✅✅✅
🆘🆘🆘 HİÇBİR İDEOLOJİK AYRIM YAPMADAN BU TOPRAKLARDA YAŞAYAN BEN İNSANIM DİYEN HERKESE SESLENİYORUM:
🆘Erzincan eski Cumhuriyet Başsavcısı İlhan CİHANER bu maden şirketinin arkasındaki güç ile ilgili bir televizyon programında aynen şunlara söylemişti; "ERZİNCAN İLİÇ'DEKİ YAPI DÜNYA ÜZERİNDE DEVLETLER KURUP DEVLETLER YIKABİLECEK, SAVAŞLAR BAŞLATIP SAVAŞLAR BİTİREBİLECEK BİR YAPIDIR."
🆘 14 yıl boyunca MİLYONLARCA TON ÖLÜMCÜL KANSEROJEN KİMYASALLARI kullandıkları, dünya üzerindeki ikinci bir örneği bulunmayan 53 milyon tonluk Siyanür, Sülfürik asit atık barajı'nın dolgusunun altından tehlikeli bir fay hattının geçtiği, Türkiye'de ki 5 tane barajımızı besleyen ve uluslararası su olan Fırat nehir ve barajı'na 350 metre yakınlıkta olan bu projenin "YER SEÇİMİNDEN DOLAYI" ne kadar tehlikeli olduğunun sinyalini 13 Şubat 2024 tarihinde yaşanan ve 9 işçinin ölümüyle sonuçlanan, 10.30 milyon M3 SİYANÜR DAĞI'NIN KOPMASI SONUCUN dünya tarihinin en büyük çevre felaketini şirket buradan bütün Türkiye ve Dünyaya izletti.
🆘Şimdi buraya tekrardan faaliyete geçirmeye çalışıyorlar.
🆘Bu yazıyı okuyanlar bu videoyu izleyenler; bu mücadele benim şahsi kişisel mücadelem değil, meşhur olmak gibi bir derdim de yok 59 yaşındayım geldik gidiyoruz, bu vatan bu topraklar bizim, bizim gidecek başka ülkemiz yok, ya sizin vicdanınız komple kurudu mu, düşünme, doğruyu yanlışı ayırt etme duygunuzuda mı yitirdiniz, kendinizi ülkemizi düşünmüyorsanız ÇOCUKLARINIZIDA MI DÜŞÜNMÜYORSUNUZ, ben sizlerden para, pul istemiyorum, tam 10 yıldır hayatımı bu mücadeleye adamış vaziyetteyim, BENİM SESİME SES OLUN, BU HAKLI MÜCADELEMİ DÜNYAYA DUYURUN, PAYLAŞIN, YORUM YAZIN, GÜNDEMDE TUTUN, MİLYONLARA ULAŞTIRIN, paylaşınca yorum yazınca sizlerden kimse para pul istemiyor suçta teşkil etmiyor, "ALLAH YARATTIĞI ACİZ KULLARDAN DEĞİL YARADAN ALLAH'TAN KORKUN ÖLÜM VAR HESAP VAR" bu kadar duyarsız olmayın, bu kadar vicdansız olmayın, ( şimdiye kadar benden manevi desteğini esirgemeyen vatanseverleri tenzih ederim.)
Bir toplantı icin New Mexico’dayim. Bir kizilderiliye soruyorum “ Kabîlelere göre değişmekle birlikte ilginç tedavi yöntemlerinizi topladığınız bir kitap var mi”? Aldığım yanıt çok değişik ve anlamlı: “biz otların adini vererek, belli karışımlarin tarifini anlatarak şifa bulabileceğinize inanmiyoruz. Sifayi hazırlayanın özellikleri olmali. Seven bir kalbi, hastaya empatisi, doğaya saygısı… Aksi takdirde o hazirladigi karışım zarar bile verebilir. El önemli”
Ben şahsen hak verdim. Bazi hekimlerin kapisindan içeri girdiğiniz an kendinizi iyi hissetikleriniz vardir mutlaka. Şifa hekimin tavrı ve yaklaşımıyla başlıyor gerçekten.
Şeytana Tapanların, Şeytani Korona Aşısı Test Ediliyor!
Kanada hükümeti, bireysel rızayı tamamen devre dışı bırakabilecek yeni nesil mRNA Korona aşısı ‘AeroVax’ için testlere hız verdi!
Bu aşı enjekte edilmiyor — solunuyor!
Gizli veya açık yollarla tüm şehirleri aynı anda aşılamak için gaz formunda yayılabilen bu teknoloji, aerosol püskürtme sistemleriyle havaya salınarak uygulanabiliyor.
