CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin’e, mühendis, mimar ve şehir plancılarının yaşadığı sorunları ve TMMOB ile SGK arasındaki Asgari Ücret Protokolünün yeniden yürürlüğe konulması talebimizi Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden gündeme taşıdığı için teşekkür ediyoruz.
@muzeyyensevkin
Yazık çok yazık bu ülkeye. Nasuh Mahruki’yi tutukladılar. Kendileri gibi düşünmeyen herkesi hapsedebilecekleri bir hukuksuzluk düzeni inşa ettiler. Nasuh Mahruki FETÖ ile mücadele ederken siyasal iktidar Fetöcülere ne isteseler veriyordu. Şimdi 15 Temmuz Tweeti nedeniyle Mahruki’yi tutuklattılar.
Timur Soykan Bekir Bozdağ'ın 'kahramanlık' anlatısı üzerine konuştu...
"Ya Bekir Bozdağ sana mı kaldı? Yani bunu demeden de olmuyor işte arkadaşlar hafızasız zannediyor, balık hafızalı zannediyorlar ve kendi geçmişlerini kendileri bu darbe girişiminin taşlarını döşemiş adamlar çıkıp ekranlarda, toplantılarda böyle gerçekten utanmadan konuşuyorlar.
Gerçekten yani Bekir Bozdağ dediğiniz kişi Fethullah Gülen'e övgüleri arşivde duran bir kişi ve çıkmış kahramanlık anlatıyor. Ya sen önce şu görüntülere bir şey versene, cevap versene."
Nasuh Mahruki’nin gözaltına alınmasının ardından verdiği savcılık ifadesi ve tutuklamaya sevk yazısı…
Mahruki’ye yöneltilen suçlama, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama.”
Savcılığın sevk yazısında, Mahruki’nin 15 Temmuz darbe girişimini “tiyatro” olarak tanımladığı ileri sürülüyor. Ayrıca takipçi ve görüntülenme sayılarının yüksekliği nedeniyle paylaşımın toplumda infial yaratacak nitelikte olduğu belirtilerek tutuklanması talep ediliyor.
Ancak Mahruki’nin paylaşımında “tiyatro” kelimesi geçmiyor. Ayrıntılı savunmasında da 15 Temmuz’u “tiyatro” olarak nitelendirmiyor.
Nasuh Mahruki sadece 15 Temmuz’la ilgili düşüncelerini paylaştığı için gözaltına alındı. Mahruki her zaman FETÖ’cülerle mücadele etti. 15 Temmuz öncesinde Fetullah’a övgüler düzen, yardım eden, devlet kurumlarına dolduranlar ise 15 Temmuz kahramanı gibi ortalıkta geziyor. O nezarethanede. Bu adaletsiz düzen ülkeyi dev bir cezaevine dönüştürdü.
CHP'li Deniz Yavuzyılmaz,
"Nihai tahkim kararına göre, bu cezanın 673 milyon dolarlık kısmı usulsüz taşınan 233 milyon varil petrolün varil başına 5 dolar 77 sent daha ucuza satılmasından kaynaklanıyor.
Peki bu kaçak ve kelepir petrolü kimler satın aldı?
Irak Enerji Enstitüsü'nün raporuna göre bu petrolü tabii ki
İsrail satın aldı,
Yunanistan satın aldı,
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve birkaç ülke daha satın aldı.
Yani AKP ne yaptı? Doğu Akdeniz'de karşımızda ittifak kuran bu ülkelere ucuz petrol taşınmasına yasa dışı yoldan aracılık etti.
Ortaya çıkan cezayı da hiç utanmadan, sıkılmadan Türkiye Cumhuriyeti'nin sırtına yükledi.
Bu mu sizin yerliliğiniz, bu mu milliliğiniz, bu mu vatanseverliğiniz?"
AKUT’un kurucusu Nasuh Mahruki hakkında, 15 Temmuz’a ilişkin sosyal medya paylaşımı nedeniyle Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama” suçlamasıyla gözaltı kararı verildi.
15 Temmuz'a dair sorular....
2004 yılında Milli Güvenlik Kurulu'nda FETÖ ile mücadele konusunda alınan kararları kim uygulamadı?
Türk Silahlı Kuvvetler içerisindeki yurtsever Atatürkçü komutanlar kimin döneminde "terörist", "darbeci", "vatan haini" denilerek önce hapse atıldı, sonra Ordu'dan tasfiye edildi.
Onların boşalttığı yerlere FETÖ'cü askerleri dolduranlar kimlerdi?
15 Temmuz darbe girişimine katılan generaller kimin döneminde terfi aldı?
15 Temmuz'un siyasi ayağı ve siyasi sorumlusu kim?
Haluk Levent, polise ifade verirken eski İçişler Bakanı Süleyman Soylu hakkında konuşunca tutanağa geçirilmediğini öne sürüyor. Bu nedenle ifadeye ara verilmiş. Süleyman Soylu hakkında sözleri kayda alınmayınca susma hakkını kullanmış. Avukatlar bu konuda tutanak tutmuş.
