Teknolojiden kaçmak ne mümkün ne de gerekli. Mesele, teknolojinin efendisi mi yoksa kölesi mi olduğumuz. Telefon bizim için bir alet mi, yoksa biz telefonun bir uzantısı mıyız? Bu sorunun cevabını her gün yeniden vermek zorundayız.
Birkaç mütevazı tavsiyem olacak.
👇👇👇👇
Birincisi, ‘kutsal’ boşluklar oluşturun. İhlal etmeyeceğiniz. Günün belli saatlerini, evin belli köşelerini ekranlardan arındırın. Sofra, yatak odası ve sabahın ilk saati; bu üçü ekransız kalsın. Sabah uyanır uyanmaz telefona bakan insan, gününü başkalarının gündemiyle açmış olur. Oysa günün ilk saati, insanın kendisine ait olmalıdır. Dinginlik ve sessizlik, günün en iyi başlangıcıdır.
İkincisi, yavaşlayın. Bir şeyi yavaş yapmak, ona saygı duymaktır. Yürüyün, elinizle yazın, kâğıttan okuyun, bir sohbette telefonu masaya değil çantaya koyun. Bir işi bitirmeden diğerine geçmeyin. Beynimiz aynı anda birçok şey yapıyor gibi görünür ama aslında dikkat hızla dağılır. Tek bir şeye kendimizi bütünüyle vermek, ruh sağlığının özü.
Üçüncüsü, bedeninizi hayata geri çağırın. Toprakla, suyla, ağaçla temas edin. Bir komşunuzun kapısını çalın. Bir hastayı ziyaret edin. Bir çocukla oyun oynayın. Bunların hiçbiri ekranda olmaz ve bunların hiçbiri paylaşılmak zorunda değildir. Görülmeden yaşanan hayat, en sahici hayattır.
Dördüncüsü, can sıkıntısına izin verin. Beklerken, yürürken, kuyrukta dururken telefona uzanmayın. O küçük boşluklar, ruhun kendini onardığı anlardır. Tefekkür, hayal kurma ve dua bu boşluklarda doğar. Bütün boşlukları dolduran bir hayatta hiçbir şey için yer kalmaz.
Ve nihayet, kendinize niçin diye sorun. Elinize telefonu her aldığınızda, "bunu neden yapıyorum" diye sorun. Bir amaç için mi, bir kaçış için mi? Çoğu zaman ekrana bir şeyden kaçmak için sığınırız: yalnızlıktan, kederden, kendimizle yüzleşmekten. Oysa kaçtığımız şey, bizi bekleyen şeydir.
Dijital çağda huzur, bağlantıyı kesmekte değil, asıl bağlantıyı hatırlamaktadır. Hepimiz çok büyük bir bütünün parçalarıyız. Kalbin dijital gürültüye direnişi, aslında kalbin kendi sahibine ve tamlığa dönüşüdür.
Soykırımcı İsrail’in içinde vicdan ve merhamet taşıyan insanlığa yaptığı en büyük kötülüklerden biri, insanlığı böylesi korkunç bir vahşete alıştırmasıdır.
Daha dün enkaz altından, aralarında yetmiş masum çocuğun da olduğu 100 şehidin naaşına ulaşıldı. Böylesi bir katliamın bile haber ve gündem değerini kaybetmesi; zulmün nasıl sıradanlaştırıldığını ve insanlığın vicdanının nasıl köreltildiğini gösteriyor. İnsanlık adına bundan daha korkunç ne olabilir?
Gazze’de enkazların altında çocuk bedenleriyle birlikte her gün insanlık da can çekişiyor. Bugün onları hiç değilse hatırlamak, yaşananları duyurmak ve o mazlumları unutturmamak insani olduğu kadar İslami de bir sorumluluktur. Çünkü zulme karşı söz söylemek, en azından onu görünür kılmak ve unutulmasına izin vermemek de hepimiz üzerinde bir borçtur.
Yarın mazlumların karşısında, gördüğümüz hâlde sustuklarımızla da hesaba çekileceğiz. Ve bu sessizliğin vebali çok ağır olacaktır.
Rabbimiz, bir an önce bütün insanlığı bu ağır vebalden halas eylesin. Mazlumlara sabır, güç ve nusret ihsan buyursun.
Kendini polis, savcı, hakim yerine koyan program. Hala yayında olması ciddi soru işareti? Ancak ücretli ve şifreli yayınlarda olması gereken bir programın genel izleyiciye bu kadar pervasız bir şekilde yayınlanması ayıp.
