Kademe nin çıkmasına hiç bu kadar yakın olmadık. Lütfen üşenmeyin mücadele edin. Şimdi üşenen 15 yıl kendine kızar. Keşke twet atsaydım dememek için gün bugündür
#KademeResmiGazeteye
Kendinden kendini doğurmak!
Bir bilinmeze açılmak,
Yeni bir evrene,
Bilmediğin bir hikayeye…
Ve o hikayeyi yaşamak…
Eğer yeterince cesursan
Kendinle yüzleşmek
Bölüm sonu canavarı ile…
Ve geçmişinle…
Kırıp döktüklerinle
Yakıp yıktıklarınla…
Ve kendini doğururken
Aynı zamanda ölümünü izlemek
Biliyorsun
Anlıyorsun
Seziyorsun
Görüyorsun …
Çünkü Aşk, iki olanı birbirine kavuşturmakla kalmaz; iki olduğunu sanan gönlü Tek Olan’ın hakikatinde bir eder.
Ve insan, tam da kendinden geçtiği yerde ilk kez kendine varır.
Tam da sevdiğini kaybettiğini sandığı yerde Aşk’ın kendisini bulur.
Yalnızca Aşk…
Aradığı; Yusuf’u da Züleyha’yı da var eden Aşk’tı.
Yolun sonunda ne Yusuf kaldı ne Züleyha…
Yalnızca Aşk kaldı.
Ve Aşk’ın içinde, sonsuz ve Tek Olan’ın hakikati açıldı.
Orada artık ayrılık yoktu.
Yusuf da Züleyha da kendi isimlerinden sıyrılıp Aşk’ın sonsuzluğunda buluşmuştur.
Ve Züleyha artık bilir:
Yusuf’u sevdiğini sanırken aslında Aşk’ın kendisine yürüyormuş.
Yusuf’a kavuşmak isterken, kendisinden geçip Tek Olan’a varıyormuş.
Aradığı yalnızca Yusuf değildi.
Aşk’ın içinde sonsuz olanın sonsuzluğu, Tek Olan’ın hakikati açığa çıkar.
Artık ne arayan vardır ne aranan…
Ne kavuşmayı bekleyen vardır ne de aşılması gereken bir mesafe.
Bütün mesafeler erimiş, bütün ayrılıklar Aşk’ın içinde yok olmuştur.
Yusuf Züleyha’nın oldu, Züleyha Yusuf’un…
Bu, iki gönlün, iki ismin, iki suretin Aşk’ın içinde ayrılık vehminden arınmasıydı.
Yokluğun varlıkla tanışmasıydı.
Çünkü aşkın en derin yerinde seven de susar, sevilen de…
Ve geriye yalnızca Aşk kalır.
Yalnızca Aşk…
Sonunda kapı da kayboldu; arayan da, aranan da…
Ve bir an geldi:
Yusuf ile Züleyha buluştu.
Fakat bu, iki ayrı varlığın birbirine kavuşması değildi.
Züleyha artık “Yusuf benim.” diyemedi.
“Ben Yusuf’unum.” da diyemedi.
Çünkü “ben” dediği yerden de geçmişti.
Aşk, önce sevdiğini yüceltir; sonra seni kendinden geçirerek benliğini eritir.
Züleyha artık anlıyordu:
Yusuf’a duyduğu aşk, Yusuf’ta kalmak için değil, kendisinden geçmek içindi.
Yusuf, Züleyha’nın gönlünde bir kapı, bir eşikti.
Züleyha ise o kapının ardında kendini arıyordu.
Çünkü aradığı şey, Yusuf’un suretinden çok daha derindeydi
Ve sonunda…
Yusuf diye sarıldığı suret ile Züleyha diye bildiği benlik, Aşk’ın içinde eriyip gitmeye başladı.
“Ben seviyorum.” diyen Züleyha sustu.“Benim Yusuf’um.” diyen Züleyha sustu.
Gözlerin kapanması, gönlünün görmeye başlaması içindi.
Züleyha’nın gözleri Yusuf’a kapandı; gönül gözü hakikate açıldı.
Yine de ağladı.
Öyle ağladı ki bir zaman sonra gözlerinden bir damla yaş dahi gelmez oldu.
Artık Yusuf’u gözleriyle aramıyordu.
Ve Züleyha ağladı.
Yusuf için ağladı.Aşkı için ağladı.Kaybettikleri için ağladı.
Ağladı…Ağladı…
Öyle ağladı ki sonunda gözleri Yusuf’u göremez oldu.
Bu olanlar hakikatin kapısını aralaması içindi yana yana, döne döne anladı...
Züleyha’nın aşkı da böyleydi.
Yusuf’un aşkı büyüdükçe, Züleyha’nın sahip olduğunu sandığı ne varsa küçüldü, eridi ve yok oldu ...
Güzelliği…Gururu…İtibarı…Bildikleri…İnandığı bütün doğrular…Varlığına anlam yüklediği her şey…
Birer birer elinden kayıp gitti.
Yusuf dedi…
Yusuf…Yusuf…
Ve bütün dünyası Yusuf’un adı etrafında dönmeye başladı.
Bazı aşklar vardır; sana sevdiğini vermek için değil, seni sevdiğinden başka hiçbir şeye tutunamaz hâle getirmek için gelir.
Öyle bir sevdaydı ki bu; gönlüne aldığı Yusuf, zamanla gönlündeki bütün isimleri susturdu.
Züleyha, Yusuf’u o güne kadar öğrendiği, bildiği ve tanıdığı bir gönülle sevmeye başladı.
Onu bir suret olarak gördü, bir isim olarak bildi, bir sevgili olarak gönlüne yerleştirdi.