SOPHIA: THE FORBIDDEN GODDESS HIDDEN BEHIND THE STORY OF GOD
In the deep world of ancient mysticism, Sophia stands as the ultimate divine heroine who accidentally started our entire reality. The secret Gnostic texts reveal that she was a brilliant, radiant mind living in a higher realm of pure light.
Driven by an intense desire to know the deepest mysteries of existence, she made a daring solo leap into the unknown. This rogue act of cosmic curiosity caused a massive split in the divine realm, casting Sophia into the dense, heavy darkness below and setting the stage for the creation of our world.
Stranded in the lower realms, Sophia became the tragic mother of the physical universe. Her sheer panic and confusion took on a life of its own, birthing a blind, arrogant spirit who falsely believed he was the only god in existence.
This lesser creator built the material earth as a spiritual prison, trapping human souls in fragile bodies to keep them from realizing their higher origin. Yet, Sophia managed to outsmart this false god by secretly breathing a spark of her own high divine light into human beings, hiding the ultimate power of the universe inside our very DNA.
Today, Sophia acts as a hidden cosmic rebel working from behind the scenes to rescue humanity from its spiritual sleep. She is not a distant deity demanding worship, but a living stream of wisdom trying to wake you up to your true identity.
True salvation means finding this inner spark and piercing through the illusions of the material world. By connecting with Sophia, you break free from the rules of the false creator and reclaim a magnificent cosmic inheritance that the rulers of this world want to keep hidden forever.
✨🙌🏾🙌🏾
Şi��ra Arapça olan ismidir. İşaret,rehber,kılavuz anlamını taşır.
Çoğu Kadim medeniyetler özellikle Dogon’lar henüz teleskopun olmadığı dönemlerde
Sirius’a “yay ve ok” diyorlardı
Evet iki yıldızın hareketiyle çıkan şekil tam da ona benziyordu..
Aklımıza hangi ayet geldi?
-Böylece iki yay kadar veya daha da yaklaştı.
Necm(yıldız) :9. 🌟
İki yay denmesi; belki de iki yıldızın A ve B yıldızlarının varlığının bilgisiydi..
In Ancient Egypt, in order to achieve the immortal spirit Akh and merge all parts of the soul, your heart needed to be lighter than the feather. Now, what makes your heart heavier than the feather?
If you feel anger, hatred, material desires, jealousy, and similar emotions, your heart and soul become heavy. This later develops into anxiety and depression, and it feels as if you are carrying an elephant in your heart and soul.
For your heart to be lighter than the feather, you need only one emotion—love. You must forgive everyone who has made a mistake, because holding a grudge will only weigh you down. That’s why forgiveness is important—not for the people you forgive, but for the sake of your own soul. Hatred will only pull you down.
Italian radar engineer Filippo Biondi has just upgraded his confidence in a second Sphinx buried beneath the Giza Plateau from 80 to 100 percent.
Biondi is claiming his team has now located it precisely and holds a high resolution acoustic image showing a head visibly different from the first.
🔹Full presentation Bologna, June 21
🔹Acoustic image shows a visibly different head
🔹Beneath a hardened sand mound near the known Sphinx
The claim is based on satellite radar imaging and has not yet been excavated or independently verified.
Zahi Hawass has dismissed earlier versions of it, but the question of a second Sphinx is not new and the Dream Stele has been cited for decades as a reason to keep asking it.
June 21 is when the full evidence goes public.
Is there a second Sphinx buried beneath Giza?
“Tasavvufun kavramları bir yandan felsefi, diğer yandan şiirsel bir niteliğe bürünmüştür. Bu nedenle, tasavvuf salt felsefe kavramlarıyla açıklanamaz. Bilinç için felsefi kavramlar “gündüz” ve “aydınlık”, mistik kavramlar “gece” ve “karanlık” ise, tasavvuf için kavramlar “alacakaranlık” gibidir; tasavvufun dili kavram ve simgeleri birlikte barındırır. Bir yanı akla dönük, bir yanı ise kalbe dönüktür, çünkü Tasavvufa göre insan, “görünmez bir ruh” ile “görünür bir beden”den oluşmuştur; bu ikisinin arasını cem eden ise “kalb” denen ve bir yanı duyulara diğer yanı da ruha bakan bir “manevi organ”dır (fuad).” Metin Bobaroğlu.
Metin Bobaroğlu burada tasavvuf dilinin epistemolojik yapısını anlatmaktadır. Üç önemli eksen kuruluyor:
1.Felsefe-mistisizm ayrımı.
