Gülerek hastane odasından bu pozunu çekip atmıştın bize.. Manzaram çok güzel beni merak etmeyin demiştin. Manzaran kötü olsaydı da sen iyi olsaydın be babam... hadi kalk da gel otur koltuğuna, Yap bi kahve de dertleşelim de .... Seni çok seviyorum Her zaman kalbimin üstündesin❤️
Bu iki kişinin yönettiği ülkede günde 3 kadın, 6 işçi öldürülüyor.
Ülkenin yarısı açlık sınırı altındaki asgari ücretle, kalan yarısı az üzerinde hayal bile kuramadan, hayatta kalmak için çalışıyor.
Şehirlerinin %80’i-90’i maden şirketlerine peşkeş çekiliyor. Ormanları yanıyor, dereleri kuruyor, denetlenmeyen yurtlarında, otellerinde insanlar yanarak ölüyor.
Sağlık parayla, eğitim parayla, adalet bile parayla!
Bu iki kişinin yönettiği ülkede çocuklar yarı aç gittikleri, geçtim güvenliği görevliyi tuvaletlerinde bir sabun olmayan okullarda, hayattan hiçbir beklentisi kalmamış, insanlıktan çıkmış, çıkartılmış başka çocuklar tarafından bir gün değil iki gün üst üste katlediliyor.
Ama bu iki kişi çıkıp acının siyaseti olmaz diyor.
Acının siyaseti olmaz mı?
Peki.
Kendinden başka hiçbir şeyi düşünmeyen siyasetçilerin yaşattığı acılar oluyor ama, hem de çok büyük oluyor.
Şanlıurfa’da bir lisede ve Kahramanmaraş’ta bir ortaokulda art arda düzenlenen silahlı saldırılar, Saray Rejimi’nin Türkiye’yi yönetmekten, çocuklarımızı ve öğretmenlerimizi güvende tutmaktan aciz olduğunu bir kez daha vahim bir şekilde ortaya koymuştur. Ortaokula giden çocukların bile kolaylıkla silaha erişebildikleri bir ülkede, iktidarın “güvenli gelecek” söylemleri palavradan ibarettir.
Vahşet tabloları karşısında halkımızı çaresiz bırakanlara yenilmeyeceğiz. Çocuklarımızın geleceği için mücadelemizi her alanda sürdüreceğiz.
Saldırılarda yaşamını yitiren evlatlarımızın ve öğretmenimizin ailelerine, sevenlerine ve tüm emekçi halkımıza en içten baş sağlığı dileklerimizi iletiyor, yaralılara acil şifalar diliyoruz.