Mesela birileri bizi arayıp özellikle ahbap’a para yardımı yapmak istiyoruz dediğinde, direkt ahbap’ın iletişimini veriyor, yardım yapmak isteyenleri onlara yönlendiriyorduk. Aynını Afad için de yapıyorduk. Sonuçta bunlar yardım kuruluşu, İletişim sıkıntılı olduğu için insanların ulaşmasına destek oluyorduk. Zaten burada mesele yardım toplanması değil, toplanan paralara ne olduğu. Konuya doğru başlık koymamız lazım abi. Hesabımıza tek kuruş girmiş olsa bizi top gibi sektirirlerdi çoktan biliyorsun, için rahat olsun. 🙏🏻
Ara ara duyduğum; “Dün destekliyordunuz, bugün neden karşı çıkıyorsunuz?” lafı var.
Hiçbir siyasi partili değilim, üyeliğim yok, ciddi bir süre oy bile kullanmadım.
Benim gibileri siyasi partilerde barındırmazlar.
Sürekli soran, sorgulayan birini lidere dayalı siyasette kim ister?
Zaman zaman bağımsız adaylara oy verdim, zaman zaman oy oranı düşük partilere…
Sistem değişip; ya siyahı seçeceksin ya da beyazı şeklinde iki kutuptan birine mecbur hissettirince, “mecbur” bir tercihte bulundum.
Dün neye inanıyorsam bugün de ona inanıyorum…
Hukuka…
Adalete
Demokrasiye…
İnsan haklarına…
Ötekileştirmemeye…
Liyakate…
Şeffaflığa…
Samimiyete…
Evrensel değerlere…
Dönen, dönüşen ben değilim…
Aynı yerdeyim…
Dün TRT dahil, ekranlarda yer bulamazken adını bile artık anmak istemediğim kişi, mitingleri verilmezken…
Sesi kısılmışken…
İnsanlar sandık başlarında aç, susuz nöbet tutarken, oy çuvallarının üstünde uyurken, terörist iması yapılırken kendisine destek veriliyordu…
Ben de destek olanlardan biriydim…
Önemli olan kişi değil, ilkeydi…
İki kutuplu siyasette bir nevi mecburiyetti…
Dün, bu zattın karşısında olan, yaftalayanlar bugün bir anda “beyefendi” demeye başladı, eski söylediklerinden vazgeçti diye,
ben neden dün savunduğum ilkeleri terk edeyim?
Bu kişiye ya da herhangi bir kişiye biat etmek zorunda mıyım?
Demokrasi denilen kavram gerektiğinde destekleyip,
gerektiğinde eleştirebilmek değil midir zaten?
Lise yıllarında ÖDP’yi, Ufuk Uras’ı da desteklerdim misal…
Tembellik hakkı dahil birçok gençleri kapsayan vaatler vardı…
Sonra Ufuk Uras’ın savrulduğunu gördüm.
Ben de peşinden savrulmak zorunda mıyım?
Bir dönem Yavuz Bingöl’ü çok dinleyenlerden biriydim. Türküleriyle büyüdüm.
Sonra dönüşümünü gördüm. Bugün dönüp yüzüne bile bakmam, dinlemem…
Bu tutarsızlık olarak değerlendirilemez…
Bilakis, kişi ya da kişilere değil, ikelere sadık kalmaktır önemli olan…
Bazı insanlar lidere bağlanıyor…
Ne yaparsa doğrudur diyor…
Dün dediğini, bugün reddetse de alkışlıyor…
Bugün reddettiğini, yarın kabul etse de alkışlıyor…
Kimileri ise değerlere, ilklere bağlanmayı tercih ediyor.
Edemez mi?
Peki…
Dün söylediklerinin, bugün tam tersini yapıp, bu kişiyi alkışlayanlar değişmedi mi?
Dün terörist imasında bulunduklarına, alay ettiklerine, bugün “devlet adamı” diyenler, neden aynı tutuma devam etmiyor?
Dün kanallarında yer vermeyenlerin, bugün hapşırsa ortak yayına geçmesi mi tutarlılık?
Yoksa yapılan “kaz gelecek yerden, tavuk esirgenmez” mi?
Bir politikacıyı eleştirmek, yolları ayırmak; ona bir zamanlar destek vermiş olmayı değersizleştirmez.
Destek verilen o gün de ilkelerdi…
Bugün de aynı ilkeler…
O, ilkelerden uzaklaşmayı tercih ettiği için desteği kaybetti…
Bana göre, politikacılara tapılmaz…
Tapılmamalı…
Destek de verilebilir…
Gerektiğinde en sert eleştiri de yapılabilir…
Taraftar değil, yurttaşız…
Yurttaşlık da bunu gerektirir…
Düşünmeyi, sorgulamayı, mukayese etmeyi, söz hakkını kullanmayı gerektirir.
Mutlak butlan ekibi, Türkçe açısından bu kadar sorunlu bir metni gerçekten paylaştı mı? Gerçek mi bu? Bir lise öğrencisi, şu metni yazsa öğretmeni ne derdi?
