#blogspot
N to get your permit to build to get your message I just don't want to get a tattoo in the morning to see what time we are going to have to be careful with it to main ata hu pahly ye I can get your permit
Neden kahraman şehitlerimiz kerpiç evde oturuyor? diye sorarsanız vatan haini olursunuz. Onlar şehit olduktan sonra ailesine ev yaptırırsanız kahraman!
12 şehit, 12 evlat, 12 aşk, 12 hikaye, 12 baba, 12 ana, 12 hayat, 12 kalp, 12 yürek, 12 can, 12 kahraman, 12 yangın, 12🇹🇷
Tarikat Ağacının Zehirli Meyvesi: MENEMEN OLAYI
“Arkadaşlar,aslında imha edilmek istenen Kubilay değildir, bu Kubilay timsalidir. Caniler, şuurla hareket etmişler; yeniyi, hürriyeti, medeniyeti, gen��liği ve Cumhuriyeti imha etmek istemişlerdir...” (Muhiddin Adil Bey, 31 Aralık 1930)
23 Aralık 1930, Salı...Sabahın erken saatlerinde Giritli Derviş Mehmet
ve 5 arkadaşı içtikleri esrarlı sigaralarla “dumanlı kafalarla”
Menemen’e girdiler. Sabah namazında çarşıdaki Müftü (Gazez) Camisi’ne daldılar. Başı sarıklı Derviş Mehmet, “Ben mehdiyim! Dinimizi korumak için buraya geldim! Beni dinleyin!” diye konuşmaya başladı. Sonra tekbirlerle camiden çıktılar.
Menemen halkını “şeriat sancağı” altında toplanmaya çağırdılar. Camiden aldıkları yeşil sancağı
Menemen meydanına diktiler. Biriken kalabalığın bakışları arasında zikre başladılar. Derviş Mehmet, olay yerine gelen Yüzbaşı Fahri Bey’e, “Ben mehdiyim! Şeriatı ilan ediyorum! İzmir-Bergama yolu silahlı adamlarım tarafından tutulmuştur!” diye meydan okudu. Bunun üzerine 43. Alay Komutanı Yarbay Nihat Bey, Asteğmen Kubilay’ın olaya müdahale etmesini istedi.Kubilay, silahlarında “manevra mermileri” bulunan bir takımla olay yerine geldi. Takımı
meydanın köşesinde bırakıp tek başına gözü dönmüş yobazlara
doğru ilerledi. Kalabalığın arasında Derviş Mehmet’in yakasına yapıştı: “Ne yapıyorsunuz? Siz kimsiniz? Hükümete isyan mı ediyorsunuz? Haydi dağılın!” diye bağırdı. Bu sırada başlayan itiş kakış arasında
Kubilay vurulup yere düştü. Yaralı Kubilay, biraz doğrulup birkaç adım ötedeki camiye sığınmak istedi. Sendeleyerek cami avlusuna kadar geldi. Çok geçmeden Derviş Mehmet, can çekişen Kubilay’ın başına dikildi.Arkadaşının verdiği, bağ bahçe işlerinde kullanılan kıvrık kör bir bıçakla Kubilay’ın boğazını kesti. Elindeki kesik başı birkaç kere oradaki şimşir taşa vurdu. Daha sonra -bazı kaynaklara göre- Kubilay’ın kanını içti.Sonra yeşil sancağa taktığı
kesik başı meydana getirip oradaki bir elektrik direğine bağladı. Bu sırada iki bekçi; Bekçi Şevki ve
Bekçi Hasan eli kanlı yobazlara
ateş açtı. Ancak her ikisi de oracıkta şehit edildi. Daha sonra Yüzbaşı Ragıp Bey ve Yüzbaşı Bahri Bey iki ayrı kuvvetle olay yerine geldi.Derviş Mehmet, “Mehdi ölmez! Bana kurşun işlemez!”diye bağırıyordu. Başlayan ateş sonunda Derviş Mehmet ile beş arkadaşından ikisi öldü, biri yaralı ele geçirildi, ikisi yaralı olarak kaçtı, ancak kısa süre sonra yakalandı.
Menemen iddianamesinde,
Menemen Olayı “tarikat ağacının zehirli meyvesi”olarak adlandırıldı.
Soruşturma sonunda olayla ilgili 606 kişi tutuklandı. İstanbul’da Nakşi Şeyhi Erbilli Şeyh Esat Efendi de tutuklananlar arasındaydı. Mustafa Muğlalı Paşa başkanlığındaki Divan-ı Harbi Örfi, Menemen sanıklarını iki grup olarak yargıladı. Ele geçirilen
delillerden, İstanbul’da yaşayan Şeyh Esat Efendi’nin, Laz İsmail Hoca aracılığıyla Derviş Mehmet ile ilişki kurduğu anlaşıldı. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından
sonra Şeyh Esat Efendi, müritleri
köşkünde ağırlamış ve hatta onlarla mektuplaşmıştı. Mahkemede bazı sanıklar deli numarası yaptı. Yargılamalar sırasında -kadın istismarından, esrarkeşliğe kadar- tarikat, cemaat bataklığı, olanca çirkefliğiyle gözler önüne serildi. Duruşmalar sonunda Menemen Olayı’nın Naşibendi tarikatı ileri gelenlerince planlanan bir irtica olayı olduğu görüldü. Mürteciler, 1930 yerel seçimlerinde SCF’ye oy veren Menemenlilerin kendilerine yardım edeceğini düşünmüştü.
Yargılanan 105 sanıktan 37’sine idam verildi. TBMM, 37 idam
kararından 28’ini onayladı. 105 sanıktan 27’si beraat etti. Geride kalanlara ise 24 ile 1 yıl arasında
hapis cezası verildi.
Menemen Olayı ile “tarikat ağacının zehirli meyvesi”ni tattık. Cumhuriyeti kuranlar, daha önce de Şeyh Sait İsyanı’nda o “zehirli meyveyi” tatmıştı.Bu nedenle “tarikat ağacını” kurutmak için tekke, zaviye ve türbeleri kapattılar. Ancak gelin görün ki “tarikat ağacı” kurumadı.
Atatürk’ten sonra yeni filizler verdi, vermeye devam ediyor.👇
https://t.co/Suew55VWof
Başkomutanım, canım ülkemin ilk Cumhurbaşkanı,
Ulu Önderim her geçen gün daha bir arar olduk seni. Her geçen gün daha bir ağır geldi yokluğun.Ama sen rahat uyu Atam ne senden vaz geçeriz ne ilkelerinden🖤
#10Kasım1938#10Kasim#ÖlümBileSilemediSeni#YargıDarbesineDur
Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar
Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar
Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgar
Çıplaklığında o atın yine onlar koşacaklar
O çocuklar
O yapraklar
O şarabi eşkiyalar
Onlar da olmasa benim gayrı kimim var?
Can YÜCEL
Türkiye'yi şahlandırmaya her şeyimizle hazırız. Vizyonumuz, şampiyonlar ligi ekonomistler, dürüst bürokratlar, çalışkan insanlar, bolca temiz yatırım parasıyla. Erdoğan şimdi bunu da yazar beyannameye, sonra da bir lansman patlatır. Koş Erdoğan koş da, sende bunların hiçbiri yok.