Mensubu olmaktan gurur duyduğum,
Göz bebeğimiz Jandarmamız 184 yıldır milletimizin huzuru için milletimizin emrinde....
Jandarma 184 yaşında ...💙♥️🇹🇷 #Jandarma184Yaşında
Her oluş nasip işi..
Kimi kırk yıldır kapıda bekler açılmaz.
Kimi eşikten geçerken açık bulur kapıyı.
Hep hayırlara açılsın kapılarımız..
Hayırlı Cumalar Ola Dostlar...
Türkiye’nin Sessiz Devrimi: Baykar Nükleer Reaktör Üretiyor!
Dün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın ağzından çıkan tek bir cümle, Türkiye’nin yakın geleceğini değiştirecek bir depremin ilk sarsıntısıydı:
“Baykar, 40 MW kapasiteli küçük modüler nükleer reaktör (SMR) prototipi üzerinde çalışıyor.”
Bu cümle, sosyal medyada birkaç saat içinde milyonlarca kez paylaşıldı. Kimisi “yine abartı” dedi, kimisi “hayal” dedi. Ama gerçek şu ki:
Türkiye, ilk kez özel sektör eliyle, kendi mühendislerinin tasarladığı bir nükleer reaktör geliştirmeye başladı. Ve bu reaktörün adı Baykar olacak.
Bu haber, sadece bir enerji projesi değil. Bu, Cumhuriyet tarihinin en büyük “bağımsızlık hamlesinden” biri.
Neden şimdi? Neden Baykar?
Türkiye 2024’te elektrik üretiminin %38’ini ithal doğalgazla yaptı. Her ay 5-6 milyar dolarlık doğalgaz faturası ödedik. Cari açığın en büyük kalemi hâlâ enerji. Akkuyu gibi dev santraller güzel ama 20 yılda ancak bir tane yapabiliyoruz ve Rus teknolojisiyle.
Baykar’ın geliştirdiği 40 MW’lık SMR ise bambaşka bir dünya.
Fabrikada üretilecek, tırla taşınacak, 3-4 yılda devreye girecek.
Bir Organize Sanayi Bölgesi’ne koyduğunuzda, o bölge artık doğalgaza muhtaç olmayacak.
Bir limana koyduğunuzda, gemileriniz aylarca yakıtsız dolaşabilecek.
Kızılelma’nın kanatlarına koyduğunuzda, “nükleer enerjili insansız savaş uçağı” diye bir kavram doğacak – dünyada henüz kimse yapamadı.
Evet, yanlış okumadınız. Baykar sadece İHA yapmıyor artık. Baykar, Türkiye’yi enerji kölesi olmaktan çıkarıp enerji silahı olan bir ülkeye dönüştürüyor.
Bir SMR’nin Türkiye’ye maliyeti ne olacak?
Bir tane 40 MW SMR, yılda yaklaşık 320 milyon metreküp doğalgaz ithalatını önleyecek. Bugünkü fiyatlarla bu, yıllık 400-450 milyon dolar demek.
100 tane SMR koyduğunuzda (ki Baykar’ın hedefi bu), sadece doğalgaz faturasından yılda 40-45 milyar dolar tasarruf ediyoruz.
40 milyar dolar ne demek biliyor musunuz?
2024’te savunma sanayii ihracatımız 5,5 milyar dolardı.
40 milyar dolar, her yıl 8 tane savunma sanayii ihracatı demek.
Veya 20 tane Akkuyu demek.
Veya 100 bin km bölünmüş yol demek.
Ama asıl bomba başka. Bu teknolojiyi ihraç edeceğiz.
2050’de dünya neye ihtiyaç duyacak?
Küresel SMR pazarı 2035’te 300 milyar dolar, 2050’de 1,5 trilyon dolar olacak (IAEA tahmini).
Bugün bu pazarda NuScale (ABD), Rolls-Royce (İngiltere), Rosatom (Rusya) var. Yarın dördüncü oyuncu “Baykar” olacak.
Bir düşünün, Katar çölde 100 tane Baykar SMR alıyor. Pakistan 50 tane. Endonezya adalarına dağıtıyor.
Türk mühendisi tasarlamış, Türk işçisi üretmiş, Türk bayrağı taşıyan reaktörler…
Bu, sadece para değil, jeopolitik güç demek.
“Ama nükleer tehlikeli değil mi?”
En çok duyduğumuz soru bu. Cevap basit: Baykar’ın geliştirdiği 4. nesil SMR’ler pasif güvenlik sistemine sahip. Elektrik kesilse bile kendi kendine soğuyor, erime riski sıfır.
