Kamuoyuna Duyuru
Beşiktaş Kulübü olarak sporda adaletin, şeffaflığın ve eşitliğin sağlanması yolunda her zaman lafla değil, somut ve kararlı adımlarla hareket ettik.
Dün oynanan müsabakada, kırmızı kart görerek oyundan ihraç edilmiş bir teknik direktörün açıklamalarının maç devam ederken canlı yayında adeta savunulurcasına aktarılması, yayıncı kuruluşun (beIN Sports) tarafsızlık ilkesini nasıl ayaklar altına aldığını bir kez daha açıkça göstermiştir. Yayıncılık ilkelerini ve sportif rekabetin dürüstlüğünü zedeleyen bu tutuma; pozisyonların ekrana ve VAR odasına yansıtılmasında sergilenen seçici ve manipülatif yaklaşımlara karşı duruşumuz sadece sosyal medya mesajlarından ibaret değildir.
Nitekim Kulübümüz, yayıncı kuruluş hakkında geçen hafta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na resmî suç duyurusunda bulunarak Türk sporu adına tarihi ve somut bir hukuki süreç başlatmıştır.
Son günlerde yaşanan gelişmeler ve diğer kulüplerin de benzer şikayetleri dile getirmeye başlaması, attığımız bu hukuki adımın ne kadar haklı ve zamanında olduğunu bir kez daha net bir şekilde gözler önüne sermiştir.
Sporda adalet ve tarafsız yayıncılık talebinde samimi olan tüm Türk spor kamuoyunu ve kulüpleri, temennilerle yetinmek yerine başlatmış olduğumuz bu somut hukuki mücadelenin arkasında durmaya ve takipçisi olmaya davet ediyoruz.
Kamuoyunun bilgilerine saygıyla sunarız.
Beşiktaş JK
Değerli Beşiktaşlılar,
Bahçeşehir ailesi olarak Beşiktaşımızla çok kıymetli iki iş birliğini hayata geçirmenin heyecanını ve gururunu yaşıyoruz.
Beşiktaş Jimnastik Kulübü tarafından gerçekleştirilen ihale sonucunda, BJK Plaza A ve B Blok’ta yer alan 39 bağımsız bölümün 20 yıllık kiralama hakkını Bahçeşehir Okulları A.Ş. olarak kazanmış bulunuyoruz.
Bunun yanı sıra, 2026–2027 sezonu boyunca Tüpraş Stadyumu’nun Güney Tribünü, “Bahçeşehir Koleji Tribünü” adıyla Beşiktaşımıza ev sahipliği yapacaktır.
Bahçeşehir Koleji olarak Beşiktaş camiasına katkı sunmaktan büyük gurur duyuyoruz. Büyük Beşiktaş’ın bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yanında olmaya, gücümüze güç katmaya devam edeceğiz.
Eğitimin ve sporun birleştirici gücüne inanan biri olarak, bu değerli iş birliğinin Beşiktaşımıza, Bahçeşehir Koleji’ne ve tüm Beşiktaş camiasına hayırlı olmasını diliyorum.
Yolu açık, başarıları daim olsun Beşiktaş’ımızın. 🦅
Neden #OkanBurukİstifa diye tag açıyorlar biliyoruz değil mi? Çünkü son 4 yılda şampiyon yapılmalarının bu bücürle hiç alakası olmadığını en iyi bilen onlar!
Kulübümüzden Açıklama
Corendon Alanyaspor’la oynadığımız maçta hakemlerin sergilemiş olduğu yönetim, Türk hakemliği için bir utanç vesikası olarak tarihteki yerini almıştır.
Geçtiğimiz yıl Ziraat Türkiye Kupası yarı finalindeki skandal kararları hafızalardaki tazeliğini koruyan Merkez Hakem Kurulu başkanının prensi Adnan Deniz Kayatepe, adeta “Nerede kalmıştık” diyerek rezil yönetimlerine bir yenisini eklemiştir.
