ZPS’in çıkış noktası basit: Güven, sözle değil taahhütle kurulmalı.
ZPS ile işletmeler, kullanıcı verilerini satmayacağını açıkça taahhüt eder ve bu taahhüt doğrulanabilir bir kayıtla görünür hâle gelir.
Çünkü gizlilik bir ayrıcalık değil, standart olmalı.
Doğrulanabilir. Şeffaf. Güven odaklı.
https://t.co/jwDviMahdB
#ZPS #VeriGizliliği #DijitalGüven #KVKK #Gizlilik #VeriGüvenliği
Milli satranç oyuncusu GM Cem Kaan Gökerkan, milli takım oyuncularına verilen 10 bin TL’lik desteğin yetersiz olduğunu, maddi zorluklar yaşadığı için profesyonel satrancı bıraktığını açıkladı:
"Asgari ücret bile 28 bin TL."
https://t.co/lPBaNUiR24
#satranç “Dünyanın en güçlü satranç oyuncularının hemen hepsiyle karşılaştım ve farklı duygular yaşadım. Botvinnik ile oynarken, kendimi en iyi ihtimalle bir öğrenci gibi hissediyordum. Hepimiz okul çocuklarıyız, öğrenciler, belki de yüksek lisans öğrencileriyiz. Ama kendisi bir profesör.” (Tal)
Geçmişten günümüze, Dünya Şampiyonları satrançseverler üzerinde hayranlık uyandırdıkları kadar satranç üzerinde unutulmaz iz ve etki bıraktılar. 13. Dünya Şampiyonu, "Büyük Seleflerim" isimli külliyatında bahsi geçen ustaların, bazen de farkında olmayarak, ama mutlak bir diyalektik içinde, satrancın günümüzdeki oynanış ve kavranış biçimini yarattıklarını vurgular. Tez, antitez ve sentez...
Bugünlerde birçok mecrada rastladığımız 'Gelmiş geçmiş en büyük satranççı Fischer mıydı, Kasparov muydu, yoksa Carlsen miydi?' tartışması bir yana dursun, yakın satranç tarihi üzerinde en büyük etkisi olan isim, (benim için) kuşkusuz, 6. Dünya Şampiyonu Mikhail Botvinnik. Lasker'den Kramnik'e kadar uzanan Dünya şampiyonlarının kimiyle rakip olarak, kimine ise mentörlük yaparak bire bir ilişki kuran Botvinnik, Rus/Sovyet satranç ekolünün Chigorin ve Alekhine'den sonraki en büyük üçüncü temsilcisidir.
Mikhail Moiseyevich "Satranç analiz sanatıdır" sözüyle, gelişimin özellikle de kendi oyunlarımızın titiz bir biçimde incelenmesiyle mümkün olduğunu mu vurgulamak istemişti, yoksa satrancın dış dünyayla olan ilişkisine mi dem vurmuştu, tam olarak bilemiyorum. Ancak onlarca oyun koleksiyonunu satrançseverlere sunan "Reis"'in eserlerini şimdi daha modern bir gözle, üstelik 1999 FIDE Dünya Şampiyonu'nun analizleriyle ele almak gerçekten de değerli.
Alexander Khalifman'ın kaleminden sunulan ön sözün başlığı aslında Botvinnik'in satranca olan yaklaşımını özetler: "Sistematik Satranç Çalışmasının Öncüsü". Botvinnik tam da bu sebeple kaybettiği ünvan maçlarının sonrasında ayağa kalkmayı başarabilmiştir. Bronstein ve Smyslov ile beraberlikle biten maçları, yine Smyslov karşısındaki mağlubiyet izler. Ancak rövanş inandırıcı bir şekilde kazanılır. Satranç dünyasının zirvesine doludizgin tırmanan Tal'e 1960 yılında net bir skorla kaybeder. Ertesi yılki maçta 25 yaşındaki Dünya Şampiyonu'nu beş farkla devirirken Botvinnik'in yaşı 50'dir (!). Değişen, Botvinnik'in rakibini güçlü ve zayıf yanlarıyla derinden incelemesi ve buna uygun doğru stratejiyi belirlemesi olmuştur.
