"Allah #dilediğini#kendine seçer" âyeti, #aşk ile benliğini eritip, varlığında kendinden gayrı olmadığını yaşattıklarını, anlatır.
Allah dilediğini kendine seçer ve bunun yollarını kolaylaştırarak #Hakikatını#hissettirip yaşattırır.
Dışsallıkla avunanların sonu hüsrandır.
AH
Tanrısal(?) Sapma, beyin odaklı yaklaşımdan uzaklaştıran en büyük düşünsel kirlilik olabilir mi? (Belki de Şirk!..)
Tanrı yerine, merkeze beynin çalışma sistemini koyarsak eğer;
beyin, beden sağlığı ve buna bağlı olarak bilişsel fonksiyonlarını daya iyi icra etmek için kendi kendine bir çok kısıtlamayı emredebilir.
Oysa düşünsel kirliliğin sebebi olan ilk emri veren bedenidir insanın. Bedenimiz avukatıdır şeytanın ya da ta kendisidir.
Tasavvuf buna “emreden nefs” tanımlaması ile “biyolojik ben”in önü kesilmez istek ve arzuları olarak işaret etmiştir.
“Tat ama yutma” gibi yaklaşımlar, beyinde bedenin kuracağı nöral yolakları pasifleştirmeyi amaçlar.
Hümanistlik kimileri için ya bedensel isteklerin oluşturacağı beyindeki yolakları artıran bakış açısıdır ya da çok azımız için sizin bir beden değil, beden ötesi “bilişsel bir VAR” olduğunuza işaret eden DİNde “halife” olarak vurgulanan kavram olabilir.
Choose-Chose one of them…
#şeytan #şeytanınavukatı #beyi̇n
#Facebook
When you criticize someone else, the criticism is always based on a comparison to your own values.
Whereas the criticized are not bound by your values…they live in their own world, according to their own values.
Criticism serves only to satisfy oneself!
@AhmedHulusi
https://t.co/JDAsCEtJX5
BİR'di.
Çokluğu yarattı çok oldu.
BİR'liğini özledi.
Halife oldu.
AŞK oldu.
BİR'leşti.
BİR oldu yine yeniden.
Ve yine yarattı çoku.
Hep BİR!
AHMED HULÛSİ