Presented at the 31st International Congress of Applied Psychology. It is always a privilege to share research among psychologists from around the world.
Super great and exciting experience to share our preliminary study at #ICAP2026 in Florence, Italy! 🇮🇹
📄 Psychological Determinants of Intention to Purchase Cruelty-Free Personal Care Products / Seray Kıvanç & Meltem Güler
Yeni yayınımız 📄
Aldatmayı insanların ahlaki olarak nasıl meşrulaştırdığını inceleyen bir ölçeği Türkçeye uyarladık. Alana katkı sunmasını ve romantik ilişkilerdeki güven ve sadakat dinamiklerini anlamayı bir nebze kolaylaştırmasını umarız. 🌿
20 soruda tematik analiz çalışmalarını nasıl değerlendirebiliriz? Braun & Clarke’ın (2020) kontrol listesi. Sadece editör ve hakemler için değil araştırmacılar için de tematik analiz makalelerini kontrol amaçlı kullanabilecekleri bir kaynak. Tavsiye ederim
bir ilişkinin uzun ömürlü olmasının sırrı nedir?
neden bazı çiftler 10-20-30 yıl sonra hala mutlular? evet biliyorum, oldukça az saydılar ama mevcutlar. bu nesli tükenmekte olan çiftler tam olarak ne yapıyorlar da mutlu kalıyorlar?
cevap aslında hiç de romantik değil. cevap büyük romantik jestlerde, tutkulu gecelerde, müthiş bir uyumda, kavgasız bir hayatta da değil.
son derece sıradan 5 davranış var ki ilişkilerimizin mutluluğunu belirgin ölçüde artırıyor ve bizi bir arada tutuyor.
arkadaşlığı korumak: ilişkide tutkuyu konuşmayı seviyoruz ama uzun vadede ayakta kalan ilişkilerin temelinde aslında arkadaşlık var. partnerinin neye güldüğünü, bu hafta neye yorulduğunu, son zamanlarda kafasını neyin meşgul ettiğini bilmek büyük bir fark yaratıyor. arkadaşlık temelini sağlam tutan çiftler, uzun vadede kazanıyor.
birbirini merak etmeye devam etmek: "ben onu zaten tanıyorum" cümlesi söylerken iyi hissettiriyor ama aslında merakın bittiğine de işaret edebiliyor. oysa hepimiz değişmeye devam ediyoruz. partnerimiz yıllar geçtikçe değişen hallerimizi, kararlarımızı, duygularımızı merak ediyorsa bu onu çok daha değerli kılıyor.
birbirini seçmeye devam etmek: “bir arada kalmak” aslında çok pasif bir eylem. statükoyu korumak, konfor alanında kalmak anlamına da gelebiliyor hatta. halbuki, uzun süren ilişkilerde her gün birbirimizle olmayı, ilişkide kalmayı, onu seçmeyi sürdürmek fark yaratıyor. bugün de bu ilişki için emek harcıyorum dediğimizde partnerimizin varlığını da daha çok takdir ediyoruz aslında.
küçük bağlantı çağrılarını duymak: her gün birbirimizle onlarca bağlantı anı yaşıyoruz. birbirimizi duyabildiğimiz her seferinde aslında partnerimize senin varlığın benim için kıymetli demiş oluyoruz. ki araştırmalar, bu çağrıları duyabilen çiftlerin daha uzun süre birlikte kaldığını da teyit ediyor.
birlikte eğlenmeyi unutmamak: uzun ilişkilerin en sinsi tuzaklarından biri her şeyi "iş"e dönüştürmek: faturalar, çocuk, ev, takvim. çok işlevsel, çok tatsız, fazlasıyla sıkıcı. üstelik üstlendiğimiz yeni roller (anne-baba gibi) bizim “sevgili” rollerimizden de çalabiliyor oysa birlikte gülmek, saçmalamak, yeni bir şey denemek, ilişkiye en az ciddi konuşmalar ya da romantik buluşmalar kadar fayda sağlıyor. hatta belki de daha fazla.
gördüğünüz gibi hiçbiri büyük şeyler değil aslında. hepsi günlük, küçük, sıkıcı görünen şeyler. hepsi minicik anlarda saklı. uzun süren ilişkilerin sırrı belki de bu: doğru anda büyük bir şey yapmak değil de sıradan anlarda doğru şeyi yapmaya devam etmek.
