Yeni bir şeyi üremenin iki yolu var.
Birincisi: Aylarca araştır, en mükemmel planı yap, her ihtimali hesapla, sonra işe koyul.
İkincisi: Küçük başla, dene, yanıl, gör, düzelt.
Ben hep ikinciyi seçiyorum.
Çünkü mükemmel plan diye bir şey yok. Çoğu plan, gerçekle ilk temasta dağılır.
Asıl öğrenme düşünürken değil yaparken başlar.
Üstelik artık deneme maliyeti neredeyse sıfır. Yapay zeka sayesinde bir fikri test etmek dakikalar sürüyor.
Aşırı araştırma çoğu zaman korkunun kibar halidir.
"Hazır değilim" deriz ama aslında "başlamaya çekiniyorum" demek isteriz.
Bana kalırsa bugün atılan küçük bir adım, bir ay sonraki mükemmel plandan iyidir.
Eylem düşünceyi her zaman yener.
Bu kadar cool bişey görmemiştim
Spaya gider gibi sıcak su dolu bir havuza giriyorsunuz
Yavaşça aşağı inerken
Etrafınızdaki yüz binlerce minik sensör yunusların ekolokasyonu gibi
Her açıdan ultrason dalgaları gönderip yankıları dinliyor, yapay zeka da bu veriyi işleyerek 1 dk da vücudunuzun MRI benzeri üç boyutlu bir haritasını çıkarıyor... holy moly yani
Apple dün geliştirmeci konferansında uzun süre beni ilk kez heyecanlandıran açıklamalar yaptı.
Teknoloji yanı güçlü yeni CEO’nun ilk katkılarını görmeye başladı şirket sanırım.
Sunumlarındaki şu görsel yepyeni kullanıcı deneyimlerinin ve yapay zeka kullanım aygıtlarının müjdesini veriyor gibi.
Bu görsel aslında “uygulama merkezli” dünyadan “niyet merkezli” dünyaya geçişi gösteriyor.
Ne anlatıyor?
•Merkezde “kullanıcı ve kişisel bağlam” var: alışkanlıkların, takvimin, mesajların, konumun gibi her şey bu katmanda toplanıyor.
•Bunun etrafında Apple’ın yapay zekâ modelleri, onların üstünde de tüm sistemde çalışan bir “orkestratör” ve en dışta uygulamalar / deneyimler bulunuyor.
Niyet merkezli yaklaşım
•Eski model: “Şunu yapmak istiyorum → şu uygulamayı açayım → menüden bulayım.”
•Yeni model: “Niyetini söylüyorsun/yazıyorsun, sistem hangi uygulamanın hangi özelliğini kullanacağına kendi karar veriyor.”
Üçüncü parti uygulamalar açısından
•Kullanıcı artık illa uygulamayı açmak zorunda değil; arka planda sadece senin sunduğun “işlevi” (iş emri, hizmet) kullanabilir.
•Yani değer, görünen arayüzden çok, altta çalışan kaliteli fonksiyona (hız, doğruluk, güven) kayıyor.
Bütün bu değişimler bugünkü cep telefonlarının yerini yepyeni cihazların alabileceğine dair birer kanıt bence.
Niyetlerimizi minicik klavyelerle dile getirmekten daha iyi çözümler geliyor gibi.