Rahmetin yeryüzüne iniş sebebi olan çocuklar katledilmişse, bundan sonra inecek olan rahmet olmayacaktır.
“Beşikteki bebeleriniz, beli bükük ihtiyarlarınız olmasa üzerinize bela yağardı.”
Artık ikisi de yok!
İnecek olan belli!
Allah'ım ne çok yoruldular.
Allah'ım ne çok üzüldüler.
Allah'ım sana sıgınırız,
Gazze'yi feraha çıkar.
Gazze'yi feraha çıkar.
Gazze'yi feraha çıkar.
#NoFlourinGaza
Büyük özveri ve cesaretle hazırlanan bir TRT yapımı 🎥
İşgalci Yahudi yerleşimcilerin Filistinlilere karşı gerçekleştirdikleri vahşeti, tanıkların ve faillerin gözünden insanlığa duyuran “Kutsal İşgal (Holy Redemption) Filistin Topraklarını Gasbetmek” belgeseli, bu akşam 20.00’de ortak yayınla TRT 1, @trt2tv, @TRTBelgesel, @trtturk@trtavaz’da; 21.00’de @trthaber’de.
#HolyRedemption
#TRTWorld
israil ordusu tarafından sürgün edilen Gazze’deki masumların ne yeri ne de yurdu kaldı.
İnsanlık dışı bu muameleler hakkında paylaşım yapmana dahi izin verilmiyor. Gerçeği ifade etmene bile müsaade edilmiyor.
İsrail ve arkasına aldığı Batı medeniyetinin mazlumları görmek istediği yer bu.
Mazlumlara reva görülene bakarak karar verilmeli. Sahte şefkati ve güçlüyü koruyan demokrasisiyle göz boyayan batının peşine takılmak yerine, merhamet ve adalet değerleri ile dünyayı kucaklayan kadim medeniyetimizin izlerini takip etmek bizi daha güçlü kılacak.
Kıymetli Cumhurbaşkanımız @RTErdogan’ın millet sevdasını ve ülkemizin kalkınmasına yaptığı muazzam katkıları karalama girişimlerine geçit vermeyeceğiz.
Milletimizin lideri ve tüm mazlumların umut ışığı olan Cumhurbaşkanımızın yanındayız.
Onun önderliğinde güçlü ve müreffeh bir Türkiye için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz.
#ErdoğanınYanındayız
İsrail’in NAZİ kafalı Dışişleri Bakanı Katz’ın Devletimizi ve Cumhurbaşkanımız Sn Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan açıklaması bir soykırımcı katilin hezeyanıdır.
Soykırımcı hükümetin Dışişleri Bakanı olan Katz, demokrasi ve özgür dünya adına konuşabilecek son kişi bile değildir.
Cumhurbaşkanımızın izlediği Filistin politikası, özgür dünyanın gerçek iradesidir. Özgür dünyanın gür sesi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır.
Nazilerin ve katillerin sesi ise Netanyahu ve Katz gibilerdir.
Netanyahu hükümeti, işledikleri soykırım suçları nedeniyle er ya da geç yargılanacaktır.
Buraya bak, katil ruh hastası!
Sen Recep Tayyip Erdoğan’ın ismini, masumların kanını emdiğin o kirli ağzına aldıkça biz kendisini daha fazla desteklemeye, daha kararlı bir şekilde arkasında durmaya devam edeceğiz.
Sizin gibi eli kanlı soykırımcı katillerden Sayın Cumhurbaşkanımızın da ülkemizin de öğreneceği tek bir şey yoktur!
Filistinli kardeşlerimize yönelik işlediğiniz katliamların, uyguladığınız bu rezil soykırımın hesabı elbet bir gün sorulacak!
Israel Katz’ın, Dışişleri Bakanlığı yapmak yerine, ülkemizi ve Sayın Cumhurbaşkanımızı kendi hezeyanlarına sürekli konu etmesi tam bir hastalık halidir.
Kabinedeki varlığı, iftira ve yalan kusma saplantısından ibaret olan bu şahıs soykırımcı Netanyahu Hükümeti’nin hadsizlik ve arsızlık abidesidir.
Siyonist katiller Gazze'deki her yirmi Filistinliden birini katletti yahut yaraladı. Bu kıyımın yankıları asırlar boyu sürecek ve İsrail için mutlaka bir bedeli olacaktır. Bugün değilse yarın.
#getoutofrafah