Bilgiye erişimin bu kadar kolaylaştığı çağımızda kaçırdığımız en temel hakikat: İlim sadece satırlarda değil, sadırlarda (gönüllerde) yaşar.
Bir hocadan talim etmeden, rehber dizinin dibine çökmeden sadece kitap okuyarak mesafe katetmek mümkün değildir. Zira hangi kitabı, ne zaman ve nasıl okuyacağını bile sana evvela o rehber öğretir; içindeki okuma iştiyakını uyandıran da odur.
İlim nesneden değil, insandan tecelli eder. İnsansız, rehbersiz ve usulsüz vüsûl olmaz.
💬 Peki sizin hayat yolculuğunuzda ufkunuzu açan, okuma şevkinizi uyandıran rehber bir hocanız oldu mu? Yorumlarda buluşalım. 👇
#ÖmerTuğrulİnançer #DinleNeyden #MyMecra
8 yıl önce İslam'ı kabul eden Belçikalı genç Lauwers, hasta annesini terk ederek Umre'ye gitmeyi reddetti.
Annesinin vefatından iki ay sonra Mekke yoluna koyuldu… Belçika'dan İstanbul'a kadar bisikletiyle 30 günde 3000 kilometre yol katetti.
İslâm nasıl da latifleştiriyor ve meleksileştiriyor insanı!
SORU: Çağımızda narsisizm artık sadece bireysel bir mesele değil, adeta kültürel bir iklim gibi. Sizce görünür olma arzusu, beğenilme ihtiyacı ve kendini sürekli sergileme hali insan ruhunu nasıl dönüştürüyor?
CEVAP: Gökhancığım, ilk sana söyleyeyim, “narsisizm” başlığı altında birçok farklı tabloyu, hatta çoğu sağlıklı insanlarda görülen kendinden hoşnutluk ve öz-güveni aynı çuvala dolduruyoruz. Bu tavrımız özellikle genç psikolojik bilimler mensuplarında çok fazla yanlış anlamaya, hatalı tutuma neden oluyor. Bence artık ya bu kavramı terk etmeliyiz ya da kullanım alanını yeniden tarif etmeliyiz.
Elbette insan kendini beğenmelidir ve sağlıklı insanlar da beğenir zaten… Elbette hepimiz beğenilmek isteriz, marifet iltifata tabiidir diye boşuna denmemiş. Elbette kendimize güven içinde olmalı, yaptığımız işlerde kendimizi haklı görmeliyiz. Sağlıklı insanların böyle davrandığını, bunun normal bir zihin işleyişi olduğunu gördüğü için William James kendi pragmatizmini bu gerçeğe göre kurmuştur… Elbette bazı insanlar daha karizmatik özelliklere sahiptir ve çevresindeki kişiler ondaki bu özelliği görerek onu liderleştirir, birçok atıf yüklerler. Her toplumsal psikolojide böyle bir işleyiş söz konusudur. Maalesef tamamen sağlıklı ve normal olan bu tutumlar, günümüzde “narsisizm” olarak adlandırılıyor; narsist aşağı narsist yukarı!… Hayır, bunlar doğru değil, psikolojik bilgimiz insan işleyişini iyileştireceğine bu nedenle daha da bozar bir hal gelmiş. Birçok insan haksız yere “narsist” damgası yerken işin kötü yanı gerçek “narsistler” aradan kaçıp kurtuluyor. Adamın/kadının her yerinden narsisizm akıyor; karşısındaki herkese böcek gibi baktığı, yaptığı her işte başkalarından üstün olduğunu sandığı besbelli, çevresindeki kişilere kasıntısından, böbürlenmesinden kan kusturuyor ama o da “narsisizm” hakkında konuşuyor. Kim hangi kavramı ağzına sakız ederse, ona göre youtube videosu doldurursa o kavramdan kurtulduğunu sanıyor. Keşke o kadar kolay olsaydı…
Narsisizmin bir insanın kendisini nasıl gördüğüyle ilgili değil de başkasını nasıl görüp davrandığından hareketle tanımlamalıyız -ki zaten üstatların önerisi de odur. Başkasını eziyet malzemesi, kendisinin şah olduğu satranç tahtasında basit bir piyon olarak görenler, her tavrıyla karşısındaki insanı kölesi gibi davranmaya zorlayanlar, gerçek narsistlerdir. Narsisizmin en yakın düştüğü kişilik bozuklukları paranoid ve psikopatlardır. Aralarında merhametsizliğin ve toplumsal kural ihlallerinin, büyüklenmeciliğini aşikâr etmenin düzeylerine göre farklar vardır. Onlar hep birlikte mazlumların karşısında istismar ve zulüm kutbunu oluştururlar…
Peki, narsisizme böyle baktığımızda da hala günümüzde narsisizm kültürü yayılıyor diyebilir miyiz? Ah tabii ki evet; bir toplum erdem esaslı inşa olmuyorsa her türlü kişilik bozuklukları için mümbit bir araziye sahip demektir… Küçük despotlarla doluyor çevremiz, bastığımız her yerden zifos gibi paranoidler, psikopatlar, fanatikler fışkırıyor görmüyor musunuz? İnsan kardeşleriyle birlikte daha adil bir dünya kurmaya çalışanların sayısı giderek azalıyor; “ben benci kör Şeytan” her yerde borusunu öttürüyor…
@muhitdergi Haziran sayısında @gokhanergur
İle yaptığımız sohbetten.