2.Tasavvufun ara-dil olması.
3.İnsan varlığında kalbin merkezi rolü.
~Felsefe ve Mistisizm: “Gündüz” ve “Gece”
Burada iki farklı bilgi tarzını karşılaştırır.
*Felsefe (gündüz – aydınlık)
Felsefi dil:
-kavramlara dayanır
-mantıkla ilerler
-tanımlar üretir
-ayrımlar yapar
Örneğin:
Kant → fenomen / numen
Hegel → öz / görünüş
Descartes → res cogitans / res extensa
Bu dil analitik ve açıklayıcıdır.
Bu yüzden Bobaroğlu buna “gündüz” metaforunu kullanır.
Çünkü: her şey açık, sınırlar belirli, kavramlar nettir.
*Mistisizm (gece – karanlık):
Mistik dil ise farklıdır.
Burada bilgi:
-sembollerle
-imgelerle
-şiirsel anlatımla
-tecrübeyle ifade edilir.
Örneğin:
-İbn Arabi → “deniz”, “ayna”, “gölge”
-Mevlana → “aşk ateşi”
-Hallac → “Enel Hak”
Bu dil: tanımlamaz, işaret eder.
Bu yüzden buna “gece” metaforu verilir.
Çünkü:
-şeyler görünmez
-sezilir
-hissedilir.
~Tasavvuf: Alacakaranlık
Tasavvuf ne tamamen: felsefedir, ne de tamamen: mistisizmdir.
Tasavvuf: ikisini birleştirir.
Bu yüzden: tasavvufun dili alacakaranlıktır.
Alacakaranlık:
-gece değildir
-gündüz değildir
-ikisinin kesişimidir.
Tasavvuf kavramları da böyledir.
Örnekler:
“Kalb”
Felsefede kalp: biyolojik organ
Tasavvufta kalp:
-idrak merkezi
-ilahi tecelli mahalli
Ama tamamen sembol de değildir.
Bir ontolojik kavramdır.
“Nefs”
Psikolojide: ego
Tasavvufta: varlık mertebeleri
1.nefs-i emmare
2.nefs-i levvame
3.nefs-i mutmainne
Ama aynı zamanda ahlaki dönüşüm sürecidir.
“Aşk”
Felsefede: eros, libido, arzu
Tasavvufta: varlığın hareket ilkesi.
İbn Arabi: “Aşk varlığın özüdür.”
Ama bu hem ontolojik hem şiirsel bir ifadedir.
~İnsan Yapısı: Ruh – Beden – Kalp
İnsan üç katmandan oluşur
1.Beden:
-duyular
-madde
-fizik dünya
2.Ruh:
-ilahi yön
-görünmez boyut
3.Kalp (Fuad): ikisini birleştiren merkezdir.
*Fuad nedir?
Kur’an’da geçen önemli bir kavramdır.
Örneğin:
“Mâ kezebe’l fuâdu mâ raâ”
(Necm 11)
Kalp gördüğünü yalanlamadı.
Fuad:
-sadece duygu merkezi değildir,
-idrak organıdır.
Tasavvufta buna: basiret merkezi denir.
Tasavvuf kalbi iki yöne açık görür:
yön—baktığı alan
•dışa—duyular
•içe—ruh
Bu yüzden kalp: berzah gibidir.
İbn Arabi’de:
Kalp iki denizin birleştiği yerdir.
Bu yüzden Tasavvufun dili çift katmanlıdır.
Tasavvuf metinleri iki düzeyde okunur.
1.akıl düzeyi: kavramlar vardır
-tecelli
-vahdet
-kesret
-a‘yân-ı sâbite
2.kalp düzeyi: semboller vardır
-deniz
-aşk
-ateş
-ayna
Bu yüzden tasavvuf metni:
hem felsefi hem şiirseldir.
İbn Arabi bu dili bilinçli kullanır
Örneğin: “Kalp Rahman’ın iki parmağı arasındadır.”
Bu ifade:
-literal değildir
-metafizik semboldür.
Ama tamamen şiir de değildir.
Bu yüzden tasavvuf dili: simgesel kavram dilidir.
Bu yüzden tasavvuf metinleri yanlış anlaşılır.
İki hata yapılır.
1.tasavvufu sadece şiir sanmak.
2.tasavvufu sadece felsefe sanmak.
Oysa tasavvuf:
tecrübe + kavram + sembol
üçünün birleşimidir.
