Yıldıray’ın içindeki Kürt nefretinin her fırsatta dışa vurmasını artık kanıksadık. Fakat ihtiyacı olanlar için, Suriye’de bahsettiği dönemde gerçekte ne yaşandığını özetleyeyim:
HTŞ, bütün Kürt şehirlerini kontrol altına alma kararı almıştı. Bunu engelleyen üç temel faktör oldu.
1. ABD karar değiştirdi. Özellikle Beyaz Saray, Kongre’den gelebilecek baskıyı göze alamadı.
2. HTŞ karar değiştirdi. Hatta HTŞ içindeki birçok grup, devrimin başlangıcından beri görülmemiş ölçüde bu değişime tepki gösterdi.
3. Türkiye karar değiştirdi ve SDG ile yürütülen müzakerelere dahil oldu.
Bu değişimi ortaya çıkaran ise üç temel etkendi:
1. SDG, Kürt şehirlerini hiçbir koşulda savaşmadan teslim etmeyeceğine bütün aktörleri ikna etti. Başka bir ifadeyle, iki tarafın da binlerce kayıp vereceği netleşti.
2. Türkiye ve Irak Kürtleri, koşulsuz destek verme kararıyla sürece dahil oldular. İmralı’dan dahi sürecin sona ereceği yönünde mesaj verildi.
3. Savaş kararlarına rağmen Kürtler ve SDG müzakere masasındaki esnek tutumlarını korudular. Masadan kalkmadılar.
HTŞ, Türk uçaklarının desteği, ABD’nin onayı ve Körfez’in finansmanıyla Kürt şehirlerine girip zafer kutlamaları yapmayı beklerken, sonunda kendisini yaratıcı bir tanıma ve entegrasyon projesinin içinde buldu.
Kürtler zafer naraları atmadılar. Atmayacaklar da. Ama bütün bunları, ABD’nin Kürtlerle ortaklığının sona erdiğini ilan etmesinden yalnızca iki hafta sonra başardılar. Üstelik Körfez’den bir ülkenin, SDG’nin yenilmesi hâlinde Şam’a uygulanabilecek ekonomik yaptırımları telafi etmeyi taahhüt etmesine rağmen.
Seni temin ederim, Sarıkamış’tan çok daha karmaşık bir satranç oynandı.
Şimdi ise çözüm ve barış zamanı. Ona göre bir dil kullanmalı.
@aykiri Saray aparatına bak sen , yakında kulağından tutup indirirler bu şaklabanı,ulan seni oraya atayan insanlarla muhalafet etme şansın var mı? aklımızla alay ediyor leblebi kafa
@UmitDikbayir Sen ne piçsun lan , düzenbaz herif, yıllardır muhalif taklidi yapmaktan utanmadın mı, gerçi bütün ülkücülerin bir fiyatı vardır herkes gibi
Dem Parti’ye 10 yıl boyunca olağanüstü baskı yapıldı. Belediyelerine kayyum atandı. Binlerce üyesi, milletvekilleri, belediye başkanları tutuklandı ve hala tutsaklar. Buna rağmen neredeyse kimse “korkup” AKP’ye geçmedi.
CHP siyaseti en başta kendini sorgulamalı.