Hâlâ geçerli..!
Durum:
Herkes
kendi fikrinin özgürlüğünü istiyor
fikir özgürlüğü değil.
Tespit:
Aklında fikir olmayanın,
dilinde küfür;
kalbinde muhabbet olmayanın,
elinde şiddet olur.
İlke:
Doğru bile olsa,
taassub ve tahkîr yoluyla fikir beyan etmek,
hakikati rencide eder.
Hocalarımız Firavun’dan bahis açılınca “yokuşta bir tek onun atının ayağı tökezlemezdi” derdi. Firavunlaşmak biraz da yaşadığımız pürüzsüzlüğün hakkımız olduğuna inanmaktır.
Dursun Ali Tökel hocadan gördüm Žižek'in bu konuşmasını. Dursun hoca hep yenidir.
Konuşma cok çarpıcı... Hümanizm tüm dünyayı hasta etti. Kendini tanı, dedi felsefe. Şimdiyse kendi en hasta bilim dalı olan psikiyatri onu iyileştirmeye yol arıyor. Žižek gibi Marksistler, Bloch'un "umut ilkesi"nden "adanma"yla çare aramaya çıkmış. Adam Phillips'e yollarının çıkması da bir şeydir. Hz. Mevlânâ: "Kendini kendinin karşısına oturttun kaldın; kendini kendinin karşısından çek de kurtul" diyordu. Hümanizmin eczası budur ilk aşamada. Sonra: "Şu dünyada bir karınca kadar hoşum; kendimden fazla yük taşıyorum" demek gelir. Müslümanlar bunu çok iyi biliyordu. Bakın vakıflara. Ahiliğe bakın.
Günün Müslümanlar��nın durumu başka. Kendilerinden aşkın meselelere hayatlarını alamadıkları için zavallı bir hayatın gündelikçisi olup çıkmış durumdalar. Belki Slovaj'ı dinlemek iyi gelir.
Yaşayan en büyük Müslüman düşünür Nakib el Attas vefat etmiş.
#Attas, sadece bir büyük düşünür değildi; aynı zamanda çağdaş bilimin doğasını, dilini ve felsefesini tartışan, bilginin İslâmileştirilmesi fikrini Faruqi’nin dışında kendine özgü bir dille ve teorik kaygılarla entelektüel hayatımıza taşıyan, geliştirdiği eğitim tasavvurunu Malezya’da İslâm Üniversitesi kurarak hayata geçirme mücadelesi veren ve parlak talebeler yetiştiren öncü bir düşünürdü.
Âlimin ölümü. âlemin ölümü gibidir.
Attas da gitti bu dünyadan, biraz daha yetim kaldık.
Çok üzüldüm.
Bu kadar dertli, çaplı öncüler kalmadı artık.
Allah (cc) rahmet eylesin, mekânı cennet, makamı âlî olsun.
Tutunduğun s-öz'e güven..!
"Kişinin söyleyecek bir şarkısı var ise, dinleyici aramaz.
Bilir ki, söz menzile girerse, çölde dahi bir dinleyeni çıkacaktır.
Hiç bir kulağı varsaymadan,
kişinin kendi şarkısını terennüm edebilmesi,
yaşama cesâretinin zirve bir ifâdesidir."
"Tanımak mı istiyorsun kendini
gölgenle hem-hâl olduğun bir vakitte sor
hangi derdin tâlibi
hangi hüznün dervişisin
ve
meşrebini söyle
gönlüne
aklın duymasın..."
Fotoğraf: Kathrin Federer
İnsan, fikir tarlasında soluklanladığı hiçbir âlim ve mütefekkire hürmetsizlik yapmamalı. Şüphesiz ki herkes tenkit, her yanlış da tashih edilebilir. Zira bu ilim/fikir haysiyetinin gereğidir de. Fakat ilimde haysiyet edâsı, üslûpta edep tavrına mani olmamalı.
Neye açsanız onun tokluğu için çalışırsınız, bu böyledir.
Derdi olan insan işiyle; boş insan kişiyle uğraşır!
Çünkü;
Bir insan kendini aşan bir fikre sahip değilse
ya kendiyle uğraşır ya başkalarıyla savaşır.
Niyet bozuk; anlamaz uydururlar;
haset eder; her iş yapana afkururlar.
Bir ayet biliyorum kazandığımda şımarmama, kaybettiğimde yıkılmama engel oluyor :
“Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz”
Bakara Suresi / 216