İsrail’in Gazze’de kullandığı soykırım silahlarının üretildiği yazılım sistemlerini çökertmek için “operasyon çeken” 5 aktivist Almanya’da yargılanıyor.
Gizli kahramanlar ve insanlığın yüzakı güzel insanlar onlar.
Anket, saha, sokak şu bu bilmem…
Bu adam gibi vatandaşla organik iletişim kurabilen..
Vatandaşın da kendisi gibi gördüğü, 40 yıllık ahbabıyla sohbet eder gibi sohbet ettiği biri ortaya çıkana kadar Erdoğan girdiği her seçimi alır.
Ziraat mühendisi Enas Ghoul..
Gazze’deki tüm olanaksızlıkların ortasında deniz suyunu tatlandıran ve güneş enerjisiyle yemek pişiren bir sistem üretiyor.
Ben bu insanların yaşam becerilerine hayranım🤍
🚨‼️ يـحــدث الان 💥
مقطع ستحاول اسرائيل حذفه من الانترنت بكل الطرق،
الشعب المكسيكي يقوم بحرق علم اسرائيل في بداية المبارة في كأس العالم
انشروها على لتصل رسالتهم للعالم 🙏
İsmail Hakkı Ürün...
Soytarılar, kirli tipler itibar gördü...
İsmail Hakkı Ürün gibi değerler dirseklendi❗️🎂
🔻🔻🔻🔻
Kut'ul Amare dizisinde Mevlüt Çavuş rolü ile ünlenen İsmail Hakkı Ürün Bosnalı aktör ve sunucu Reşat Strik'in programında İstanbul'da karşılaştığı Medineli Araplarla yaşadığı bir anısını anlattı.
OKUL MU DEVŞİRME MERKEZİ Mİ?
İstanbul Erkek Lisesi mezuniyet töreninde öğrencilerin okul müdürünü sırtına dönerek konuşturmaması ve velilerin küfürlü protestoları sonrasında törenin iptal edilmesi çok konuşuldu.
Alman vakıflarından fonlu medyaya göre “Atatürkçü gençler gerici müdürü” protesto etmişti. Yaşananlar ülkenin en parlak öğrencileriyle, onlara gerici bir anlayışı dayatan müdürün şahsında Millî Eğitim Bakanlığı arasındaydı.
Öyle ya, ülkede ne kadar güzel şey varsa “dinci-gerici Atatürk düşmanı iktidar” ona düşmandı.
Oysa gerçek, otel odalarında basılan hırsızların peştamallarıyla örtemediği suçlar kadar ortada. Hakikat, maskelerle perdelenemeyecek kadar başka.
Bu okul İttihatçı Mehmet Nadir tarafından Numune-i Terakki adıyla 1884’te kurulmuştu. II. Abdülhamid’e darbe teşebbüsünde okulun merkezi bir rol üstlendiği ortaya çıktığında ise kapatılıp devletleştirilmişti.
Yani Türk Devleti’yle kan uyuşmazlığının tarihi kuruluşuna kadar gidiyor. Geçtiğimiz yıl okulun yatakhanesinin camından “İttihatçılar ölür İttihatçılık ölmez” yazılı pankartın sallandırılması aslında okulda fiilen hâkimiyet kuran “çetenin” neler yapabileceğini gösteriyordu.
Okulda Almanların etkisi 1950’lerde başladı. Fakat ülkenin en başarılı öğrencilerinin girebildiği liseye Alman Devleti’nin adeta çöreklenmesi 1997’de başladı. Ne tesadüf ki, bu sırada ülkede 28 Şubat darbesi yaşanıyordu.
Almanya ile yapılan anlaşma sonucu öğrenciler mezun olduklarında aldıkları “Abitur diploması” sayesinde Almanya’da istedikleri üniversiteye sınavsız girebileceklerdi. Böylece gençler sadece Alman kültürüyle hemhal olmakla kalmayacak, aynı zamanda devletin imkânlarıyla yetişip tüm birikimlerini Alman Devleti’nin hizmetine sunabileceklerdi.
Liseye giriş sınavlarında her yıl tam puan yapacak kadar zeki ve başarılı 150 Türk genci bu okuldan mezun olduktan sonra soluğu Almanya’da alıyor. Zaten Türkçe ve Tarih gibi birkaç istisna dışında tüm dersler Almanca olduğu için Türkiye’deki üniversite sınavlarında başarılı olma şansları oldukça düşük. Bunun için Matematik, Fizik, Kimya, Biyoloji ve Sosyoloji gibi derslere Türkçe olarak ayrı bir mesai harcamak zorundalar.
Kavga da tam bu noktada patlak veriyor. Bakan Yusuf Tekin Abitur uygulamasının öğrencilerin yarısını kapsamasına dair bir çalışma başlatınca Alman Büyükelçiliği telaşa kapılıyor. Dışişleri Bakanlığı’nı atlayarak doğrudan okul idaresiyle görüşüyor ve uygulamanın aynen devam etmesini istiyorlar.
Yani törendeki protestonun arkasındaki asıl mesele bu.
Yusuf Tekin devletimizin yetiştirdiği çocukları kaptırmak istemiyor; Almanlar ise adeta bedavaya elde ettikleri bu insan gücünden vazgeçmek istemiyor.
Fonladıkları medya ve yetiştirdikleri monşerler aracılığıyla okulda adeta çete gibi hareket eden yapıyı öne sürmeleri bu yüzden.
İşte İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür ve Okul Müdürü Hikmet Konar, bu çeteye boyun eğmeyip dik durarak devletimizin itibarını korudular.
Almanya’nın ülke dışında benzer statüye sahip yaklaşık 140 okulu var. Fakat sadece Türkiye’deki İEL “devlet lisesi”. Diğerleri oldukça pahalı özel liseler.