Bill & Melinda Gates Vakfı tarafından fonlanan bu Korona Aşısı, McMaster Üniversitesi’nde geliştirildi.
Habersiz ve izinsiz kitlesel aşılamanın kapısı mı aralanıyor?
Bir kez gökyüzüne salındığında, milyonlarca insanın farkında bile olmadan ‘aşılanması’ mümkün!
Bu, tıbbi ilerleme mi yoksa biyoetik sınırlarının ihlali ve yeni biyolojik silahın kullanılması mıdır?
Kamuoyunun tepkisi merakla bekleniyor...
@TarlaciSultan Grafiklerin nasıl manipüle edildiğini görmek isteyenler, Dr. Cüneyt Konuralp in yeni kitabına başvurabilir. Ha “yok yeaaa bu devirde kim kitap okuyacak” diyen varsa Merih ile yaptığı röportajı var, bari onu dinleyin.
Bilgi olarak ve dikkatinizi çekmek amacıya ve herhangi bir polemiye girmeden sadece bir kez yazacağım... Sunduğunuz bu üç grafik de ölüm-zaman verisi anlamında doğru... Ancak, bu grafiklerin üzerinde herkesin atlaması ve sizin gibi “bakın aşılar nasıl da ölümlerde fark yaratmış” demesi için yapılmış olan çok ince manüplasyonlar var. Üstelik, bu grafiklerin https://t.co/tZzhQIRxqv gibi birçok insanın sunum ve araştırmalarında kullandığı çok muteber bir siteden paylaşılması ise ayrıca düşündürücü. Son çıkan kitabımda bu üç grafiği özellikle analiz etmiş ve hatta sizin yaptığınız gibi birarada sunmuştum. Merak ediyorsanız, bu üç grafikte de nasıl manüplasyonlar yapıldığını okursunuz veya boşverip inanmak istediğiniz şeye inanmaya devam edersiniz... Saygılarımla...
Ilginc bir söyleşI: “Birkaç hafta önce Kevin McKernan bir kolon tümörünün genetik diziliminin Pfizer aşılarındaki dizilimle uyumlu oldugunu gösterdi! Hiç şüphe yok ki COVID mRNA enjeksiyonları kansere neden oluyor. Kevin bunu kanıtladı."
https://t.co/0WKagudkQH
Merhaba. Genellikle bir açıklama yapmam gerekmedikçe kitabımla ilgili olarak yazmam, ama galiba burada bu gereklilik oldu. Öncelikle, sadece ikincisi 408 sayfa olan iki ciltlik bir kitabın üç kelimelik başlığından bütün sorularınızın cevabını bulamayacağınızı belirtmek zorundayım. Mesela, virüsün varlığı veya yokluğu ile ilgili birinci kitabın sonlarındaki açıklamalarım dışında, ikinci kitabın SONSÖZ kısmında çok net bir anlatımım var. Antikor konusuna gelince... O konuya zaten ilk kitapta noktayı koymuştum. Asit-baz, okijen gibi bağlantılar ise kontrat teorisinde kısmen anlatıldı; daha fazlası kitabı amacının dışına çıkartır. Yine mikroplar dost mudur düşman mıdır tartışması için de kontrat teorisinin sonuna özel ve uzun bir not ekledim. Ama bunları okumadan başlığa bakıp, “önce bunları açıklasın” demek biraz hakszızlık olmuyor mu? Bu arada yanlış olan “bağışıklık sistemi”nin kendisi değil; bize dikte edilen şekli... Zaten başlık da bu yüzden o şekilde seçildi... Üç kelimelik bir başlık ile söylemek istediğim herşeyi özetleyebileceğim bir yazarlık veya dehalık seviyesinde değilim; ileride olabileceğimi de sanmıyorum... Bu nedenle, lütfen emeğe de saygı göstererek başlığın dışına, texte çıkın. Hepsini okuduktan sonra yapılabilecek eleştirilere her zaman açığım. Ancak, sadece başlık refere edilerek bakılan fal’a bir cevap verebilmem mümkün değil. Saygılarımla...
Ani ölümlere dair Lancet ve Elsevier'in yayından kaldırdığı “Covid-19 Aşısı Otopsi Makalesi” hakem değerlendirmesinden geçti ve yayımlandı.
Makale "ölümlerin %73,9'unun doğrudan Covid-19 aşısından kaynaklandığını" söylüyor.