Talin 11 günlükken o dönem çalıştığım vakıf üniversitesi sözleşme yenilemek için çağırdı beni. Doğum iznindeydim ve durumun farkındalardı, ama ısrar ettiler. Talin doğduktan sonra altı gün küvözde kaldığından evde yeniydi ve yanından bir saniye bile ayrılmak istemiyordum. Yine de bu işler uzamasın diye bir an evvel gitmek, imza atıp dönmek istiyordum. Gittim. Rektörün karşısındayım. Bazı üniversitelerde maaş ve performans pazarlıklarını doğrudan rektörler yapıyor.
Henüz doğum yaptığımı söyledim. Beklediğim cümle, hay Allah niye sizi buraya getirttiler, Ne acelesi vardı, gibilerinden bir şeydi. Tahmin ettiğim gibi olmadı. Hakaret etmeye başladı. Hayatımda ilk defa böyle biriyle karşı karşıya oturmuş hakaret yiyordum. Durumun şaşkınlığıyla açıklama yapıp, bunun "doğal bir süreç" olduğunu anlatmaya çalıştım. "Başlatma doğal sürecine," dedi. Bu, hakaretler arasında aklımda kalan tek cümle oldu. Bir önceki yılki maaşımla aynı bedele zorla imza attırıldım. Donmuş bir halde odadan çıktım. Bir an evvel eve dönmek ve Talin'i kucağıma almak istiyordum.
Sonradan zihnimde bu sahneyi defalarca canlandırdım. Her seferinde işittiğim laflara farklı cevaplar veriyordum; maruz kaldığım durum karşısında bu kadar sessiz kalmıyordum. Ama gerçekte bunların hiçbiri olmadı. Birkaç ay sonra istifa ettim. Muhtemelen çocuklu hayatta çok işe yarar olmayacağımı düşündüler. Bir önceki dönem birkaç haftada bir okul web sitelerinde aldığım ödülleri, katıldığım konferansları paylaşan kurum olup olacağı bir dönem izin kullanacağım için bu seviyeye gelmişti. Elbette o dönemde de anneliğin kutsallığı üzerine söylemler her yeri sarmaktaydı.
Annelik, profesyonel dünyanın beklentilerini yüzde yüz karşılaşamaya devam ettiğimiz sürece kıymetli, belli ki. Benim gibi öfkesini yaratıcı bir işe dönüştürmedikçe rahat edemeyen (bkz. https://t.co/SRcHyArvD8 ya da AVM Çalışanının Bir Haftası yazı dizisi, Bianet) biri için bunca dönem bu durumu kamusallaştırmamış olmak şaşırtıcı. Belli ki hâlâ hazmedememişim, ama Anneler Günü vesilesiyle bunu konuşmaya bir yerden başlamak istedim. Çocuklarımızın güvenliğinden endişe etmediğimiz, dilediğimiz canlıya annelik edebildiğimiz ya da etmemeyi seçebildiğimiz güzel günler diliyorum. Kutlu olsun.
Türk Psikologlar Derneği olarak; hayati tehlikesi devam eden meslektaşımıza acil şifalar diliyor, sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna bildiriyoruz.
Başta Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere ilgili Psikologların çalıştığı tüm kurumları;
- Psikologlar ve sosyal hizmet çalışanları için acil güvenlik önlemleri almaya,
- Riskli başvurulara yönelik koruma ve müdahale protokolleri oluşturmaya,
- Hane ziyaretleri ve saha çalışmalarında çalışan güvenliğini esas alan yeni düzenlemeleri hayata geçirmeye,
- Kamu kurumlarında psikolojik destek çalışanlarının güvenliğini sağlayacak fiziksel ve yapısal önlemleri derhal uygulamaya davet ediyoruz.