~Bu görüş İbn Arabi’nin epistemolojisiyle de uyumludur:
İbn Arabi bilgi türlerini ayırır:
1.ilm: akli bilgi
2.marifet: kalbi bilgi
https://t.co/bb7mvLiuUVşf: doğrudan idrak
Tasavvuf: bunların birleştiği alandır.
~“alacakaranlık” metaforu bu yüzden çok güçlüdür.
Tasavvuf:
-ne tamamen gündüzdür,
-ne tamamen gece,
şafaktır.
Lao Tzu 2500 yıl önce simülasyonun zaman kodunu çözüp sizi uyardı, ama siz o mesajı hiç dinlemediniz.
Zihnini üç sekmesi açık bir tarayıcı gibi düşün:
Geçmiş (değiştirilemez eski dosyalar), Gelecek (henüz yazılmamış kodlar) ve Şu An (canlı yayın).
Depresyon, kilitlenmiş bir geçmiş dosyasını inatla açıp değiştirmeye çalışmaktır. Sistem sürekli "Erişim Reddedildi" der ama sen denedikçe kendi işlemcini yakarsın.
Kaygı ise henüz var olmayan, yüklenmemiş bir gelecek sahnesini zorla ekrana getirmeye çalışmaktır. Olmayan veriyi işlemekten zihnin aşırı ısınır ve çöker.
İşte "Huzur" dediğimiz şey, arkada açık kalan ve enerjini sömüren o iki gereksiz sekmeyi kapatmaktır. Tüm dikkatini sadece "Şu An" sekmesine (canlı yayına) verdiğinde mucizevi bir şey olur:
• Zihnindeki o bitmek bilmeyen arka plan gürültüsü anında susar.
• İşlemcin (beynin) soğur, tükenen enerjin tamamen sana geri döner.
• Hayatı kafanın içinden izlemeyi bırakır; nefes aldığını, dokunduğunu, o anın renklerini gerçekten yaşamaya başlarsın. Bulanık ekran anında netleşir.
Ama modern sistem seni asla "Şu An"da tutmak istemez. Sosyal medya seni geçmişe çeker, haberler geleceğin korkusuyla boğar. Çünkü geçmiş ve gelecek arasında savrulan yorgun bir zihin, sistemi besler. Anda kalan, sadece canlı yayını izleyen huzurlu bir zihin ise sistemin manipüle edemediği "uyanmış" bir zihindir.
Arka plandaki sekmeleri kapat. İşlemcini soğut.
Sadece canlı yayına dön.
✨"Gerçek bir Mimar oyundan çıkmaz; Matrix'in kurallarını yazar ve masayı yönetir."
✨Ezoterik geleneklerde dünya çoğu zaman bir sahne veya oyun alanı olarak anlatılır. İnsanların çoğu bu oyunun içinde olduklarını fark etmez; sadece verilen rolleri oynarlar.
✨Spiritüel öğretilerde birçok kişi “uyanış”ı oyundan kaçmak olarak yorumlar.
Yani dünyayı bir illüzyon görüp ondan uzaklaşmaya çalışmak.Fakat daha derin ezoterik geleneklerde bu yeterli görülmez. Çünkü kaçmak hâlâ oyunun etkisi altında kalmaktır.
Uyuyan insan = oyunun parçası
Uyanan insan = oyunu fark eden
Mimar = oyunun tasarımını anlayan
✨Mimar Sembolü.
“Mimar” ezoterizmde bilinç ustası anlamına gelir.
Bu sembol özellikle şu kavramla ilişkilidir:
Great Architect of the Universe
Bu fikirde evren, matematiksel ve kozmik bir tasarım olarak görülür.
Mimar ise bu tasarımın yasalarını anlayan varlık demektir.
✨Ezoterik Anlamda “Masayı Yönetmek”
“Masayı yönetmek” aslında çok kadim bir semboldür.
Tarot, simya ve hermetik metinlerde masa / oyun / satranç sembolleri sık geçer.
Bu yüzden bazı okült gelenekler dünyayı şöyle anlatır:
insanlar taşlar
olaylar hamleler
bilinç ise oyuncudur
Bu noktada sözün derin anlamı şuna dönüşür:
Uyanışın son aşaması oyundan kaçmak değildir.
Oyunun tasarımcısı haline gelmektir..
Çalışarak öğrenilen bilgi Mathesis
Çile ile öğrenilen bilgi Pathesis
SEZGİ ile öğrenilen bilgi Gnosis'tir.
