Instagram'da "Beni neden kıskanmazsın?" sorusuyla başlayan yeni bir akım var. Aslında farkında olmadan son zamanların en doğru içeriklerinden biri ortaya çıkmış oldu. Çünkü insanların sürekli kusursuz yanlarını, mutluluklarını ve mükemmel görünen hayatlarından kesitleri paylaştığı bir platformda, bu kez kusurlarını ve hayatlarının zor taraflarını da göstermeleri; yıllardır pompalanan "kusursuzluk" ve "mükemmellik" algısını bir nebze olsun kırdı. Anlatılanlar içerisinde insanların başarıları, mutlulukları, en güzel anları, en lüks sofraları, en düzenli evleri ve en kusursuz görünen hayatları yoktu.
Sosyal medya, çoğu zaman hayatın tamamını değil, yalnızca özenle seçilmiş birkaç saniyesini gösteriyor. Bunun farkındalığını yaşa(ya)mayan kişilerde zihinlerinde kendi hayatlarını, çocuklarını, eşlerini hatta anne-babalarını başkalarınınkiyle derin bir kıyasın ve yarışın içerisine sokuyor. Oysa paylaşılan bir fotoğraf çekilmeden önce yaşanan tartışmalarını, o gülümsemenin arkasındaki yorgunluğu, maddi sıkıntıları, sağlık sorunlarını, aile içindeki imtihanları, yalnızlığı veya gözyaşlarını göstermiyor. İnsanlar genellikle hayatlarının en parlak anlarını paylaşıyor; en karanlık anlarını değil.
Gerçek şu ki, hiç kimsenin hayatı sosyal medyada göründüğü kadar kusursuz değil. Herkesin kendine göre dertleri, yükleri ve imtihanları var. Bu yüzden oturduğunuz yerden başkalarının hayatlarına özenirken, o görünen karelerin arkasında görünmeyen nice mücadelelerin olduğunu da unutmamak gerekir.
Sosyal medya kişilerin yalnızca hayatın istediği tarafını sergilediği vitrini; gerçeğin tamamı değil. Bu yüzden başkalarının hayatına bakıp "Keşke benim de hayatım, eşim, çocuğum, anne-babam böyle olsaydı." demeden önce, o hayatın görünmeyen sayfalarını bilmediğimizi hatırlamak gerekir. Bilemezsiniz, belki de imrenilen o hayatın taşıdığı yükü omuzlamaya gücümüz yetmeyecekti. Bunun farkındalığını yaşamak duası ile...
Kurduğum bağ yüzünden, kendi yetiştirdiğim tavuğu bile kesip yiyemeyen biri olarak bu duyguyu çok iyi biliyorum...
Rabbim sabır versin, yerini doldursun inşallah.
Bu kardeşimizin samimi olduğuna inanıyor ve dediklerini şu örneklerle tashih ediyorum:
1. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem davetinde 4-5 kez şans verdiği adamlar var.
2. Hz. Ebubekir, her seferinde münafıklık gösteren uyeyne'yi her tevbesinde bağışlıyor.
3. İhanet olmadıkça bir insandan vazgeçilmez, mesafe konulur. Bir mümini tamamen hayattan çıkarmak klişe beşerin zihin yapısına istinad eder.
4. "Günde 70 kez istiğfar etseniz dahi ısrar etmemiş olursunuz" hadisi kapıların her daim açık olduğunu gösterir. Rabbimiz şirki, Resûlullah s.a.v de ihaneti affetmez. Bu ikisi olmadıkça çok sert olmaya hacet yok.
5. Takvim yapraklarında yazılı olan bu klişe cümleler artık toplumu bezdirdi. Allah c.c, başta bana, akabinde tüm ehli imana tevazu ve kendini bir şey zannetmeme ahlakını versin. Amin
Bir dostumuza gidiyoruz. Kime gitsek bahçemizde yetiştirdiğimiz sebzelerden bir kasa hazırlayıp götürüyoruz. Bahçede sebze yetiştirmenin en güzel yanlarından biri de emeğini sevdiklerinle paylaşabilmek. Bunun ayrı bir bereketi ve mutluluğu var.
Hasan el-Benna'dan Gençlere Tavsiyeler:
- Şartlar ne olursa olsun ezanı duyduğunuz zaman namaza kalkın.
- Kur'an-ı Kerim'i okuyun, inceleyin ve dinleyin.
- Görevler, vakitlerden fazladır. Zamanınızı yararsız işlere ayırmayın.
