https://t.co/09CjJDQLPW
3 boyutlu yazıcıların yapı sektöründe kullanımı her geçen gün artmaktadır. Endüstri 4.0 kapsamında değerlendirilen bu teknolojik yeniliğin ülkemizde de yakından takip edilmesi ve bu alandaki gelişmelere hızla uyum sağlanması büyük önem taşımaktadır.
Sizden bir ricam olabilir mi?! Filistin hakkında konuşmayı bırakmayın lütfen...
Algoritmayı bozmak için nokta bırakın.
Destek için takip etmeyi unutmayın. 💔🇵🇸
@YalcinYuksel18@06melihgokcek Ankara'yı en uzun yöneten başkanlardan olduğunu hatırlatayım sana.
3 icraatını say ben 500 icraatını sayayım Melih Gökçek in.
Hataları yokmuydu . tabiki vardı.
Ama sizin zihniyetin yönettiği idareler çalma çırpma hep.....
Kıymetli kardeşlerim,
Dün Gazze'deki kardeşlerimiz bu videoyu paylaşmamı ve mümkün olduğunca çok kişiye ulaştırmamı rica ettiler. Ben de bu çağrıyı sizlere emanet olarak iletiyorum.
Lütfen Gazze'yi unutmayalım. Savaşın sona erdiği ya da acıların bittiği düşüncesine kapılmayalım. Gazze'de insanlar hâlâ bombardıman, zorla yerinden edilme, açlık ve kuşatma altında yaşam mücadelesi veriyor. Onların sesinin dünyaya ulaşmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.
İmkânınız varsa, bu videoyu paylaşın. Belki tek bir paylaşım bile Gazze'nin sesinin daha fazla insana ulaşmasına ve yaşananların unutulmamasına vesile olur.
Allah Gazze'ye yardım etsin. Âmin.
“AHBAP’ı biliyoruz ama AFAD’ı bilmiyoruz, AFAD bizden değil.”
-Ruşen Çakır-
TCK 216 SUÇU!
1️⃣AFAD ‘sizden’ değil ise ‘siz’ kimsiniz?
2️⃣AHBAP’ı ‘bilip’ AFAD’ı bilmiyorsanız demek siz ‘Medya’ değilsiniz!
2️⃣AHBAP’ı ‘biliyorsanız ve sizdense’ o zaman ‘siz’ de AHBAP ile birliktesiniz!
Bulgar Yazar Sophia Proneikos:
▪️Tarih beni asla şaşırtmaktan vazgeçmeyen bir alışkanlığa sahiptir. Neredeyse hiçbir zaman kaybolmaz.
▪️Sadece kendini öyle zarif bir şekilde sunmayı öğrenir ki modern insanlar ona törensel protokol demeye başlar.
▪️İşte bu yüzden Ankara’daki NATO Zirvesi’nin en büyüleyici sahnesi müzakere masasının etrafında değil, ilk tokalaşmadan önce yaşandı.
▪️Yirmi birinci yüzyılın en güçlü askeri ittifakının liderleri, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde dünyanın en eski askeri bandosu olan Mehterin sesleriyle karşılandı; önlerinde ise Osmanlı İmparatorluğu’nun farklı yüzyıllarını temsil eden tarihi kıyafetler içindeki askerler duruyordu.
▪️Ne olağanüstü bir tarihsel süreklilik duygusu: 1949’da savaş sonrası dünyanın sembolü olarak kurulan bir askeri ittifak, kökleri 13. yüzyıla uzanan bir askeri geleneğin müziği eşliğinde bir cumhurbaşkanlığı sarayına girdi. Mehter hiçbir zaman sıradan bir askeri bando olmadı, o bir silahtı.
▪️Osmanlı orduları Belgrad’a, Konstantinopolis’e, Rodos’a, Mohaç’a veya Viyana’ya yürüdüğünde ilk duyulan şey devasa kös davullarının gümbürtüsüydü; ardından zurnaların keskin sesi, sonra borular ve çarpan ziller…
▪️Çünkü bu müzik yalnızca orduya eşlik etmiyordu, ordunun bir parçasıydı. Amacı askerleri eğlendirmek değil, savaş başlamadan çok önce düşmana bir imparatorluğun üzerlerine doğru geldiğini hissettirmekti.
▪️Avrupa’nın Osmanlı İmparatorluğu’yla karşılaşmalarından sonra Batı ordularının yavaş yavaş Osmanlı davullarını, zillerini ve “Türk tarzı”nı benimsemesi tesadüf değildir.
▪️Bu tarz daha sonra Mozart, Haydn ve Beethoven’ın müziğine bile girmiştir. Çünkü bazen tarih bir uygarlığı kılıçla fethetmez. Bir ritim yeterlidir.