Dem Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca:
“Kürtler, LEGEBETE'nin özgürlüğü için her türlü bedeli vermeye hazır’dır” demiş.
Kürtler, eşc@nsel s@pkınlar için niçin bedel ödesinler ki?
Hasta mısınız siz?
Siz bu Müslüman ülkenin milletvekili olamazsınız!
Nereden çıktınız siz?
Kimsiniz?
Mike Tyson:
“İsrail'e karşı verdiğimiz direnişin işe yaramadığına bizi inandırmaya çalışanlara aldırmayın.
İsrail'in yıkılması imkansız, güçlü bir rakip olduğunu göstermek isteyen şeytana inanmayın;
Attığımız her yumruk onu yere yıkacağımız son yumruğa hizmet ediyor.”
İbni Abbas رضي الله عنه rivayet etti ki;
Rasûlullah ﷺ, kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lânet etti.
Buhârî
İstanbul'da bir kadın sürücü!
Kadın!
Kullandığı araçla 'ters yönde' seyrediyor. Hal böyle olunca trafiğin de altını üstüne getiriyor. Ters yön tabelası da gözünün önünde öylece duruyor. Görüyor yani! Bir başka sürücü kadını uyarıyor. 'Ters yöndesiniz, bakın tabelada orada' diyor.
Kadının cevabı:
'G. tüne sok o tabelayı'!
Pişkin, küstah, terbiyesiz, bencil...
Ağzı bozuk ve de ahlaksız!
Çileden çıkmamak mümkün değil.
İşin vahim olan yanı, her yerdeler! Sayıları her geçen gün artıyor. Küfürsüz konuşan neredeyse kalmadı. Genci yaşlısı, kadını erkeği fark etmiyor. Yüklemi küfür olmayan cümle yok neredeyse! Yanında yamacında kadın varmış, çocuk varmış umurunda değil.
Sahne soytarıları var bir de. Küfretmeden güldüremiyor. Sosyal medya da bu rezilliğin menbaa.
Ben sahne soytarısı diyeyim, onlar kendilerine 'stund-ap'çı desinler. Daha havalı çünkü. Küfredip, bel altı muhabbet çevirip para kazanıyorlar. Müthiş iş. Salonlar tıka basa doluyor.
Saygınlık para etmiyor. Nezaket, edep sırra kadem basmış. Anasıyla da babasıyla da öğretmeniyle de kız arkadaşıyla da öyle konuşuyor. Kızlar da erkek arkadaşlarıyla.
Bu sahne soytarıları bir anda şöhret olmanın da yolunu bulmuşlar. Ülkenin cumhurbaşkanına yani Erdoğan'a saydırıyorlar birkaç saat içinde ünleri tüm ülkeye yayılıyor. Derken haklarında hakaretten dava açılıyor. Tam istedikleri gibi. Sadece hayran kitlesi edinmiyorlar bir de arkalarına kerli ferli adamların desteğini alıyorlar.
'Bu ülkede özgürlük yok'!
'Erdoğan'ı eleştirmek suç'!
Yeni türedi bir çocuk var, görmüşsünüzdür. Küfrediyor, kutsallara hakaret ediyor. Ve nihayetinde gelip Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alıyor. Öyle ya şöhretin kapısını aralamanın en kestirme yolu.
Soytarı Kur'an-ı Kerim'e hakaret ediyor.
Şimdi tüm bunlar olurken birileri de çıkıp 'mizah bu mizah' diye dümenden 'özgürlük' edebiyatı yapıyor. Ama aynı tayfa 'kendi kutsalarına' hakaret edildiğinde yıkıyor ortalığı. Ben de diyorum ki! Cezasız olmayacak bu iş! Küfredenin, hakaret edenin ağzının tadını bozmak gerekir. Hakkıyla ceza getireceksin bu işlere!
Bir paylaşım yapıyorsun, altına doluşup en ağır küfürleri sıralıyorlar. Mahkemeye gidiyorsun 'sen ünlüsün katlanacaksın' diyor hâkim. Şaka gibi!
Hasılı durum vahim.
Dil ölürse her şey ölür.
