kabul gördükleri koşullu sevgi anlayışıdır. Aileyi korumak, tek tip bir yaşam biçimi dayatmak değil; herkes için güvenli ve ayrımcılıktan uzak yaşam koşulları yaratmaktır.
Trans kadınları çalışma yaşamından, barınma hakkından ve sosyal güvenlik mekanizmalarından sistematik biçimde dışlayan; onları ekonomik ve sosyal güvencesizliğe iten devletin, bu dışlanmanın ortaya çıkardığı sonuçları bu kez ceza hukuku ve kolluk araçlarıyla kriminalize etmesi açık bir ikircikliliktir. Devletin görevi ayrımcılığın sonuçlarını cezalandırmak değil, ayrımcılığın kendisini ortadan kaldırmak ve eşit yurttaşlığı güvence altına almaktır.
Derneklerin uluslararası hibelerden yararlanması yasa dışı değildir. 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 21. maddesi derneklerin yurt dışından yardım almasını açıkça düzenlemektedir. Bakanlıklar ve kamu kurumları da uluslararası hibe programlarından yararlanmaktadır. Kamu kurumları açısından meşru kabul edilen bu kaynakların hak örgütleri söz konusu olduğunda “suç finansmanı” algısıyla sunulması, sivil toplumu şüpheli ve gayrimeşru göstermeye yönelik bir kriminalizasyon pratiğidir.
İhlaller hapishanelerde de sürmektedir. LGBTİ+ mahpuslar ayrımcı muamele, tecrit, mahremiyet ihlalleri, kötü muamele ve sağlık hizmetlerine erişimde sorunlarla karşı karşıyadır. LGBTİ+’ları hedef gösteren söylem ve uygulamalar karşısında devletin yükümlülüğü ayrımcılığı körüklemek değil, yaşam hakkını ve güvenliği korumaktır.
Taleplerimiz açıktır:
* Tutuklanan LGBTİ+’lar ve hak savunucuları derhal serbest bırakılmalıdır.
* LGBTİ+ kimliğinin, örgütlenmenin ve hak savunuculuğunun kriminalizasyonuna son verilmelidir.
* Hapishanelerde LGBTİ+ mahpuslara yönelik ayrımcı uygulamalar ve kötü muamele sona erdirilmelidir.
İnsan Hakları Derneği olarak tutuklananların özgürlüğü ve LGBTİ+’lara yönelik baskıların sona ermesi talebiyle yürütülen #Özgürlükİstiyoruz kampanyasını desteklediğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
Özgürlük İstiyoruz! Her Yerdeyiz Aşkım Kampanyasına Çağrı!
İçine hapsedilmeye çalışıldığımız bu karanlığa karşı hep beraber bir kez daha hatırlıyoruz: Vardık, varız, var olacağız!
#HerYerdeyizAşkım#Özgürlükİstiyoruz
Ben %100 müstehcen çıktım 👀 Müstehcenlik tipim: MAHALLE EFSANESİ.
Sen ne kadar müstehcensin? MÜSTEHCEN-METRE™’yi oyna.
Bu test gullüm. Tutuklamalar gerçek. #Özgürlükİstiyoruz https://t.co/eOpGKDNiG3
LGBTİ+’ların maruz bırakıldığı şiddet, hak ihlalleri ve ayrımcılığa karşı sesimizi yükseltiyoruz.
LGBTi+’ların eşit yurttaşlık talebi bir ayrıcalık değil, evrensel bir hak talebidir.
Tüm dostlarımızı 9 Ekim Cuma 18.30’da nöbetimize dayanışmaya bekliyoruz.
🔴 Erkekler Eylül’de 27 kadını öldürdü
📢 Erkekler, Eylül’de en az 52 kadını yaraladı, 19 kız ve oğlanı istismar etti.
