Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV yayınını oturup yeniden izliyorum. Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının tutuklanmasını resmen iktidardan daha çok savunuyor, operasyonların siyasi olmadığını ifade ediyor. Hatta Akın Gürlek’ten daha çok savunuyor. Sanki bu operasyonlar bağımsız yargı’nın operasyonuymuş gibi algı yaratıyor. Kendisine savcı rolü biçmiş. İtirafçı ifadelerini bile doğru kabul ediyor. Bir kişi çıkıp “ben buna para verdim” diyorsa Kılıçdaroğlu için bu yeterli. Arınacağız deyip, belediye başkanlarını peşinen mahkum ediyor. Ama baktığınızda dosyaları hiç okumamış bile. Hukukçu olmadığını söylüyor ama insanları peşinden mahkum etmesi biliyor. Açıkça belediye başkanlarının rüşvet almadığını ispat etmesini bekliyor. Masumiyet karinesini hiçe sayıyor. İnsanlar cezaevinde çürütülürken Kılıçdaroğlu’nun yaptığı koltuk hırsından öte saf kötülük.
Bir tarafta özel bir maç için sadece bir saatlik (!) mesafeye özel uçakla giden futbolcular, diğer tarafta tarafta 10+ saatlik Amerika seferine tıklım tıklım dolu uçakta buldukları boş koltuklara dağıtılan voleybolcular.
Bir tarafta 48 takım arasına girdi diye şımartılan erkekler diğer tarafta şampiyonluk üstüne şampiyonluk kazandıkları halde duruşları yüzünden eleştirilen kadınlar.
Başarıyı değil, şımarıklığı ödüllendiriyoruz!
Özgür Özel, Burdur'da konuştu:
"Bunlar dediler ki ‘Biz Ekrem’i içeri atarız, bunlar onu orada unutur. Yolumuza bakarız.’ Öyle olmadı. Biz hiçbir arkadaşımızı, ne Ekrem Başkanı ne de diğer belediye başkanlarımızı unuttuk
‘Sıra Mansur Yavaş’a gelir, onu karalarız. Onunla uğraşırız. Korkuturuz, bunlar kendi aralarında, Mansur Yavaş, korkar gider. Özgür Özel fırsat bilir. Birbirlerine düşerler, biz yolumuzu yürürüz.’ Öyle de olmadı
Ekrem Başkanımız da başımızın üstünde, Mansur Başkanımız da başımızın üstünde"
https://t.co/rduIe13MWc
Futboldan anlamam ama insan davranışından anlarım. Voleybolcu kadınlara şampiyonluktan sonra esirgenen desteği, ortada hiçbir başarı yokken futbolculara verenler bu sonucu hazırladı. Devletin de, markaların da, halkın da buradan çıkaracağı ders açık: Önce performans, sonra ödül. Önce başarı, sonra alkış.
Davranışbilimin temel kuralı şudur: Ödüllenen davranış devam eder! Türkiye olarak futbolda yıllardır devletiyle, markasıyla, taraftarıyla vasatlığı ödüllendiriyoruz.
Gazeteci Alican Uludağ’dan Kemal Kılıçdaroğlu yorumu;
“Kılıçdaroğlu’nun yaptığı koltuk hırsından öte saf kötülük”
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV yayınını oturup yeniden izliyorum.
Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının tutuklanmasını resmen iktidardan daha çok savunuyor, operasyonların siyasi olmadığını ifade ediyor. Hatta Akın Gürlek’ten daha çok savunuyor.
Sanki bu operasyonlar bağımsız yargı’nın operasyonuymuş gibi algı yaratıyor. Kendisine savcı rolü biçmiş. İtirafçı ifadelerini bile doğru kabul ediyor.
Bir kişi çıkıp “ben buna para verdim” diyorsa Kılıçdaroğlu için bu yeterli. Arınacağız deyip, belediye başkanlarını peşinen mahkum ediyor.
Ama baktığınızda dosyaları hiç okumamış bile. Hukukçu olmadığını söylüyor ama insanları peşinden mahkum etmesi biliyor. Açıkça belediye başkanlarının rüşvet almadığını ispat etmesini bekliyor. Masumiyet karinesini hiçe sayıyor.
İnsanlar cezaevinde çürütülürken Kılıçdaroğlu’nun yaptığı koltuk hırsından öte saf kötülük.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
DEM Parti lider kadrosu, İmralı süreci demokratikleşme ve toplumsal barış yönünde ilerlememesine rağmen iktidarı eleştirmek yerine ısrarla muhalif kamuoyuyla kavga etmeyi tercih ediyor. Oysa iktidarın süreçle ilgili eleştirilmesi ve hesap sorulması gereken çok yanı var: Süreç başladığından beri onlarca CHP’li belediye başkanı ve yönetici hapsedildi; DEM’e yönelik kayyım uygulamaları sona ermedi; Kürt siyasetçiler serbest bırakılmadı. Bir yıl öncesine göre Türkiye çok daha otoriter bir ülke haline geldi.