Gnostik dünyadan öğrenim ve gelişim anlamında ümitlenmez
O dünyevi olanı (beden,haç) susturup; ilahi olanın (Gül) ortaya çıkmasına; bilginin akmasına, harmoniye izin verir
SON DAKİKA: Bilim insanları, insan beyninin 11 boyuta kadar yapılar inşa edebildiğini keşfettiler.
Frontiers in Computational Neuroscience'da yakın zamanda yayınlanan bir araştırmaya göre, insan beyni 11 boyuta kadar düşünebilir ve yaratabilir.
Mavi Beyin Projesi, boyutların çoğumuzun tipik olarak bir boyut hakkında düşüneceği şekilde anlaşılmadığını iddia ediyor. Mavi Beyin Projesi'nin bir parçası olarak araştırmacılar, insan beyninin karmaşıklığı hakkında büyüleyici yeni bilgiler öğrendiler.
Mavi Beyin Projesi direktörü ve İsviçre'nin Lozan kentindeki EPFL'de profesör olan sinirbilimci Henry Markram'a göre, hiç hayal etmediğimiz bir dünya keşfettik. Beynin küçük bir bölümünde bile, yedi boyuta yayılmış on milyonlarca şey var. Bazı ağlarda on bir boyuta kadar olan yapılar bile keşfettik.
Bilim insanları insan beynini araştırdıktan sonra, geleneksel matematiksel bakış açılarının işe yaramaz ve verimsiz olduğunu keşfettiler.
Görüntü, çok boyutlu bir bina ve konum evrenini yakalamaya çalışır görülemeyen bir şey.
Sol tarafta, beynin en gelişmiş kısmı olan neokorteksin bir bölümünün bilgisayarlı bir şekilde çoğaltılmasını görebilirsiniz. Bir ila yedi ve daha fazlası arasında değişen boyutlara sahip yapılar, çeşitli boyut ve geometrilere sahip bir dizi form kullanılarak sağda gösterilmiştir. Bir grup çok boyutlu delik veya boşluk, merkezi "kara delik" ile temsil edilir. Mavi Beyin Projesi'nden araştırmacılar, Frontiers in Computational Neuroscience'da yayınlanan yakın tarihli bir çalışmada, bu tür deliklere bağlı nöron kümelerinin beyin yapısı ve işlevi arasındaki önemli bağlantıyı oluşturduğunu iddia ediyorlar.
Markram'a göre, şimdi açıkça algılayabileceğimiz yüksek boyutlu yapılar ve alanlar, araştırma ağlarında sıklıkla kullanılan matematik tarafından tespit edilemez.
Bunun yerine, araştırmacılar cebirsel topolojiyi incelemeyi seçtiler. Cebirsel topoloji olarak bilinen matematik alanında, topolojik uzaylar soyut cebirden yöntemler kullanılarak araştırılır. Mavi Beyin Projesi'nden bilim insanları, bu metodolojiyi en son araştırmalarında kullanmak için EPFL'den matematikçiler Kathryn Hess ve Aberdeen Üniversitesi'nden Ran Levi ile işbirliği yaptılar.
Profesör Hess'e göre cebirsel topoloji, "aynı anda bir teleskop ve mikroskop gibidir. Bir ormandaki ağaçlar gibi gizli özellikleri tespit etmek ve aynı zamanda açıklıklar gibi açık alanları gözlemlemek için ağları yakınlaştırma yeteneğine sahiptir.
Bilim adamları, dürtüleri ileten beyin hücreleri olan nöron kliklerinin beynin yapılarını oluşturduğunu keşfettiler. Gruptaki her nöronun birbirleriyle sahip olduğu belirli bağlantıların bir sonucu olarak yeni bir varlık oluşturulur. Bir nesnenin “boyutu”, klikin nöron sayısı kadar büyür.
Araştırmacıların bilgisayarlar yardımıyla yarattıkları sanal bir beynin mimarisi, cebirsel topografya kullanılarak modellendi. Daha sonra bulgularını doğrulamak için gerçek beyin dokusu üzerinde denemeler yaptılar. Bilim adamları, sanal beyne daha fazla girdi eklendiğinde, giderek DAHA YÜKSEK boyutlara sahip kliklerin gelişmeye başladığını buldular. Müfettişler ayrıca klikler arasında boşluklar buldular.