Her yolsuzluk iddiası sonuna kadar soruşturulmalıdır. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak hukuk da herkese aynı uygulanmalıdır.
Çankaya Belediyesi’ne ilişkin dosyayı, resmi belgeleri ve belediye başkanının emniyet ifadesini birlikte okudum.
Dosyanın merkezinde tek bir konu var: çöp toplama ihalesi.
Süreç şöyle gelişiyor:
• Açık ihale yapılıyor.
• İhale yaklaşık maliyete çok yakın bir bedelle sonuçlanınca idare tarafından iptal ediliyor.
• İhaleyi alan firma iptal kararına itiraz ediyor.
Bunun üzerine süreç hem idari hem de adli mercilere taşınıyor.
Bu sırada ihale yenileniyor ve iptal edilen ihaleden yaklaşık 3 milyon Türk Lirası daha az bedelle sonuçlanıyor.
Kamu İhale Kurumu, iptal işlemini hukuka uygun buluyor.Danıştay, bu kararı onuyor.
Mülkiye müfettişleri inceleme yapıyor, yolsuzluğa ilişkin bir tespit ortaya koymuyor.
Bilirkişi raporunda yaklaşık maliyet ve ihale süreci inceleniyor, kamu zararını ortaya koyacak bir tespit bulunmuyor.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma yürütüyor ve “Kovuşturmaya Yer Olmadığı” kararı veriyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara’ya gönderiyor.
Bugün yeniden gündeme gelen dosya işte bu dosya.
Emniyette belediye başkanına yöneltilen soruların büyük bölümü de yine bu ihale etrafında şekilleniyor.
Dosyada ayrıca özel kalem personelinin üçüncü kişilerle yaptığı iki WhatsApp yazışması da sorular arasında yer alıyor. Başkan ise bu yazışmaların kendisiyle ilgisinin bulunmadığını ifade ediyor.
Bir başka dikkat çekici husus ise ihaleye davet edilen ve teklif veren şirketler.
Dosyaya göre davet edilen firmalar arasında Platform Turizm ile Akmercan da bulunuyor. Yani yalnızca muhalefete yakın olduğu iddia edilebilecek şirketler değil, kamuoyunda iktidara yakınlığıyla bilinen şirketler de aynı ihale sürecinde yer alıyor.
Sonuç olarak bugün tartışılan dosya; Kamu İhale Kurumu’nun, Danıştay’ın, mülkiye müfettişlerinin, bilirkişinin ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın daha önce incelediği bir dosya.
Buna rağmen aynı ihalenin yeniden operasyonun merkezine konulması hangi yeni delile dayanıyor?
Eğer yeni ve somut deliller varsa elbette soruşturma yürütülür. Ancak ortada yeni delil olmaksızın daha önce birçok idari ve adli makamın değerlendirdiği bir dosya üzerinden yeniden operasyon yapılmasının hukuki karşılığının ne olduğu ise hukukçuların cevaplaması gereken önemli bir sorudur.
HALUK LEVENT SORUŞTURMASINA SANATÇILARIN DA İFADELERİ GİRDİ
Barış Pehlivan: “Şile Bezi Festivali'ne katılan sanatçılar var, bir sanatçı fatura gösteriyor ‘200 bin lira aldım’ diyor.
Savcılık da diyor ki iyi de benim önümdeki kağıtta sana 4,5 milyon lira ödendiği yazıyor.
Şimdi bunun gibi diğer sanatçılara ödendiği gösterilen parayla ödenen para arasında bir uçurum var.
Peki ne oluyor? Otomatik olarak ona 200 bin lira veriyor gibi gösterip 4,5 milyon lira alıyor.
Bu suç parasını savcılık diyor ki Berkant Acil'in yasallaştırması için belli hesaplar arasında geziyor bu paralar diyor.
Sur şirketine gidiyor, Sur şirketinden Berkant'a geliyor sonra orada Yeliz Kaya diye bir isim var.
Yeliz Kaya hem Haluk Levent'in sağ kolu hem Haluk Levent'in örnek veriyorum gayri resmi muhasebeçisi hem de Berkant Acil'e ait olan bir şirkette çalışan”
Haluk Levent ve AHBAP soruşturması kapsamında İncelediğim dosyalarda soruşturmanın 3 ana ayağı var:
1- Haluk Levent’in kardeşi Berkant Acil, Şile Belediyesi konserleri, asistanı Yeliz Kaya’nın şüpheli hesap hareketleri ve ifadesi.
2-AHBAP bağlantılı 3 kişinin hesaplarındaki olağanüstü para transferleri. Bu hesapların gizli sahibinin Haluk Levent olduğu ve paraların deprem/yardım parası olup olmadığı inceleniyor.
3-Başaran Holding’e ait 60 Milyon Dolar değerindeki 22 taşınmazın, "kız çocuklarına yurt yapılacak" vaadiyle alınıp, parası ödenmeden 3. kişilere devredilmesi.