Otoriter bir rejimde, şeffaf yürütülmeyen müzakerelerin kamuoyunda tepki çekmesi şaşırtıcı değil. @DEMGenelMerkezi, muhalif kamuoyunun haklı kaygı ve eleştirilerini görmezden gelip, seçmenlere açıkça hakaret ederek kendisini yalnızlaştırıyor ve daha fazla tepki topluyor.
Son kertede, rejim otoriter olduğu için DEM Parti iktidardan bir şeyler koparmanın kendisi adına doğru strateji olduğunu düşünebilir. Ancak parti kamuoyunda marjinalleştikçe, iktidarla pazarlık şansı azalıyor. Güçlenmesine yardımcı olduğu bu iktidar diğer muhalif aktörleri susturduktan sonra onu da vurabilir.
Süreç devam etsin diye her eleştiriyi bu şekilde yaftalayan Kürt siyasetçi, gazeteci ve yorumcular kendi hareketlerine de fayda sağlamıyorlar.
Kemal Kılıçdaroğlu, iktidar yargısına yaslanarak CHP’de kaybettiği koltuğa dönmeye çalışıyor. Bunun utanç verici olduğunu bildiği için de kameralar önünde savunamıyor. 2017’de ‘bu ülkede adalet yok’ diyerek Ankara’dan İstanbul’a yürüyen adam, bugün Erdoğan’ın muhalefet bakanı olmak uğruna tüm kariyerini tüketiyor.
2023 seçimleri @kilicdarogluk koltuğunu korusun diye kaybedildi, şimdi de ayakta kalmaya çalışan muhalefete son darbeyi vuruyor. Bir insan için ne kadar küçük düşürücü bir final.
Aylardır Türkiye’nin bir rejim değişikliği sürecine girdiğini ve AKP ile MHP arasında bu konuda hiçbir görüş ayrılığı olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Cumhur İttifakı, sandık dışındaki tüm demokratik kanalları kapattı; artık sandık yoluyla değişimi de ihtimal dışı hale getirmeye çalışıyor. Bu hedefte karşısına çıkan İmamoğlu ve CHP’yi bertaraf edene kadar durmayacaklar.
CHP, böyle bir iktidarla MHP’yi yanına çekme ve DEM’i yanında tutma umuduyla, neredeyse önkoşulsuz şekilde komisyona girdi. Bu kararın çok riskli olduğunu ve süreci değiştirmeyeceğini haftalardır yazıyorum. Evet, AKP ve MHP arasında Erdoğan sonrası Türkiye’nin dizaynı konusunda görüş ayrılıkları olabilir; ama bu çatışma rejimin niteliğine dair değil.
CHP’nin MHP’yi yanına çekebileceği, Bahçeli üzerinden operasyonu durdurabileceği fikri bir fantazi. Bu söylem, bazı çevrelerin İmralı sürecini devam ettirmek için yaydığı bir kurgu. Bu kurguyu dillendirenler, muhalif çevreleri manipüle ediyor ve muhalefetin elindeki son direnme fırsatını da tüketiyor. Bunun vebali büyük.
DEM eş genel başkanı Tuncer Bakırhan, kurumsal olarak CHP'yi desteklerken, muhalif kamuoyuna karşı eleştirel hatta yer yer kırıcı bir dil kullanıyor.
Bence yanlış yapıyor
Toplumun büyük bir kısmının kafasında soru işaretleri var ve kırarak dökerek dinlemeyerek Türkiye demokrasiye doğru temiz bir başlangıç yapamaz
Türkiye'de yaşayan herkesin öncelikli çıkarı bir an önce hukukun üstünlüğünün tesis edildiği, rövanşizmin sona erdiği ortalama bir demokrasiye dönüştür
LGS skandalı patlar eğitim bakan sıfır sorumluluk, oteller yanar kül olur; turizm bakanı sıfır sorumluluk, yenidoğan bebek skandalı; sağlık bakanı sıfır sorumluluk, Çorlu faciası; ulaşım bakanı sıfır sorumluluk, Soma; enerji bakanı sıfır, abicim sizin sorumluluk alanınız nedir?
LÜTFEN HERKESE ULAŞTIRIN!
MEHMET MURAT ÇALIK ÖLÜME SÜRÜKLENİYOR!
Adli Tıp Kurumu’nun kararıyla Mehmet Murat Çalık, tüm tahlil ve tetkiklerin tekrar yapılması için hastaneye sevk edildi!
#SONDAKİKA#MehmetMuratÇalıkSerbestBırakılsın
15 Temmuz, nasıl halkın iradesine yapılan bir darbeyse; 19 Mart da ondan farksızdır.
Şu anda bir darbe sürecindeyiz. Erdoğan rakibine darbe yaptı, onu hapiste tutuyor.
Biz de bu darbeye karşı direndik, direniyoruz, direneceğiz!