Akdeniz’de, özellikle Kıbrıs Adası’nda bir fitne ateşinin yakılmak istendiğini görüyoruz; bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Çok açık söylüyorum:
Eğer Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türkü’nün hak ve hukukuna kastedilirse cevabımız çok net olur, çok da sert olur.
Kûtü’l Amâre Zaferi, Çanakkale destanımızla birlikte milletimizin mücadele azmini ve ordumuzun kurmay zekâsını ortaya koyan muhteşem bir askerî başarı hikâyesidir.
Bu zafer, ayrıca sık sık altını çizdiğimiz Türk-Kürt-Arap ittifakının ne kadar stratejik olduğunu bizlere yeniden hatırlatmaktadır.
Tarihimizin iftihar vesilelerinden biri olan Kûtü’l Amâre Zaferimizin 110’uncu yıl dönümünde, Selman-ı Pak ve Kut çarpışmaları başta olmak üzere Birinci Cihan Harbi’nin tüm cephelerinde kahramanca mücadele eden askerlerimizi rahmetle yâd ediyorum.
Şanlı tarihimiz boyunca ila-yı kelimetullah uğrunda feda-i can eyleyen aziz şehitlerimizi tazimle anıyor; Rabb’im cümlesinin ruhunu şad, mekânını inşallah cennet eylesin, diyorum.
Bu ülkenin tüm çocuklarına bir sözümüz var:
Onların inşallah vatandaşı olmaktan gurur duyacakları güvenli bir ülkede yaşamalarını temin edeceğiz.
Yüreği yaralı annelerimiz için, bu ülkenin gözleri umutla parlayan çocukları için inşallah bu sorunu büyümeden hal yoluna koyacağız.
Gelin siyasi fırsatçılığı bir yana bırakın, selden kütük kapma hesabını terk edin, bari bu hassas dönemde Ankara merkezli siyaset yapmayı deneyin.
Hükûmetimizin Türkiye’yi etrafını kuşatan bu ateşten koruma çabalarına madem destek olmuyorsunuz, en azından köstek olmayın.
Orta Doğu coğrafyasının tıpkı bir asır evvel olduğu gibi yeniden ameliyata alınmasını, ameliyat masasına tekrar yatırılmasını kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz.
Türkiye; İran krizinde hakkın, adaletin, uluslararası hukukun, barışın ve istikrarın tarafındadır, çatışmaların diyalog yoluyla çözülmesinden yanadır.
İlk günden itibaren yoğun bir diplomasi trafiği içindeyiz.
Daha fazla büyümeden krize bir çıkış yolu bulabilmek amacıyla şimdiye kadar 16 liderle görüşmemiz oldu.
Dışişleri Bakanımız, aynı şekilde 50’nin üzerinde telefon görüşmesi yaptı.
Millî Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız, MİT Başkanımız ve diğer arkadaşlarımız muhataplarıyla sürekli temas halindeler.
Başta Hazine ve Maliye, Enerji, Ulaştırma, Tarım olmak üzere bakanlarımız kendi görev alanlarıyla ilgili konuları hassasiyetle takip ediyor.
Krizin özellikle ekonomik etkilerini asgari düzeyde tutmak için dinamik bir süreç yönetimiyle gerekli tedbirleri alıyoruz.
Birlik Vakfımızın kuruluşunun 40’ıncı yılı münasebetiyle tertiplenen buluşmamızın hayırlara vesile olmasını Rabb’imden niyaz ediyorum.
Birlik Vakfımıza, Millî Türk Talebe Birliğimize, organizasyonun icrasında emeği geçen her bir kardeşime canıgönülden teşekkür ediyorum.
Benim de kurucuları arasında yer aldığım Birlik Vakfı, özellikle eğitim ve kültür alanında 40 yıldır mühim bir misyonu hamdolsun başarıyla yerine getiriyor.
50 ilimizdeki 55 şubesiyle barınma hizmetlerinden burs desteklerine, bilim, kültür ve sanat faaliyetlerinden yabancı dil kurslarına kadar oldukça geniş bir yelpazede gençlerimizin elinden tutuyor, onları yarınlara hazırlıyor, istikbalimizin güvencesi olan genç arkadaşlarımıza rehberlik ediyor.
Konferanslarıyla, panelleriyle, matbu ve dijital yayın faaliyetleriyle, farklı ihtisas alanlarındaki 20’yi aşkın komisyonuyla Birlik Vakfımız; ilim, kültür ve irfan hazinemizi maziden atiye ulaştırıyor.
