Diş hekimliği gibi önemli bir mesleğin işsizlikle karşı karşıya kalması korkunç.
Ama daha da beteri insanların diş sağlığının ve ağız hijyeninin de berbat olması.
İyi bir planlama ile her şey bambaşka olabilirdi.
DUS ve doktora programları farklı amaçlara hizmet eden, kendi içinde ayrı yeterlilik ölçütleri bulunan eğitim yollarıdır. Birinin diğerine alternatif veya eşdeğer şekilde değerlendirilmesi, her iki sistemin de temel mantığını ve kazanımlarını tartışmalı hâle getirebilir. Uzmanlık eğitimi klinik yetkinlik ve hasta hizmetine odaklanırken, doktora eğitimi bilimsel araştırma ve akademik üretimi merkeze alır. Bu nedenle farklı eğitim süreçlerinin hak ve unvanlarının belirlenmesinde adalet, şeffaflık ve liyakat ilkeleri esas alınmalıdır. Emek verilerek tamamlanan her programın değeri korunmalı ancak eğitim yolları arasındaki farklılıklar ve verilen emekler göz ardı edilerek düzenlemeler yapılması kabul edilemez.
#EmegeSaygıDUSaSaygı
Arkadaş 120 soruda 90 net yapılıp açıkta kalınan sınav mı olur?
Böyle bir ayırt edicilik olur mu? Böyle soru sorulur mu?
Bu kadar basit sorulan sorular, çalışan ile çalışmayanı nasıl ayırt edecek?
Zaten kuş kadar kontenjan var, o da bu kadar basit ve özensin sorulan soruların cevaplanmasına göre dağıtılırsa çalışıp hakkını almak iyice imkansızlaşır.
Atama desen sıkıntı, sınav desen kontenjan az, sorular desen özensiz
Bu nedir ya?
#DUS
GEREKİYORSA VARDİYA!
24 Mayıs Pazar günü X’teyiz.
1–2 saatlik bir gündem değil; gerekirse sabaha kadar sürecek bir dayanışma ve ses verme nöbeti olacak.
Vardiya ideal bir çözüm değildir.
Ama bugün geldiğimiz noktada artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Çünkü bizler;
binlerce diş hekiminin, fakültelerde mücadele eden meslektaş adaylarımızın ve geleceği belirsiz bırakılan gençlerin görmezden gelinmesini kabul etmiyoruz.
Bu süreçte;
binlerce meslektaşımızın, fakültelerdeki arkadaşlarımızın, @TDB_TDA’nin, diş hekimliği sendikalarının, tıp camiasının, eczacı dostlarımızın, ailelerimizin ve ulaşabildiğimiz herkesin desteğine ihtiyacımız var.
Ayrıca bu süreç; diş hekimliği sendikalarının yalnızca üyelerini değil, tüm meslektaşlarını ne kadar sahiplendiğini göstermesi adına da samimi ve somut bir fırsattır.
Birilerinin düzeni bozulmasın diye, binlerce insanın hayatının belirsizliğe itilmesini kabul etmiyoruz.
24 Mayıs Pazar.
X’te vardiyadayız.
Değeri bilinmeyen ömrünü bu meslek için sınavdan sınava koşarak geçirmiş ve hala koşmaya devam eden kıymetli meslektaşlarım,
Evet, soru sayısı az, evet sınavın kalitesi tartışmalı. Ama unutulmaması gereken şey şu: Bu bir sıralama sınavı ve belli bir kontenjan var. Yani kontenjanın bir üstünde kalan herkes, ne kadar emek verirse versin emeğinin karşılığını alamayacak. İster 50 net olsun bu ister 120 net..
Asıl problem sınavın kendisi değil; sınava “isteyerek” değil, “zorunda kalarak” girenlerin sayısının artması. Eskiden 600 kişi kazanıyorsa, belki 1000 kişi gerçekten ciddi şekilde hazırlanıyordu. Şimdi 800 kişi kazanıyor ama binlerce kişi aynı ciddiyetle, hatta çoğu zaman mecburiyetle bu sürecin içinde.
Dolayısıyla mesele ne sadece sorular ne de kontenjan. Bu tabloyu değiştirecek tek gerçek çözüm, istihdam politikasının güçlendirilmesi ve DUS sürecinin insanların önünde bir “zorunluluk” olmaktan çıkarılmasıdır.
Bugün “isteseler yaparlar” demek kolay. Ama şuan görünen ortada yeni ADSM’ler açılmıyorsa, yeni hastaneler planlanmıyorsa, o zaman en azından mevcut sistemin sürdürülebilir hale getirilmesi gerekir. Bu noktada vardiya sistemi gibi çözümler konuşuluyor; ideal mi? Değil, bunu ben de biliyorum. Ama binlerce meslektaşın istihdamı için şu an konuşulan en gerçekçi seçenek - belki de tek seçenek- bu.
Hatta sadece bunu savunduğum için meslektaşlarım tarafından eleştirileceğimi de biliyorum.
Ama gerçek şu ki, ortada binlerce işsiz meslektaşımız var. Bunu bir rakam olarak değil, bizzat bu süreçte en aktif grubun kurucusu olarak, her gün gelen yüzlerce mesaj ve hikâye üzerinden görüyorum. Ve açık konuşmak gerekirse, “hekimlik onuru” gibi kavramların arkasına sığınıp bu gerçekliği görmezden gelmek bana doğru gelmiyor.
Benim için hekimlik onuru; binlerce genç meslektaşımın işsizlik, belirsizlik ve tükenmişlik içinde bırakılmasını izleyip sessiz kalmak değil.
İŞTE BU YÜZDEN GEREKİYORSA VARDİYA!