Bakın, bu videoda gördüğünüz cennet yer, "Milli Takım oyuncularına villa hediye ediyoruz" bahanesiyle katledilmek istenen bölgedir. Burası, yıllardır birinci derece sit alanı olarak korunan, nesli tükenmekte olan binlerce canlıya ev sahipliği yapan ve antik kent dokusuna sahip muhteşem bir doğa harikasıdır. Bizim uyanık Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, futbolcular üzerinden bu cennet yerin reklamını yaptırarak, bugüne kadar korunması için alınmış tüm mahkeme kararlarını hiçe sayıyor. Sit alanı olan bu bölge için yeniden mahkemeye başvurup onay çıkartarak, imara açılan bu yere tam 4 bin adet villa inşa edecek…Hiçbir futbolcumuz bu evleri istemezken "Zorla bu çocuklara evlerini vereceğim" diyerek haber ve basında algı oluşturup, arka tarafında 9.7 milyon metrekarelik devasa doğayı katledecekler.
hakim çocuğun her şakası ayrı için soru sorarken, burak erdoğan’a yönelik neden ehliyetsiz araç kullandığı esnada kırmızı ışık ihlali yaparak insan öldürdüğü ve yurtdışına götürülerek ceza aldırılmadığı iddiasında bulunduğunu sormamış mı? malum bu kısımda da iftira suçu olabilir.
Aha…NATO zirvesinin olduğu gün yağmur gösteriyo. Yağmurda ankarada sel olmama şansı yok aq😂😂😂 onca hazırlık boşa gitti rezil olacazzz…
Belki de havaya branda sermeliyiz reklamlı falan…düşününün @cimer@NATO
deniz göktaş'a savcılıkta "keşke recep tayyip erdoğan'ın terapisti olabilsem" cümlesi bile sorulmuş.
deniz'in cevabı: psikoloji mezunu olduğum için ve cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik olarak gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır, bir aşağılama veya hakaret kastı bulunmamaktadır.
Saray yargısının CHP’li belediyelere yönelik yolsuzluk iddialarına koltuk için dört el ile sarılan Kılıçdaroğlu aynı yargının tutuklamaya sevk ettiği Deniz Göktaş’a destek için adliyeye gelmiş güya. Bir yandan bu rejime can simidi olup bir yandan muhalif pozları vermesindeki yaman çelişkiyi elbette kimseye açıklayamaz.
Yavuz Ağıralioğlu’ndan Özgür Özel’e:
“Dün ağlayarak aday gösterdiğinize bugün hain diyorsunuz.
Ya siz nasıl insanlarsınız?
Bu memleketi, bu kadar öngörüsüzlükle size bu millet nasıl teslim edecek?”
Sayın ahalimiz, dün Silivri’de çok ağır şeyler yaşandı. Mahkeme heyeti 9 Temmuz’da duruşmayı bitireceğim diye ateş saçtı.
15 aydır tutuklu olan Ekrem Başkan’ın ifadesini ve dolayısıyla savunma hakkını kısıtlıyor, sorgu sırasını değiştiriyor.
Davanın Ekrem Başkan’dan sonra en çok suçlanan isimlerinden ve dinlenecek son tutuklu olan Fatih Keleş’in sorgusunu 10 Ağustos’ta başlayacak olan 2. celseye atıyor (Bu son derece marjinal bir durum).
Öyle ki Ekrem Başkan’ın “9 Temmuz’da değil de 14 Temmuz’da bitirirseniz hepimiz ve avukatlarımız hazırladığımız savunmalarımızı yapabileceğiz” demesine ve 5 gün gibi kısacık bir süre talep etmesine rağmen Heyet -asla anlayamadığımız bir şekilde- 9 Temmuz’da bitireceğim diye adeta gözü dönmüşçesine Ekrem Başkan dahil bir kısım meslektaşımızı, milletvekillerimizi ve izleyicileri duruşmadan men etti.
Bizler de duruşmayı terk ettik. Bir avuç insan dışında.
Bunun üzerine, Murat Ongun’un avukatının kalan savunması dinlenmedi, kesildi, sıradaki tutuklu alındı, onun da tansiyonu 19’a çıktı hastaneye kaldırıldı, ardından bir sonraki tutukluya geçildi.
Şimdi hepimiz kara kara düşünüyoruz; kalan son 1 tutukluyu dinlemeyecek kadar, 15 aydır bugünü bekleyen 2500 yılla yargılanan tutsaklarımızın hepi topu 2’şer 3’er günlük savunmalarını bile dinlemeyecek kadar, savunma haklarını ellerinden alacak kadar, savunmanın bütünlüğünü paramparça edecek kadar ne oldu?
9 Temmuz’dan sonra ne olacak?
Deniz Göktaş’ı hepimiz çok seviyoruz, yaşadıkları, her birimize yaşatılan her haksızlık kadar bizleri etkiledi fakat dikkati azıcık da Silivri’ye çevirmenizi rica etsem ayıp etmiş olur muyum?
Çünkü çoğunlukla farkında olmasak da fırtınanın gözündeyiz fakat en zifiri kısmına henüz girmedik. Bunu yazmaktaki amacım ise olan bitene dair farkındalığı uyandırmaktan ibarettir.
Bu genç kadın kardeşinin katili ceza alsın diye mücadele ediyor, tüm bu tehditlere karşı yalnız olmadığını, bu ülkede kadın öldürüp elini kolunu sallaya sallaya gezmenin norm olmayacağını göstermemiz gerek. Kadınlar vazgeçmeyecek.