Haluk Levent’in sosyal medyada kendisi için yazılan bir yorumu okuduğu anlar:
Bitmek üzereyken sosyal medya aracılığıyla Atatürkçü kesimin huyuna giderek tekrar gündeme gelmiş müzisyen.
Samimiyetine güvenmemek gerekir. Tek derdi yolunu bulmaktır.
‘Yardımı biz yaptık ama onlar başkaları yaptı sandı, sandıktan bunu anladık’ diyip başa kakan zihniyetin haram paralarının bu halkin boğazından geçmemiş olması ibretlik
zamanla anlayacaksin ki hayatinda karsilasabilecegin en büyük sinav devam edebilmektir. iyilik yapmaya devam edebilmek, sevmeye devam edebilmek kalbini temiz tutmaya devam edebilmek..
Sana iman etmenin tek karşılığı, seni sevmekten aldığımız lezzet olsaydı vallahi yeterdi. Seni seveni sevmeyi bile seviyoruz. Salat ve selam sana olsun.
Özgür Özel'in dış politika konuşmaya çalışması, amaçsızca girdiği üniversite sınavında sayısal sorularını da atarak cevaplayan sözel öğrencisi şuursuzluğuna benziyor. Sınavın iyi mi yoksa kötü mü geçtiğini sınav sonuçları gelene kadar ayırt edemeyen ergenler vardı benim okuduğum yıllarda. Özgür Özel'in Suriye hakkında konuşmasında, soruları okumadan cevaplayan o tiplerdeki azmin aynısı var.
Suriye tezkeresine en başından beri bağıra çağıra karşı çıkıp bugün hükümet, ABD talimatı olmadan operasyon yapamaz diyebilmek için bir insanın kafasının içinde uzay kadar ölçüsüz bir boşluk olması gerekir.
Esed'in kaçtığı saatlerde kürsüden "Esed ile anlaşmaktan başka çare yok" diye haykıran birisi, bugün hala Suriye hakkında öngörüde bulunmaya devam ediyorsa utanmaya yetecek kadar da akla sahip değil demektir.
Bütün bu rezaletlerin ardından Türkiye'nin desteklediği Suriye ordusunun değil de ABD'nin desteklediği terör örgütü SDG'nin olası zaferi üzerinden siyaset üretmek, kişinin sadece Suriye değil, Türkiye hakkında da fikir sahibi olmadığının göstergesidir.
İktidara geldiğinde milli savunma sanayii G3 fişeğinden ibaret olan bir ülkede, hükümetin yaptığı devrimi görememek ise betimlenemeyecek kadar acayip bir durum. Buna "senin burada ne işin var özgür, git Manisa'da yetişkin bezi sat" demekten başka ne denebilir ki? Bu seviyede bir aymazlıkla o mevkide oturmak, siyasetle uğraşan herkese yapılmış bir saygısızlıktır. Buna Mustafa Kemal portresine rakı doldurup kadeh tokuşturan meyhane CHP'lileri de dahil. Onların bile bu kadar atıp hiç tutturamadığı görülmemiştir. CHP'de bunu başarabilen tek kişi var ve onu da genel başkan seçmişler. Ne acayip iş...