Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan:
"Cezaevleri bir deneyim merkezi değildir. Romantize edilecek, kahramanlık hikâyeleri yazılacak yerler de değil.
Kuyruğu dik tuttuğumuza bakmayın, ben dahil birçok insanın cezaevi günleri ağır tecrit altında geçiyor. Tecritin kırıldığı o görüş günlerinde de üç yaşındaki kızımın asla yanıt veremediğim sorularıyla boğuluyorum. Henüz zaman kavramı olmayan bir çocuğa belirsiz bir başka zamanı nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum."
Hukukumuzda aniden kendiliğinden ciddi ilerleme yaşandı. Melih Gökçek hakkında yürüyen soruşturmada kolayca gözaltı uygulanmaması, kelepçeli götürülürken fotoğraflarının servis edilmemesi, şahsi bilgilerinin ortalara dökülmemesi, çok sevindirici. Herkese denk uygulanır şüphesiz.
Gözde vakıflar fon listesinde: TÜRGEV ve TÜGVA’ya AB fonu
2025 yılında TUA’dan toplam 445 bin 454 avro AB fonu alan TÜRGEV ve TÜGVA’ya tahsis edilen hibelere 18 Ağustos 2026 tarihinde yenisi eklendi. AKP döneminin gözde vakıflarından TÜGVA’ya 131,5 bin avro, TÜRGEV’e ise 141,6 bin avro fon tahsis edilmesi onaylandı
https://t.co/TZeuXk4xiw
Hannah Arendt’ten müthiş tespit:
"Sürekli yalan söylemenin amacı insanları bir yalana inandırmak değil, artık kimsenin hiçbir şeye inanmamasını sağlamaktır. Doğruyu yanlıştan ayırt edemeyen bir halk, iyiyi kötülükten de ayırt edemez. Ve böyle bir halk, düşünme ve yargılama gücünden yoksun bırakıldığında, bilmeden ve istemeyerek tamamen yalanların egemenliğine boyun eğmiş olur. Böyle bir halkla istediğinizi yapabilirsiniz."
Agatha Christie’nin "On Küçük Zenci" romanında, adaya davet edilen her konuk bir ses kaydıyla geçmişindeki bir suçla yüzleştirilir. Evlenmeden hamile kalan genç hizmetçisini ânında kapı dışarı ederek kızın intiharına sebep olmakla suçlanan Emily Brent, bu iddiayı dinlediğinde en ufak bir vicdan azabı çekmez. Diğer misafirler panikleyip kendilerini aklamaya çalışırken, o başkalarına açıklama yapmayı reddederek sessizliğini ve soğukkanlılığını korur. Daha sonra bu olayın detaylarını anlatırken, kızın ölümünden dolayı hiçbir suçluluk duymadığını, genç kadının kendi günahının ve ahlaksızlığının bedelini ödediğini gayet sakin bir şekilde dile getirir. Doğrudan bir ölüme sebep olmasına rağmen, sadece katı ahlaki kuralları uyguladığı için doğru olanı yaptığına inanır ve zihninde kendini tamamen aklamış durumdadır.
Kötülük, sanıldığının aksine her zaman zarar verme arzusuyla veya bilinçli bir kötü niyetle yapılmaz. Bazen en acımasız eylemler, sarsılmaz bir ahlâk anlayışının veya katı prensiplerin arkasına gizlenir. Kişi, inandığı doğruların mutlak olduğuna o kadar ikna olur ki bu uğurda başkalarını ezip geçmeyi bir suç değil aksine yerine getirilmesi gereken bir görev olarak görür. Kendi vicdanını dogmalarla temize çıkaran biri için eylemlerinin başkaları üzerindeki yıkıcı sonuçları tamamen önemsizdir. Çoğu zaman asıl tehlike, kötülük yapmaktan çekinmeyenlerden değil, her ne pahasına olursa olsun haklı ve erdemli olduğuna inananlardan gelir.
FotoHaber - Kuruluş yıldönümünü kamu ihaleleriyle zengin olup maaş ödemeyen yandaş holding ve maaşlarını istedikleri için gözaltına alınan madenciler eşliğinde kutlayan AKP, 25 yılın özetini geçti...
https://t.co/tZhg1HXkog
Böyle kanun olur mu?
Demokrasinin en belirgin özelliklerinden biri yetkililerin, karar vericilerin gerektiğinde tüm eylemleri için millete hesap verebilmesidir.
Demokraside "Siz bu konudaki görevleriniz için hesap vermeyeceksiniz!" diyen bir kanun olmaz, eğer olursa o düzen demokrasi olmaz!
Beş hukuk profesörü; Prof. Dr. Adem Sözüer, Prof. Dr. İzzet Özgenç, Prof. Dr. Faruk Turhan, Prof. Dr. Cumhur Şahin ve Prof. Dr. Tolga Şirin, terör davalarına ilişkin ortak mütalaa yayımladı
Mütalaada, AİHM'in ihlal kararlarının eksiksiz uygulanması istendi:
Örgüt üyeliği suçlamaları somut delillere dayanmalı, yasal faaliyetler suç sayılmamalı, hukuka aykırı elde edilen dijital verilerin delil olarak kullanılmamalı.
https://t.co/mJIjX5WZuz
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
Suç teşkil edip etmediği henüz açıklığa kavuşmamış olan ve suç oluşturduğu takdirde Kanuna göre bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektiren bir fiilden dolayı, tutuklama kararı verilemez.
Kaçacak durumda olmayan ve suç delillerini karartma tehlikesi bulunmayan bir kişinin tutuklanması, cezalandırma amacı taşımaktadır!
Şafak operasyonuyla gözaltına alınan CHP'li İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'in 50 yıllık apartman dairesindeki evi sosyal medyada gündem oldu.
Amerika Dışişleri Bakanlığı’nın Brezilya’da yaptığı bir sunumda gösterdiği ve ChatGPT üretimi olduğu belli olan haritada ülkeler yanlış yerlerde gösterilmiş. Aynen AGI geliyor.