▪️İşte bu yüzden bu töreni büyüleyici buldum; kimse Osmanlı İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmaya çalıştığı için değil, Türkiye büyük uygarlıkların her zaman anladığı bir şeyi anladığı için: Geçmiş bir yük değil, bir dildir. Ve bu dili konuşmayı bilen uluslar tarihlerini yalnızca konuşmalarla anlatmaz; bazen birkaç davul vuruşu yeterlidir.
DP Genel Başkan Yardımcısı İlay Aksoy, katliama uğrayan Filistinlileri hedef aldı:
▪️"Gittikleri her yeri karıştırmışlar"
▪️"3 ay içinde 50 bin Filistinli bebek doğacakmış, o yüzden hastaneler bombalanıyor"
▪️"Bunlar okumuş insanlar değil"
https://t.co/nt5w0OxGq4
“En son bana yardım edin, ilk olmak istemiyorum…”
İsrail’in bombardımanı sonrası enkaz altında kalan Gazzeli Alma, ailesinin kurtarılması için çaba sarf etti: Önce anneme, babama, kardeşlerime, ninem ve dedeme yardım edin.
✍️GELECEK NESİLLER YÜZÜMÜZE TÜKÜRECEK
İsrail Filistin'e karşı bir 'toptan imha savaşı' yürütüyor. Yapay zeka ile Gazze karış karış taranıyor, insan yaşayan her metrekare bombalanıyor.
İsrail’in kendi subayları itiraf ediyor: Sivil yapıların tamamını bilerek ve hedef gözeterek vuruyoruz. Bir tek Hamas askerini öldürmek için gerekirse bin-iki bin sivili öldürmekten çekinmiyoruz.
İsrailli siyasetçiler açık açık söylüyor: Bizim için tek çözüm, Gazze’yi tamamen imha etmek, olabildiğince çok Filistinliyi öldürmek, öldüremediklerimizi ise başka yerlere sürmek.
İsrail’de sıradan halkın bakışı nedir peki sizce? %60’ı Gazze’ye karşı yeterince şiddet kullanılmadığını düşünüyor. İsrail ordusunun Gazze’de aşırı güç kullandığını düşünen İsraillilerin oranı sadece %1,8. Nasıl ama? Tepeden tırnağa faşizmi giyinmiş, Nazi Almanya’sına rahmet okutacak bir toplum.
Netanyahu da bunu görüyor olmalı ki tüm İsraillilere silah dağıtma kararı almış. İsraillilere, “Gelin soykırımı beraber yapalım ey yurttaşlar, Müslüman bebekleri öldürme zevkinden mahrum kalmayın” mesajı veriyor!
İsrail, Holokost’u gölgede bırakacak bir soykırımı gerçekleştirmekte kararlı.
Peki bu alçaklık karşısında İslam dünyası ne yapıyor dersiniz?
Ezbere cevap verdiğinize eminim:
Kınama, toplantı… Toplantı, kınama… ve tekrar toplantı ve tekrar kınama…
İlişkileri zaten kesik(!) olanları saymazsak...
İsrail ile ticari ilişkisini kesen tek bir İslam ülkesi yok…
İsrail’e spor, kültür, sanat alanlarında ambargo uygulayan tek bir İslam ülkesi yok.
İsrail ile diplomatik ilişkisini askıya alan/kesen tek bir İslam ülkesi yok….
Ticaret tam gaz, kültür sanat işbirliği tam gaz, hatta İsrail’in bir numaralı sponsoru ABD ile kankitoluk, sarmaş dolaşlık, şirinlik tam gaz…
Ama İsrail’i kınıyoruz…. He canım, daha sıkı kınayın bakalım, biraz ıkınarak kınayın, belki o zaman bir işe yarar!
On tane delikanlı ülke toplanıp bir filotilla kursa, yirmi tane savaş gemisini Gazze açıklarına gönderse bile oyunun rengi değişir. Ama kimsenin yüreği Siyonizm’i karşısına almaya yetmiyor. Kimsenin yüreği Londra tefecilerine diklenmeye yetmiyor.
Zorunuza mı gidiyor sevgili okuyucu? Benim de zoruma gidiyor. İnsanlığımdan utanıyorum ama dünyanın zehir gibi acı gerçeği bu işte:
İsrail çocukları öldürüyor. Ve bizler, hepimiz paranın kulları olduğumuz için bir tepki ortaya koyamıyoruz. O çocukların, o kadınların, o zavallı insanların Siyonist katiller tarafından öldürüldüğünü izlemeye devam edeceğiz. Ağlayıp Allah’a dua edeceğiz. Çünkü bir kez daha apaçık gördük ki Allah’tan başka güvenebileceğimiz, sığınabileceğimiz hiç kimse yok….
Bu utanç tablosunu, bu rezilliği yazmaya, tarihe not düşmeye devam edeceğiz. Herkes kendi payına düşen utancı alsın, çocuklarına miras bıraksın. İleride bir gün, bu tarihi okuyan vicdan sahibi insanlar ona göre yüzümüze tükürürler.
---
Aydınlık, 4 Aralık 2023