İfade metinleri tamamen çıkmadan resmi tablonun tamamını göremeyeceğiz.
Ancak dernekle bağlantılı bu kişilerin adli sicil kayıtları gerçekten inanılmaz, yok yok!
Dolandırıcılık,Belgede sahtecilik,Basit Yaralama,kasıtlı yaralama,Uyuşturucu temini ve kullanımı,Sahte senet,Yasa dışı Bahis …
Kamu vicdanının emanetini yöneten, milyarlarca liralık bir yardım kuruluşunda bu sicile sahip kişilerin nasıl görev alabiliyor?
📌Bolu Grand Kartal Otel yangınında yakınlarını kaybedenlerin Bolu'dan başlattığı "78 Can İçin Adalet Yürüyüşü", üçüncü gününde devam ediyor:
📌Şu ana kadar 60 kilometre yürüyen aileler, Gerede'ye ulaştı.
📌Faciada annesi, ağabeyi ve yeğenini kaybeden Oktay Akişli:
"Her geçen gün bu adalet yürüyüşünün büyümesi ve her geçen gün adalet isteyen ailelerin bize ulaşması sorumluluğumuzu daha da artırıyor. 18 Temmuz'da sesimizi daha gür duyuracağız."
Timur Soykan: "Açık söyleyeyim, toplumda şöyle bir durum var: yani "kime güveneceğiz" hâli var.
Devlete güveniyorsunuz, Kızılay'a güveniyorsunuz; Kızılay'ın çadır sattığı ortaya çıkıyor.
Yani devlet kurumlarına bakıyorsunuz, yargıya bakıyorsunuz çürüme her yerde.
Şimdi Haluk Levent hakkındaki bu iddialar da doğruysa... Ahbap'a güveniyor insanlar, depremde parasını oraya gönderiyor, bağış yapıyor.
Ve gerçekten bunların toplumda çok büyük bir güvensizlik ve bir pes ediş yaratmasından korkuyorum.
Sürekli bir kandırılma haliyle, sürekli bir aldatılma haliyle insanların toplumsal dayanışmadan, yardımlaşmadan kopması kaygısını da yaşıyoruz açıkçası."
Doğadan nemalanan gezgin hesapları sesiz...Çünkü takipçi yemek içmek , uygunsa yer görmek ister...
Doğal hayat umurlarında değil...
Sayelerinde Ayı Katliamı Başladı...
Takipçi kasmak için ayı inine dron soktular , yem bırakıp foto kapan kurdular... Hepsi yasak...Sanki ayı sayısı artmış her yeri istila etmiş algısı yarattılar...
@milliparklar bu hesapları takip etmesi lazım...
Şuanda İzmir olayını baz alan herkes gördüğü yerde ayı vuruyor...
İzmir Ürkmez Barajı çevresinde termal kamera ile jandarma ve avcılar ayı peşinde. Bir yavru öldürüldü. Anne ve diğer yavru peşine düştüler.
Hala ayının yapıp yapmadığı , yaptı ise hangi ayı olduğu belli değil...
Bu ceset Rize Çilekli Yayla Yolu üzerinde görüntülendi..
Hayvanı yaşam alanında vurmuşlar...
İpin ucu kaçmadan şu işi durdurun...
@TCTarim@ibrahimyumakli@tcbestepe@CITES@milliparklar
2006’da değişen ve toprağı, suyu, ormanı koruyan maddeleri budanan Maden Kanununa yaşamı koruyacak kısıtlamalar getirilmezse bu kabus bitmeyecek…
Burası Denizli Honaz’da bir taş ocağı. Köyün sırtında açılmış, 10 yıldan fazladır patlatmalı çalışma yapılıyor, köye taş yağıyor.⬇️
Türkiye S-400 almasaydı…
• F-35 programından çıkarılmayacaktı.
• İlk F-35’ler 2019’da envantere girecekti.
• 100 adet F-35 teslim alınacaktı.
• Türk savunma sanayii, F-35 programındaki yaklaşık 9 milyar dolarlık üretim iş payını kaybetmeyecekti.
• CAATSA yaptırımları uygulanmayacaktı.
• KAAN’ın F110 motorlarının tedariki yıllarca siyasi pazarlığın konusu olmayacaktı.
• S-400 için yaklaşık 2,5 milyar dolar ödendi.
• Teslim edilmeyen F-35’ler için ABD’ye yaklaşık 1,4 milyar dolar ödendi.
Şimdi ise Trump’ın “F-35’leri vereceğiz”, “CAATSA yaptırımlarını kaldıracağız” açıklamaları başarı hikâyesi olarak sunuluyor.
Oysa bunlar, Türkiye’nin S-400 öncesinde zaten sahip olduğu haklardı.
Siyasi iktidarın hatalı dış politika tercihleri nedeniyle ortaya çıkan sonuçların giderilmeye çalışılması, ne zamandan beri bir zafer olarak sunuluyor?