Kendini yıpratırcasına uğraşlar ve planlar insanın üzerine yüktür. Daha iyisi insanın işi değildir. Rabbin işidir. Çünkü eksikliklerden münezzeh ve kusursuz olan yalnızca O'dur. O'nun planı senin aciz planından kat be kat daha güzel ve hikmetlerle doludur.
Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım(...)" // İbrahim Suresi 7. Ayet.
Nimetin artması yalnızca daha çok mal daha çok eşya demek değildir. Aynı zamanda kalbin o nimeti fark etme ve onu görme kabiliyetinin artmasıdır.
Bunca duyguyu içimizde barındırırken, dışarı vururken, vuramazken, birçok insanla binbir türlü temas yaşarken, her gün onlarca duygu arasında geçiş yaparken insan olmak ne kadar da zor.
İçinde dönüp durduğumuz sıkıntıları genelde çözemeyiz. Çözüm onlardan sıyrıldığımızda başlar. Fakat ne hikmetse insan düşünüp durmayı sever. Sanki çözecekmiş gibi.
Hayatta basınıza gelen sıkıntılar ve darbeler hatırlatıcıdır. Amaç insanı hep aynı işkenceye maruz bırakmak değildir. Fakat çoğu kimse öyle olduğuna inanıp kendini heder eder.
Bir o kadar değişmeyen şey ve bir o kadar değişen ben, artık kavga etmiyorduk. Birimizin ötekini anlaması için içimizden birimizin değişmesi gerekiyordu. Ve şimdi, herkes birbirini anlamış olsa gerekti.
Zamana, mekana, yaşantıya paralel basiret, idrak ve olgunluk da o kadar gelişecektir. Eğer sınavı veremezsek defa defa aynı sınavlarla karşı karşıya kalırız. "Olduğumuz" kadar "varız" hayatta.
İnsana yaşına, idrakine, anlayışına ve olgunluğuna göre sınavlar gelir. Kimisi kolayken kimisi zor olacaktır. Büyüdükçe sınavlar da zorlaşacak ve karmaşıklaşacaktır. Herkesin sınavı o anki zaman ve mekanda; kapasitesi ve idraki kadar olacaktır. ⬇️
O halde "ne isek" sınavımız da o kadardır. Sınavın ne kadar zorsa idrakinin sınırları ve potansiyelin o kadar zorlancaktır. Güvenin, inancın ve bilincin de bir o derece artacaktır.