Yürü üstüne - üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının...
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile
Dayan rüsva etme beni.
Ahmet Arif
CHP'li belediyelere karşı başlatılan operasyonları AKP Lideri Erdoğan'ın oluru ile dönemin İstanbul Savcısı Akın Gürlek'in yürüttüğünü sanıyorduk.
Ama meğer bu işi büyük bir heyecanla isteyen bir CHP'li de varmış.
Konuşmalarına bakın; Akın Gürlek bile onun kadar suçlamıyor o CHP'lileri.
Hem de yanına arınmaları gerekenleri alarak yapıyor bunu.
Siyasetin düştüğü bu çukurun boyu sizce kaç kilometredir?
(Karikatür sanatçısı Öznur Kalender'e teşekkürlerimle...)
İBB Medya AŞ Reklam Alanları Müdürü Elif Güven, yaklaşık 1,5 yıl sonra bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.
Savunmasına kendisini anlatarak başladı.
Eczacı bir anne ve babanın kızı olduğunu söyledi. Reklam alanında ABD’de eğitim aldığını, kariyeri boyunca Türkiye’nin önde gelen kurumsal şirketlerinde yöneticilik yaptığını anlattı. Aile olarak maddi durumlarının iyi olduğunu söyledi. İBB’de göreve başladığında ise özel sektöre göre daha düşük gelirle çalışmayı kabul ettiğini ifade etti.
Hakkında gözaltı kararı verildiğinde annesiyle birlikte, İtalya’da eğitim gören yeğenlerini ziyaret etmek için yurt dışında bulunduğunu söyledi.
Buna rağmen bazı haberlerde kendisinden “firari şüpheli” olarak söz edildiğini hatırlattı.
Oysa kararın çıktığını öğrenir öğrenmez Türkiye’ye döndüğünü ve kendi iradesiyle adalete teslim olduğunu anlattı.
Ancak bu kez de bazı haberlerde “havalimanında gözaltına alındı” ifadelerinin yer aldığını belirtti.
Ve bütün bunlara şu sözlerle isyan etti…
“Türkiye'ye giren ilk uçağa binerek annemle beraber Türkiye'ye döndüm. Kaçmak aklımın ucundan dahi geçmedi. Açıkçası işlediğim hiçbir suç yoktu. Endişelenmemi gerektiren bir gün olduğunu da sanmıyorum. Kendi ayaklarımla yüce Türk adaletine teslim olmuştum. Bu sebeple içim çok rahattı. Emniyet müdürlüğünde kendimden en iyi şekilde soruları yanıtlayarak ifademi verdim. Tutuksuz yargılanmamızı beklerken sonuç tutuklandım. Tutuklanma evrakına baktığımda ‘kaçma şüphesi’ yazıyordu. Soruyorum Sayın Başkanım. Yurt dışındayken gözaltı kararını öğrenip, uçağa binip Yüce Türk adaletine teslim olan, adresi, yeri, yurdu belli olan, hayatı boyunca hiç suç işlememiş bir kişi olarak ben nasıl kaçma şüphesiyle tutuklandım? Buna isyan edilmez mi…”
İBB davasında 49. gün | Elif Güven'den 'etkin pişmanlık' açıklaması:
📌"Sayın Savcı bana 'Sana yardımcı oluruz' dedi. Böyle bir durumun ne olduğunu hiç anlayamadım. 'Madem yardımcı olacaktınız neden içeri attınız beni?' diye söylemeyi düşündüm ama bunu söyleyemedim"
📌"Sorgu değil, sohbet şeklinde oldu. Ve zaten kendisinin sürekli bir azarıyla karşı karşıya kaldım"
📌"En azından onurumla yatar, çıkarım. Bir gün çıkacağım elbet sürekli kalacak gibi bir durumum yoktur diye düşünüyorum. Ama herhalde iftiracı olsam çıkacaktım o gün. O (savcı) gözlerinde gördüm kendisini yani. O cümle kalındı yüzümde, "İstediğim gibi konuşmuyor, içeride kalsın"
https://t.co/dLmLKp8W3n
Siyasi parti tüzükleri, parti içi hukukun temel metinleridir. Partinin nasıl ve hangi usullerle yönetileceğini, üyelerin hak ve sorumluluklarını, adaylık ve yönetime katılım süreçlerinin temel ilkelerini belirler.