Bu çatı altında ter döken, “halka hizmet Hakk’a hizmettir” düsturuyla geceyi gündüze katan, ailesinden fedakârlıkta bulunarak burada Allah rızası için koşturan her bir kardeşime şükranlarımı ifade ediyorum.
Füzelerden tüfeklere, insansız araçlardan roketlere, deniz toplarından elektronik harp sistemlerine savunma sektörümüzün tamamında büyük bir dinamizm var, üretkenlik var, maşallah heyecan ve gayret var.
Bugün Türkmenistan’da gerçekleştirdiğimiz Uluslararası Barış ve Güven Forumu’nu, Türkiye’nin de ortak sunucu olduğu Birleşmiş Milletler 2025 Uluslararası Barış ve Güven Yılı bağlamında çok anlamlı buluyoruz.
Bağımsızlığından bu yana büyük bir iktisadi ve beşerî kalkınmayı gerçekleştiren Türkmenistan’ın her başarısıyla övünüyor, seviniyoruz.
Yatırımlar, ticaret, enerji, savunma ve daha nice alandaki girişimlerle sürdürdüğümüz çalışmalarımızı beşerî ilişkilerimizle taçlandırıyoruz.
Küresel ölçekte belirsizliklerin, çatışmaların ve kırılganlıkların arttığı bir dönemde uluslararası diyalog, iş birliği, güven ve barışın tesisi için elimizi taşın altına koymamız gerekiyor.
Türkiye olarak tarihimizin, coğrafyamızın ve medeniyetimizin bize yüklediği mesuliyet bilinciyle barış ve diyaloğun hâkim kılınması için var gücümüzle çalışıyoruz.
Komşularımızla iyi ilişkiler tesis etmek suretiyle çevremizde bir barış ve güvenlik kuşağı oluşturmanın gayreti içindeyiz.
Kadim bağlara ve karşılıklı saygıya dayalı ilişkilere sahip olduğumuz kuzey komşularımız Rusya ve Ukrayna arasında süren savaşın sona ermesi en samimi temennimizdir.
2803 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararının kalıcı barış ve Gazze’nin yeniden imarı açısından da bir fırsat olmasını diliyoruz.
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en fazla sayıda silahlı çatışmaya şahit oluyoruz.
Böyle bir ortamda Türkmenistan’ın tarafsızlık ilkesi doğrultusunda önleyici diplomasi, barış, güvenlik ve kalkınmanın tesisine yönelik çabalarını gönülden destekliyoruz.
Bu vesileyle Türkmenistan’ın daimî tarafsızlığının 30’uncu yılını canıgönülden tebrik ediyorum.
Tarafsızlık Bayramı münasebetiyle Türkmen halkını yürekten selamlıyorum.
CHP Genel Başkanı, köşeye her sıkıştığında ya topu taca atıyor ya saldırganlaşıyor ya da saçmalıyor.
Yine aynısını yapmış, haddini de aşarak Sarıkamış’ta şehit düşen rahmetli dedemizin bir asır önce nerede olduğunu sormuş.
Gençlik Kollarımız da bu siyaset acemisine hak ettiği cevabı vermiş.
İstanbul halkının kaynaklarını yağmalayan suç örgütüne posta güvercinliği yapmayı marifet zanneden bu şahıs için daha fazla nefes harcamayı israf görüyor, Allah’tan kendisine akıl ve izan vermesini niyaz ediyorum.
Türkiye ile Macaristan arasındaki Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyinin 7’nci toplantısı vesilesiyle Macaristan Başbakanı, değerli dostum Sayın Viktor Orban ile heyetini İstanbul’da misafir etmekten memnuniyet duydum. 🇹🇷🇭🇺
Bugünkü görüşmelerimizde ikili ilişkilerimizi gözden geçirmekle kalmayıp enerji, ulaştırma, ticaret, savunma ve kültür gibi alanlarda iş birliğimizi daha da geliştirme irademizi teyit ettik.
Havacılıktan güvenliğe, teknolojiden kültür ve eğitime münasebetlerimizin ahdi zeminini güçlendirecek muhtelif belgelerin imzasını gerçekleştirdik.
Bugün ayrıca ikili ve küresel meselelerin çok daha kurumsal bir şekilde ele alınmasına imkân verecek Ortak Planlama Grubunun Dışişleri Bakanlarımızın başkanlığında kurulmasını kararlaştırdık.
Bu istişare formatlarının iş birliğimizin güçlendirilmesine ilave katkılarda bulunacağına inanıyorum.