Rakip oyuncu, dünyanın gözü önünde Trossard’a tokat attı. Hakem Adnan Deniz Kayatepe pozisyonu göremedi. VAR’daki Bülent Birincioğlu ise sessiz kaldı.
Oh, karşılıklı mücadele içinde olduğu rakibinden sıyrılıp gol attı. Rakip oyuncu kendini süslü şekilde yere bıraktı diye Adnan Deniz Kayatepe golümüzü iptal etti.
Vlahovic ceza sahasına girmek isterken yaka paça düşürüldü. Hakem Kayatepe yine yaşananları görmezden geldi.
Adnan Deniz Kayatepe ve Bülent Birincioğlu gibi art niyetli hakemleri bir daha maçlarımızda görmek istemiyoruz.
Ne avantaj ne imtiyaz istiyoruz. Sadece adil ve eşit yönetim istiyoruz. Bu adaletsiz düzen değişene dek haklı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Beşiktaş JK
Bu asla bir gidiş değil; geri geleceğiz!
Göğsümüz dik; alnımız açık!
#seninleyiz#yeniparti#chpistifa
Kutlu Başbuğumuz Atatürk’ün yolunda Özgür Özel @eczozgurozel ‘in liderliğinde yürüyoruz!
🔴🔴 Yıl 2005 Türkiye ile bir alakası olmayan John Perkins kitabında anlatıyor;
"Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç verip otobanlar yaptırırız.
Sonra onlara arabalarımızı satarız. Sonra bankalarını satın alırız.
O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız.
Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle.
O ülkeye dünya bankası ya da kardeş kurumlardan kredi ayarlarız.
Ayarlanan kredi "ASLA" o ülkenin hazinesine gitmez.
O ülkede 'proje' yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer.
Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev havayolları yapılır. Aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton.
Bizim şirketlerimiz kazanır o ülkedeki birileri de nemalandırılır.
Toplum bu düzenekten hiç birşey kazanmaz. Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur.
Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi imkansızdır.
Plan böyle işler...
Sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler olarak gider onlara deriz ki;
"Bize büyük borcunuz var ödeyemiyorsunuz.
O zaman petrolünüzü satın, doğal gazınızı bize verin, askeri üslerimize yer gösterin, askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin, Birleşmiş Millletler de bizim için oy verin!
Elektrik su kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin!
Onları Amerikan şirketlerine ya da diğer çok uluslu şirketlere satın..."
Sosyal hizmetleri, teknik sistemleri, eğitim kurumlarını, sağlık kurumlarını hatta adli sistemleri ele geçiririz.
Bu, ikili, üçlü, dörtlü bir darbeler serisidir..."
Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları
John Perkins
TÜRKLER VE SÜMERLİLER
( AYNI ANNE BABANIN ÇOCUKLARI )
Yıllardır birbirine tamamen yabancı zannedilen iki devasa dünya, Avrasya bozkırları ile Mezopotamya alüvyonları aslında aynı genetik ve kültürel rahimden doğdu. MÖ 5000’lerde Hazar Denizi ve Zagros Dağları hattında yaşayan, arkeogenetikte Y-DNA Haplogrup R1a/R1b ve Q varyantlarının sentezi olarak bilinen o muazzam "Proto-Turani" topluluk, iklimsel bir kuraklıkla ikiye bölündü.
Ceyhun koridorunu takip edip güneye inenler Sümerleri, kuzeyin sert bozkırında kalanlar ise atlı-göçebe askeri dehasıyla Proto-Türkleri oluşturdu. Bilim dünyasının "Sümercenin kökeni bilinmiyor" dediği o gizem, iki dilin de dünyayı eklerle anlamlandıran bitişken yapısında gizli. Sümer panteonunun zirvesindeki yıldızla gösterilen Dingir ile bozkırın aşkın Gök Tanrı’sı Tengri, Sümer’deki "Ama" ile Türkçe’deki "Ana", askeri birlik anlamına gelen "Kuruş" ile "Kurultay" kökü aynı kozmik hafızanın kelimeleridir.
