Bizim dünkü kardeşlik manifestomuz bir insanı niye rahatsız eder?
Türkler, Kürtler ve Arapların kucaklaşmasından, tarihte olduğu gibi bugün de ittifak kurmasından bu ülkenin bir evladı niçin rahatsız olur?
Bizi ümmetçilik yapmakla suçlayanlara sadece şunu söylüyorum:
Türk milletindeniz, Hazreti Muhammed’in ümmetindeniz.
Biz sadece bugün değil, kalubeladan beri ümmetin sevdalısıyız, Fahri Kâinat Efendimizin âşığıyız.
Müslümanlar arasındaki tefrikanın, ayrılığın, gayrılığın son bulmasını savunmak utanılacak bir suç değil, şeref duyulacak imani bir duruştur.
Biz bundan onur duyuyoruz, iftihar ediyoruz.
Rabb’im bizlere son nefesimize kadar milletimizle birlikte tüm Müslümanlar için, İslam ümmeti için, hatta tüm insanlık için çalışmayı nasip eylesin.
Peki, CHP’nin başındaki zat, sen ne yapacaksın?
Ülkeni şikâyet ettiğin Batılı patronlarının kılıcını kuşanıp Türkler, Kürtler, Araplar arasında fitne mi yayacaksın?
Nefreti mi körükleyeceksin, kavgayı mı büyüteceksin?
Tam olarak ne yapacaksın?
Ne diyelim? Cenab-ı Allah bunlara akıl, izan ve basiret versin.
Türkiye’de atılan her adım, sadece ülkemizi değil; bölgemizi ve ardından tüm dünyayı da etkiler.
Anadolu’nun köklü fikriyatı ve birlik ruhu, bugün bölgemizin ve dünyanın sürüklenmek istendiği karanlığa karşı dimdik ayakta duran son direniş hattıdır.
“Terörsüz Türkiye” hedefiyle atılan bu tarihi adımda; milletimizin, tarihimizin ve kardeşliğimizin gücünü arkasına alan Liderimiz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı ve büyüğümüz Sayın Devlet Bahçeli’yi
Allah başımızdan eksik etmesin.
Dün itibarıyla 41 yıllık terör belası sona erme sürecine girmiştir.
Türkiye; uzun, acılı, sancılı, gözyaşlarıyla dolu bir sayfayı dün itibarıyla kapatmaya başlamıştır.
Bugün yeni bir gündür, bugün tarihte yeni bir sayfa açılmıştır.
Bugün büyük Türkiye’nin, güçlü Türkiye’nin, Türkiye Yüzyılı’nın kapıları ardına kadar aralanmıştır.
Terörsüz Türkiye projesi, açık söylüyorum, bir müzakerenin, bir pazarlığın, bir al-ver sürecinin neticesi değildir.
Herkes şundan emin olsun: Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin onurunu, gururunu çiğnetmeyiz; Türkiye’nin başını asla öne eğdirtmeyiz.
3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra göreve geldiğimizde terör meselesini çok boyutlu ele aldık.
Bir yandan terörle mücadele ederken bir yandan da teröre bahane oluşturan bataklığı kurutmanın mücadelesini verdik.
Biz Sayın Bahçeli ve kadrosu ile beraber Terörsüz Türkiye için canımızı, kanımızı, bütün tecrübemizi, bütün hayatımızı ortaya koyduk.
Biz Türkiye’nin hayrına olmayan hiçbir işin içinde olmadık, olmayız.
Bugün de anlayışımız, politikamız, istikametimiz, çabamız sadece ve sadece Türkiye’nin hayrınadır.
Türkiye’nin hayrına olan her girişimde bizi en önde görürsünüz.
Türkiye’nin hayrına olmayan her girişimde de bizi o girişimin tam karşısında, yine en önde görürsünüz.
Biz ne yaptığımızı çok iyi biliyoruz.
Hiç kimse korkmasın, kimse tedirgin olmasın, kimse endişeye kapılmasın, kimsenin zihninde soru işareti oluşmasın.
Ne yapıyorsak Türkiye için yapıyoruz; ne yapıyorsak milletimiz için yapıyoruz, istiklalimiz için yapıyoruz, istikbalimiz için yapıyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti dimdik ayaktadır ve hatta düne göre çok daha kudretlidir, azametlidir, gururludur, onurludur, istikbali için çok daha umutludur.
Hamdolsun 41 yıllık parantez kapanmaktadır, milletimizin fertleri arasına örülen terör duvarı yıkılmaktadır.
Bırakınız tedirgin olmayı, aziz milletimizin her bir ferdi bu tablodan dolayı sevinmeli, bayram etmeli; Türkiye’nin her sokağı, caddesi, her hanesi ay yıldızlı bayrağımızla donatılmalıdır.