Aberdeen Üniversitesi'nden Ran Levi'ye göre, yüksek boyutlu delikler görünür olduğunda beyin bilgiyi işler. Bu, ağın nöronlarının girdilere son derece düzenli bir şekilde yanıt verdiğini gösterir. Beyin, çubuklarla (1D) başlayarak, ardından tahtalara (2D), sonra küplere (3D) ve ardından 4D, 5D vb. ile daha sofistike geometrilere geçerek çeşitli üç boyutlu yapı parçalarından bir kule inşa ediyor ve daha sonra yok ediyor gibi görünüyor. Aktivitenin beyinde hareket etme şekli, çok boyutlu bir kumdan kalenin kumdan çıkıp sonra parçalanmasını izlemek gibidir.
Kaynak: https://t.co/5ZCAyQRyaj
https://t.co/AgTLNpax9l
SETH(KAOSUN EFENDİSİ) KİMDİR?
Mısır'da evrenin işleyişine "Ma'at" (Doğal Düzen) denir. Hayvanlar, nehirler, yıldızlar ve hatta diğer tanrılar bu mekanik saate köle gibi itaat eder. Seth, bu çarkın dışına çıkan, doğaya isyan eden tek varlıktır. Modern okültizmde (Özellikle Temple of Set felsefesinde) Set, insanlığa maymunluktan çıkıp "Tanrılaşma" potansiyeli veren gücün adıdır. O, insana "Kara Alev"i (Black Flame) hediye etmiştir.
Kara Alev Nedir? Kendi varlığının farkında olma, doğaya karşı gelme, ahlakı sorgulama ve "Sistemi bükme" zekâsıdır. Hayvanlar içgüdüyle (Ma'at) yaşar, insan ise zekâsıyla (Seth) doğaya hükmeder. Sen bir şeye "Hayır" dediğinde, içindeki Seth konuşur. Seth'in gökyüzündeki tahtı, kuzey kutbu etrafında dönen ama ufkun altına asla inmeyen Büyük Ayı takımyıldızıdır. O, batmayan yıldızların, yani "Asla ölmeyenlerin" efendisidir. Güneş (Ra) her gece yeraltında ölürken, Seth gökyüzünün o karanlık ve soğuk kuzey ekseninde dimdik durur. Eski Mısır'da demir işleme sanatı tam gelişmemişken, gökten düşen meteorlardan elde edilen siyah demire "Seth'in Kemikleri" (Bia-en-pet) denirdi. Gökyüzünden ateşle düşen, en sert kayaları parçalayan bu uzay metali, Seth'in yeryüzündeki fiziksel tezahürüydü. O, dünyevi bronzun değil, kozmik demirin tanrısıdır. Mitolojide Seth ile Horus arasındaki kanlı savaşta inanılmaz ezoterik şifreler vardır. Savaş sırasında Horus Seth'in testislerini koparır, Seth ise Horus'un gözünü (Güneş/Ay) parçalar. M.Ö. 1650'lerde Hiksoslar adlı yabancı bir kavim Mısır'ı işgal ettiğinde, Mısır'ın o meşhur tanrılarına (Osiris, Amon) tapmadılar. Onlar, sınırların, savaşın ve fırtınanın tanrısı olan Seth'i baş tanrı ilan ettiler ve kendi fırtına tanrıları Baal ile birleştirdiler.
İbrahimî dinlerdeki "Şeytan" (��blis/Satan/Lucifer) figürünün tarihsel, psikolojik ve etimolojik kök babası Seth'tir. İbranice "Satan" (Karşı Gelen/Düşman) kelimesinin, Seth'in bir diğer ismi olan "Set-hen" kelimesinden türediği okült tarihçiler arasında uzun süre tartışılmıştır.
Ortadoğu dinlerinin Şeytan'ı sadece senin kötülüğünü, cehennemde yanmanı ister. Ancak Mısır'ın Seth'i, "Kaos yoluyla Evrim" ister. O, tembelliğe düşen ruhu uyandırmak için travma yaratır.
Eski Mısır inisiyasyonlarında, seçilmiş adayı zifiri karanlık bir lahide canlı canlı gömerlerdi. Üç gün boyunca ışıksız, sessiz ve yapayalnız bir ölüm provası yaşatırlardı. Çoğu o mezarın içinde çıldırarak çıkardı. Delirmeden çıkabilenler ise artık insan değildi. O lahdin içinde ego oksijensizlikten boğulur. İnsanların çoğu yalnızlıktan bir veba gibi kaçar. Bir masada tek başına oturmamak için, sırrını hiç hak etmeyen ucuz ruhlara kendi zamanını meze yapar. Oysa gerçek kudretin tek laboratuvarı o mutlak ve dondurucu yalnızlıktır. Sen etrafındaki sesleri kısmadıkça, kendi içindeki o kadim canavarın kükremesini asla duyamayacaksın. Kendi karanlığından korkan adam, başkasının yaktığı ateşte sadece pervane olur ve ilk kıvılcımda yanarak can verir. O karanlık lahide kendi ayaklarınla gireceksin ve oradan kendi tanrılığını doğurarak çıkacaksın.
