@murattolga Muhteşem yazınızın tüm ayrıntılarıyla kendi çocukluğuma gittim… Elvan gazozunun son damlası, Samsun sigarasının kokusu, Milliyet Çocuk, anne kucağının huzuru ve kişisel ilavem #İzmit ✌️
“….şu hayattan bir sokaktan geçerken aldığımız hazzın yanına yaklaşamayacak kadar sası dünyaların muktedirlerine, asla ezilmeyeceğiz. Bizim hayatımız, tüm kudret ve varlıklarına rağmen onlarınkinden kat be kat güzeldi. …şu gün, erişemeyecekleri kadar güzel” #Sene1993#Beyoğlu
Hayat ne garip. Galiba özeleştiri yapacağım. Bundan 5-6 sene önce de aynı işi yapardım hatta haftada 4-5 Tv’ye de çıkardım. Yine de bazen geç saatler Beyoğlu’nda çakırkeyf olup tweetler atardım. Bu Akit falan ayyaş derdi, sallamaz gülerdim. Beyoğlu’na ya on yıldır ya hiç uğramamış bazı muhalifler de lümpen der dalga geçerdi, kırılırdım. Oysa benim 20 ila 150 promil arası depreşen Beyoğlu aşkımdan vuku bulurdu hadise, içip içip 30 sene önceki sevgilisine radyodan şarkı yollayan esnaftan farkım da yoktu hani kendimce. Çok sevdim bu semti, ilk adım attığım 17 yaşımdan beri. Ya artık eskisi gibi içmiyorum ya da özlemlerimi, sevinçlerimi, aşklarımı insanlarla paylaşma hevesim kalmadı diye düşündüm bu gece. Kendimce önemli bir geceden içkili ve eli kolu dolu eve dönüyordum. Tenha, sessiz, arnavut taşlı Beyoğlu sokaklarında yine hiçbir güvenlik endişesi taşımadan kedilerle konuşarak geçiyordum. Utandım kendimden, artık duygularımın dışa vuracak kadar güçlü ve hevesli olmadığından endişelendim. Beyoğlu aşkımın zeval görmediğine emindim peki ben neden sindim, içime atar oldum? Ya otosansürse bu suskunluğum? O yüzden eski günlerdeki gibi, sabah kalkınca kurduğum cümlelere şaşacağım şeyler yazmak istedim.
Her şey değişir ama semtin çocuklarının “gece, melek ve bizim çocuklar” saatlerinin tadı başkadır.
Bu kafayla vardığım sonuç: Başımıza çok işler gelecek ve büyük acılar çekeceğiz ama şu hayattan bir sokaktan geçerken aldığımız hazzın yanına yaklaşamayacak kadar sası dünyaların muktedirlerine asla ezilmeyeceğiz. Bizim hayatımız, tüm kudret ve varlıklarına rağmen onlarınkinden kat be kat güzeldi.
Asla erişemeyecekleri sıcak dostluklarla, doyumlu sohbetlerle ve güvenle sarmalanmış, müdavimlik sınavından geçmiş, kent hafızasına gönül vermiş ömürlerimize yaklaşamayacaklar bile. Bu ömür elimdeki her şey gitse bile ben kazanmış gibi hissediyorum. Bu sokaklar, şu yaz gecesi, elimdeki çiçekler, yaşadığım şu gün, erişemeyecekleri kadar güzel…
Haydin iyi sabahlara
🗳️ Sayın Aziz Yıldırım, Olağanüstü Seçimli Genel Kurul Toplantımızda aldığı 17.245 oyla Kulübümüzün Başkanı seçilmiştir.
🟡 Aziz Yıldırım: 17.245
⚪️ Hakan Safi: 9.927
Padişah olabilecekken 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' diyen,çocuklara bayram hediye eden,Avrupa ülkelerinden önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı veren, 'bütün ümidim gençliktedir' sözüyle yeni nesilleri cesaretlendiren Atamız, dehası ve vizyonuyla mucizenin ta kendisi
🎙️Belçika’nın İstanbul Başkonsolosu Tim Van Anderlecht, Bloomberg HT’de sorularımızı yanıtladı.
Anderlecht, “Yapılacak daha çok şey var. Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, şu an için atacağımız ilk adım ve bu ilişkimizdeki pek çok potansiyeli açığa çıkarabilir” dedi. @timvanan
@levent_kazak#HüseyinRahmiGürpınar tespitinize katılıyorum. Bunu dizi senaryosu boyutunda #Arş’a taşıyan isimse tartışmasız @HakanBonomo ‘nun 2021’den bu yana #İlkVeSon’da yarattığı karakterlerdir. Bu monologun üstü var mıdır bilemiyorum, kadın dünyasından seslenen?
https://t.co/uZ8sPxVSsO
Toplantıda #EkonomikMisyon’un 10–14 Mayıs tarihlerinde, Majesteleri #BelçikaKraliçesi’nin liderliğinde İstanbul ve Ankara’da gerçekleştireceği ziyaretlerin kapsamı, öncelikli sektörler ve iki ülke arasındaki stratejik iş birliği alanları hakkında bilgiler paylaşıldı. +++
Annecim, deli cesaretiydi belki benimki. Herkes siyah ya da beyaz diye diretirken yaşamımı tüm renkleriyle sonuna kadar açtım okuruma.
Takdir edilmek, degerli hissetmek ister herkes ve her çocuk. Kimi yazar, belki en çok da bunun için yazar.