İngiliz Yazar Karen Armstrong Peygamberimiz Hz. Muhammed (a) hakkında bizim islamofobik türediklerimize inat bakın nasıl bütün ezberleri bozan cümleler kuruyor:
“Muhammed şiddet yanlısı bir adam değildi. O bir barış adamıydı. Hayatını, savaşlarla parçalanmış Arabistan’a barış getirmeye ve adalet ve merhamete dayalı bir toplum yaratmaya adadı.”
Ders alır mı bizim türediler?
Sanmam!
Lüksemburg'da sevilen bir öğretmen olan Fatima, Gazze'deki çocukların öldürülmesine karşı çıkması nedeniyle işten kovuldu.
Öğrencileri ve aileleri, adalet talep ederek ve onun sınıfına derhal dönmesini isteyerek barışçıl bir gösteri düzenledi
Soldaki fotoğraflar, Gazi Koşusu’ndan, sağdaki fotoğraf dün benim de bizzat katıldığım Bosna’nın Müslüman oluşunun 516. yılının kutlandığı Ayvazdede Şenlikleri’nden…
Hangisi biziz?
Ve biz kimiz?
YOK OLUYORUZ!
Gönüllü acentalar, gönüllü köleler, celladına âşık tasmalı çekirgeler, bizi sömürge ülkesi haline getirmek için can atıyorlar!
Bu ülke dışarıdan fiilen işgal edilmedi, içeriden zihnen işgal altında!
Bu toplum devşirmelerin çocuklarımızı mankurtlaştırarak ülkeyi elimizden almalarına asla izin vermeyecek!
Bu kölelik düzeni yıkılacak!
Said Alpsoy, asıl sorunu tespit etmiş, asıl soruyu soruyor:
"İsrail'in Birden Fazla Yerinde 'Kemal Atatürk'ün Büstü Var.
Alttaki kaide de İsrail halkı sana Minettardır yazıyor..,
Niçin?
1930'lı yıllar Bakanlar Kurulu Kararıyla:
'Yahudi ve masonlar karşıtı yayınlar yasaklandı'"❗️
İsrail kahpeliğinin hapishanelerinde ölmeyi bekliyor Dr. Ebu Hüsam.
Beni hatırlayan var mı diye soruyor ?
Öyle acı ki..
Gazze sahipsiz bir mezar gibi kaldı,
İzzeti gömülmez
Onu da çalamayacaksınız..
UYARI / YORUM
ÜLKE ELDEN GİDİYOR…!
BU ÜLKENİN SAHİBİ YOK MU ARKADAŞ?
Harvard Üniversitesi’ni birincilikle bitiren bir kız, Müslüman bir genç ve kürsüden Kur’ân-ı Kerim okuyor orada!
Adı lazım değil bu ülkenin en iyi üniversitelerinden bölümlerinden birini birincilikle bitiren bu kız, açık açık eşcinsellik / sapkınlık propagandası yapıyor, baronik-masonik elitlere methiyeler diziyor -muhtemelen farkında olmadan!
Yazık, diyorum!
Millet de alkışlıyor.
Size de yazık!
Ulan bu ülke işgal edilseydi o emperyalistler sizin yaptığınızı yapabilirler miydi?
Aslâ!
BOĞARDI BU MİLLET!
BOĞARDI!
Bu ülkenin kültürünü, değerlerini , inançlarını katlederek aslında KÜLTÜREL SOYKIRIM yapan, celladına âşık, epistemik köleler yetiştiren Batılıların lejyonerliğini, gönüllü acentalığını yapan bazı üniversitelerimize sesleniyorum, yüksek sesle:
Bu ülkenin üniversitesi değilsiniz siz.
Çocuklarımızı devşiriyorsunuz!
Mankurtlaştırıyorsunuz!
Batı’ya gönüllü acenta yetiştiriyorsunuz!
Lejyonersiniz.
Misyonersiniz.
Kültürel soykırım yapıyorsunuz!
Ülkenin inançlarını, değerlerini aşağılayan celladına âşık çekirgeler yetiştiriyorsunuz!
Kim demiş bu ülke işgal edilmedi diye?
Fiilen işgal edilmedi ama ZİHNEN İŞGAL EDİLDİ.
Ülkenin en parlak çocukları EPİSTEMİK KÖLELERE dönüştürüldü.
Sana da yuh kültürel soykırımcı işgalci üniversite!
KİMİN ÇOCUKLARISINIZ LAN SİZ?
Bu ülkenin mi?
Kölesi olduğunuz, ülkeyi savaşmadan (onlara benzeyerek, özenerek, zihnen kölesi olarak) teslim ettiğiniz eşcinsel, soykırımcı, tepeden inmeci emperyalist Batılıların mı?
