Arkadaşlarını ve öğretmeni delirtecek düzeyde dersin akışını bozan öğrenciyi sınıftan atıyorsun, "öğrenciyi sınıftan çıkaramazsın, bu öğrenciyi eğitim hakkından mahrum bırakmaktır" diyorlar. O öğrenciler 3 aydır öğretmenleri "yaşam" hakkından mahrum bırakıyor, onu ne yapacağız?
Şımarttığınız öğrenci ve velinin sonucudur bu. Çocuğun yanlışını uyardığımızda “seni cimere şikayet ederim” diye bu olanakları sağladığınız insanların sonucudur bu. Öğretmenleri bastırıp öğrencileri allayıp pullayıp başımıza çıkardığınız sistemin sonucudur bu. #siverek
QNB Türkiye yöneticisi Serenay Kekeç'in, Ahmet Minguzzi'nin annesi Yasemin Minguzzi'ye de defalarca kez hakaret ettiği ortaya çıktı.
— QNB Türkiye, şahıs hakkında hala bir aksiyon almadı.
⚫️ İsimleri Aynıydı, Kaderleri De Aynı Güne Yazıldı
Aynı şehirde, aynı gün…
Aynı isimle toprağa verilen iki kadın.
Öğrencisinin bıçaklı saldırısıyla hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik…
Ve cinsel istismara uğradığı için
8 yaşındaki kızıyla birlikte denizde ölü bulunan anne Fatmanur Çelik…
Biri sınıfta, görev başında.
Diğeri bir anne olarak, çocuğuyla birlikte.
İkisi de aynı ismi taşıyordu.
İkisi de aynı gün hayattan koparıldı.
Bu sadece bir isim benzerliği değil.
Bu, aynı ülkede art arda yaşanan ihmallerin, şiddetin ve korunamayan hayatların acı bir özeti.
Biz iki “Nur”u da koruyamadık.
Allah rahmet eylesin.
bu ülke, bu cesur kadını koruyamadı. bana “.bunlar çok güçlü. ölürsem çabamın amacı kalmaz. ölmemem gerekiyor. kızım için yaşamak zorundayım” demişti. ölümündeki tüm şüpheler araştırılmalı.
Bu ülkede buna nasıl engel olunamıyor hala. Bu nasıl bir şerefsizliktir nasıl bir hainliktir. Pırlanta gibi bir çocuğu öldürüp ailesine ertesi gün böyle mesaj atıyorlar bu nasıl oluyor
#SONDAKİKA
YASTIK ALTI ALTIN DÖNEMİ BİTİYOR!
ERKAN TRÜKTEN BASA BASA UYARDI: “BELGESİZ OLAN BEDELİNİ ÖDEYECEK!”**
Hak Birliği Hareketi Partisi Genel Başkanı Erkan Trükten, piyasada sessiz sedasız ilerleyen “altın kontrolü” sürecine karşı kamuoyunu çok sert ifadelerle uyardı.
Erkan Trükten, Nisan ayı itibarıyla devreye girmesi planlanan uygulamaların, yastık altı birikimi olan milyonlarca vatandaşı doğrudan hedef aldığını belirterek şunları söyledi:
“Bu bir düzenleme değil, açık bir varlık takibidir.
Belgesi olmayan altın yarın sadece sarı bir metal sayılacak.”
👉 ALTIN ARTIK ANONİM DEĞİL
Yeni sistemle birlikte:
Gram ve çeyrek altınlar QR kodlu ve bandrollü olacak
Kim aldı, kim sattı anlık olarak izlenecek
Kuyumcularda 30.000 TL üzeri nakit ödeme yasaklanacak
Sadece kart veya IBAN ile işlem yapılabilecek
👉 BELGESİZ ALTINA AĞIR FATURA
Erkan Trükten’in en dikkat çektiği nokta ise faturasız altın oldu:
Ev veya araç alırken bozdurulan altının faturası yoksa,
banka parayı sisteme sokmayabilir
“Kayıt dışı bedel” adı altında %12 ila %28 arasında kesinti kapıda
“Vatandaş biriktirdiği altını bozdururken suçlu muamelesi görecek.
Bu kabul edilemez.”
Bugün doğalgaz faturası geldi gerçekten tüketim bedeli 9836₺, devlet desteği 4439 ₺, indirimli fatura 5435 ₺.
Geçen sene maxsimum 3 bin küsür gelen fatura indirimli 5 bin küsür lira geliyor.
Soyuluyoruz!
Sabah sabah bir uyandık ki, zaten düşürüle düşürüle 30€ kadar kalan "gümrüksüz yurt dışı alışveriş" hakkımız da elimizden alınmış.
Üstüne bir iki birikim yapıp BES'e atıyorsun, onun da devlet katkısı %20'ye düşürülmüş.
Hepsi bu sabah oluyor ha, yanlış anlamayın, aylara yayılan değişiklikler değil bunlar, tek günde olup biten mevzular.
Son yılların en büyük sıkıntısını ne yazık ki "orta direk" denilen, işinde gücünde yaşayıp hayatını az şekerli devam ettirmeye çalışan kişiler/aileler çekiyor.
Bu senin, benim, bizim, hepimizin hikayesi.
Yaşanan en büyük sıkıntı şüphesiz yaşam maliyetlerinin sürekli arttığı bir ortamda gelirin sürekli erimesi ve bununla bağlantılı olarak gerçekleşen alım gücü kaybı.
Nominal maaşlar artsa bile yüksek enflasyon bir türlü dizginlenemiyor, "hadi enflasyonu düşürelim" diyerek göreve gelen ekonomi yönetiminin kaçıncı ayı oldu bu? Halen derli toplu, elle tutulur bir başarı ortalarda yok.
Üstüne, yeni iş bulan veya yeni evlenip bu sınıfa dahil olacak kişilerin eğer kendi evleri veya miras vs. yoksa, ciddi bir barınma krizi ortada. Kira ve konut fiyatlarındaki sert artış orta sınıfı ya şehrin tamamen dışına itti ya da "şehrin merkezinde, her şeye yakın" yaşamak isteyenlerin bütçesini mahvetti.
İnsanlar "en azından ekonomik sıkıntı çekmeden yaşarım" diye diye Anadolu'nun bilinmeyen kasabalarına filan göç etmeyi düşünür hale geldi.
Tüm bu kriz yeni doğan hızını bile etkiledi, Türkiye tarihinin en düşük "doğum hızını" yaşıyor. Nüfusun kendini yenileyemediği döneme girdik.
Eğer çocuk yaptıysanız da yandınız, okullar yıllık 1 milyon civarı.
"Bir şey olmaz ya, okur çalışır sınıf atlarım" diyorsun, o yollar da yavaş yavaş kapanıyor. Tatil, kültür-sanat, hobi gibi harcamalar kısılıyor.
15-20€'luk bir şeyler alayım gümrükle filan uğraşmadan gelir, ben de onlarla ilgilenirim, kafa dağıtırım diyorsun, o da olmuyor.
Ne diyelim abi, Allah kolaylık versin hepimize.