Terör daha en başından itibaren karşıtlarıyla da bir sektör, bir ekosistem oluşturdu.
Terör eylemlerinden terör tarafındakiler nemalandığı kadar terör karşıtı gibi görünenler de nemalandı.
İşte onlar bugünlerde kendilerini belli ediyorlar. Terörün bitiyor olması en çok onları rahatsız ediyor çünkü rant kapıları kapanıyor.
Tarih tekerrür ediyor.
Bugün Türk ile Kürt, aralarında engel olmaksızın tekrar muhabbetle kucaklaşıyor.
Bugün Malazgirt ruhu, bugün Kudüs ittifakı, bugün İstiklal Savaşı’nın nüvesi yeniden şekilleniyor.
Bugün büyük ve güçlü Türkiye’nin şafağı söküyor.
Şimdi oturup konuşacağız.
Silahlarla değil, şiddetle değil, kavga için değil; muhabbet için, kardeşlik için aradaki terör engelini kaldırarak yüz yüze, gönül gönüle, ruberu konuşacağız.
Her meselemizi konuşarak çözeceğiz.
Bu ülkenin her bir vatandaşı, ister Türk olsun, ister Kürt, ister Arap, ister Sünni, ister Alevi, sağcı-solcu, zengin-fakir…
Bu ülkenin her bir vatandaşı, devlet karşısında birinci sınıf vatandaştır.
Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak yuvası, ortak çatısıdır.
86 milyon biriz, beraberiz, ezelden ebediyete kadar kardeşiz.
Tüm farklılıklarımıza rağmen hep birlikte Türkiye’yiz.
Şehit anaları, şehit babaları! Ellerinizden öpüyorum ve diyorum ki hiç kimse şehitlerimizin aziz hatırasına el uzatamaz, onların mirasına leke süremez. Müsterih olun.
Gelinen nokta ile şehitlerimizin gayesi menzilini bulmuş olacak.
Gazi kardeşlerim! Müsterih olun.
Gelinen nokta ile fedakârlığınız taçlanacak.
Türkiye’yi buraya şehitlerimiz taşıdı, gazilerimiz taşıdı.
Her birine minnettarız ve onların hatırasını asla çiğnetmeyeceğiz.
Acıları aşmak kolay olmayacak. Acı hatıraları geride bırakmak elbette kolay olmayacak. Kayıplarımız geri gelmeyecek.
Ama gençlerimiz hayatlarının baharında aramızdan ayrılmayacak.
İnşallah annelerimiz gözyaşı dökmeyecek, evlat acısı yaşamayacak.
Biz ne badireler atlattık, ne tuzakları aşıp bugünlere geldik.
Yaralarımızı sarar, yolumuza çok daha güçlü, çok daha kararlı devam ederiz.
Ülke ve millet olarak bu öz güvene, bu iradeye ziyadesiyle sahibiz.
Hiç kimseyi incitmeden, üzmeden, kırmadan, sürecin hassasiyetine uygun şekilde işin süratle nihayete ermesi için kolaylaştırıcı olacağız; silah teslimini kurulan mekanizma vasıtasıyla titizlikle takip edeceğiz.
Bizler, yani Türkler, Kürtler, Araplar ittifak yaptığımızda atlarımızın rüzgârı Çin Denizi’nden Adriyatik’e serin esintiler yaydı.
Ne zaman ayrıldık; kaybettik, yenildik. Ne zaman ittifak yaptık, o zaman tarihe istikamet çizdik.
Türk düne göre çok daha güvendedir, çok daha güçlüdür; Kürt, Arap düne göre çok daha güvendedir, çok daha güçlüdür.
Türkiye kardeşlikle büyüyecek.
Türkiye demokrasiyle güçlenecek.
Türkiye istikrar ve güven içinde geleceğe yürüyecek.
Çok farklı bir Türkiye’ye kavuşacağız.
Bugün başkentimizin göz bebeğinde; tabiatın tüm renklerini, tüm canlılığını ihtiva eden Kızılcahamam’da güncel yatırım bedeli 2 milyar 218 milyon lira olan 37 eserimizin açılışını gerçekleştirdik.
Kızılcahamam’a değer ve vizyon katan tüm bu eserler ilçemize hayırlı olsun.
Kızılcahamam’ı Türkiye’nin ilk Sıfır Atık Pilot İlçesi yaptık.
Bu projeyle Kızılcahamam’ı ürettiği atığı dönüştüren bir ilçe haline getirdik.