#KalpKriziSalgını#KalpKrizleriSalgını
CHP "topuk kanı" kararını veren hakim hakkında HSK'ya suç duyurusunda bulunmuş.
https://t.co/EHkIr8qUal
Siz bu milletin başına bela mısınız? @herkesicinCHP
Hakim başta "vücut bütünlüğünü" koruma altına alan T.C. Anayasasına, ailenin çocuğu üzerindeki tasarruf hakkına, hukuka, akla, ahlaka ve vicdana yaraşır bir karar alıyor ve siz bunun suç olduğunu mu öne sürüyorsunuz?
Siz bu milletin başına bela mısınız?
"Karar bilime ve hukuka aykırı" demişler.
Karar tam olarak hukuki de, gelin bilime aykırı mı bir irdeleyelim.
Sözüm ona topuk kanı genetik hastalıkların tespiti için son derece elzemmiş.
Daha sıralamanın neden "Hepatit B aşısı + K vit. enjeksiyonu" ve bazen bir haftayı bulan bir süre sonra topuk kanı alma şeklinde gerçekleştiğini açıklayamıyorlar.
Bebek doğar doğmaz, kordon bağı kesilir kesilmez o körpe bedenin saf kan dolaşımına Hepatit B aşısı içerisindeki alüminyum da dahil sayısız toksik malzemeyi enjekte ediyorlar.
Özellikle alüminyum gibi nanomateryallerin yeni doğmuş bir bebekte çok daha geçirgen olan kan - beyin bariyerini aşıp nörolojik hasarlara sebep olacağını kestiremiyorlar mı?
Lütfen inceleyin bu çalışmayı: https://t.co/giB28yLntp
Bakın ne deniyor: "Farklı beyinlere translokasyonlarının ardından nanomateryaller (alüminyum vb.) beyinde birikmeye başlar. Bu aşırı ve uzun süreli birikim nedeniyle nöronal dokularla etkileşim ile nanomateryaller orta ila
ciddi nörotoksisitenin gelişmesine yol açabilecek nörodejeneratif bozukluklar meydana getirir. (örn. Alzheimer hastalıkları, Parkinson hastalığı,
motor nöron hastalığı, spinal müsküler atrofi yani SMA vb.)
SMA genetik mi şimdi?
Yoksa aşı hasarı mı?
"Topuk kanı testi" de aslında bir "aşı hasar testi" mi?
Ben şunu anlıyorum ki, aile aşılamadan sonra çocukta ortaya çıkan sıkıntılarla dönüş yaptığında ve çocuktaki aşı hasar belirtileri, "genetik hastalıklar"a atfedilen hazır şablon semptomlarla örtüştüğünde, o çocuk "genetik hastalık"tan muzdarip olarak etiketleniyor ve "genetik hastalık" diye servis ettikleri otizm, SMA vb. sözde tedavisine mahkum ediliyor.
Önce aşılarla hasta et, sonra tedavi(!) sun!
Bir diğer mesele, "topuk kanı" alımının hastalık tespiti için gerekli olduğunu varsaysak bile, hâlâ neden özellikle topuk bölgesinden kan almanın gerekli olduğunu aslında hiçbir zaman açıklayamıyorlar.
Cüneyt Konuralp'ın konuyla ilgili tespitlerini de dinleyin. Söz konusu hastalık tespiti mi? Bu uygulama tamamen gereksiz ve art niyetlice: https://t.co/6M8Pew9c8D
CHP'li siyasiler neden bebeklere doğar doğmaz Hepatit B aşısı + K vit. enjeksiyonu yapılmasının gerekli olmadığı şöyle dursun, bebeklerde ciddi zararlara yol açtığını kanıtlarıyla deklare eden, ilaç şirketleriyle çıkar anlaşması olmayan, bizzat modern tıp eğitimi almasına rağmen hür bir akıl ve vicdanla modern tıbbı sorgulama noktasında olan doktorlara hiç kulak vermez?
CHP'li siyasiler neden aşılar üzerine bağımsız araştırmalardan bihaber?
CHP'li siyasiler neden, "genetik hastalık" diye etiketlenen hastalıkların aslında bir aşı hasarı olduğunu, "topuk kanıyla genetik hastalıklar tespit ediliyor" iddiasının artık geçersiz bir iddia olduğunu düşünemez?
CHP'li siyasiler neden bebeğe doğar doğmaz topuk bölgesine müdahale edilmesinin bebeği travmatize ettiği gerçeğini irdeleyemez?
CHP'li siyasiler neden aşı + topuk kanı saplantısını sürdürür ve bu uğurda Anayasayı dahi tanımaz hâle gelir?
NEDEN?