@kepenekevrimm'in haberi
https://t.co/MhGpbQ9wLJ
12 Eylül’de başlayan operasyonlarda 100’den fazla kişi gözaltına alındı. En az 23 LGBTİ+ hak savunucusu, “müstehcenlik” ve “Dernekler Kanunu’na muhalefet” suçlamalarıyla tutuklandı.
📵 LGBTİ+ örgütlerinin ve aktivistlerin sosyal medya hesaplarının yanı sıra, LGBTİ+’larla dayanışma gösteren veya operasyonlara ilişkin bilgi paylaşan gazetecilere, insan hakları örgütlerine ve diğer kişilere ait sosyal medya hesaplarına da erişim kısıtlandı. 12 Eylül’den bu yana bu operasyon kapsamında Türkiye’de yüzlerce sosyal medya hesabına erişim engellendi. Tüm bunlar ifade özgürlüğüne yönelik ciddi bir tehdit oluşturuyor.
🏳️🌈 12 Eylül’de başlayan baskı dalgası, Türkiye’de LGBTİ+’ların hak ve özgürlüklerine yönelik saldırılarda ve bu hakları savunanların kriminalize edilmesinde son derece kaygı verici bir tırmanışı gösteriyor.
📣 Yetkililere çağrımız:
▪️ LGBTİ+ hak savunucularını derhal ve koşulsuz serbest bırakın.
▪️ Barışçıl ifade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik baskılara son verin.
▪️ LGBTİ+’ları, hak savunucularını ve gazetecileri kriminalize etmeyin.
İmzacı ol 👉 https://t.co/ONAtLXYKTZ
Türkiye’yle dertleşme; T24’e erişim nasıl engellenebildi!
T24’e erişim, “son bir yılda yayımlanan 118 yazının Türk aile düzeninin bozulmasına yönelik olduğu” iddiası eşliğinde “suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması amacıyla” engellendi. Ancak karara dayanak yapılan 118 yazıda imzası olan 57 yazarın 22’si “yıllar önce” T24’te yazmış ve ayrılmış isimlerden oluşuyor! Diğer yandan, karara gerekçe yapılan ve gerçekten “son bir yılda yayımlanmış” yazıların bir kısmında ise “LGBTİ propagandası” bir yana, böyle bir içerik de yok! T24 kapanmadı, zira gazetecilik kapatılamaz. Değerli okurlarımız, yıllar içinde sayıları milyonları bulan takipçilerimiz; T24, internet yayınlarını düzenleyen yasaya da aykırı bu haksız, orantısız, ölçüsüz kararın kaldırılması için bütün hukuki süreçleri başlattı. İşimizin başındayız!
T24’ten kamuoyuna
Türkiye’nin dünyada da referans alınan, Temmuz ayında sonuçları açıklanan Stanford Üniversitesi araştırmasında, “yapay zekâ platformlarının Türkçe bilgi doğrulamalarında başvurduğu mecralar” arasında birinci sırada çıkan T24’e erişim engellendi.
Karardan, Türkiye’de ana akım gazeteciliğin önde gelen mecrası olan T24 hakkındaki sürecin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başvurusu üzerine başladığını anlıyoruz. Yine karar metninden, İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği’nin, başvuruyu önce reddettiğini, ancak başsavcılığın itirazı üzerine bu kez erişim engeli kararı verdiğini öğrendik.
T24 hakkındaki karar; “T24’te son bir yılda yayımlanan 118 yazının Türk aile düzeninin bozulmasına ve Türk aile yapısının zayıflatılmasına yönelik olduğu” iddiasına dayandırılıyor ve “suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması amacıyla” T24’e ve sosyal medya hesaplarına erişimin engellendiği belirtiliyor.
Başsavcılığın ilk başvurusunu reddeden İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği’nin, itiraz üzerine bu kez nasıl -sadece öne sürülen 118 yazı da değil- T24’ün bütün içeriklerine erişim engeli kararı verdiğini şu anda bilemiyoruz.