Yarın bir savaş olsa masonik baronik şebekelerin, Ne Türk ne de Müslüman olmayan “Beyaz Türklerin” çocukları çok iyi biliyoruz ki, bırakın savaş meydanlarına koşmayı, banka kuyruklarına ve havaalanlarına koşarlar!
Bundan adımız gibi eminiz artık!
Tecrübeyle sabittir bu!
EY “YÜCE!” MİLLET! SEN NE ZAMAN AKLINI BAŞINA DEVŞİRECEKSİN, ARKADAŞ?
Bu tweete saldıracak olanlara bir çift lafım var: Bu ülkenin değerlerini ayaklar altına alan üniversite eğitimini eleştirdim diye bana saldıranlar, benim eleştirilerimin ne kadar doğru olduğunu ispat etmiş olurlar! Biraz zeka lütfen!
Buna rağmen saldırmaya devam ederlerse, ne kadar zavallı, sürü mantığıyla hareket eden, bir düğmeye basılmışçasına aynı tepkileri veren acıklı-şizofren-robot-troller olduklarını ispat etmiş olurlar!
@RTErdogan@iletisim@Yusuf__Tekin@farukyelkenci@erolozvar@YuksekogretimK
“DÜNYA BİR AVUÇ GİZLİ ŞEBEKE TARAFINDAN YÖNETİLİYOR”
Dünyanın nasıl yönetildiğine dair zihin açıcı bir açıklama yapan Uluslararası İlişkiler Profesörü Jiang Xueqin: "Epstein dosyalarına bakarsanız, gizli cemiyetler tarafından yönetildiğimiz açıkça görülüyor,” dedi.
"Dünya, bir avuç güç sahibi kişi ve şebeke tarafından yönetiliyor. Onlara Illuminati diyebilirsiniz. Ve Illuminati üç ana gruptan oluşuyor:
Vatikan'ı kontrol eden Cizvitler var. Günümüz modern İsrail'i kontrol eden Sabbatean Frankistler var. Birleşik Devletler'in ulusal güvenlik aygıtını kontrol eden Masonlar var. Ve onlar, İsrail ve Ortadoğu'daki bu savaşın, yeryüzünde cenneti yaratmak için kıyamet zamanlarının anahtarı olduğuna inanıyorlar.
Bunlar mantıksız gibi görünebilir ama takip ettikleri senaryo böyle açık açık."
Dünyanın özgürlüğüne kavuşabilmesi, temelde Siyonistlerin kontrolündeki bu tür şebekelerden kurtulabilmesine bağlı.
Batının fahişeliğini alan,ilmini bırakan;nikâha gericilik,zinaya fantezi diyen TESCİLLİ dinsizler,'Yusuf Hoca nasıl çıkar?!'diye kuduruyor!En ağır darbeleri en güvendiğiniz yerden yiyecek,iftiraların hesabını vereceksiniz! Mikrop kadar bir haysiyetinizin olmadığını göreceksiniz.
“Bir dinsel geleneğe sahip olmak, bir dile mensup olmaktır ve bu da hem o dilin benim dilim olduğunu hem de en azından ilk etapta ‘söz’e o dilden başka erişme yolum olmadığını kabul etmektir. Başka diller bilmiyorsam, kendi dilim, dünyanın sınırıdır; ama aynı şekilde kendi dinim de dinselliğin sınırıdır. O zaman benim dine erişimimin; ne kadar ‘asli’ olursa olsun kısmi bir erişim olduğunu ve başkalarının da başka yollardan bu ‘fon’a erişebildiğini anlamak, büyük bir dinsel kültür ve, şöyle diyeyim, büyük bir dinsel alçakgönüllülük olayıdır. Size sık sık yaptığım bir karşılaştırmayı önereyim: Farz edin, çeşitli dinsel bölgelere bölünmüş bir kürenin yüzeyindeyim. Eğer kürenin üzerinde dolaşmaya, eklektik olmaya çalışırsam evrensel dinselliği asla bulamam, çünkü olsa olsa derlemecilik yapmış olurum. Ama kendi geleneğimde yeterince derinleşirsem, dilimin sınırlarını aşabilirim.
Böylece, başkalarının başka yollardan vardığı ‘asli’ diyeceğim şeye doğru gidebilmek için başkalarıyla aramdaki uzaklığı derinlik boyutunda kısaltmış olurum. Yüzeyde mesafeler çok uzundur, ama derinleşirsem aynı yolu izleyen ötekine yaklaşabilirim.” (Paul Ricoeur)
Dünyanın en nefret edilen kişisi oldu k@til Netanyahu!
Kanada lideri Elizabeth May, Netanyahu'yu sert bir dille eleştirdi:
“Barışın düşmanının kim olduğunu biliyoruz. Ve ne yazık ki, onun bir adı var: İsrail Başbakanı Netanyahu!”