“Beni görmek demek,mutlaka yüzüme görmek demek değildir.Benim fikirlerimi,duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.”Her gün daha çok artan bir sevgiyle anıyorum, anlıyorum, hissediyorum canım Atam❤️Boşluğunu , yokluğunu dönüştürmeyi başaracağımız günler yakın❤️❤️❤️
Gazeteciler Ozan Gündoğdu, Mirgün Cabas, Barış Terkoğlu ve Ünsal Ünlü Ramazan Gülten’in kaleme aldığı Müjde Kuşu kitabını Maya için okudular…
Maya’nın beklediği o Müjde Kuşu için #sendeoku#müjdekuşu#mayaiçinokuyorum
@haciykk Allah allah yaa bu olaylar da bu ülkede sadece CHP’de oluyor.AKP, MHP, İYİ ve bilimum diğer partilerin kurultayları pirü pak tertemiz.Türkiye’de siyaset tertermiz bir tek CHP kirli ve arınmalı.
@bulentmumay Her halde stratejik oyu ben buldum HDP’nin barajı geçmesini ben sağladım demeye getirdi de.İstikşafi mi ne menem bir şeyse ipe un sererek kabine kurmayarak AKP’ye iktidarı yeniden kim hesiye etti.
Kılıçdaroğlu 13 yıl genel başkanlık yapmış ama CHP seçmenini hiç tanımamış. Hala 6 oku gören CHP’lilerin eli başka partiye gitmez diye düşünüyor. O CHP seçmeni stratejik oy kullanmayı bilen bir seçmen. O seçmen iktidarı değiştirmek için HDP’ye barajı aşsın diye HDP’ye, yeri gelmiş MHP’ye oy vermiş bir seçmen. Böyle bir seçmen bugün olan bitenin hukukla ilgisi olmadığını, Kılıçdaroğlu’nun iktidarın eline verdiği oyunun figüranı olduğunu bilmiyor mu?
Özgür Özel ne yapmalı?
Öncelikle Kemal Kılıçdaroğlu’na bir çağrı yapmalı ve kurultay tarihini açıklaması için süre vermeli. Eğer Kılıçdaroğlu cephesi yakın tarihte kurultay yapmayıp, atanmış şekilde CHP’yi yönetmeye devam edecekse, Özgür Özel’in artık CHP içerisinde bu kısır tartışmalardan uzaklaşması gerekiyor. Çünkü iktidarın temel amacı da CHP’nin içerisinde iç kavga görüntüsü yaratmak. Mevcut butlancı yönetimle uzlaşmak da siyaseti zehirler.
Kılıçdaroğlu ekibi, şu an Cumhur İttifakı söylemleri ile zaten kendisine yeni bir yol çizmiş durumda. Erdoğan’dan işaret bekliyorlar.
Özgür Özel ve onu destekleyenler bir an önce yeni partiyi kurup, Anadolu hareketi başlatmak zorunda. İl il, ilçe ilçe, mahalle mahalle, köy köy gezip sırtını yalnızca halka dayamalı. Kadınlara, gençlere, işçilere, esnafa, emeklilere dokunup ülkenin sorunlarına odaklanmalı. Halkı dinleyip not almalı.
Özel, bunu yapmadan önce ekonomiden eğitime sanayiden tarıma kadar her alanda kadrolarına yeniden düzenlemeli; özellikle çevresinde yıpranmış olan isimleri mutlaka yedeğe çekmek zorunda.
Özel, genç, dinamik ve işinin uzmanı kadrolarla yürümeli ve halka umut olmalı.
80 yaşındaki bir insanı, en temel haklarını kullanabilmek için akıllı telefon kullanmaya mecbur bırakan bir ülke modern değildir.
O, kendisini inşa eden insanlara sırtını dönmüş bir ülkedir.
2026’da her hak bir uygulamaya, her hizmet bir şifreye, her ihtiyaç ise ekrana bakarak ilerleyen soğuk bir prosedüre dönüştü.
Bir yaşlıyı elinde telefonla izleyin.
Bir zamanlar taş kıran o eller şimdi doğru tuşa basmakta zorlanıyor.
Savaş görmüş gözler artık ekrandaki küçücük yazıları okuyamıyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
Onları sessizce yalnız bırakıyoruz.
Bir cihazın karşısında pes etmelerini izliyoruz.
Bu bize gerçekten insani geliyor mu?
Bizi büyüten insanlara böyle davranmak doğru mu?
Doktor randevusu için torununu arıyor.
Emekli maaşı işlemi için oğlunu bekliyor.
Fatura ödemek için komşusunun kapısını çalıyor.