Dahası, tüzükler yalnızca partiyi ve üyeleri bağlayan kurallar bütünü değildir; aynı zamanda her bir üyeyi parti yönetimlerine karşı koruyan ve yönetimlerin üyelerine yönelik yükümlülüklerini kayıt altına alan temel güvencelerdir.
Bu çerçevede, dokuz arkadaşımızın; mutlak butlan kararı sonrasında oluşan CHP MYK’sı tarafından, partimizin yürürlükteki tüzüğünün açık hükümlerine aykırı biçimde disipline sevk edilmesini kabul etmiyoruz.
Bu sevk kararı aynı zamanda mevcut siyasi iktidarın aparatına dönüşmüş, bağımsızlığı neredeyse ortadan kalkmış, toplumsal güvenini kaybetmiş yargı düzenine arkadaşlarımızın teslimi anlamına da gelmektedir; reddediyoruz.
Bu bağlamda, dokuz arkadaşımız hakkında alınan disipline sevk kararının yalnızca parti tüzüğüne değil; hukuk devletinin evrensel ilkelerine ve Anayasa’nın koruması altındaki masumiyet karinesine de aykırı olduğunu vurguluyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ihtiyacı, üyelerini suçlu ilan eden disiplin mekanizmaları değil; hukuku, parti içi demokrasiyi ve tüzük hükümlerini eksiksiz uygulayan bir yönetim anlayışıdır. Bunun yolu da vakit geçirmeksizin yapılması gereken olağanüstü kurultaydan geçmektedir.
Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.
Parti Meclisi üyeliğinden istifa ettiğimi kamuoyuna ve örgütümüze saygıyla duyuruyorum.
Bugün yapılması gereken açıktır: Olağanüstü Kurultay süreci derhal başlatılmalı, söz yeniden örgüte, delegelere, üyelere ve milletimize verilmelidir.
Çünkü siyasette meşruiyetin ve gücün gerçek kaynağı makamlar değil, milletin iradesidir. Milletimizin ve örgütümüzün beklentisi de nettir: Kurultay.
Kurultay kararı alınmazsa, Asliye Hukuk Mahkemesinden kurultay toplanması kararı alınmalı.
@eczozgurozel
Görelim bakalım Asliye Hukuk Mahkemesi siyasi partiye karışabiliyor mu karışamıyor mu?
Kapındayız Kiremitçi!
Bekir Kiremitçi müzakereyi baltalamaya çalışıyor. İşçinin alın terini vermek yerine dışarıdan işçi getirip, direnen işçileri işten atmakla tehdit ediyor.
Madem öyle, hakkımızı alana kadar giriş çıkış yok. Kapıdan ayrılmıyoruz.
#KiremitçiyeHuzurYok
Dilek İmamoğlu önceki gün savunmasında çıplak aramaya maruz kaldığını söyleyen Fatoş Pınar Türker'e destek verdi: Kadınlara yapılan fiziksel ve psikolojik müdahale kabul edilemez. Çıplak arama işkencedir.
CHP Genel Başkanı Özel röportajına ceza!
RTÜK Akın Gürlek’in avukatlığına soyundu!
RTÜK bugünkü Üst Kurul toplantısında, SZC televizyonuna röportaj veren CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e ilişkin “Kriptolu telefon var aranızda, Erdoğan'la kriptolu telefonla görüşüyor. Düşün, bütün yargı süreciyle ilgili bilgiyi kriptolu telefonla veriyor. Buradan Sayın Erdoğan duymadıysa, ihbar ediyorum. Erdoğan'la kriptolu telefondan yarısı doğru yarısı yalan birçok beyanat verdiğini, kendi ağzından talimat aldığını, örneğin ‘Efendim şunu yapalım mı’; o da 'tabii tabii' dediğini, bunları kayda aldığını, ‘yarın bana bir şey yapamazlar, Erdoğan'ın sesini kaydediyorum.’ Net. Bu kadar açık söylüyorum. Bunlar yok diyorlarsa, çıksınlar, yok desinler” değerlendirmeleriyle “toplumda özgürce kanaat oluşumunu engel” olunduğu savıyla kanala oy çokluğuyla yüzde 1 idari para cezası verildi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in iddiaları karşısında Adalet Bakanı’nın açıklama, düzeltme, tekzip benzeri yasal yollar kullanılabilecekken, RTÜK’ün siyasiler arasındaki tartışmaya taraf olup, pozisyon alması dikkat çekti. RTÜK’ün ülkenin ana muhalefet liderinin iddia ve değerlendirmeleri karşısında Adalet Bakanı’nın avukatlığına soyunması ve “siyasi kurum” gibi hareket etmesi de kurul tarihinde bir ilk olarak kayda geçti.
