Sosyal medyada bugünlerde herkesin karşısına Alman Devleti’nin verdiği ilanlar çıkıyor. “Almanya’ya geliniz. Almanya’da kalifiye elemanlar için çok iyi maaşlar var.” En başta hedef hekimler ve sağlık personeli. Çok yakın bir gelecekte Almanya gibi birçok ülkenin yüzlerce sağlık personeli açığı olacak. Bu açığı kapatabilecekleri ülkelerden biri Türkiye.
Türkiye’de ise adamın birinin kafası atıyor, doktora saldırıyor, yaralıyor, öldürüyor, sakat bırakıyor. Bazı insanlar 80 yaşındaki dedeleri öldüğü vakit duasını okur gibi öldüğü hastanenin hademelerine, hemşirelerine, doktorlarına saldırmayı, kapanan kapıların camlarını kırmayı âdet hâline getirdiler. Nihayet vatandaşın birisi çıkıyor, “Eskiden doktorlar bize hakaret ederdi, sıraya gir, derdi. Şimdi biz onları dövüyoruz” diyor. Zavallının bu dövülen doktorlar dolayısıyla başına geleceklerden haberi yok. Çoluk çocuğu hangi memlekette yaşayacak, bir ağır hastalık halinde yurtdışına gitme ihtimali var mı? Hayır, olmayacak. Bazı insanların parmağı kanasa yan memlekete gidebilirler. Birtakım Arap şeyhleri memnu olmasına rağmen İsrail’in hastanelerinde soluk alıp tedavi ediliyorlardı. Ama kitlenin büyük çoğunluğu için böyle bir şey olmayacak.
PEKİ NE YAPILMALI?
Maaşların arttırılması gibi miktarlara çocuklar güler. Kediye yüklenecek zamlarla kimseyi ikna edemezsiniz. Ama asıl önemlisi, çalışan doktorun, mühendisin, öğretmenin haysiyetinin ve onurunun korunmasıdır.
Türkiye bugün tıpta Nobel düzeyine gelmiştir. Verilen Nobel’in çok daha ötesinde ödüller alabilecek durumdadır. Böyle bir kaynağı kimse kaçırmaz. Batı ülkelerinde insanlar avlayacak kitle arıyor. Tembelleşen kitleler böyle ağır mesleklerde çalışmak istemiyorlar. Bunun bir faraziye değil, bir gerçek olduğunu pandemi faciasında gördünüz.
Türkiye’de ise birtakım kitleler büyük başarılar göstermiş bu insanlara hâlâ şiddet uygulamakta. Gelecek nesiller buna sebep olanları adamakıllı suçlu tutacaklar. Çünkü Türkiye, bir anda çıktığı yüksek mevkiden hak etmediği yere düşen bir ülke olacak. Probleminiz varsa bu ülkeden siz gidip başka bir ülkede yaşayınız. Ama burada yaşamak isteyen insanların haklarını ve huzurunu gölge altına almayınız.
#ilberortaylı
Zengin kesim yoksulları kontrol etmek için sıkça “dava” “adanma” “doğruluk mücadelesi” gibi kavramları kullanır. Böylece kendi çocukları en iyi okullarda eğitim görürken yoksul ailelerin çocukları onların ayak işlerini karşılıksız yapsın. Bedava nefes.. İdeolojik manipülasyon.
Refahın 7 Ruhani Yasası
1. Boşluk yasası
Yeni ayakkabılara ihtiyacınız varsa, eskileri atın.Yeni kıyafetlere ihtiyacınız varsa, dolabınızı temizleyin Basmakalıplarınızdan gönüllü olarak vazgeçmelisiniz.
2.Dolaşım yasası
Arzu ettiğiniz bir şeyi elde etmek için sahip olduğunuz bir
Birilerinin sizden “harika bir insan” olmanızı beklemeleri bile kontrol talebidir. Siz aşırı affedici olun ki sınırınızı aşsınlar. Siz aşırı verici olun ki becerilerinizi kullansınlar.. Sadece size sorumluluk yükleyen yüce erdem söylemleri salt çıkar talebidir. Gözünüzü açın.
Uzun yıllardır anksiyeteyle mücadele eden biri olarak farkediyorum ki beni hasta eden en temel şey içimdeki susmayan seslermiş. Bunların çoğu ben küçükken beynime kaydedilmiş, bazıları ilk gençlik zamanlarında içime işlemiş. Hepsi elimi kolumu bağlamış. Hayatla bağımı kopartmış
"Dünyanın değişmesini istiyorsanız ondan şikayet etmeyin, bir şeyler yapın. Bugününüzü, ertelediklerinizi düşünüp paralize edici bir gerginlik duyarak harcamak yerine bu belalı hatalı alanı kontrol altına alarak bugünü yaşayın!"
sık sık tekrar edin ;
“Şu anda aradığım şey de beni arıyor. Bana nasıl geleceği konusunda kendimi serbest bırakıyorum. Ve kalbimin saf arzu ve niyetine odaklanıyorum." "
Manipülatif kişiler çekingenliklerinizden beslenir. Amaçları sizde daimi utanma hisleri uyandırmaktır. Asla geri basmayın; bir yasayı çiğnemediğiniz ve bir insana zarar vermediğimiz sürece eksiğinizle kusurunuzla (kendileri çok mükemmel sanki) tüm yaşamınızın faili sizsiniz.
Yapı Kredi Bankası’nda #işcinayeti: Maruz kaldığı mobbing sonucu intihar etti |
Yapı Kredi Teknoloji çalışanı Efe Demir, uzun saatler çalıştırıldıktan ve bu sırada ağır şekilde baskı uygulandıktan sonra sinir krizi geçirerek camdan atlayarak intihar etti. Depremzedelerin+++
“Pratfall etkisi” diye bir şey var, statülü/çekici/başarılı insanların hata ve gaf yaptığında sevimli görünürken; aynısını halktan biri yaptığında nefret ve aşağılamayla karşılaşması. Bu fenomenin bir ismi olduğunu bilmiyordum. Unutmayın, eleştiri bile bir derece hiyerarşiktir.
"..kendinize hırslar belirleyin. İyi hırslar; statü ve güçten ziyade, karakter ve beceri gelişimiyle ilgilidir. Statüyü kaybedebilirsiniz. Karakterinizi ise gittiğiniz her yere taşırsınız, zorlukları yenmenize olanak sağlar."
“Hayattaki en zor şeylerden biri de uyum göstermek ile kendi özgün doğanızı ifade etmek arasındaki dengeyi tutturmaktır.”
Jeffrey E. Young, Hayatı Yeniden Keşfedin
"İçimde söylemek istediğim çok şey var. Çok büyük şeyler. Bunları ifade etmenin yolunu bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor. Hissediyorum... ama anlatamıyorum..."
Jack London, Martin Eden