10 Mayıs Psikologlar Günü’ne yaklaşırken bir kez daha söylüyoruz:
Psikologlar yalnız değildir. Meslektaşlarımızın yaşam hakkı, güvenliği ve emeği görmezden gelinemez.
Üniversitemizde Doktora Öğrencilerine Yönelik “Disiplinler Arası Araştırma Becerileri Çalıştayı” Düzenlendi
🔶 Sağlık Bilimleri Enstitüsünün yürütücülüğünü yaptığı; Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler ve Eğitim Bilimleri Enstitülerinden doktora öğrencilerinin katıldığı “Disiplinler Arası Araştırma Becerileri Çalıştayı”, 29-30 Nisan tarihlerinde Üniversitemiz Girişim Limanında düzenlendi.
🔷 İki gün süren ve dolu dolu bir programla gerçekleştirilen çalıştayda; farklı disiplinlerden eğitmenlerin sunumlarını dinleyerek atölye çalışmaları yapan öğrenciler, katılım belgelerini enstitü yöneticileri ve eğitmenlerin elinden aldı.
Detaylar 🔗 https://t.co/2ux5Ziv1cg
#MersinÜniversitesi
People have learned a few psychological buzzwords on social media,like "gaslighting," "narcissist," "boundaries," and "toxic", and now they use them to run away from normal human conflict. Sometimes your partner isn't a "toxic narcissist violating your boundaries"; sometimes they are just annoyed, having a bad day, and you are actually the one who was wrong. We have weaponized therapy language to ensure we never have to apologize or compromise.
Yetişkinler için hem kendi ergenliğini gözden geçirmek, hem de hepimizin sahip çıkması gereken ergenlerimizin ruh halini kavrayabilmek adına faydalı olacağını düşündüğüm filmleri derledim: Persepolis, Adolescence, Çoğunluk, The Ice Storm, Angela’s Ashes, The Dangerous Lives of Altar Boys, Ghost World, Unorthodox, Inside Out (1 ve 2), Rosetta, The Tracey Fragments, Entre les murs, Juno, This is England, Man Woman and Children, American Beauty, Thirteen, Half Nelson, Atypical, It’s Kind of a Funny Story, Trust (2010), Palindromes, Precious, Dead Poets Society, Detachement, Thumbsucker, Ordinary people, Boys Don’t Cry, Igby Goes Down, Donnie Darko, The Diary of a Teenage Girl, Mustang (2015), Club Sandwich, Girl Interrupted, Kızkardeşler, Boyhood, Eighth Grade, Lady Bird, The 400 Blows
Heyecanlandığıma değen bir gün geçirdik. Nazik davetleri, emekleri ve içten ev sahiplikleri için başta Akademik Etkinlik Ekibi olmak üzere emek veren herkese çok teşekkür ederim. 💜
Afyon Kocatepe Üniversitesi Psikoloji Kulübü'nün bu yıl ikincisini düzenlediği Psikoloji Günü'nün bu yılki teması "Tatmin", ben de romantik ilişkilerde tatmin üzerine birkaç şey söyleyeceğim. Heyecanlıyım 🌿
İnsanın ilk aklına gelen, en "bariz" açıklama doğru olmuyor bazen. Bu konu çok araştırıldı ve en güncel bulgular, özellikle bilgisayar oyunları için, çok net:
Şiddet içerikli oyun oynamanın gençlerde saldırganlığı arttırıcı herhangi bir etkisi yok.
Yazarlık, editörlük, hakemlik ve akademik yazım derslerimden edindiğim tecrübeye dayanarak yapay zeka araçlarının akademik üretimde kullanılmasına dair bir not düşeyim istedim. Bu konuda zaten birçok hoca detaylı bilgiler yayınladılar, benim yaptığım daha temelde var olan bir meseleyi biraz da basitçe açıklamak. Başlıyoruz.