Bugünlerde "sen yazma lan, senin görüşünün ne önemi var" diye bağırıyor kocaman faşist ruhlar. Kimi de neden yazarak kendimi tehlikeye attığımı soruyor, gizlenmemi, susmamı salık veriyor...
Babalarının onayı, annelerinin sevgisi, ilgisi koşullara bağlanmış çocuklar, başka çocukları yaralıyor, vuruyor, öldürüyor bugünlerde. Kirli, karanlık, yalancı adamların bekçilik ettiği hayatlar kararıyor. "Bir çocuktan katil yaratan karanlık" hayatlarımızı teslim alıyor.
Ben de bu kitap için şimdilik imza günlerini bitiriyorum🙏🏿Son imzalar bu pazar İzmir Kitap Fuarı'nda saat 16'da❤️ Şimdi yola çıkmalıyım...
#13Yıl önce ama dün gibi hatırladığım 1gün. #Cookie’lerle ilgili düzenlemeler anlatılmıştı. Ama en çok aklımda kalan: Topl’ya o zaman 7yaşında olan @EmreDurak__ ile gitmek zorunda kalmıştım. Ve tablet/telefon dönemi olmadığı için, o da baştan sona dinlemek zorunda kalmıştı sunumu
Berlin jürisi büyük ödülleri Emin Alper'in "Kurtuluş"u ve İlker Çatak'ın "Sarı Zarflar"ına verdiğine göre bizim 'politik' filmler diğer filmlerden daha iyiymiş demek ki...
İki sinemacımızı da kutluyor ve ayakta alkışlıyorum. En kısa zamanda filmlerini izlemek dileğiyle...👏✌️
@erdemaksakal Harika tespit 👏 benim için ironik olan: üniversitede öğrenciyken çalıştığım araştırma şirketinde Ankara Güdül’e gitmem gerekti. Yolda kitabı okurken içinde, o güne dek adını hiç bilmediğim bu kasabanın geçtiğini görünce, bir süre anlamsızca otobüs camından gökyüzüne bakmıştım...
Bir çağın yangını bu
Bütün dünya günahkar
Masum değiliz hiçbirimiz..”
Kemal ve Füsun.. Bütün analizlerin canı cehenneme.
Aşkınıza, birbirinizi arzulamanıza, gülmenize, ağlamanıza, öpüşmenize, kızmanıza, gitmenize, gelmenize, her şeyinize sağlık.. İnsanlara tekrar duygu denen şeyin var olduğunu gösterdiniz ya, bu yeter.
Kemal takıntılıymış, Füsun çıkarcıymış, Kemal pislikmiş, Füsun plancıymış falan.. Aşk’ı tatmamış insanların, sevdiğine mektup yazmamış kalabalıkların, kaldırımlarda gazoz içerek balkonda sevdiğini görmek için saatlerce beklemeyenlerin planlı programlı sandıkları bir dizi bu.
Aşk budur arkadaşlar, sahicidir, yakıcıdır, yıkıcıdır. Bazen.. Bazen yakıcı, yıkıcı değildir, mutlu edicidir. Ama bazen de aşk, Kemal Basmacı ile Füsun Keskin’in tam olarak yaşadıkları şeydir.
O dükkanda ilk karşılaştıkları an yaşadıkları kalp çarpıntısının adıdır, saat 2’yi beklerlerken yaşadıkları dünyanı boşvermişlikleridir. Doğru mudur ? Değildir. Gerçek midir ? Dünyadaki en gerçek şeydir.
Pencereden esen rüzgarın senin ve sevdiğinin bedenine eserkenki yaşanılan hissi hayatın boyunca belki bir defa bulursun. Bulduğunda ise seni çok başka bir dünyaya götürür.
Kemal’e şöyle bağırmak istedim diziyi izlerken;
İnsan sevdiğini kadere terkermemeli Kemal. Tutmalı, çekmeli, gel gidelim demeli. Derdim bunu tanısaydım.
Bir kadını yedi sene beklemek kadar sahici az şey var, o küpeleri saklamak kadar sahici çok az şey var.
Bir küpe.. Sadece bir küpe olmaz o sahicilik içinde. O küpe ile uyunur, uyanılır. Gün gelir görülmesi istenir. Gün gelir görülmemesi kırar Füsun’u. Gün gelir o yemek masasına oturursun sevdiğin kadınla beraber olmak için ama kocası da o masadadır. Gurur mu ? Yok sayarsın. Sadece ona bakmak, dokunmadan bakmak sana yeter.
Beklersin. Yedi sene de beklersin, dokuz sene de beklersin. Doğru yanlışa, yanlış doğruya karışır. Bekledikten sonra dokunurken o rüzgar yine eser ve şöyle dersin;
Herkes bilsin çok mutlu bir hayat yaşadım..
Bağlanma stillerini, insanı mekanik bir hale sokmayı unutarak izleyin bu diziyi.
Gerçeği, sahici olanı, arzuyu, orada var olan duyguyu görün. İnsanı insan yapan şeyi, onu görün. Analizi sonra yaparsınız.
#masumiyetmüzesi
@Ahmet__Basal Öğretmen, öğrenci ve öğrenme açısından çok değerli bir özet olmuş hocam, elinize sağlık. Denk gelmediyseniz, konuyla ilgili bu videoyu paylaşmak isterim:
https://t.co/mlwk5xC2lx