Halk TV’de yayınlanan “Para Siyaset” adlı programda İbrahim Kahveci ve İsmail Saymaz’ın olası seçim senaryolarını anlatırken yaptıkları “Türkiye’de seçimlerin olmayabileceğine dair endişe var” yönündeki değerlendirmeleri nedeniyle de kanala, “gerçeklik ve doğruluk” ilkesinin ihlali gerekçesiyle oy çokluğuyla yüzde 1 idari para cezası verildi.
RTÜK tarihinde bir ilk!
Yıllardır en çok şikâyet edilen program olmasına karşın, korunup kollanan ve hakkında yıllardır tek bir rapor dahi yazılmayan ATV hakkında ilk kez bir rapor Üst Kurul gündemine alındı.
ATV’de yayınlanan “Esra Erol'da” programına, bir çocuğun kimden olduğuna ilişkin DNA testi tartışmalarıyla ilgili gelen yoğun şikayet üzerine; “çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimlerine zarar verebilecek” içerik olması nedeniyle yüzde 1 idari para cezası verildi.
Gündüz kuşağı programlarına yönelik yapılan incelemeler sonucunda, SHOW TV'de yayınlanan “Didem Arslan Yılmaz'la Vazgeçme”, STAR TV'de yayınlanan “Nur Viral ile Sen İstersen” programlarına da yüzde 1 ceza verildi. Gündüz kuşağı programlarına cezalar oybirliğiyle verildi.
NOW TV’de yayınlanan “Halef: Köklerin Çağrısı” şiddetten, Kanal D’de yayınlanan “Daha 17” dizisine de çocuk ve gençlerin gelişimine zarar verici nitelikte olduğundan yüzde 1 idari para cezası verildi.
🔴Kılıçdaroğlu'nun Söylemi Emperyalizme Su Taşıyor!" | Ahmet Süha Umar'dan Sert Çıkış
Açıklama:
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Ahmet Süha Umar, Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarını çok sert bir dille eleştirdi.
🗣️Kılıçdaroğlu'nun söylemlerinin emperyalizmin "ulus devleti ortadan kaldırma" projesine hizmet ettiğini belirten Umar, bu durumu devletin temellerine dinamit koymak olarak nitelendirdi. "Savaş meydanlarında kurulmuş parti" vurgusu yapan bir ismin bu ifadeleri kullanmasını büyük bir çelişki olarak değerlendiren Umar'ın çarpıcı analizleri Cumhuriyet TV'de!
Yayının tamamını Cumhuriyet TV YouTube kanalından izleyebilirsiniz.
🔴 Kemalistlere hakaret eden Rümeysa Eker hakkında suç duyurusu
Atatürkçü Düşünce Derneği Samsun Şube Başkanı Havva Kocakaya, Kemalistlere yönelik hakaret içeren paylaşımının ardından Terme Belediyesi AKP Meclis Üyeliğinden ve partisinden istifa eden Rümeysa Eker hakkında suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.
https://t.co/zOPRYoIG6j
Üstelik Özel, başlangıçtaki yanlışlarına rağmen, bir yılda yüz mitingle kitleleri harekete geçirebilme yeteneğini kanıtlamış ve enerjisiyle toplumda bir umut uyandırabilmiştir.
Dilerim, Kılıçdaroğlu’nun hatalarını tekrarlamaz!
***
Bu kavga, son tahlilde, millet ile milletin kendisine hizmet için seçtiği iktidar arasında olan bir kavgadır:
Tarih ve bilim, bu kavgayı, er geç mutlaka milletin kazanacağını göstermektedir!
@herkesicinCHP@eczozgurozel@muratemirchp@ZeynelEmre_