Gelin inceleyelim:
✅ “Tebliğ alamamış olmaları nedeniyle”…
Tebliğ bir şeyi bildirmek veya duyurmak anlamındadır. Hukuki ve resmi dilde bir yazı kişiye tebliğ edilir. “Tebliğ alamamış olmaları” ifadesi mantıksal olarak yanlıştır. Tebliğ alınmaz, tebliğ edilir.
Doğrusu şu olabilirdi👇
….. gerekli tebligatın ulaşmamış olması nedeniyle…
Veya…
… yazının henüz ilgili kamu kurumu tarafından tebliğ edilmemiş olması nedeniyle...
✅ Parti Meclisi üyelerinin…. yazıyı ….. tebliğ alamamış olmaları nedeniyle...
👉 Cümlede aktif bir özne (üyeler) ile edilgen olması gereken bir süreç (tebliğ edilme süreci) birbirine karıştırılmıştır. Üyeler tebliğ işlemini kendileri yapmadığı için cümle bozulmuştur.
✅ “Değinilen tebliğ sürecinin tamamlanması sonrasında….”
Değinmek, daha çok bir konuya temas etmek anlamında kullanılır.
👉 Söz konusu tebliğ süreci, bahsi geçen tebliğ süreci, ilgili tebliğ süreci vb. doğru kullanım olurdu.
✅ Metinde, virgül başta olmak üzere noktalama işaretleri neredeyse yok.
“Genel Başkan tarafından belirlenecek Parti Meclisi toplantı tarihi ayrıca duyurulacaktır.”
Burada da anlamın kaydığını görüyoruz.
Genel Başkan mı duyuracak?
Genel Başkan mı belirleyecek?
Parti Meclisi mi belirleyecek?
Belli değil…
Adam kendi döneminde aldığı, kendisinin bizzat bindiği aracı genel merkez önüne koyup "haram araç" diye satış ilanı yapıştırmış.
Bunlar şeytanla yatağa girmiş.
Ben böyle ahlaksızlık görmedim.
Partimize mahkeme tarafından atanan yönetimin bugün ortaya koyduğu tavır, en az Genel Merkezimize polis sokmak kadar ağır bir zarara neden olmuştur. Yalanlarla bezenmiş bir seviyesizlik ne yazık ki bayram gününde sergilenmiştir.
O zaman artık, sustuğumuz gerçekleri anlatmanın zamanıdır.
İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim ki;
1-Genel Merkezimizin bahçesinde seviyesizce sergilenen iki araç da partimizin kendi parasıyla alınmıştır, tüm faturaları mevcuttur.
2-Araçlardan biri 2022 yılında Sayın Kılıçdaroğlu döneminde alınmış ve bizzat Sayın Kılıçdaroğlu tarafından makam aracı olarak kullanılmıştır. O araçları Genel Merkezimizin bahçesine koyanlar bunu bilemeyecek kadar cehalet sahibidir.
3- Diğer araç da partimizin kendi parasıyla henüz bu yıl satın alınmıştır.
4-O araçlardan hiçbirinin Özkan Yalım ya da Aziz İhsan Aktaş ile ilgisi yoktur. Bunu iftirayı attıkları için şimdi ilk kez açıklamak zorundayım. Sayın Kılıçdaroğlu, Çubuk’ta saldırıya uğradıktan sonra, Sayın Erdoğan Toprak, İstanbul’dan, Aziz İhsan Aktaş’tan bir zırhlı araç almış ve Sayın Kılıçdaroğlu’nun kullanımıma sunmuştur. Sayın Kılıçdaroğlu, Aziz İhsan Aktaş’ın zırhlı aracını 1,5 yıl boyunca kullanmıştır. Kasım 2023’teki kurultaydan bir gün sonra ise Sayın Erdoğan Toprak o zırhlı aracı alıp yeniden İstanbul’a götürmüştür. Bunların hepsinin kayıtları mevcuttur.
Bir daha böyle seviyesiz görüntüler görmemek umuduyla söylüyorum:
Evi camdan olan başkasının evine taş atmasın!
Bir haini sonradan fark etmek nasıl bir his biliyor musun?
Yıllarca ama yıllarca evine giren, evinin anahtarını verdiğin, birlikte tatile gittiğin, anneni, babanı emanet ettiğin, çocuğunun başını okşayan, zor günlerinde yanına koştuğun; meğer seni en başından beri kullanılacak bir güven olarak gören alçağın tekiymiş…
“Aman dikkat et” diye uyaranlara “dürüst biri ben güveniyorum” diyerek savunurken; etrafla aranı bozduğun, dost sandığın, ailen gördüğün, kefil olduğun meğer haysiyetsiz bir etten yığınmış…
Sen onu dost bellemişsin…
O seni fırsat bellemiş…
Sen; kimseye laf ettirmemişsin, kimseyi konuşturmamışsın…
O senin arkandan hayatını pazarlamış…
Meğer, sonsuz güvenip boş kağıtlara attığın imzaları senin aleyhine, kişisel çıkarları için kullanıyormuş…
Seni her yerde, her zaman satan, profesyonel, rolünü kusursuz yapan bir dolandırıcıymış…
Sonra da geçmişte imzaladığın o boş kağıtlarla evini, barkını, eşyalarını, arabanı, tüm birikimini, emeğini, alın terini “bunlar benim” deyip, kendisi gibilerle elinden alan vicdansız bir sinsiymiş…
Bunu yaparken de seni dürüst olmamakla, ahlaksızlıkla, hırsızlıkla suçlayan, “git dava aç mahkemeler orada, kanunlara uy” diyen, zeytinyağı gibi su üstüne çıkan, ar damarı çatlamış, utanmaz bir pişkinmiş…
Sen geleceğe yatırım yaptığını zannederken, o hain sessiz sessiz senin hayatına mayın döşüyormuş meğer…
Yeniden ev de alınır, araba da, eşyalar da…
Tutar sıfırdan başlarsın…
Ama insan en çok neye yanıyor biliyor musun?