Doğal güzellikleriyle, kaplıcalarıyla, kültürüyle parlayan bir yıldız olan Kızılcahamam, artık sıfır atıkta öncü bir ilçe oldu.
Yangın sebebiyle kullanılamaz hale gelen Kasaplar Çarşısı’ndaki dükkânlarımızın yapımını söz verdiğimiz üzere hızlıca tamamladık ve esnafımızın hizmetine sunduk.
İlçemizdeki 55 binayı ve 151 iş yerini yürüttüğümüz sokak sağlıklaştırma çalışmalarıyla yeniledik.
Yenice Mahallesi Rezerv Yapı Alanı’nda başlattığımız hamam projesini de hamdolsun bitirdik.
Böylece ilçemize 16 iş yerinin yanında modern bir hamam kazandırdık.
Şöyle bi atım olsun isterdim. 😌
#Köroğlu nun dediği gibi
“Severim kır atı, bir de güzeli” der.
At, #Türk kültür ve inancında gücün, kuvvetin, asaletin, zarafetin, zenginliğin, zaferin, güvenin, yaşamın, ölümün, muradın simgesi olmuştur.
#Türkiye#Gerede 🇹🇷🌲❤️
#AbdülhamidHan
“Afakında salalar titredi payitahtın
Dediler… Göçen Abdülhamid Han’dır…
Gülistanım feryad ile yasında artık
Bildim ki yetim kalan cümle vatandır.”
Osmanlı Devleti’nin 34. padişahı ve 113. İslam halifesi Cennet Mekan Sultan Abdulhamid Han'ı vefatının sene-i devriyesinde rahmetle ve minnetle yad ediyorum.
#AbdulhamidHan
TOKİ ve iştirakleri vasıtasıyla İstanbul’da 260 bin konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. 24 bin konutun yapımı sürüyor.
7,5 milyon riskli bağımsız bölümün olduğu İstanbul’da kentsel dönüşüm çalışmalarımız hızla devam ediyor.
Yaklaşık 40 bini Çevre Bakanlığımız kanalıyla, 871 bini özel sektör eliyle toplam 911 bin bağımsız bölümün dönüşümü tamamlandı.
193 bin bağımsız bölümün de dönüşümü devam ediyor.
Muhalefetin yönettiği belediyelerde fetret dönemi, yerini çöküş dönemine bıraktı.
Trafikten toplu ulaşıma, temel belediyecilik hizmetlerinden çevreye kadar İstanbul dâhil büyükşehirlerimiz sapır sapır dökülüyor.
İnşa etmek deyince de akıllarına ev, yol, köprü, hastane, okul değil; balya balya dizilen para kuleleri geliyor.
Şişirilmiş konser faturalarıyla belediyeleri yağmalamayı kâr sanıyorlar.
İş öyle bir yere vardı ki kendi televizyon kanallarındaki ekran yüzlerini dahi isyan noktasına getirdiler.
Kokudan, bozuk yollardan, kazalardan, yanan otobüslerden, depreme dair tedbirsizlikten artık onlar bile rahatsız olmaya başladı.
Zaman geçtikçe, makyaj döküldükçe bu tepkiler daha da artacaktır.
İş üretenlerle polemik üretenlerin farkı zamanla daha net görülecektir.
AK Parti bir Erdemliler Hareketi’dir, ana kucağıdır, baba ocağıdır, vatan için aşkla çarpan kalplerin buluşma noktasıdır.
Bu kutlu hareketin her bir mensubu, partimiz ve ülkemiz için ter döken her bir yol arkadaşımız adını tarihe şimdiden yazdırmıştır.
Görevimiz ne olursa olsun hepimiz kökü mazide, gözü atide olan kutlu bir davanın neferleriyiz.
Tayyip Erdoğan olarak Genel Başkan sıfatımdan ziyade bu hareketin bir neferi olmanın heyecanını her zaman kalbimin derinliklerinde hissettim.
Son nefesime kadar da AK Parti’nin millete, memlekete ve insanlığa hizmet mücadelesinde yer almanın haklı gururunu yaşayacağım.
Kapatma davalarını, muhtıraları, gece yarısı bildirilerini, milletin iradesini hedef alan alçak saldırıları nasıl püskürttüysek…
Engelleri, yasakları, kısıtlamaları nasıl ortadan kaldırdıysak…
Allah’ın izniyle çok daha fazlasını yine birlikte başaracağız.
Tam 22,5 yıldır Türkiye’yi başarıdan başarıya nasıl koşturduysak…
Aynı azim ve kararlılıkla, aynı hizmet aşkıyla çalışarak ülkemizi bölgesinde ve dünyada çok daha yüksek seviyelere getireceğiz.
AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edeceğiz.