Yani bu ülkelerde parası olana Almanya’da üniversite kapısı açık. Oysa biz devletin tüm imkanlarını seferber edip yüksek burslar verdiğimiz çocuklarımızı kendi ellerimizle bir başka devletin hizmetine gönderiyoruz.
Atatürk maskesi ise her yerde olduğu gibi burada da toplumu manipüle etmenin bir aracı. Oysa Atatürk bunun gibi tüm yabancı okulları çıkardığı Tevhid-i Tedrisat Kanunuyla devletimizin uhdesine almıştı.
O gün de başta Fransa olmak üzere, İngiltere, İtalya ve ABD Türkiye’ye ültimatom gönderip “müfredata karışma” diyordu. Atatürk hiçbirisini dinlemedi. Bir gecede kapattığı sadece Fransız okullarının sayısı 38'di. Okullar ancak yabancı bayraklar ve haç gibi dini semboller binalardan kaldırılıp MEB’e “tamamen” bağlandıktan sonra yeniden açılabildi.
Epstein adasının en kötüsü olduğunu mu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz!
İsrail, dünyada sadece çocuklar için özel olarak yapılmış tek askeri hapishaneyi inşa etti.
Filistinli çocuklar (12 yaşından itibaren) askeri mahkemelerde yargılanıyor.
Mahkûmiyet oranı: %99.7.
Düzenli olarak dayak, işkence, tecrit ve tecavüze maruz kalıyorlar.
Bu sadece Yahudi olmayan çocuklar için geçerli.
İsrailli çocuklar normal sivil mahkemelere gidiyor.
Bir neslin tamamını kırmak için tasarlanmış bir sistem:
Gece baskınlarıyla tutuklamalar, işkence altında itiraflar ve kitlesel cezalar.
Hepsi askeri işgal altında.
Bu, çocuklara karşı kurumsallaşmış bir zulüm.
Başka türlü adlandırmak mümkün değil.
Koç ailesi, almış kalabalığı arkasına ve yürümüş anıtkabir'e!
Neden başı sıkışan anıtkabir’de alıyor soluğu?
Sizin sorununuz ne Koç’um?
Neyi ima etmeye çalışıyorsunuz?
Soru şu: Koç grubu, bayram değil seyran değil, neden anıtkabir'e gitmiş?
Bakın seçmenini bir kez olsun utandırmadı. Bir kez olsun duruşunu bozmadı. Hiçbir zaman bir öyle bir böyle olmadı. En zor günde onu hep dik dururken gördük. Siyasi çıkarlar uğruna hiçbir zaman sallanmadı. Razıyız binlerce kez.
Artık haddini bil!
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan, milletimizden aldığı destekle senelerdir Türkiye’ye hizmet etmiş, her türlü vesayete karşı savaşmıştır.
Biz, milletimiz dışında kimseden emir almadık; halkımız dışında kimseden icazet istemedik.
Türkiye’yi hedef alan her türlü güç ve vesayet odağına karşı mücadele ettik.
Yıllarca millet iradesine karşı darbelerin gölgesinde siyaset izleyen bir geleneği temsil eden Özgür Özel’dir.
Meşruiyeti sandık dışında arayan, siyaseti sokakta dizayn etmeye çalışan Özgür Özel’dir.
Haftalardır dış güçlerden medet uman, “terk edilmiş hissediyoruz” diyerek yabancı başkentlerden destek dilenen Özgür Özel’dir.
Yolsuzlukla ilgili bir davadan kahramanlık hikayesi çıkarmaya çalışan Özgür Özel’dir.
Kendi kişisel hırslarını, komplo teorileriyle harmanlayıp siyaset kisvesi altında sunan bu zihniyeti reddediyoruz!
Biz, milletimize hizmet yolunda kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz.
İnsanlık tarihindeki en büyük tecavüz olaylarından biri, İkinci Dünya Savaşı'nda Almanya'nın yenilgisinden sonra gerçekleşti. (Müttefikler) 2 milyon Alman kadınına tecavüz etti ve bunların çoğunun cesetleri sokaklara saçıldı. Müttefik askerleri, taleplerine boyun eğmeyi reddeden herhangi bir kadını infaz etmekte bir an bile tereddüt etmedi. Almanya, 1950'lerin ortalarına kadar annelerinin adıyla kaydedilen 37 bin çocuğun tescilini kabul etti.
Ruslar: Bir milyondan fazla tecavüz
Amerikalılar: 190 bin
İngilizler: 45 bin
Ve Fransızlar: 50 bin
Bu suçların failleri, bugün bize insan hakları ve kadın hakları konusunda vaaz verenlerdir.
"Askerler Geldiğinde" adlı kitaptan.
Cüneyt Özdemir, polislerle dalga geçenlere adını koymuş "YAVŞAK"
"Polisler canları pahasına kahramanca mücadele ediyor, oturmuşsun oraya yavşak, yavşak bunun geyiğini yapıyorsun? Ne zaman bu kadar duyarsız oldunuz?"
Az bile demiş çok söylenecek söz varda neyse......
Terör devleti İsrail, Filistinlilerin kullandığı su kuyularına beton döküyor.
🚨 Medyada buna neredeyse yer verilmedi.
Hangi kitapta böyle bir kahpelik yazılır?
Ticaret Bakanlığı’nın anlamadığı ya da anlamak istemediği şu.
Sizin bilmem kaç tane markete kestiğiniz 96 milyon lira ceza ÇEREZ PARASI.
Bu marketler kesilen cezayı beş ürünün raftaki fiyatını değiştirirse üç günde çıkarır zaten.
Yapılması gereken belli:
KAPATMAK, MÜHÜRLEMEK!