Sayın Orban’la belirlediğimiz 6 milyar dolar ticaret hacmi hedefimize ulaşmak üzereyiz.
Aramızdaki güçlü ticaret potansiyelini dikkate alarak hacim hedefimizi 10 milyar dolar olarak güncellemeyi görüştük.
Savunma sanayisi alanında somut projeler üzerinden ilerlettiğimiz ortaklıklarımızın ticaret ve yatırımlara müspet etkilerini de görüyoruz.
Avrupa’da değişen güvenlik koşulları dikkate alındığında savunma sanayisi iş birliğimizi daha da ileri seviyelere taşıyacak, ortak üretimi de öngören projeleri değerlendiriyoruz.
Macaristan’ın Türk Devletleri Teşkilatımızın çalışmalarına yaptığı katkılardan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum.
Geçtiğimiz Mayıs ayında, Macaristan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen gayriresmî zirvemiz, Avrupa Birliği sınırları dâhilinde yapılan ilk Türk dünyası zirvesi olması nedeniyle tarihî bir toplantı olmuştu.
Stratejik hedefimiz olan Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecinde Macaristan’ın yapıcı katkılarını ve güçlü desteğini sürdüreceğine eminiz.
Son 23 senede “Engelsiz Bir Türkiye” için çok güçlü adımlar attık, çok önemli atılımlar yaptık.
Bunu da engelli vatandaşlarımızı himaye edilmesi gereken kişiler olarak değil; bu ülkenin eşit, onurlu, üretken ve güçlü bireyleri olarak gördüğümüz için yaptık.
Bir dönem toplu iğne dahi üretemeyen bir ülkeyi dünyanın en büyük 17’nci, Avrupa’nın en büyük 7’nci ekonomisi haline getirdik.
Savunma sanayisinde bir zamanlar %80 oranında dışa bağımlı olan Türkiye, bugün bu alanda dünyanın imrenerek takip ettiği bir seviyeye yükseldi.
Sadece ekonomide değil, demokraside de zihniyet dönüşümü gerçekleştirdik.
1940’lardan itibaren siyasete musallat olan faşizan zihniyet yerine millî iradenin gerçek manada egemen olduğu yönetim modelini ülkemize kazandırdık.
Şunu büyük bir gururla ifade etmek istiyorum:
Bugün Türkiye emin, ehil, dürüst, çalışkan kadroların riyasetinde her alanda son asrın en başarılı, hizmet ve eser noktasında en üretken yıllarını yaşıyor.
İnşallah hiç kimsenin, dâhilî ve haricî hiçbir bedhahın, emperyalistlere taşeronluk yapan hiçbir odağın bu kutlu yürüyüşe ket vurmasına izin vermeyeceğiz.
Bugün ilk teslimini yaptığımız Altay tanklarımızın Peygamber Ocağı kahraman ordumuzun güç ve caydırıcılığına katkı yapmasını temenni ediyorum. Hayırlı, uğurlu olsun.
Risk ve tehditlerin asimetrik biçimde arttığı bu dönemin farkına en erken varan ülkelerden biri Türkiye olmuştur.
Son 23 yılda savunma sanayisi, diplomasi ve güvenlik başta olmak üzere attığımız adımlarla Türkiye’yi göz ardı edilemez bir ülke haline getirdik.
Mazlumun zalime boyun eğmediği, güçlünün güçsüzü ezmediği adil bir dünya için diplomatik, askerî, siyasi, ticari ve ekonomik tüm imkânlarımızı seferber ettik.
En sıkıntılı zamanlarında dostlarımızın yardımına koştuk, kardeşlerimizin yaralarını sardık, Türkiye’ye nerede ihtiyaç duyulduysa imkânlarımız ölçüsünde elimizden geleni hiçbir bagaj taşımadan yapmaya gayret ettik.
Bununla birlikte muhannete muhtaç olmamak için de kendi teknolojimizi kendimiz üretmeye başladık.
Savunma sanayisinde devletimizin desteği özel sektörün dinamizmiyle birleşince hamdolsun son yıllarda büyük bir ivme yakaladık.
İHA’larımızla, SİHA’larımızla, son teknolojiye sahip hava, kara ve deniz araçlarımızla destan yazmaya devam ediyoruz.
Artık takip eden değil, takip edilen bir devletiz.
Modern silah sistemlerinden kompleks koruma paketlerine, sürüş destek modüllerinden elektronik harp altyapısına kadar her hamlesi, her ürünü merakla beklenen bir ülkeyiz.