Değerli mezunumuz Deniz linç girişimlerine, hakkında açılan soruşturmaya rağmen memlekete dönerek haklılığını yeniden kanıtladı.
Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza...
Deniz Göktaş'ın yanındayız.
#DenizGöktaş
33 yıl geçti…
Madımak’ta yakılan ateşin bıraktığı derin acı, ne hafızalarımızdan silindi ne de yüreklerimizden eksildi.
İnsanlık değerlerini hedef alan Sivas Katliamı’nı lanetliyor yaşamdan koparılan canlarımızı sevgi, saygı ve özlemle anıyoruz.
Unutmadık..
#unutMADIMAKlımda
30 Haziran 2026 Boğaziçi Üniversitesi Akademisyenleri Nöbeti no. 1341. Direnişin 6. yılı/2004. günü @UniBogazici#KabulEtmiyoruzVazgeçmiyoruz
June 30, 2026 Bogazici University Faculty Vigil #1341/6th year/2004th day of the resistance @unibogazici_en #WeDoNotAcceptWeDoNotGiveUp
Ben; Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu’nun karşısına CHP’yi mağdur ve müşteki olarak çıkartacak dediğimde, “O kadar da değil” diyenler olmuştu. Buyursunlar, haberi okusunlar. Siz halen Bay Kemal’in neler yapabileceğinin farkında değilsiniz.
Sayın Murat Ongun'u hiç tanımazdım.
2024 yılında evimde çıkan yangın sonucunda tanıştık. Nasıl mı?
23 sene Diyanet bünyesinde imam olarak görev yaptığım sırada, yaşadığımız acı olay sonrası bizzat beni aradı ve şöyle dedi,
- Hocam geçmiş olsun, senin için ne yapabiliriz?
- şaşırdım çünkü beni araması gereken ve yardımcı olması gereken İstanbul müftüsü veya diyanet vakfı yetkilsi olmalıydı..! Ancak; hiç biri geçmiş olsun demedi, tam aksine bazı isimler bende kalsın, sana yardımcı olacaklar vardı ama maalesef kimse oralı olmuyor dediler. Bende sebebini öğrenmek istedim, aldığım cevap şok edici oldu.
- 10 Kasım'da Atatürk'e dua ettin bu yüzden...!
Gelelim konumuza; bir akşam en az yarım saat konuştuk ve bana şu sözleri söyledi Murat Ongun
-Hocam seni biliyoruz bizim için kıymetlisin, izin ver sana yardımcı olalım ne gerekiyorsa yapalım dedi ve bende kabul ettim. Belediye'nin bir misafirhanesine yerleştirildim ve o günden sonra malum üst baş yok herşey yanmış kül olmuş, bana ve oğluma giyecek gönderdiler, daha sonra camiye yakın bir yerde kiralık ev tutularak eşyalarımı büyük kısmını gönderdiler. Hem de çok hızlı bir şekilde. Unutmadan telefon konuşması sonrası ertesi gün sayın başkanım Ekrem İmamoğlu arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti ve Hocam için ne gerekiyorsa yapın diye talimat verdi. Bu süreçten sonra
Yavuz Saltık ve başkan adayı olan İnan Güney beni ziyaret ederek sağ olsunlar ilgilendiler. Dikkat ettiniz mi? Diyanet işin içinde yok ama ben diyanet personeliyim! Yavuz başkan şimdi özgürlüğüne kavuştu, dualarım geride kalanlar için🤲 ileri bir zamanda gittim
Murat Ongun'a teşekkür etmeye o süreçte bana hal hatır sordu ve bende çok şükür sayenizde toparlanıyorum dedim. Bana eğer üzerine mobbing vs oluyorsa bünyemizde seni görmekten onur duyarız diyerek davet etti.
Ekrem İmamoğlu başkanımızla bu konu görüşülmüş ve onay alınmış.
Bende memur kadromla mezarlıklar müdürlüğüne geçişimi yaptım. Çünkü yıllarca başarı ile hizmet ettiğim diyanet benimle ilgilenmeli iken İBB bana kol kanat gerdi ve zor günlerimde yanımda oldu. Ömrüm boyunca unutmam bunu, aynı dost bildiklerimin sırtını dönüşünü unutmadığım gibi...!
Daha çok şey anlatılır ama ben bu kadar yeterli diyor ve adalet bekleyen, ailelerine kavuşmayı bekleyen tüm güzel insanlara yüce Allah'ın inayetini diliyorum 🤲
@CAOIletisim1@inanguney@SaltikYavuz
SİZ DE SÖYLEYİN...
Stand-up'çı çocuk (Deniz Göktaş) çıkmış, meydanda olabildiğince açık biçimde herşeyi konuşmuş. Keskin zekâ ürünü esprilerle, üstelik tamamen yasal ve ahlaki sınırlar içinde kalarak (faşistler için o sınırlar tabii ki farklıdır) her tarafa gerekli iğneleri batırmış.
5 gündür yayında olan kayıt, şu an 6 milyonu aşkın bir izlemeye ulaşmış. 5 gün sonra 2 katına filan çıkması şaşırtıcı olmaz. Alır başını gider.
Bu, "Helal olsun be... Benim söyleyemediklerimi söylemiş çocuk. Ağzına sağlık..." duygusunun tezahürüdür.
Ama artık, "hepimizin söylemesi" zamanı gelmedi mi? Her kesimden, herkesin. İşi hep "yürekli stand-up'çıya, gözü kara gazeteciye, mangal yürekli sendika liderine, yiğit akademisyene, onurlu çevre eylemcisi köylü kadına" bırakmayın artık.
Deniz'i yalnız bırakmayalım.
Artık "ölü taklidi" yapmayalım.
Açın ağzınızı.
Açalım.
Bir şeyler oluyor güzel memleketimde…
Bir şehri gezer geçersiniz. Bir de bir şehir sizi yüreğine buyur eder.
Gaziantep bugün bizi yüreğine buyur etti.
Böyle karşılananlar yorulmaz; böyle yürüyenler durmaz.
Durmayacağız, yorulmayacağız.
Deniz Göktaş hakkında başlatılan hukuki süreçlerle ilgili olarak "bu lafların sonucu belli" kabullenişinde olanlardan tutun "reklam bedelini göze almış" diyenine kadar her türlü tepki var, ama "ifade özgürlüğü ne oldu" diyen yok. Espriye yer bırakmayan toplumlar tel tel dökülür.