SON DAKİKA: Nicola Tesla biliyordu!
Finlandiya, temiz enerjinin geleceğine doğru büyük bir adım atarak, elektriği havadan sıfır kablo, sıfır fiş ve sıfır fiziksel temasla ileten bir sistemi başarıyla test etti.
Mühendisler, güvenli düşük frekanslı radyo dalgası teknolojisini kullanarak küçük cihazlara tamamen kablosuz güç sağlamayı başardılar ve gerçek kablosuz enerji aktarımının artık mümkün olduğunu kanıtladılar.
Bir zamanlar bilim kurgu gibi görünen şey gerçeğe dönüşüyor.
Bu çığır açan buluş, elektriğin odada serbestçe dolaşmasını, priz veya karmaşa olmadan cihazları anında şarj etmesini ve çalıştırmasını sağlıyor.
Ölçeklendirilirse, evleri, şehirleri ve tüm endüstrileri dönüştürebilir ve gücün WiFi kadar zahmetsizce aktığı esnek ve sürdürülebilir bir enerji çağının kapılarını aralayabilir.
Finlandiya ve tüm dünya doktorları yakında sepsis belirtileri gösterecek hasta sayısına karşı derhal hazırlıklı olmalı.
Hava yoluyla ilettiğiniz radyo dalgaları, insanlarda yaşayan parazitleri öldürmede de oldukça etkilidir.
MR cihazları da aynı şeyi yapar, ancak henüz amaçları bu değil.
İlk savunma hattınız, bu dalgaların ulaştığı mesafedeki vatandaşlarınızdan sadece sıvı değil, bol miktarda SU içmelerini isteyerek kamuoyuna duyuru yapmak olmalıdır.
Bu, vücudun ölü parazit hücrelerinden kurtulma çabasıyla biriken laktik asidi seyreltecektir.
Ardından, enfeksiyon belirtileri ortaya çıktığında, antibiyotik alabilecekleri acil servise hemen ulaşabilmedirler.
Bu harika bir icat, ancak tüm devlet kurumlarının dahil olması ve buna hazırlıklı olması gerekiyor.
#WirelessEnergy #FutureTech #FinlandInnovation #CleanPower #EnergyRevolution #TemizEnerji
Asurolog Dr. Irving Finkel, antik tufan hikâyesine benzersiz bir bakış sunan 3.770 yıllık Babil kil tableti üzerindeki çalışmalarıyla büyük yankı uyandırdı. “Gemi Tableti” olarak adlandırılan bu eser, tanrı Enki’nin, Tevrat’taki Nuh’tan çok daha eski bir figür olan Sümer kralı Atram-Hasis’e bir gemiyi nasıl inşa etmesi gerektiğini anlattığını aktarıyor. Bu versiyonu özellikle dikkat çekici yapan şey ise, gemiye dair çok ayrıntılı teknik talimatlar içermesi ve geleneksel gemi tasvirlerini sorgulatmasıdır.
Alışıldık dikdörtgen biçimli geminin aksine, Enki’nin talimatları yaklaşık 67 metre çapında, yuvarlak bir “korakl” (sepet tekne) tarif ediyor. Bu antik Mezopotamya metni, böyle devasa ve dairesel bir teknenin nasıl yapılacağına dair kesin ölçüler ve kullanılacak malzemeleri listeliyor. Dr. Finkel’in tableti keşfetmesi ve yorumlaması, antik Yakın Doğu’da var olan ve birbirini etkileyen çok katmanlı tufan anlatılarını anlamamızı derinleştirmiş durumda.
Tablet yalnızca antik mühendislik anlayışına dair şaşırtıcı bilgiler sunmakla kalmıyor, farklı uygarlıklar arasında tufan mitlerinin kalıcı kültürel önemini de vurguluyor. Dr. Finkel’in titiz araştırmaları ve bu tableti geniş kitlelere tanıtması, Babil edebiyatının ne kadar gelişmiş olduğunu ve sonraki anlatı gelenekleri üzerindeki güçlü etkisini ortaya koyan önemli bir tarih parçasını gün yüzüne çıkardı.