Mesela bilimsel olanından söz ediyorsak aynılaşma demek değil, bugünkü anlamda anlaşılan “eşitliği” de getirmeyecek. Marx nitekim eşitliğin bir burjuva değeri olduğunu düşünüyordu.
Zaten genel anlaşılan türden eşitlik konsepti, metanın diğeriyle değer olarak eşitlendiği değişim değeri mantığının siyaset alanındaki bir yansıması.
Sosyalizmin herkesi aynılaştıracağı iddiası da asılsız, hatta Marx birbirine benzerliğin baş düşmanı biri. İnsanları asıl tek tipleştiren ve onları sadece işçi kategorisine indirgeyen sistem kapitalizmin ta kendisi.
Bu konuda Terry Eagleton’ın “Marx Neden Haklıydı” eserini olayı tahlil etmesi bakımından kıymetli buluyorum.
@serbay21 Bilimin erkek subjektif nesnelliği iyi bir şey ve bir seyler inşa edilebilmesini sağladı. Buna sahip olmayan toplumlar çamurda yaşıyor.
Dölsüz olduğun için bunu akıl edemedin, bu teorilerle haşır neşir olan tek sizsiniz sanki hahahahahha
Bir metanın değeri, onun üretimi sırasında harcanmış emek miktarı ile belirlendiğine göre, bir kimse ne kadar tembel ya da beceriksizse, ürettiği metanın, bu metanın yapımı o kadar fazla zaman alacağı için, o kadar değerli olacağı sanılabilir. Oysa, değerlerin özünü oluşturan
@pbeysoylu Irigaray bilimi yanlışlamıyor veya bu boş bunu önemsemeyelim demiyor ki onu diyorum, sen de böyle saçma yorumlar yazmakla meşgulsun saldırdığın şeyi okumak yerine
Büyük idealler uğruna kendini feda etmek ve bir ahlak adına kendi zararına olacak eylemlerde bulunmak. Bunların ikisi de solculuk değil, bunlar liberallerin solculuğu karikatürüze etmek için uydurdukları safsatalar.
Bunda elbette bu safsataları, atalet içindeki yaşamlarından sıyrılmaya ve mücadele etmeye çağırdıkları kitleleri ikna etmek gibi safiyane niyetlerle üstlenip bu retoriği yeniden üreten kimi solcuların da payı var.
Sömürülen ve haksızlığa uğrayanların buna karşı çıkmasını, mücadele edip hakkı olanı alma çabasını kendini feda etmek ve kendi zararına bir eylem içinde bulunmak olarak görebilmek için bir insanın hem ahlaki olarak kişiliksizleşmiş biri olması, tarih bilgisi anlamında pür cahil biri olması ve iç tutarlılığını gözetmeyi bile beceremeyecek kadar metodolojik olarak yetersiz olması gerekir. Liberaller bunların hepsidir.
Solculuk kendini feda etmek değil aksine kendini gerçekleştirmek iradesidir. Senin olanı başkasına vermeme iradesidir. İşçinin kapitaliste kendisinin olanı vermeme iradesidir. Bunu yaparken ne kendisinin olmayan bir şeyi ister ne de kendisini kendisinin olmayan bir şey için feda eder. Hak talebini a priori kendini feda olarak görmek, haksızlığa karşı boyun eğen biri olmayı öğütleyen reaksiyoner bir tutumdur, ahlaken de aşağılık bir insan olmayı gerektirir: 'Hakkın olanı talep etme yoksa sana zarar verirler".
Tarih bilgisi olarak pür cehalet iddasının kaynağı nedir peki? Bütün tarih, bu insan doğasına aykırı zannedilen şeyin, yani hakkın olanı talep etmenin, hak konsepsiyonunun tarihsel yolculuğu boyunca ve çerçevesi içinde gerçekleşmesi ve haklı olanın kendini haklılaştırdıkça toplumsal muarızını haksızlaştırması ve sonunda hak sahibinin bir toplumsal devrim ya da dönüşümle hakkı olanı siyasal olarak elde etmesinin tarihidir. Örneğin feodalizmden kapitalizme geçiş de burjuvazinin, karşında süreç içinde haklılaştığı dünyevi ve uhrevi kanatlarıyla (krallık ve kilise) aristokrasiye karşı hakkını talep etmesi ve bunu siyasal olarak sonunda elde etmesidir.
Metodolojik iç tutarsızlık meselesi de tam bu noktada devreye giriyor. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren süratle gericileşen burjuvazinin ideologlarına liberaller diyoruz. Liberaller o günden beri ekonomik çıkarlarını korumak için ideolojik korumalığını yaptıkları kapitalistlerin de, burjuvaların da tarihin belli bir zamanında, bugün insan doğasına aykırı ilan ettikleri eylemlerde bulunduğunu unutuyor ya da unutuyormuş gibi yapıyor.
Burjuvazi de, zamanında kendilerine bir insan doğası, hikayesi anlatan feodal beylere, örneğin kendilerine doğuştan, tanrının iradesiyle verilmiş olanın sıradan insana verilmiş olanla aynı olamayacağı, bir aristokratik üstünlüğe sahip oldukları ve buna karşı çıkmanın akıl dışı bir tutum olacağı ve buna cüret edenlerin en ağır şekilde cezalandırılacağı hikayesine siktir çektikleri/çekebildikleri için siyasal iktidarı alabilmişlerdi. Yıktıkları sadece siyasal muarızları değil, aynı zamanda eski insan doğası anlatısı, hikayesiydi de.
Bugünün liberalleri de aynı şeyin peşindeler. Burjuvazinin, ekonomik çıkarlarının ideolojik korumalığını yapma karşılığında besledikleri liberaller de bugünün ezilen sınıfına başka bir süslü insan doğası masalı anlatıyor. İşçi sınıfı da elbette bir gün, kendisini sömüren bu sınıf ve onun sözcüleriyle birlikte, aklına takılan bu ideolojik prangalardan, bu insan doğası safsatasından kurtulacak.
@Emre__Sener__ Anladım sizi ama eleştirim sadece standpoint epistemolojiden kaynaklanmıyordu, direkt bilimsel iddiaların niteliğine yönelik bir çalışma olduğundan bahsetmek istemiştim
Yav sizin Fransız kıta filozofu dediğiniz kişi batı biliminin erkek subjektif deneyimi üzerine kurulu olduğunu gösteren kişi, bu paragraf da tabii ki bağlamından kopartılmış ve ERKEK ANALİTİK felsefeci yazarımızın istediği ölçüde yeni bir metin yaratılmış. Anlatayım+
@Emre__Sener__ Anladım sizi ama eleştirim sadece standpoint epistemolojiden kaynaklanmıyordu, direkt bilimsel iddiaların niteliğine yönelik bir çalışma olduğundan bahsetmek istemiştim
@oguza1b Ne anlama geldiği olmayan küme değil işte belirli bir anlamı var onun... Siyasi parti değerlendirmeleri zaten en alâ felsefi problemler olmalı, somut durumun somut analizi olduğu için, siz felsefeyi Nuh nebi den kalma ve uzaklarda bir "HAKİKAT" arayışı olarak görmeye devam edin