Sevgili Türkiye,
Kadıköy/İstanbul ya da Eskişehir gibi olmak istemez misiniz? Siz de bu ülkedesiniz, aynı kanunlar ve yönetim altındasınız. Şartlarınızı iyileştirmek için haydi çalışmaya, haydi eğitime, haydi okumaya, aydınlanmaya ve anlayışa, haydi medeniyete var mısınız?
Romanya ve Macaristan'da üretim maliyeti, Türkiye'deki üretim maliyetinin Avro bazında yarısı. Mısır'da Türkiye'dekinin beşte biri. Ekonomiyi global pozisyonunuza göre yönetemezseniz, taşıma su ile sonuç alamazsınız. Teşvikle hamasetle bu iş olmaz.
BYD'nin Türkiye'den Macaristan'a dönmesi, Türkiye'nin global düzlemde kaybettiği pozisyonunu da, Türkiye'de üretim faaliyeti gösteren Türk şirketlerinin dramını da apaçık belli ediyor.
Alım gücü daha yüksek olan Avrupa'da Türkiye'den daha ucuza üretilen mal, alım gücü daha düşük olan Türkiye'ye satılacak. Bu anormalliğin ekonomi yönetimindeki hatalardan kaynaklandığını ve hızla kırılganlaştığımızı gizlemek isteyenler de habire gündem değiştirip duracaklar.
80 yaşındaki bir insanı, en temel haklarını kullanabilmek için akıllı telefon kullanmaya mecbur bırakan bir ülke modern değildir.
O, kendisini inşa eden insanlara sırtını dönmüş bir ülkedir.
2026’da her hak bir uygulamaya, her hizmet bir şifreye, her ihtiyaç ise ekrana bakarak ilerleyen soğuk bir prosedüre dönüştü.
Bir yaşlıyı elinde telefonla izleyin.
Bir zamanlar taş kıran o eller şimdi doğru tuşa basmakta zorlanıyor.
Savaş görmüş gözler artık ekrandaki küçücük yazıları okuyamıyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
Onları sessizce yalnız bırakıyoruz.
Bir cihazın karşısında pes etmelerini izliyoruz.
Bu bize gerçekten insani geliyor mu?
Bizi büyüten insanlara böyle davranmak doğru mu?
Doktor randevusu için torununu arıyor.
Emekli maaşı işlemi için oğlunu bekliyor.
Fatura ödemek için komşusunun kapısını çalıyor.
Bir tahlil sonucunu anlamak için birinden yardım istemek zorunda kalıyor.
Çünkü günlük hayat artık onların hiç öğrenemediği bir dili konuşuyor.
Peki torun işteyse?
Çocuklar başka şehirdeyse?
Evde sadece sessizlik varsa?
İşte o zaman hak da ortadan kayboluyor.
Tren gişesi yok artık.
Uygulama var.
Market kasası insan değil.
Makine var.
Kimlik bile elektronik oldu.
Ama onu aktif etmek için gereken dijital doğrulama sistemi yine aynı ekrandan geçiyor.
Yani zaten zorlanan bir insanın önüne yeni bir engel daha konuyor.
Günlük yaşamın içindeki insan temasını tek tek sildiler.
Sonra da bunu bize gülümseyerek anlattılar:
“Bu sizin için bir kolaylık.”
Kimin için kolaylık?
Bir masanın arkasında oturup bu sistemleri tasarlayanlar kendilerini yenilik dahisi sanıyor.
Ama çoğu, babasını bir devlet dairesine götürmemiş insanlar.
Çoğu, annesinin bir gün sessizce:
“Ben artık hiçbir işe yaramıyorum galiba…”
dediğini duymamış insanlar.
O cümle, bizi büyüten bir ağızdan çıktığında, her yasadan daha ağır olmalı.
Ama kimse duymuyor.
Ve bu sırada binlerce yaşlı insan sağlık hakkından, emeklilik işlemlerinden, vatandaş gibi hissedebilme onurundan vazgeçiyor.
Çünkü önlerine dijital bir kapı koyuldu.
Ve onlar o kapıyı açamıyor.
Bizden önce gelenleri geride bırakmak ilerleme değildir.
Teknoloji destek olmak için vardı.
İnsanların sağlık, saygınlık ve temel haklara ulaşabilmek için geçmek zorunda olduğu bir sınav olsun diye değil.
Ama sistem başka bir şeyi seçti:
İnsanlığı değil verimliliği…
İnsanı değil algoritmayı…
Ve en çok dinlenmesi gereken insanlar şimdi sessizce bir köşede kaldı.
Bir şifreyi hatırlayamadıkları için.
Bir gün sıra bize de gelecek.
Bir gün biz de geride kalacağız.
Ve o zaman şunu geç fark edeceğiz:
Hiçbir uygulama, uzatılmış bir insan eli kadar değerli değildir.
Alıntı
FELÇLİ KADININ BAKICISI İSTEMEDİ DİYE ÖTANAZİ İSTEMİŞLER!
Adı Arap…
Yıllarca bir evin balkonunda, tek gözü görmeden, kilolu bedeniyle hayata tutunmaya çalıştı.Sonra bir gün…
Bakıcısı istemediği için kapının önüne bırakıldı.
Bir can, bir eşya gibi.Ötenazi için kliniğimize getirildi…
Ama biz ötenazi yapmıyoruz.
Çünkü her canın bir şansı, bir umudu, bir yolu vardır.Arap kaçamaz, yükseğe çıkamaz, sokakta yaşayamaz…
Ama sevgiyle yaşayabilir.
Güvenle, sıcak bir yuvayla, merhametle yaşayabilir.Şimdi onun için korunaklı, güvenli, sevgi dolu bir yuva arıyoruz.
Çünkü Arap’ın hikâyesi burada bitmeyecek.
Bir kapı kapandı ama bir kalp açılırsa hayatı tamamen değişecek.Sahiplendirme yeri:
Kadıköy Ata Veteriner Kliniği
0534 637 52 67
İstanbul / Kadıköy
Hussam Ebu Safieh, "İsrail'in rehineler için ölüm cezası" ile öldürülecek olan Filistinli doktorlardan biridir (diğer 95 doktor arasında).
Onu öldürmelerine izin verme.
Bunu yeniden yayınlayın.
Yol kenarında tek başına ağlarken bulmuş arkadaşım. Bahçede yeni doğum yapmış anne var 7 bebesiyle ve bunu barındırmıyor dövüyor.
2 aylık dişi acil yuva lazım bebişe
İSTANBUL
CHP gençlikteki arkadaşlar. İçeriden bilgidir. KK sosyal medyaya bakmıyor, telefonu kullanmıyor, hakkında söylenenlerin binde birini duyması bile delirtmiş onu. Spreyleri alın yol güzergahındaki her duvara HAİN KEMAL yazın. Tertemiz sonuç alırsınız. Herifin bişeyden haberi yok.