En son söyleyeceğimi en baştan yazayım. Akademik araştırma ve yazımın artık yerleşik hale gelmiş temel adımlarını bilmiyorsanız yapay zeka araçları yarardan çok zarar verir.
Akademide yapay zekayı doğru kullanmanın ön şartı akademik zanaattır. Teknoloji, zanaatı güçlü olana imkan sunar. Akademik yazım açısından şöyle bir durum var. Bu işin bir mantığı ve mekaniği var ama bu lisans seviyesinde ve hatta bazen lisansüstü seviyede öğretilmiyor ve hatta akademisyenliğe başladıktan sonra bile çoğunlukla öğrenilmiyor. Bu arada unvan ayırt etmiyorum. Profesöründen doktora adayına kadar araştırma tasarımını ve yazımın mekaniğini bilmeyen çok örnek gördüm. Dolayısıyla YZ ne yapsın?
Öncelikle YZ yerinize “bilimsel akıl yürütme” yapmaz. Metin üretir, öneri sunar, taslak çıkarır, bağlantılar kurar. Ama neyin önemli olduğunu, neyin zayıf olduğunu, neyin çelişkili olduğunu ancak siz anlayabilirsiniz. Dolayısıyla ilk adım kaynaklarınızın derin okuması. Literatür taramasının 10 dk.da bitirildiği doğru ama kelimeleri özenle seçmek gerek. "Bitirdiğiniz" şey literatür taramasının sadece bir boyutu, oradaki kaynakları okumadıysanız geçmiş olsun. Kavramları ayırt etmek, argümanı takip etmek, varsayımları görmek, boşlukları fark etmek lazım. Bunu yapamayan kişi, yapay zekanın verdiği cevabın güçlü mü zayıf mı doğru mu yanlış mı olduğunu da anlayamaz.
İkinci olarak eleştirel düşünce gerekir. Her düzgün görünen metin iyi metin olmadığı gibi her akıcı paragraf da doğru akıl yürütme içermez. Yapay zeka çok rahat biçimde ikna edici ama zayıf, tutarsız ya da yüzeysel metinler üretebilir.
Üçüncü olarak muhakeme gerekir. Akademik yazı, cümleleri yan yana koymak değildir. Bir araştırma problemi kurmak, soru sormak, o soruya uygun amaç belirlemek, argüman geliştirmek, yöntem seçmek ve bunları tutarlı biçimde birbirine bağlamaktır.
Özellikle araştırma makalesinde mesele tam da budur. Araştırma sorusu ne? Bu çalışma neyi açıklıyor? Amacı ne? Argümanı veya hipotezleri ne? Hangi yöntemle ilerliyor? Hangi teorik çerçeveye dayanıyor? Bölümler neden bu sırayla geliyor?
Bu temel unsurlar baştan zayıf kurulmuşsa yapay zeka sizi kurtarmaz. Tam tersine, dağınık düşünceyi daha parlak cümlelerle örter. Sonuçta ortaya “akıcı ama temelsiz” bir metin çıkar.
Bugün birçok kişi yapay zekaya fazla güvenip en basit akademik mantığı göz ardı ediyor. Oysa yöntemini bilmediğiniz bir çalışmayı yazamazsınız. Araştırma tasarımını anlamadan makale kuramazsınız. Soru ile yöntemi eşleştirmeden güvenilir sonuç üretemezsiniz.
Bu yüzden yapay zekadan önce öğrenilmesi gereken şey şudur: nasıl okunur, nasıl soru sorulur, nasıl argüman kurulur, nasıl kanıt kullanılır, nasıl yapı kurulur. Bunlar yoksa yapay zeka yalnızca eksikliği hızlandırır.