Kitaba harika bir giriş yazısı yazan Vladimir Barsky, bu sayfalarda uzun bir kariyeri akıcı bir şekilde özetlemeyi başarmış. Takip eden elli öğretici oyunun analizi ise, Khalifman'ın sözlü anlatımlarıyla okurlara sunulmuş. Anekdotlardan ziyade tahta üzerindeki teknik meselelere belirgin ölçüde daha fazla yer verilmesi de, Botvinnik'in sözü geçen mirasının, Rus ismin üzerindeki izi olsa gerek: "Satranç analiz sanatıdır"...
- Botvinnik's Best Games, Alexander Khalifman (New in Chess, 2025)
The Labour Party (EMEP) MP Sevda Karaca (@sevdakaraca) spoke at the TBMM meeting convened for Gaza:
"There can be no solidarity with the Palestinian people by being a friend of American imperialism"
https://t.co/I3rm0tdPcX
🎫 Tribünün kartı değişir, mücadele bitmez!
Bugün @evrenselgzt'de yayınlanan yazımızda Passolig sisteminin yarattığı yıkımı, tribünlerin dönüşümünü ve inadına sürdürülen direnişi anlattık.
Bu düzene eyvallahımız yok!
📎 https://t.co/b6VQ9W16y8
#ebiletehayır#SopalıPankart
Popüler bir tarihçi olduğu için söylediği şey otomatikman doğru sanılmış, lakin değil
Malumatı fena değil, ama muhakemesi zayıf olduğu için olayın bütününden habersiz; tarihe bütüncül bakamıyorlar
Doktora tezimde bu döneme ve mektuba da değindim, anlattığı hikayenin aslı şöyle:
Nadir Han'ın gayretiyle Afgan işgali altındaki Safevî başkenti Isfahan 7 sene sonra yeniden İranlılarca ele geçirildi. Osmanlı Devleti Nadir Han'ın bu çabalarından rahatsızdı, yıkılmak üzere olan zayıf durumdaki Safevî devletine 1730'da savaş açtı.
Nadir Han buna rağmen İran'ı birleştirmeye devam etti, Osmanlıların İran'daki zayıflıktan yararlanıp ele geçirdiği Senendec, Mahabad, Merage ve Tebriz'i yeniden İran topraklarına kattı. Osmanlılarla giriştiği hemen her mücadeleyi kazandı. Bu sırada Safevî Şahı II. Tahmasb da Osmanlılar da, İran ordusunun başındaki Nadir Han'dan rahatsızdı.
Osmanlı'da bu sırada iç darbe oldu, Patrona Halil İsyanı'yla 1730 Ekim'de tahttan indirilen III. Ahmed yerine daha mücadeleci karakterdeki I. Mahmud tahta geçirildi. İlk iş olarak orduları, zayıf durumdaki Safevîler üzerine yolladı, zaten zayıf olan Şah II. Tahmasb'ı yendi, 1732 Bağdat Anlaşması'yla Aras nehri Osmanlı-İran arasında sınır kabul edildi.
Nadir Han, Herat seferinden dönüp anlaşmayı ve Osmanlı karşısındaki yenilgiyi öğrenince bunu kabullenmedi, 1735'te Osmanlı'ya savaş açtı, yene yene Kars'a kadar ilerledi. 1736'da kendini Şah ilan etti ve Safevîleri ortadan kaldırdı. Rusların anlaşma teklifine rağmen, Osmanlı'ya Şii-Sünni ihtilafının siyasi boyutunu bitirebilecek meşhur mektubunu yolladı, Osmanlı uleması ve sarayı bunu kabul etmedi. Yapılan savaşta Nadir Şah zayıf düştü, 1745'te Osmanlı-Batı savaşı olmasına rağmen Arpaçay Anlaşması yapıldı.
Nadir Şah ölünce ülke yeniden Afgan tehdidine maruz kaldı. Ahmed Şah Durrani, 1762 sonunda Şii İran'a karşı Osmanlı'ya mektup gönderip işbirliği aradı. Osmanlı padişahı III. Mustafa gerçekten de bu bahsettiği mektubu o sırada gönderdi ve İran aleyhine işbirliği yapmayacağını, Nadir Şah ile yapılan 1745 anlaşmasına bağlı kalacağını söyledi. Afganların güçlenerek İran'a hakim olmasını Osmanlılar tercih etmemişti. Afganlar da Hint tarafındaki durum aciliyet kazandığı için İran'la uğraşmaktan vazgeçip doğuya yöneldi.
Peki sonra ne oldu?
