@sevdaturkusev Özel ya da tüzel farketmez tek tip ve tek renk üniforma , saç sakal takı telefon kuralı geri gelmeli. Kısacası 80'li ve 90'lar��n ilk yarısındaki gibi. Bu diktatörlük değil disiplindir.
Ülkü Ocakları Genel Başkanımız Sn. Ahmet Yiğit Yıldırım, Ülkü Ocakları Antalya İl Başkanlığı tarafından düzenlenen spor etkinliğinde gençlerimizle bir araya gelerek basketbol ve voleybol oynadı.
TÜRK DÜNYASI GÜNÜ’NÜN ANLAMI VE ÖNEMİ
Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Günü, yaygın olarak bilinen adıyla Türk Dünyası Günü, 2009 yılından bu yana her yıl 3 Ekim tarihinde kutlanmaktadır.
3 Ekim 2009 tarihinde Nahçıvan’da Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Kırgızistan tarafından Nahçıvan Anlaşması imzalanm��ştır. Bu tarih, Türk dünyası arasındaki dayanışma, birlik ve kardeşliği güçlendiren önemli bir sembol hâline gelmiştir.
Türk dünyasındaki dayanışma, birlik ve kardeşlik, bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında daha somut ve kurumsal bir yapıya kavuşmuş durumdadır. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkiye’nin üye; Macaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkmenistan’ın ise gözlemci olarak yer aldığı Türk Devletleri Teşkilatı, Türk devletleri arasındaki iş birliğini geliştirmeyi ve ortak değerler etrafındaki dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlayan uluslararası bir kuruluştur.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli de Türk Dünyası Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, “Türk dünyasının istikbali; tarihî hafızanın muhafazası, kültürel bağların güçlendirilmesi ve sahip olunan müşterek mirasın bilim, teknoloji, ekonomi, eğitim ve diplomasi alanlarında somut kazanımlara dönüştürülmesiyle şekillenecektir.” diyerek “Dilde, fikirde, işte birlik” ülküsünün önemini vurgulamıştır.
Türk dünyasının her mensubu, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kıymetini bu anlayışla idrak etmeli; sahip olduğumuz ortak gücü her alanda dayanışmaya dönüştürmelidir. Türk dünyasının bir ülkesinin eline diken batsa, acısını diğer bütün Türk dünyası hissetmelidir.
Bölgesel güç dengelerinde güçlü bir Türk dünyasının varlığı, karşı karşıya kalınabilecek her türlü hesabı ve oyunu bozabilecek önemli bir güçtür. Bu güç, aynı zamanda “Biz bize yeteriz” inancını da pekiştirecektir.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın son yıllarda her alanda iş birliği ve dayanışma alanını genişletmesi, elbette bazı çevreleri de rahatsız etmektedir.
Türk dünyasında oluşturacağımız güç, dosta güven, düşmana korku verecek bir seviyeye ulaşmalıdır. Ekonomi, savunma, kültür, eğitim, teknoloji ve diplomasi başta olmak üzere birçok alanda geliştirilecek güçlü iş birlikleri, Türk milletinin ortak geleceğini güvence altına alacak millî bir vizyonun ve stratejik tasarımın temelini oluşturacaktır.
Dilde, fikirde ve işte birlik; güçlü bir Türk dünyasının en sağlam teminatıdır.
Türk dünyasındaki her ülkenin hakkı, hukuku ve güvenliği; diğer Türk devletlerine namus gibi emanettir.
Kardeşlik ilişkilerimizdeki bakış açımız, yaşam felsefemiz ve temel düsturumuz bu olmalıdır.
Aramıza fitne sokmak isteyeceklerdir. Müsaade etmeyeceğiz.
Aramızı bozmak isteyeceklerdir. Fırsat vermeyeceğiz.
Bizi bizden ayırmak isteyeceklerdir. İmk��n tanımayacağız.
Türk dünyası bu manada uyanık olmalıdır.
Türk Devletleri Teşkilatı da bu anlamda son derece şuurlu, dikkatli ve kararlı olmalıdır.
Çünkü birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi kıskananlar; fitnede, bozgunculukta boş durmamaktadır.
“Anca beraber, kanca beraber” diyerek çıktığımız yol, Türklük adına kutsal bir yoldur. Bu yoldan dönmek yoktur.
Kardeşliğimiz güçlenecek, birliğimiz en büyük silahımız olacaktır.
Yaşasın Turan ülkümüz!
https://t.co/LvcPOoCqlb
@pelinimuu Ne saçmalıyorsun sen? Sadece biyolojik olanı çocuktan sayıyorsan umarım sen sana en hayırsız çocuğa sahip olursun. O'nun milyonlarca çocuğu var. Ve O ve O'nun çocukları sayesinde rahat rahat bunları yazıyorsun.
@BozkurtCaps Derhal, MEB'e bağlı tüm kurumlara sınıfta kalma, öğretmen ve öğrencilere 80-90lı yılların kıyafet ve saç, yüz, tırnak yönetmeliği getirilmeli. Bu ne ya? Disiplinsiz , sözde kendini ifade eden ama gerçekte şımarık , terbiyesiz ve saygısız çocuk doldu ortalık.
Türkiye’nin şahlanışına tanıklık edecek önümüzdeki 5 yıllık dönemin siyasi formülünü şu şekilde ifade ediyorum:
“Yürütmede Erdoğan, Yasamada MHP; Türkiye’de Cumhur İttifakı, dünyada Türk Asrı”.