Kısacası akademik üretimin klasik mekaniğini bilmeden teknolojiye yaslanmak hüsranla sonuçlanır. Bunu öğrenmenin yolu da o kadar zor değil. Lisans ve lisansüstü seviyede 1 dönemlik ders yeter. Ayrıca eskiden sadece İngilizce yayınlar varken artık Türkçe literatürde akademik yazımın temellerini açıklayan yayınlar var. Mesela şu ikisini kullanın derim: Seçkin Barış Gülmez'in https://t.co/SDwYTDuZYV ve @Ahmet__Basal hocanın https://t.co/jjP6WLd8uX
Sonuç olarak, YZ iyi araştırmacının elinde çok faydalı bir araçtır. Ama akademik yazımın mantığını, araştırma tasarımının temelini ve bilimsel muhakemeyi bilmeyen kişi için çoğu zaman çözüm değil, yeni bir hata kaynağıdır. Kısaca yapay zeka araçlarını kullanın ama bunu sağlıklı yapmak için önce akademik araştırma ve yazımın esaslarını bilin. Basit işleri yaptırın, yardımcınız olsun. Ama metin üretiminde kalem sizde olsun. Basit bir iki soruyla metni YZ'ya ürettirmeyin. Sizin ürettiğiniz metin üzerinde çalıştırın. Aksi takdirde uzun vadede bilişsel yeteneklerinizin kaybı söz konusu olabilir. Bunu gösteren çalışmalar çıkmaya başladı bile. Buradaki temel sorun YZ araçlarının sizi hep bir sonraki adıma itmesi. Araştırma sorusunu tartışırken bir anda kendinizi "istersen şimdi giriş bölümünü yazalım" teklifiyle cezb ediyor. İşte bu nokta en kritik yönü, bir anda kontrolü kaptırıyorsunuz. Tembel bir akademisyenseniz veya teşvik/doçentlik/kadro vs için yayın fabrikasına dönüşmeniz gerektiğine ve akranlarınızın önüne geçmek için kısa sürede çok makale yayınlama baskısına yenildiyseniz kolaylıkla boşa düşebiliyorsunuz.
Bir de meselenin YZ dedektörleri kısmı var. Bence bu artık yanıltıcı bir yere gidiyor. Derslerimde ve editörlük görevimde çok defa test ettim. Grammarly, Ithenticate, Turnitin, AssistinAI gibi dedektörlerin her biri aynı metne farklı oranlarda “YZ kullanılmıştır” raporu veriyor. 2020’de yazdığım metinde %22 çıkıyor ama bir başkası %40 diyor. Hatta Kemal Tahir’in 1960’larda yayımlanmış romanına bile YZ kullanılmıştır uyarısı aldım. Dolayısıyla “Benzerlik Raporunda” olduğu gibi belli bir yüzde sınırı koymak mümkün değil. Bunu elbette “tembel” veya “eğitimsiz” grup bir yeşil ışık olarak görebilir ama yukarıdaki açıklamayı tekrar hatırlatırım.
O zaman çözüm nedir? Körler, sağırlar birbirini ağırlar mantığı işlemez. İşlese de uzuun vadede kariyerinizi bitirebilir. Amaç “thick in the box” ise ortaya aylardır bu platformda birçok akademisyenin şikayet ettiği süslü ama altı boş, uydurulmuş kaynakçası olan metinler çıkar. Buna karşın hakemler, danışmanlar ve jüri üyelerine çok iş düşüyor. Bu görevleri layıkıyla yapanların olduğu ortamlarda makalenin dili ne kadar süslü ve etkileyici olursa olsun arka plandaki eksikleri gören, düzelten hocalar olacaktır. Çünkü bu grup argümana, tutarlılığa ve bilgilerin/kaynakların doğruluğuna dair derine iner.
Ama enseyi karartmayalım, eğitim ve akademik süreçlerin kontrolü ile birlikte bu sorun aşılır. Eğer YÖK ve üniversiteler bağlayıcı bir yaptırım kuralları sağlar ve bunu da istisnasız uygularsa daha hızlı aşılır, yok kendi haline bırakırsa yine aşılır ama zaman alır.
