insan ne için yaşar ya, hangi değerleri kaybettiğinde hayat yaşanılmaması gereken bir şey haline gelir sizin dünyanızda. şu hareketi yaptıktan sonra ömrünüz boyunca gözünüze uyku girmemesi lazım utançtan, bir insan kendi onurunu bu hale nasıl getirir amk.
Seçmene çözümün ne diyorlar. Seçmen ya bu, ne çözümü. Onu da seçmen mi çözecek? Onun sorumluluğu da tek tek biz normal insanlarda mı?
Yıllardır buna göre bir hazırlık yapılmadıysa bu kimin suçu?
Akılla değil duygularla hareket edince, kaybedilmiş bir seçimin faturasını bile çıkaramıyoruz. Hesap soramıyoruz. Nerede yanlış yapıldı diyemiyoruz. Sloganlar, romantik laflar, mantıksız argümanlar. Sonuçta birbirini kıran inciten insanlar. Boş holiganlık
2. Bin bir irrasyonel sistemle sorumluluğu başka yere atıyor. Göçmenler, dış güçler, seçmen asla oy değiştirmez vs.
Aynı bunları diyenler dört sene sonra gene umutlanacaklar, oysa bu sıkıntılar gerçekse 2028'de de umutlanmamaları lazım. Ama umutlanacaklar, bakın göreceksiniz.
Gazetede okudum. Vatandaşlar deprem bölgesinin bir belediye başkanına tepki göstererek “Neredeydiniz” diye soruyor. Başkan da “Devlet buradaydı, vali buradaydı, Jandarma Komutanı buradaydı” diye cevap veriyor. Bu soru ve cevaplar 50 bin canımız gittikten sonra ve üstelik de yanlış zaman kastedilerek gerçekleştiriliyor. Asıl soru şu olmalıydı: “Depremden önce neredeydiniz?”
AKP'li Kahramanmaraş Pazarcık Belediye Başkanı İbrahim Yılmazcan’dan, "neredeydeniz, neden yoktunuz" diyen depremzedelere:
"Benim getirttiğim çadırlarda kalıyorsun sen. O zaman çadırda kalma! Ben seçilmiş belediye başkanıyım. 18 bin oy aldım...”
Şunu önemli buluyorum ki bu anketlerin 2.5-3 yıldır hiç şaşmadan aynı istikrarla gösterdiği bir husus var; Cumhur ittifakı seçmeni akli melekelerini tamamen yitirmiş, gerçeklikle bağını tümden koparmış durumda.