- Dilinizi düzgün kullanın. Çünkü bu Müslüman olmanın belirtisidir.
- Her yerde davanızı yaymaya çalışın.
- Arapçayı öğrenin. Çünkü Kur'an en güzel Arapça ile anlaşılır.
- Maskaralık yapmayın. Çünkü mücahid bir millet, ciddiyetten başka bir şey tanımaz.
- Fazlaca gülmeyin. Çünkü Allah'a bağlı olan kalp sakin ve vakarlı olur.
- Hayırdan başka bir şey konuşmayın.
- Hiçbir konuda aşırı tartışmayın.
NATO zirvesi benim nazarımda olsa olsa bir utanç zirvesidir. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaşlara, yıkımlara doğrudan ya da dolaylı olarak parmağı olan soykırımcı isimlerin ve yönetimlerin Ankara'da en üst düzey güvenlik önlemleriyle, büyük bir misafirperverlikle ağırlanması hangi vicdana ağır gelmez ki?
🔴 Direniş Çadırı'ndan Mavi Marmara gazisi Fevziye Şenoğlu ve Sabiha Baturay, NATO karşıtı açıklama ve eylemleri sonrası bu sabah 04.00'te evlerine yapılan operasyonla gözaltına alındı.
#SONDAKİKA Fatih Sultan Mehmet Köprüsü kırmızı, beyaz ve mavi renklerle ışıklandırıldı. Haber Report'a konuşan yetkililer, özel ışıklandırmanın 4 Temmuz ABD Bağımsızlık Günü dolayısıyla yapıldığını doğruladı.
Armut ağacımız meyvelerinin ağırlığına dayanamayınca dalını kırmış. Bazen insan da ürettiği, büyüttüğü ya da emek verdiği şeylerin yükünü taşıyamaz hale gelir.
İki ay önce aynı böyle terk edilmiş bir kedinin mağduriyetini öğrendikten sonra kayıtsız kalamayıp bahçemizde bakmak için sahiplendim. Tam iki ay sonra ancak alışabildi yaşayacağı alana, iki ay boyunca bir köşede durdu ve sadece yemek yemek için dışarı çıktı.
Bakamayacaksanız sahiplenmeyin. Sahiplendiyseniz de, bir gün bakamayacak duruma gelirseniz onu sokağa terk etmeyin. Güvenilir birine, mümkünse sizin gözetiminiz altında sahiplendirin. Onlar da can taşıyor. Duyguları, korkuları ve alıştıkları bir düzenleri var. Oyuncak değiller. Bir heves uğruna hayatlarını altüst etmeyin, haklarına girmeyin.
Bugün öğlen üzerinde bir notla hastane bahçesine terkedilmiş. Çok korkuyor. Çok üzgün, çantasından çıkamıyor!
Korumaya aldık, Allah rızası için sahiplenmek isteyen çıkar mı? İstanbul
İnstagram @patiarkadas
Bir tanıdığıma uğrayacaktım. Ayaküstü de olsa boş gitmeyi sevmediğim için, bizim burada manda yoğurdunu çok güzel yapan bir yer var, oradan manda yoğurdu aldım. Yolda, güzergahım üzerinde bir araç servisine uğradım aracımla ilgili küçük bir konuda bana yardımcı oldu. Ücret teklif ettim ama kabul etmedi. Ben de aldığım yoğurdu ona hediye ettim. Ben kime niyet ederek aldım, yoğurt kime kısmet oldu... Şimdi pastanedeyim, gideceğim kişiye götürmek için başka bir şey alıyorum. Çünkü bir yere elim boş gitmeyi sevmiyorum. Demem o ki, bazen niyet ettiğimiz başka olsa da nasip bambaşka bir adrese yazılmış oluyor.
İslam dini, “bir kerelik istisna yapalım” anlayışının dini değildir. Kimsenin keyfine göre eğip bükebileceği, üzerine ekleme yapıp çıkarabileceği ya da hoşuna giden kısmını alıp diğer kısmını bırakabileceği bir inanç sistemi değildir. İslam dinine inananlar dini kendine uydurmaya değil, kendini dinin ölçülerine uydurmaya gayret ederler!
İşte bu yüzden acele etmemeli, doğru karar vermeye çalışmalıyız. Çünkü verdiğimiz kararla yalnızca eşimizi değil, aynı zamanda çocuklarımızın babasını da seçmiş oluyoruz. Biz üzerimize düşeni yapıp temkinli davrandıktan sonra; tedbir bizden, netice ve takdir ise Allah'tandır.