Polis günlerdir bütün ülkenin gözleri önünde gençlere işkence ediyor, özellikle genç kadınları hedef alıyor. Yaşları 18-25’i geçmeyen kadınlara ağır düzeyde şiddet uygulanıyor, çıplak arama dayatması yapılıyor!
Aynı polis, genç kadınlara saldıran cihatçı örgüt İBDA-C üyelerine ise “Yapmayın Allah Aşkına” demekten başka bir şey yapmıyor!
İçişleri Bakanı @AliYerlikaya'ya soruyoruz:
📌 Demokratik eylemlerde bulunan ve kolluğa karşı savunmasız olan genç kadınlara hiçbir sebep yokken kaskla, copla ve yumrukla vuran, plastik mermiyle yaralayan, karakolda çıplak aramaya maruz bırakan kolluk görevlileri bu emri ve gücü nereden almaktadır?
📌İçişleri Bakanlığı özellikle genç kadınlara işkence edilmesi emri mi vermektedir?
📌Genç kadınlara ağır işkence eden polis, kadınlara saldıran cihatçı örgüt IBDA-C üyelerine neden bu kadar müsamahakardır? Silahsız genç kadınlar, insanlık düşmanı bu örgütten daha mı tehlikelidir?
AKP seçmeni zannediyor ki; bu kadar insan, Ekrem İmamoğlu yargılandığı için sokakta.
Hayır.
Depremzedelere parayla çadır satan Kızılay Başkanını yargılamadığınız için sokaktayız.
Kendi şirketinden, kendi bakanlığına, fahiş fiyata dezenfektan satan Ticaret Bakanı’nı yargılamadığınız için sokaktayız.
Kendi parti yöneticinizin “Ankara’yı parsel parsel sattı” dediği Melih Gökçek’i yargılamadığınız için sokaktayız.
Muhaliflere ‘terörist’ yaftası vururken, bebek katilini Gazi Meclis’e davet ettiğiniz için sokaktayız.
Foyalarınızı ortaya çıkartan gazetecileri hapse tıkarken, ekranlarda iftira üstüne iftira atan, hakaret üstüne hakaret eden maymunları mükafatlandırdığınız için sokaktayız.
Sarıklı, cübbeli amirali jet hızıyla emekli ederken Cumhuriyet’e bağlılık yemini eden teğmenleri ihraç ettiğiniz için sokaktayız.
Vatandaşın belini ek vergilerle bükerken 5 müteahhitinizin milyarlarca liralık vergi borcunu affettiğiniz için sokaktayız.
Yüzlerce suç kaydı bulunan çete üyeleri elini kolunu sallayarak dolaşırken Ümit Özdağ’ı tutukladığınız için sokaktayız.
Evimizde oturken yazıp çizerek, video çekerek de derdimizi anlatmaya çalıştık ama duymadınız.
Sesimizi duyun diye sokaktayız.
📌Erdoğan ile Kılıçdaroğlu arasındaki oy farkı: 2.212.353
📌Ata İttifakı partileri desteği olursa Sinan Oğansız net oy sayısı: 1.325.600
📌Kalan Fark: 886.753
📌Sinan Oğan toplam oyu: 2.796.613
📌Muharrem İnce çekilmesine rağmen toplam oyu: 216.470
📌Ata ittifakı desteği hariç Sinan oğan ve Muharrem İnce toplam oyu: 1.687.483
📌Ata ittifakı millet ittifakına destek verirse Sinan Oğan ve Muharrem İnceye oy veren 800.730 kişi seçimin kaderini belirleyecektir.
📌1 milyon 20 bin 963 geçersiz oy.
📌Sandığa gitmeyen: 6 milyon 700 bin kişi…
68 yaşında 1 ay Ankara'dan İstanbul'a yürüdü. 74 yaşında 10 saatlik programa çıkıyor. Tek tek cevap veriyor. Kaçmıyor.Herkesi kucaklıyor. Gelin değişime ortak olalım. #KararVer
Bir kaç gündür yurtdışında oy veren kadınların sandık başında fotoğrafları düşüyor önüme.
