İnsanlar iyi davranmayı bilmiyor değiller, sizi buna layık görmüyorlar. İltifat etmeyi bilmiyor değiller, sizi onurlandırmak istemiyorlar. Yoğun değiller, sizi vakit ayırmaya değer görmüyorlar. Bu acı gerçekleri fark ederseniz insanları ona göre işaretler ve önünüze bakarsınız.
my mom once told me, “don’t marry the man who makes your heart race, marry the one who makes your heart rest.” took me years to understand that peace > passion
a customer couldn't decide between two desserts and her boyfriend said "just get both, it's your day" and I was like "omg is it your birthday??" and she said "no, he says that every day"
Şunu artık öğrendiğimizi düşünüyorum, bir insan kalitesizse ne kadar uğraşırsanız uğraşın kaliteli olmuyor. Kargaya şan dersi verseniz bülbül olmayacağı gibi.
İnsanlar size başta büyük saygısızlıklar yapmaz. Ufak tefek sınır ihlalleriyle başlar her şey. Kaba şakalar, itici yorum ve imalar gibi. Bunları sindirirseniz elektroşok dozunu arttırır gibi saygısızlığı arttırırlar. Baştan “hayır” deyin. Kaybetmekten korkmayınca kazanırsınız.
Doğum günü bence çok önemli bir şey. Doğum günümü kutlamayan insan, varlığımı kutlamayan, onurlandırmayan insan beni önemsemiyordur. Bu yüzden doğum günü mesajını çok önemserim. Mesaj atmayan, aramayanla da çok yakın ilişki kurmam.
tolstoy kendisinden 17 yaş küçük olan Sofya Andreyevna Bers ile evlendi. Tam 13 çocukları oldu. 9 tanesi yaşadı 4 tanesi öldü. Yani evlilikleri boyunca nerdeyse sürekli Sofia ya hamileydi ya da çocuk emziriyordu. Her gün tolstoy içerde romanlarını yazarken Sofia diğer odada çocuk büyütüyor, çocuk emziriyor, çocuk doğuruyordu. Bunları da sessizce yapıyordu, kocasının dikkati dağılmasın diye. Çocuklardan, ev işlerinden artan (!) zamanda da tolstoyun gönüllü sekreterliğini, asistanlığını yaptı. Savaş ve Barış'ı tam yedi kez temize çekti. Yani Sofia kendisini aslında her kadın gibi kocasına ve evliliğine adamıştı. Peki bunun karşılığında ne aldı sizce? Tolstoy dünyadan elini eteğini çekip her şeyini bırakıp yoksul köylüler gibi yaşamaya karar verdiğinde; Sofia'nın önceden evlendiği, onca sene emek verdiği adam gidip de yerine paspal, bitli, üstü başı dökülen bir köylü geldiğinde geriye kitap telif anlaşmaları kalmisti. Yani Sofiaya bir ömür yetecek para vardı. Emek vermişti ama karşiliginda da bir servet vardı diyorsunuz değil mi? Ama tolstoy 1910 yazinda Sofia'ya çaktırmadan karısını vasiyetinden cikardi ve kitaplarının yayın haklarini gizlice editörüne devretti. Bu dünya kadınlar için cehennem değilse nedir?