Sosyolojiye baktığımızda ise ezberler tamamen altüst oluyor. Mezopotamya’nın yerel Sami halkları katı bir ataerkillikle boğuşurken, Sümer kanunlarında kadının mülk edinebilmesi ve boşanabilmesi, erkeği seferdeyken obayı ve devleti yöneten bozkırın "Katun" kültünün birebir yansımasıdır.
Sümer’in savaş ve aşk tanrıçası Inanna, at binen, ok atan bozkır kadınının Umay Ana arketipiyle birleşmesidir. Kerpiçten yapılan Zigguratlar ise aslında mimari form almış birer kozmik çadırdır; tıpkı kutsal Ötüken Dağı’na ve Dünya Ağacı’na yakın olma arzusu gibi. MÖ 1800’lerde Babil Kralı Hammurabi’nin kurduğu "Babil Kulesi" efsanesi de aslında mimari bir yıkım değil, dillerin tasfiyesiydi.
Hammurabi, sıradan insanların krallarla eşit haklarla tartışabilmesini sağlayan bu mantıklı bitişken dili yasaklayıp, elitlerin tekelindeki bükümlü dilleri zorunlu kıldı. "Dillerin karışması" hikayesi, bu ortak dilin Mezopotamya'dan vahşice silinme çabasıydı.
Cephe hatlarında ise tam bir askeri teknoloji devrimi yaşandı. MÖ 2300’lerde Akad Kralı Sargon Sümer şehirlerini tehdit ettiğinde, Sümer elitleri kuzeydeki akrabalarını yardıma çağırdı. Tarih kitaplarının Gutiler diye maskelediği atlı okçular güneye indi ancak Mezopotamya’nın nemli havası organik Türk yaylarını gevşetti, bataklıklar atların toynaklarını çürüttü.
İşte o an Sümer’in bin yıllık metalurji dehası devreye girdi. Türk yay ustalarıyla birleşerek yayın esnek omurgasına su verilmiş tunç şeritler eklediler ve nemden etkilenmeyen ilk hibrit metal kompozit yayları icat ettiler. Atların ayaklarına ise hafif tunç nallar çakıldı. Bozkırın Turan taktiği Mezopotamya'nın sanayisiyle birleşince Akad orduları imha edildi ve Sümer Rönesansı başladı.
Bu bağ o kadar güçlüydü ki iki toplum aynı görsel dili kullandı: Sümer’in Anu yıldızı bozkırda "Öz Damgası"na, Lagaş’ın çift başlı Anzu kuşu Selçuklu’nun "Öksökö" kartalına, sınır taşlarındaki hilal-yıldız tasviri ise Hun paralarındaki göksel "Kün-Ay" damgasına dönüştü.
Bu büyük ortaklığın en sarsıcı kriptografik kanıtı ise yazı sistemlerindeki gizli geometrik bağda saklı. Yumuşak kile kamışla basılan Sümer çivi yazısı, taşa kazınması gereken Orhun Abideleri'nin runik alfabesine dönüşürken muazzam bir sadeleşme geçirdi. Sümercede ev anlamına gelen köşeli "É" işareti çivi kafalarını kaybederek Göktürkçede "Eb/Ev" sesini veren "𐰎" harfine evrildi. Ülke ve düzen anlamına gelen "İL" piktogramı, Orhun yazıtlarında doğrudan devlet ve vatan anlamına gelen "El" sesinin "𐰡" harfi oldu.
Tanrısallık simgesi olan Dingir yıldızı ise genizden gelen kutsal "NG" sesini karşılayan "𐰭" harfine dönüştü. MÖ 2000’lerin başında Sümer şehirleri ekolojik krizle çökerken, idari ve dini elitler bu muazzam anayasayı, Töre’yi ve çivi yazılı geometrik hafızayı kırılmaz kutsal tabletlere kazıyarak Altay Dağları’na taşıdı.