MHP Genel Başkanı
Devlet BAHÇELİ
Hiç vakit kaybetmeden özeli kamusu tüm MEBe bağlı olullarda 80'li 90'lı yılların kıyafet ve saç modeline dönülmeli.
Bu diktatörlük değil eşit haklar ve disiplindir. Bilinçaltında da bu düşünceyi empoze eder @tcmeb 'e bu talimatı vermenizi arz ederim Sn. @tcbestepe 'ım @RTErdogan
FON VURGUNU VE HESAP VERMESİ GEREKENLER
Türkiye’nin son zamanlarda kurşun gibi çöken bir atmosferi var.
CHP’li belediyelerde başlayan yaygın ve büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonları; şike ve yasa dışı bahis oyunları, kara para aklama, yeni nesil çeteler, uyuşturucu satışı ve kullanımı, gıda güvenliğindeki sahtekârlıklar, şişirme faturalarla fahiş fiyat sistemi kuran sebze ve meyve dağıtıcıları, karanlıkta kalan ve aydınlatılmaya çalışılan cinayetler… Bütün bunlara yönelik operasyonlar sürerken ortaya çıkan eski bakan ve siyasilerin adının karıştığı son fon skandalı ve bu yönde yapılan operasyonlar, söz konusu atmosferin ağırlığını daha da artırıyor.
Bütün bunlar sadece adli vakalar değil, toplumun damarlarına yayılan daha büyük bir çürümenin işaretleri…
Bu çürüme hâli, Türk milletinin geleceğini düşünen herkesi korkutmalıdır. Bu atmosferle ilgili gelişmeleri hiç kimse siyasi üstünlük ve rekabet için kullanmadan, arınma ve temizlik odaklı bir anlayışla desteklemelidir.
Merhum Ömer Lütfü Mete’nin “Ülkeyi partiler, programlar, reçeteler düzeltemez. Ahlâkımız düzelmedikçe, ahlâk siyasete egemen olmadıkça memleket de düzelmez!..” sözü aklıma geliyor.
Ortaya çıkarılan fon skandalının boyutlarına, iddialara ve bunun etrafında dönen tartışmalara bakınca; bir de bütün bunlar üzerinden siyasette konum kapmaya kalkanların istismarını görünce, bu sözlerin anlamı daha net anlaşılmalıdır.
Türkiye’de vatandaş ekonomik sıkıntıları iliklerine kadar yaşarken, bu sıkıntılar nedeniyle intiharlar yaşanırken, siyasilerin karıştığı yolsuzluk, rüşvet ve vurgun olayları toplumdaki adalet, güven, dayanışma ve umut duygularına büyük darbe vurmaktadır.
Mesele şu partili, bu partili meselesi değildir.
“Yöneten böyleyse, yönetilen ne yapsın?” sorusu, toplumdaki çürümeyi daha geniş bir alana yayar.
Bu yüzden toplumdaki sosyal adaleti düşünen herkesin öncelikli görevi, bu çürümeyi önlemek olmalıdır.
Ortaya çıkarılan fon vurgununda kimlerin sorumluluğu varsa hukuk önünde hesap vermeli, yüz binlerce mağdurun durumu da hukuk çerçevesinde bir çözüme kavuşturulmalıdır.
Bu konu ne üstü kapatılacak ne de siyasi istismara malzeme edilecek bir konudur. Ortada çok büyük bir vurgun ve mağduriyet vardır.
Özgür Özel’in “Bizde rüşvet yok, irtikap yok, yalan yok, zimmet yok, yolsuzluk yok. Bize karşı iftira var.” dediği, 161 milyarlık kamu zararının olduğu söylenen “asrın yolsuzluğu” olarak anılan ve yargılamaları devam eden İBB’deki yolsuzluk ve rüşvet iddialarını yahut diğer CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarını örtbas etmeye çalışıp; sonra çıkıp fon vurgunu üzerinden “Oyunu çoğu size veren insanlar size güvendiler, buraya para koydular ve düpedüz soyuldular.” yaklaşımını sergilemesi buna bir örnektir… Bu, tam olarak siyasi ikiyüzlülüktür.
Sizinkilerin karıştığı yolsuzluk ve rüşvet olayları halkın yararına mıydı?
Bu tür yaklaşımlar çürümeyi önlemez; sizden-bizden ayrıştırmasıyla çürümeyi daha da artırır.
Fon vurgununa adı karışan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, partideki görevlerinden istifa etti.
Şimdi onun ve adı bu olaya karışan başkalarının hukuk önünde vermesi gereken bir hesap varsa, sonuna kadar vermeleri gerekir. Siyasi imtiyaz kimseye tanınmamalıdır.
Arınma toplumun her kesimini kapsamalıdır.
Öyle olursa vatandaşın iyiyi-kötüyü ayırt etme algısı daha sağlıklı olur.
Türkiye’nin üzerine kurşun gibi çöken atmosferi; hukuk işler, adalet yerini bulur ve vicdanlar rahat ederse dağıtabilir.
Türkiye’de arka arkaya yapılan operasyonlar umarım bu zeminin oluşmasını sağlar.
https://t.co/nlOS95wbHs
Marketlerin adı artık BAK-AL olabilir mi? Türkçemize (Dil Vatanımıza) , Market yerine BakAl deneye başlayarak , Firençaysing dışındaki firmaların ve kahve çeşitlerinin isimlerini Türkçekeştirerek sahip çıkmaya başlayabiliriz miyiz lütfen Sn CB 'ım @RTErdogan 🙏🙏