Nadir ölünce ülke yeniden parçalandı, Osmanlı'nın başında o sırada yine III. Mustafa vardı; 1762'deki o mektuptan birkaç sene sonra, İran'daki iç karışıklıktan faydalanıp ülkenin batı ve güney taraflarını işgal etti. 1774'te Ruslara yenilip Küçük Kaynarca Anlaşması'nı imzalayan Osmanlılara, aynı sene İran'a hakim durumdaki Kerim Han Zend savaş açtı. Osmanlılarla sınır ihtilaflarının ardından Kerim Han ilerledi, Bağdat ve Basra'yı kuşatıp aldı.
Sonuçta ne oldu? 18. yüzyılda hem İran hem de Osmanlı çöküş sürecindeydi, fırsatını bulan taraf diğeri başka bir cephede meşgulken komşusunun topraklarını işgal etti. Osmanlı-İran ilişkilerinde bunun gibi onlarca örnek var. Osmanlı da İran da fazilet abidesi değildi, güç peşindeki klasik devletler ikisi de, biri diğerinden daha faziletli değildi, olamaz da zaten, tarihte faziletli bir dönem yok! Boşuna aramayın
Peki tarihçinin yapması gereken ne?
-Tarihe taraf tutarak, tribünlere oynayarak bakmamak
-Lehte ve aleyhteki her belgeyi bilgiyi kullanıp görüşünü oluşturmak, tarih bilmeyen milyonlarca insanı bir belgeyle aldatmamak, olmayan şeyi söylememek, işin doğrusunu da yanlışını da ortaya koymak
Osmanlı-İran tarihinde ders alınacak bir sürü sahne var, bugüne bir şey demek ve karşıdakini suçlamak için yüz parçalı yapbozun işimize gelen iki parçasıyla mesaj verme çabaları beyhude.
Aksi takdirde, manav tezgahında işinize gelen domatesi seçer gibi malumat seçip bir şeyler yazınca, yaptığınız şey tarihçilik değil, bilim adamlığı falan hiç değil; tribünlere oynamak...
ya 13 ya 14 yaşındaydım. annemin arkadaşı mualla teyzenin çınarcık'taki yazlığına 4-5 günlüğüne konuk olmuştuk. mualla teyzenin oğlu umut da benle aynı yaştaydı ve hastalık derecesinde ferdi tayfur hayranıydı. o güne kadar ferdi babayı arada denk gelirse dinlerdim.
📢13 işçinin öldüğü fabrika teşviklerle ihya oldu
Balıkesir'de bulunan ZSR'de meydana gelen patlamada 13 işçi yaşamını yitirdi
ZSR'nin üretim tesisi 2022'de “proje bazlı devlet yardımı" listesine alınmış 768 milyon 168 bin 447 lira yatırım öngörülmüştü
https://t.co/t5LNr0gl0N
Balıkesir Karesi'de ZSR Patlayıcı Sanayi A.Ş. Fabrikası'nın kapsül üretimi yapılan bölümünde meydana gelen patlama sonucu hayatını kaybeden 11 işçinin isimleri..
NBA All-Star 2025 İçin Oylar Alperen’e! 💫
🦅 Basketbol Takımımızda yıldızını parlattıktan sonra NBA’de muhteşem performansını sürdüren, NBA Emirates Cup'ta En iyi 5'e seçilen eski oyuncumuz ve milli basketbolcumuz Alperen Şengün için şimdi #NBAAllStar zamanı! ⭐️
@alperennsengun’e oy vermek için:
🗳 NBA All-Star oylama sayfasına gidin: https://t.co/9tiuYrcgp2
🏀 Her iki konferans için de All-Star kadrolarınızı kurun.
👍 Alperen’i Batı (West) Konferansı kadronuza ekleyin!
aynı grup, geçtiğimiz yaz için planlanan istanbul konserlerini, mekanın israil'in enerji tedarikçilerinden zorlu holding'e ait etkinlik binası zorlu psm olması sebebiyle iptal etmişti. tabii siz bunun haberini yapmadınız. zorlu'yu protesto edenler ise dövülerek gözaltına alındı.
📍Bursa
Bursa Kadın Platformunun çağrısıyla "Yoksulluğa, eşitsizliğe ve şiddete karşı haklarımız ve hayatlarımız için mücadeleye!"diyen kadınlar, Fomara'dan Kent Meydanı'na yürüdü
#25Kasım2024
https://t.co/yg9J6QJsna