5 Nisan Pazar günü saat 15.00'te ilişkilere ne olduğunu sesli düşünmek üzere bir seminer planladık. Siz de bize katılmak isterseniz aşağıdaki bağlantıdan mail adresinizle kaydolabilirsiniz (Böylece size toplantı linkini gönderebileceğiz):
https://t.co/JmfT1UG3C2
Yüksek lisans mülakatında evli/nişanlı kadın öğrenci adaylarının kendisinden "Evlilikle akademi bir arada yürümez" cümlesini duymamak ve sırf bu nedenle reddedilmemek için yüzüklerini sakladığı hoca ders döneminde toplumsal cinsiyet dersi vermişti.
🧠 Yapay zekâ ile sohbet etmek, özellikle zor duygular yaşarken insanlara geçici bir rahatlama hissi verebilir. Sorulara hızlı yanıtlar almak, düşünceleri toparlamak ya da yalnız hissetmemek bu deneyimin cazip yönleri arasında yer alıyor.
🤖 Ancak ChatGPT gibi sohbet botları, ruh sağlığı desteği sunmak üzere tasarlanmış profesyoneller değildir. Verdikleri yanıtlar, bireyin geçmişi, psikolojik durumu veya risk düzeyi gibi kritik unsurları değerlendiremez. Bu nedenle, konuşmalar yüzeysel bir destek hissi yaratabilirken, derinlikli bir yönlendirme sağlamayabilir.
💬 Ayrıca yapay zekânın empatiye benzer bir dil kullanması, kullanıcıda “anlaşılıyorum” hissi oluşturabilir. Bu durum, gerçek bir terapötik ilişkinin sunduğu güvenlik ve uzmanlıktan farklıdır. Gerçek destek süreçleri, bireye özgü değerlendirme ve sorumluluk gerektirir.
📌 ChatGPT, düşünceleri düzenlemek ya da genel bilgi edinmek için bir araç olabilir. Ancak ruh sağlığı söz konusu olduğunda, ihtiyaç duyulan destek; insan etkileşimi, uzmanlık ve bireysel değerlendirme ile şekillenir.
Yazar: Rebecca Ruiz
Çeviren: Serra Kutlu
Editör: Damla Şahin Uçar
ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen https://t.co/XV1qS2T8Xj üzerinden okuyunuz.
Gelecek salı akşamı Wyndham Tarsus'ta, romantik ilişkilerde iletişim ve görünürlük üzerine düşünmek için buluşuyoruz.
Deneyimsel, psikoloji temelli bir atölye.
Format gereği çift katılımı kabul edilmemektedir.
Kontenjan sınırlıdır.
Eğer bir şehirde binlerce insan depresyondaysa, bu artık kimyasal bir tesadüf değil, toplumsal bir krizdir. Ancak sistem bunu bireyin biyokimyasına yıkarak pazarlar.
Oysa sorunu biyolojik ya da bireysel nedenlere yani geçmiş travmalar, kişisel kırılganlıklar vb. indirgediğiniz anda, asıl kaynaklar güvencesiz çalışma koşulları, konut krizi, sürekli gelecek kaygısı sorgulama masasından kalkar. Mesele artık koşullar değil onlara uyum sağlayamayan birey olur.
Böylecede antidepresanlar kimi zaman bireyin bozuk bir düzene tahammül etmesini sağlayan bir yağ işlevi görür. Çarkın dönmesi için dişlinin gıcırdamaması gerekir.
Yani birey kendi mutsuzluğunu çözülmesi gereken teknik bir arıza olarak algılamaya başlar. Belki de o mutsuzluk adaletsiz yabancılaşmış ve bozuk bir düzene karşı ruhun verdiği en sağlıklı ve en meşru tepkidir.
[Ek açıklama: Burada kastedilen, tekil klinik ya da majör depresyon değil; toplumsal olarak üretilen yaygın mutsuzluktur.]