Çernobil’in olduğu 2. nesil, Fukuşima’nın olduğu 3. nesil teknolojiler değil bunlar. Bugün ABD’de bile üniversitelerin kampüsüne SMR konuluyor.
Bu bir makine değil, bir manifesto
Baykar’ın nükleer reaktör projesi, Selçuk Bayraktar’ın 2023’te TEKNOFEST’te söylediği şu cümlesinin somut hali:
“Biz artık takip eden değil, yol açan ülke olacağız.”
O gün İHA/SİHA’da söylediler, yaptılar.
Bugün nükleer reaktörde söylüyorlar.
Yarın uzayda, yapay zekâda, kuantumda da söyleyecekler.
Türkiye, 100 yıl önce “muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacağız” diye bir hedef koydu. O hedefe en yakın olduğumuz an, belki de tam şu andır.Çünkü bu kez hedefi devlet değil, bir avuç Türk genci koyuyor.
Paylaşın ki, Türkiye’nin sessiz devrimini herkes duysun.
Eşi başörtülü olduğu için ordudan ihraç edilen Komutan :
'Tunceli'de PKK ile çatışmadan geliyorum bana bir sarı zarf geldi, zarfı bi açtım ki şu yazıyor :
'' Eşinizin kıyafeti Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun olmadığı için sosyal tesislere girmesi yasaklanmıştır.."
Yeni gündem çalışmasına başlıyoruz. İsrail bu benzetmeden çok rahatsız oluyor. Bu sebeple “#nazisrael” etiketini seçtik. Yoruma birkaç cümle ile bu etiketi yazar mısınız?
📌 Ulaştırma bakanımız Sayın Abdulkadir Uraloğlu'na @a_uraloglu açık mektubumuzdur.
Başta Türk Telekom, Turkcell, Vodafone olmak üzere mobil servis sağlayıcı firmalar, Enflasyonist ortamı ve vergileri bahane ederek, son 3 yılda aylık taahhütlü paket fiyatlarını ortalama 30-50 lira seviyelerinden 1000-1200 lira seviyelerine getirdiler. ortalama %1000 artış.
TÜİK'in açıkladığı son yıllık enflasyon oranı %33.5 iken halen yıllık paket yenilemelerine %80-100 arasında zam yapılması adil midir?
Gelecek yılın Enflasyon hedefinin %25'lerin altında olduğu bir süreçte, İşçiye, emekliye, memura zam verilirken %6-5+1'lerin konuşulduğu günlerde, bu firmaların 18 aylık ortalama aylık paket fiyatlarına %80-100 arası zam yapması adil midir?
Bu sorun Türkiye de kangren bir hale gelmiş, toplumda hem hizmet kalitesinin düşüklüğü hem de fiyatlar için ciddi tepkiler var.
Lütfen konunun sokakta araştırılmasını sağlayın.
Başta alınan hizmet kalitesinin düzenlenmesi ve fiyat politikalarına lütfen bir el atarak bu fahişten öte soygun düzenine bir dur deyin.
Biz bu konunun takipçisi olacağız, sizlerden de aynı hassasiyeti istirham ediyoruz. Saygılarımızla.. @UABakanligi@tcbestepe@mfatihkacir@TCSanayi
ANAYASA AÇIKÇA İHLAL EDİLİYOR
❗Anayasamızın 138. Maddesine göre; görülmekte olan bir dava ile ilgili hiç bir organ, yasama meclisi, makam, mevki ya da kişi emir, talimat ya da tavsiye veremez; telkin ya da beyanatta bulunamaz…
Buna rağmen, Meclis’in ikinci partisinin genel başkanı ve grup başkanı; İstanbul Başsavcısını ve mahkemeleri, görülmekte olan bir dava üzerinden alenen tehdit ederek yargıyı baskı altına almaya çalışmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 138. maddesi açıktır:
👉 Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
👉Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.
👉Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.
Unutulmamalıdır ki siyasi partiler kuruluş, işleyiş ve idareleri açısından Anayasal düzene bağlıdır ve hukuki sorumluluk taşır.
Bu, siyasi parti grupları için de geçerlidir…
Eğer Anayasa’nın 138. maddesi halen geçerli ise, Anayasa’ya uymak herkesin görevi ve sorumluluğudur.
Hiç kimseye ayrıcalık tanınmamalı Anayasa’yı açık ihlalden dolayı gereği yapılmalıdır…