Ancak, T24’e tebliğ edilmeden bazı medya kuruluşlarına gönderilen kararı elimize aldığımızda “son bir yılda LGBTİ propagandası yapıldığı” iddiasında bile yapılan maddi hatayı görebiliyoruz. Zira iddiaya dayanak yapılan 118 yazıda imzası olan 57 yazarın 22’si “yıllar önce” T24’te yazmış ve ayrılmış isimlerden oluşuyor! Bir başka deyişle, erişim engeli kararına “T24’te son bir yılda yayımlanan yazısı” gerekçe gösterilen 57 yazarın yaklaşık yarısı yıllardır T24’te yazmıyor! Yani “son bir yılda yayımlanan yazılar” iddiası öne sürülüp geleceğe yönelik olarak “T24’ü erişime engelleyerek suçu önleme” kurgusu, henüz bu aşamada dağılıyor.
Yıllar önce yayımlanan yazılarla T24 “aile yapısı” ve “kamu düzeni”ni nasıl bozmuş olabilir ki, kamu otoritesi dahil, kimsenin bundan haberi olmadı!
Diğer yandan, karara gerekçe yapılan gerçekten “son bir yılda yayımlanmış” yazıların bir kısmında ise “LGBTİ propagandas��” bir yana, böyle bir içerik yok!
Söz konusu yazıların basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olması bir yana, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 8/A maddesine dayandırılan karar, söz konusu yasada yapılan değişikliğin amacına da aykırı. Zira kanunda yapılan değişikliğin, “sadece dava konusu edilen içeriklere erişim engeli getirilmesi, yayınların tamamına erişimin engellenmesinin önlenmesi amacıyla yapıldığı” duyuruldu.
T24, bir yandan hukuki süreçlere başvurma hazırlığını yaparken diğer yandan Erişim Sağlayıcıları Birliği’nin kendisine gönderdiği karara konu 118 yazıyı yayından kaldırdı. Söz konusu yazıların belirtilen 4 saat içinde yayından kaldırdığını da Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne bildirdi.
Hâl böyleyken, trafik sıralamalarında; dünyadaki yaklaşık 500 milyon aktif internet sitesi arasında ilk 3 bin 300, dünyadaki bütün medya/haber mecraları arasında ilk 350, Türkiye’deki yaklaşık 500 bin site arasında ilk 70 ve Türkiye’deki medya/haber mecraları arasında ilk 20’de bulunan, sadece bu yıl dokuz gazetecilik ödülü kazanarak rekor kıran, yapay zekâ platformlarının bilgi doğrulama süreçlerinde başvurduğu ilk mecra olan T24’ün bütün içeriklerine erişim engeli getirilebildi.
Bu gerçekten haksız, orantısız, ölçüsüz karara karşı, ilk andan itibaren yanımıza koşan bir hukukçularla hukuki süreçleri süratle işletiyor, itirazlarımızı yapıyoruz.
Söz konusu karar, sosyal medyada geçtiğimiz hafta sonunda “aynı görsel ve aynı metin”le T24’ü hedef alan iftira kampanyasının ardından geldi. “T24’ün milyonlarca lira fon aldığı, bu fonlarla LGBTİ propagandası yaptığı” iftirasını atanları muhatap almadık. T24’ün 17 yıldır hiçbir kişi, kurum, fon, dernek ve benzer bir oluşumdan tek kuruş almadığını; bu durumun devlet tarafından yapılan beş denetimle de teyit edildiğini içeren onlarca açıklamamız kayıtlarda duruyor. T24’ü bu yalanla hedef alanlar nereden besleniyor bilmiyoruz, ancak T24 sadece kendi ürettiği gelirlerle ideolojik ve finansal takıntılardan bağımsız bir gazetecilik yapıyor.
T24 propaganda yapmaz, kimseyi hedef almaz; ancak kim olursa olsun herkesin hakkını, hukukunu korumak için mücadele eder.
