Roy Keane on Turkey losing 2-0 to Australia national soccer team in their World Cup opener:
🗣️ “I don't want to hear excuses. Before the match, everyone was talking about Turkey as if the three points were already in the bag. Well, football doesn't care about predictions.
Australia looked like a team playing for their lives. Turkey looked like a team waiting for something to happen. That's the difference. One side competed, the other side expected.
What annoys me most is the attitude. You can forgive mistakes. You can forgive missed chances. But you cannot forgive a lack of urgency at a World Cup.
Australia won the physical battle, the mental battle, and in key moments they won the football battle too. That's embarrassing if you're Turkey because they were supposed to be the team making the statement tonight.
Some players will look at the tactics, some will blame luck, and some will point fingers elsewhere. Nonsense. Start by looking in the mirror. World Cups are not won by talent alone.
The harsh reality is this: Australia arrived believing they could win. Turkey arrived believing they should win. One mindset creates history. The other creates headlines like this.”
Geçmişte dinin ahlakın tartışmasız temeli olduğu ve din olmadan ahlakın var olamayacağı düşünülmekteydi. Örneğin Dostoyevski, "Tanrı yoksa her şeye izin verilir" diyerek bu bağımlılığı savunmuştur. Ancak günümüzde bu varsayımın geçerliliğini yitiriyor ve dinin ahlak için "ne gerekli ne de yeterli" olduğu iddiası ağırlık kazanıyor.
Özellikle son zamanlarda hiç bir dine inanmayan ama inancı olduğunu iddia eden (PEW araştırma şirketi bunları unaffiliated ve otherness kategorize ediyor) insanlar dindarlar gibi her türlü ahlaki değerlere inandıklarını söylüyorlar.
Dünya yolsuzluk endeksi de Seküler ülkelerde yolsuzluğun daha az olduğunu gösteriyor.
https://t.co/HmOgHK3dTC
Türk adını kabul etmeyip, kendilerini bu milletin adından ayrı tanımlamayı biliyorlar. O halde biz de yeri geldiğinde onları kabilesinin adıyla anıp, parmakla göstermeyi biliriz.
⚪️ İsviçre’de bir kişi, toplu taşımada yüksek sesle konuşup ayağını koltuğa koyan kişiyi kayda alarak sosyal medyada paylaştı;
“İsviçre’desin, Türkiye’de değil!”
Bal-Göç Genel Merkezimizin üyelerinden aidat ve iletişim bilgilerinde eksiklik olanların gerekli hassasiyeti en kısa zamanda göstermelerini bekliyoruz.
Tel; 0224 2401111
0501 3041400
Abartılmış bu sayılar pkk propagandasıdır. Bahse konu oran 30 milyon civarı Kürt kökenli vatandaşımız (kkv) olduğunu iddia eder ki; deli saçmasından ibarettir.
Abartılmış bu sayılar pkk propagandasıdır. Bahse konu oran 30 milyon civarı Kürt kökenli vatandaşımız (kkv) olduğunu iddia eder ki; deli saçmasından ibarettir.
Türkiye’nin 3’te 1’i Kürt. Bin yıllardır birlikte yaşadığımız bu coğrafyada Türk kardeşlerin en azından Kürtçe , “Nasılsın iyi misin? Adın ne, benim adım…” gibi temel cümle ve kelimeler bilmemesi beni derinden üzüyor.
Zaten araştırma şirketleri de 12-15 m. arası bir sayı vermektedir. Üstelik bu şirketlerin bazısı sözde uluslararası bağımsız, sorosçu vakıflarca fonlanan batılı şirketler ki onlarda bile kkv sayısı 15 m. üzerine çıkamıyor.
@caucaswolf Bektâşî değil, Bayrâmî. Âile seceresine göre soyları, Hacı Bayrâm-ı Velî'ye dayanıyor. Zâten Yahûdî olsalardı, Kürdistancı çevreler, "ne de güzel espri yapıyorlar, bakın ne kadar demokratız" derlerdi.
Falih Rıfkı Atay der ki;
"Mustafa Kemal Makedonya’da doğdu, büyüdü. Makedonya, 17’nci yüzyılın sonuna kadar Viyana kapılarına giden Osmanlı ordularının fetih destanları havası içindeydi. Makedonya’da yerleşen Türklerin bir adı da ‘Evlad-ı Fatihan’, Fatih’in Çocukları idi."
-Balkan Türkü, "Evlad-ı Fatihan" demek.