Çoğunun ortak dili “Sonuna kadar Erdoğan” şeklinde.
Sevgili hemcinslerim;
Hepiniz çok güzelsiniz, zarifsiniz.
Saçlarınıza şekil vermiş, makyajlarınızı yapmış, eteklerinizi, pantolonlarınızı, taytlarınızı, topuklu ayakkabılarınızı giymiş şıkır şıkırsınız.
Hep de böyle olmanızı arzu ederim lakin biz Türkiye'de yaşayan kadınlar var olma mücadelesi veriyoruz.
Dayak yiyor, taciz ediliyor, tecavüz ediliyor, öldürülüyoruz.
Düşünün benim haklarımı korumasını beklediğim AYM üyesi bile "kadın-erkek eşitliği modern hurafedir" diyor.
Yani uzaktan sevmek kolay.
Biz tehlikenin farkındayız, ya siz?
Uğradığımız tüm haksızlıklar da verilen cezalar da ne giydiğimize, nerede olduğumuza, saat kaçta olduğuna göre şekilleniyor.
Biz kadınlar sizler gibi giyinip otobüse binerken biri tekme atar mı diye tedirgin oluyoruz mesela.
Akşam sokakta arkamıza bakarak yürüyor, aynı işi yaptığımız halde erkeklerden daha az ücret alıyoruz.
Gel de tüm bunları siyasilerin düzeltmesini bekle..
Burada başın açıksa "perdesiz ev" diyorlar,
hakkını arayınca "sürtük" diyorlar,
çalışmak isteyince "evdeki işler yetmiyor mu, erkekler işsiz kalıyor" diyorlar,
"kadın evi süsüdür" diyor hatta çalışarak fuhuşa zemin hazırladığımız bile söylendi biliyor musunuz?
Ne güzel gülmüşsünüz fotoğraflarda, hep de gülün isterim.
Lakin burada kahkaha atan kadına "iffetsiz" diyorlar biliyor musunuz?
Biz Atatürk sayesinde kul olmaktan kurtulup vatandaş olmuşken bugün hayvan gibi sahiplendirmekten bahsediyorlar.
Sizin yaşadığınız ülkelerde bırak siyasetçiyi sıradan bir vatandaş bile kadınları sahiplendirmekten bahsedebilir mi?
Bahsedemez, biliyorsunuz ve uzaktan ne de güzel seviyorsunuz.
Bizi erkek şiddetinden koruyan sözleşmeleri üç beş oy için silip atıyor, kız-erkek öğrenciler aynı sınıfta ders görmesin diye mücadele ediyorlar düşünebiliyor musunuz?
Yani elleri ya saçımızda, ya örtümüzde, ya eteğimizde...
Gülme, çalışma, konuşma, düşünme, isyan etme, eğlenme, onu giyme, buraya gitme...
Tek dertleri kadın!
Ahlakı kendilerinde, siyasetlerinde değil hep kadında arıyorlar.
Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de yaşayıp oy verirken “Şeriat için” diyen hemcinslerim..
Çok değil 2 sene önce şeriattan ilk kaçan erkekler olmadı mı?
Düşünebiliyor musun binde bir ihtimal bile yokken uçağın motorunda ölümüne uçtu adamlar.
Tercihlerinize elbette saygım var.
Lakin Afganistan’da, İran’da yaşamadan Avrupa’nın göbeğinde “Şeriat” istemek ne kolay değil mi?
Peki istemeyenler ne olacak?
Siz uzaktan seveceksiniz diye biz hayattan uzaklaşıyoruz adım adım..
Farkında değilsiniz!
İkinci turda kimseyi manipüle edemeyecekler. Tüm maskeler düştü, her şey gün gibi ortada. Gençler, kendilerini sahte muhalifle manipüle eden Erdoğan'ın hesabını kesecek. Cehennemin kapılarını kimin kapayacağı da artık netleşmiştir. Seçim sıfırdan başlamıştır. Haydi Sandığa!