Bugün Pazyryk Kurganları’nda şamanlar tarafından yer altı sularıyla kasıtlı olarak dondurulan bu "Kozmik Arşiv", yüzyıllar sonra karşımıza çıkacak Orhun Abideleri’nin çelikten omurgasını oluşturdu. Sümer, Türk'ün yerleşik şehircilik laboratuvarıydı; Bozkır ise o formülün binlerce yıl boyunca Asya Hunları ve Göktürkler için saklandığı kutsal sığınak oldu.
''TARİH TÜRKLERLE BAŞLAR SÖZÜ'' ÖYLESİNE DEĞİL GERÇEK BİR SÖZDÜ...!
En basitinden çok da derinlere inmeden bir şey söyleyeyim
Can Uzun mesela
Şu son 20 dakikada seyrettiğimiz kadarıyla bile şu takımda oynatılmaması akıllara zarar bir olaydır...
Kapanan takımlara bireysel yeteneği olanları düşünmemek fecaat bir durumdur
Bu takımı kim yapıyor?
Bir futbol adamı bunları göremiyor olamaz..
Şu çirkef ruhlu adamlara gol atamamak
Aynı tip iki takıma iki maçta gol atamamak burada yazılarak anlatılmayacak bir mevzudur...
Evren de "Adalet" katını hiç bir güç yenemez...
Adaletliysen kazanırsın
Adaletsizsen herşey ayağına dolaşır
İşin rast gitmez...
Yazık...
Asgari ücretle nöbet tuttan adam sabaha karşı evine geldi, uyumadan sizi izledi.
Üniversite sınavına girecek çocuk 2 saat erken uyandı, sizi izledi.
Milyonlar erkenden kalktı, sizi izledi, size dua etti.
“Tweet atıyorlar, korkuyoruz” diye naz yaptığınız, trip attığınız milyonlar, sizin 1 golünüz için saç baş yoldu.
Gönlünüz eğlensin diye ananız, babanız, halanız, teyzeniz, yakın arkadaşınız kampa getirildi, yemekler yenildi.
Keyfiniz iyi olsun diye TFF başkanı dahil herkes millete racon kesti, sizi savundu.
Altın jenerasyon, en iyi kadro diye şişirilen balonlar. Sizin topunuz, 2002 Dünya Kupası’na tarih yazanların kramponlarının ayakkabı bağcığı olamaz!
Milyon dolarlık reziller.
Evine ekmek götürmek için 15 saat çalışan emekçinin, 3 kuruş zam için hak arayan emeklinin, ucuz peynir için market market gezen vatandaşın hakkı, parası, pulu, vergisi sizlere zehir zıkkım olsun!
BYD 1 Milyar dolara fabrika kuracağız dediler. Yerli oto kontenjanından deli gibi araba sattılar. 20 bin dolarlık arabayı 50 bin dolara verdiler. Parayı ceplerine güzel koydular.
Manisa OSB'de BYD için alan tahsis ettiler. 2026 mart ayında üretim bandında araç olacak diye hedefleri vardı. Şuan herhangi bir faaliyet mevcut değil.
Bir yaptırımı vardır inşAllah diye yazdığımda LiNÇ yemiştim bu mecra da 🥶
Genel Merkezimizdeki iğrenç araç görüntülerinden sonra iki kelam etmek farz oldu:
-İki araç da partinin parasıyla alınmıştır, faturaları mevcuttur.
-Araçlardan biri 2022 yılında Kılıçdaroğlu tarafından alınmış ve kullanılmıştır. O aracı oraya koyanlar bunu bilmeyecek kadar cehalet sahibidir.
-Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Erdoğan Toprak, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır.
-Evi camdan olan başkasının evine taş atmasın!
Orkun Kökçü’nün yedek kalması tam bir saçmalık, dünyanın en formda orta sahalarından biri olan Orkun Kökçü’yü yedek bırakıp, kendi takımında bile kötü oynayan İsmail’i ilk 11 başlatacaklarsa biz milli takıma oyuncu göndermeyelim.
Orkun Kökçü’nün yanındayız, yedirmeyeceğiz.