T24 ne fon, ne kişi, ne şirket, ne şu, ne bu, hiçbir yerden tek kuruş para almaz. Ancak kamu kurumları ve belediye imkânları da dahil olmak üzere her imkânı arsız bir iştahla tüketenlerin aksine kayıt dışı hiçbir iş yapmaz, devlete ve çalışanlarına karşı vergi ve prim yükümlülüklerini bir gün bile aksatmaz.
Değerli okurlarımız, yıllar içinde sayıları milyonları bulan takipçilerimiz T24 kapanmadı, gazetecilik kapatılamaz! T24 içeriklerine erişim engeli getirildi. Bu engelin kaldırılması, bu hatadan dönülmesi için bütün hukuki yolları başvuruyoruz.
İşimizin başındayız!
Önce toplumun “en tehlikeli düşmanı”nı ilan ediyorlar. Sonra o düşmanla mücadele bahanesiyle ne kadar sansür, baskı ve yasak varsa önünü açıyorlar.
Bugün en büyük hedef LGBTİ'ler. Dün başka kesimlerdi. Bugün gereken yerde durmaz, gereken ortak mücadeleyi vermezsek yarın bir başkası olacak. Böyle böyle kendi bir avuç çıkar çevreleri dışında herkese düşman olduklarını ilan ediyorlar aslında.
T24’ün haberleri AKP’nin yarattığı yoksulluk, adaletsizlik, yolsuzluk, hırsızlık düzeninden daha mı tehlikeli?
Asıl tehlike, toplumun bir kesimini “tehlike” ilan edip herkesin özgürlüğünü budamaya kendince dayanak yaratan, herkesi faşistçe hizaya çekmeye çalışan bu anlayıştır.
Asıl tehlike halka düşman, gerçeklere düşman, hayata düşman olan sermayenin Saray iktidarıdır!
🟦 Sosyal medyada başlatılan iftira kampanyası sonrası, dünyada da referans gösterilen T24 için kapatma kararı!
📌 T24'ün internet ve sosyal medya hesapları, 'LGBT propagandası' yaptığı suçlamasıyla İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nce kapatıldı!
https://t.co/0BheqD5euS
🟦 Dünyada da referans gösterilen, Türkiye'nin en büyük bağımsız haber sitesi T24 için sosyal medyada başlatılan iftira kampanyası sonrası kapatma kararı!
📌 T24'ün internet ve sosyal medya hesapları, 'LGBT propagandası' yaptığı suçlamasıyla kapatıldı!
https://t.co/0BheqD5Mkq
17-18 Ekim’de Kadın Emeği Konferansı’ndayız!
İstanbul’da buluşuyor; kadın emeği tartışmalarını feminist/kadın hareketinin geniş bileşenleriyle derinleştirmek, birbirimizden öğrenmek ve feminist emek politikasının bugününü ve geleceğini birlikte tartışmak istiyoruz.
Şiddet karşısında yalnız bırakıldığımız her günden alacağımız var. Şiddetten uzak, güvenli bir hayat kurabilmenin koşullarını istiyoruz.
Yıllardır mücadele ederek kazandığımız hakların, erkeklerin mağduriyeti gerekçe gösterilerek budanmasını kabul etmiyoruz.
SON DAKİKA | Ailem Güvende soruşturması kapsamında T24 kapatıldı
Açıklama:
"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürütmekte olduğu “Ailem Güvende" soruşturması kapsamında son 1 yıl içerisinde 118 LGBT propagandası niteliği taşıyan içerik üreten T24 adlı internet haber portalının internet ve sosyal medya hesapları İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğince kapatıldı. Karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı'na gönderildi."
Bugün Uluslararası Güvenli Kürtaj Günü.
Dünyanın dört bir yanında kadınlar aynı mücadeleyi veriyor: kendi bedenleri, kendi hayatları üzerinde söz sahibi olmak.
Güvenli ve erişilebilir kürtaj hakkımız!