Bir tahlil sonucunu anlamak için birinden yardım istemek zorunda kalıyor.
Çünkü günlük hayat artık onların hiç öğrenemediği bir dili konuşuyor.
Peki torun işteyse?
Çocuklar başka şehirdeyse?
Evde sadece sessizlik varsa?
İşte o zaman hak da ortadan kayboluyor.
Tren gişesi yok artık.
Uygulama var.
Market kasası insan değil.
Makine var.
Kimlik bile elektronik oldu.
Ama onu aktif etmek için gereken dijital doğrulama sistemi yine aynı ekrandan geçiyor.
Yani zaten zorlanan bir insanın önüne yeni bir engel daha konuyor.
Günlük yaşamın içindeki insan temasını tek tek sildiler.
Sonra da bunu bize gülümseyerek anlattılar:
“Bu sizin için bir kolaylık.”
Kimin için kolaylık?
Bir masanın arkasında oturup bu sistemleri tasarlayanlar kendilerini yenilik dahisi sanıyor.
Ama çoğu, babasını bir devlet dairesine götürmemiş insanlar.
Çoğu, annesinin bir gün sessizce:
“Ben artık hiçbir işe yaramıyorum galiba…”
dediğini duymamış insanlar.
O cümle, bizi büyüten bir ağızdan çıktığında, her yasadan daha ağır olmalı.
Ama kimse duymuyor.
Ve bu sırada binlerce yaşlı insan sağlık hakkından, emeklilik işlemlerinden, vatandaş gibi hissedebilme onurundan vazgeçiyor.
Çünkü önlerine dijital bir kapı koyuldu.
Ve onlar o kapıyı açamıyor.
Bizden önce gelenleri geride bırakmak ilerleme değildir.
Teknoloji destek olmak için vardı.İnsanların sağlık, saygınlık ve temel haklara ulaşabilmek için geçmek zorunda olduğu bir sınav olsun diye değil.
Ama sistem başka bir şeyi seçti:
İnsanlığı değil verimliliği…
İnsanı değil algoritmayı…
Ve en çok dinlenmesi gereken insanlar şimdi sessizce bir köşede kaldı.
Bir şifreyi hatırlayamadıkları için.
Bir gün sıra bize de gelecek.
Bir gün biz de geride kalacağız.
Ve o zaman şunu geç fark edeceğiz:
Hiçbir uygulama, uzatılmış bir insan eli kadar değerli değildir.
Bahar Meir
AKP'nin medya ajansı CNN'in
sunucularından Ahmet Hakan (bilmiyorum tanıyor musunuz) almış birilerini karşısına beni çekiştiriyor.
Neymiş ben Malatya'dan aday olmuş
kazanamamışım. Ne palavra.
Berhan Şimşek ve diğerleri diyor ki 'Ben
CHP'li değilmişim, onun için başka parti kurulsun istiyormuşum, bekara karı boşamak kolaymış'.
Yerim ben o çıkar için AKP'ye hizmet
edenlerin CHP'liliğini.
Siz kim CHP'li olmak kim.
Siz CHP'yi yıllardan beri yiyip bitiren, CHP seçmenini her seçim sonrası hayata küstürenlersiniz.
Siz CHP genel merkezini polislere biber
gazıyla bastıranlarsınız.
Siz kendi belediye başkanlarınızı
AKP'nin hapse atmasına önayak olanlarsınız.
Siz belediye başkanlarımıza iftira
atanları CHP genel merkezinde ağırlayanlarsınız.
Sizin gibi ülkeyi AKP'ye satmak için
yarışanlar olsa olsa AKCHP'li olurlar.
Of of of şuna bakın!
Eski kayyım AKP’li Gürsel Tekin, 4 yıl boyunca kirasını ödemediği ev için “ev küçücük 55 metrekare” demişti.
Fakat evin sadece bir odasının 65 metrekare, evin ise 155 metrekare olduğu ortaya çıktı.
Üstelik “eşyaları kendim aldım” demişti, sözleşmeye göre eşyaların da eve ait olduğu anlaşıldı! (Medyaradar)
Fotoğrafına bakınca zaten ev dışarıdan lüks bir malikaneye benziyor.
ONA BUNA LAF YETİŞTİRECEĞİNE, GİT KİRANI ÖDE GÜRSEL TEKİN!
Aylar önce 14 Haziran diye ilan edilen LGS, Milli Takım maçı var diye 13 Haziran’a çekildi; üstüne 12 Haziran’da okullar tatil edildi. Sonuç: Avustralya 2 – Türkiye 0. Bir ülke düşünün: eğitim takvimi futbol takvimine göre yamuluyor, maç da kaybediliyor.