seyahatlerin kazandırdığı en sevdiğim özellik, esneklik. yol size “olmazsa olmaz” pek çok şeyin “olmasa da olur” olduğunu öğretiyor. “yapamam edemem”ler “nasıl yapabiliriz”e dönüşüyor. ben bu özelliklere zaten sahip olduğumu düşünüyordum, değilmişim. belki yeni yeni kazanıyorum. bellllki.
okumadığı kitabı okumuş gibi yapmakta mahirleşmiş iki dostun okumadıkları kitap üzerine sohbet ettiği, kitabı okumamış izleyiciler tarafından oylama marifetiyle bu iki dost arasından gerçek sahte entelektüelin seçileceği bir youtube formatı üzerinde çalışıyorum.…
Güzel şehirler vardır... Şık cafeler, klas mekânlar, çarpıcı parfümler, nefis menüler, içeriği dolu dolu kitaplar, sağlam soundu olan müzikler... İyidir, hoştur, güzeldir, derindir, kalifiyedir, yok yoktur. Ama bir türlü yakın, benzer, benden, "hemdem", ruhdaş bulamazsınız ya ruhunuza. Ve bazı şeyler da öyle şahane, über, havalı vasıfları ve kudreti olmadan bile, küçücük şeylerle dahi cânınıza, ruhunuza, çok yakın gelir ve tesir eder ya.
İşte insanlar da tıpkı böyle.
Powerpointi 6’lı çıktı alıyorduk, sürekli kırtasiyeye gidiyorduk…. Bu tweetleri gördükçe acayip hissediyorum, mezun olalı 7 yıl oldu. Dünyada teknoloji döngüsü o kadar hızlı ilerliyor ki 5-6 yıllık mevzularla seni dinazor hissettirebiliyorlar.