Sürekli ama sürekli, geçmişteki sahneler tek tek geliyor gözünün önüne…
Verilen mücadeleler, yürünen yollar, üzüntüler, sana canımı emanet ederim denilen anlar, her bir saniyesi ömründen giden zaman vs…
Meğer, hepsinin içinde aslında alçakça hesap yapan bir hain varmış.
Hırsızlar, dolandırıcılar birikimini çalmaz sadece…
İnsanlara inanma şeklini de çalar…
Kime güveneceğini şaşırırsın…
Vicdanlı insanlar kandırıldığında utanır, yerin dibine girer, uykuları kaçar…
Hainler ise çoğu zaman gayet rahat uyur…
Ama bir gün o uyku elbette biter!
Vicdan kazanır…
İyilik kazanır…
İyiler kazanır…
Herkese iyi akşamlar, (kılıçdaroğlu hariç)
- Ekrem İmamoğlu 433
- Avukat Mehmet Pehlivan 339
- Selahattin Demirtaş 3490
- Hatay Milletvekili Can Atalay 1493
- Av. Selçuk Kozağaçlı 3114
- Tele1 Televizyon Kanalı 213
- Gazeteci Merdan Yanardağ 210
- Gazeteci İsmail Arı 64
- Av. Atilla Özen 248
- CHP İstanbul İl Binası 259
- CHP Genel Merkez Binası 1
- CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat 492
- CHP’li Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık 433
- CHP’li Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan 433
- CHP’li Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe 354
- CHP’li Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney 279
- CHP’li Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin 354
- CHP’li Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Onur Gülin 367
- CHP’li Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı 313
- CHP’li Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu 248
- CHP’li Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün 354
- CHP’li Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara 354
- CHP’li Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler 445
- CHP’li Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Akyüz 393
- CHP 24. Ve 27. Dönem İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu 354
- CHP’li Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer 332
- CHP’li Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek 323
- CHP’li Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan 82
- CHP’li Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel 69
- CHP’li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey 51
- CHP Ankara İl Başkanı Dr. Ümit Erkol 40
- CHP’li Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel 32
- Ekrem İmamoğlu’nun Danışmanı Murat Ongun 433
- Ekrem İmamoğlu’nun Seçim Kampanyalarının Yöneticisi Necati Özkan 433
- Ekrem İmamoğlu’nun Koruma Müdürü Mustafa Akın 361
- İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş 433
- İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in kardeşi Zafer Keleş 371
- İBB Medya A.Ş. Eski Genel Müdürü İpek Elif Atayman 433
- Hastaneye götürüleceği söylenerek ambulansla adliyeye götürülerek etkin pişmanlık ifadesi vermesi istenen İBB Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven 433
- İBB Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker 433
- İBB Medya A.Ş. Satın Alma Müdürü Fatoş Ayık 433
- İBB Halkla İlişkiler Şube Müdürü Serap Karay 361
- İBB Medya AŞ Etkinlik Koordinatörü Ceyda Kıryak 433
- İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce 433
- İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün 433
- İBB Genel Sekreter Yardımcısı Arif Gürkan Alpay 433
- Üsküdar’daki kaçak kafeleri yıkarken saldırıya uğrayan İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten 433
- Dilek İmamoğlu’nun abisi 107
- Dilek İmamoğlu’nun 5 ve 8 yaşında iki çocuklu yeğeni Derya Dağdeviren ve eşi Gökhan Dağdeviren 13
- Özgür Özel’in yakın arkadaşı Demirhan Gözaçan 10
- Muhittin Böcek’in oğlu 278
- Muhittin Böcek’in gelini 19
- Osman Kavala 3125
- Tayfun Kahraman 1493
- Mine Özerden 1493
- Çiğdem Mater 1493
- Figen Yüksekdağ 3490
- 19 Mart operasyonunun birinci yılında Saraçhane'de gerçekleştirilen mitingin ardından arefe günü tutuklanan 2004 doğumlu Genç 67
- İktidar tarafından canlı yayınlanabileceği söylenen ancak buna cesaret edilemeyen İmamoğlu davasında fotoğraf çeken vatandaş 60
- Hakkındaki soruşturmadan haberdar olduğu gibi yurt dışından gelmesine rağmen kaçma şüphesiyle tutuklanan Av. Sezin Uçar 40
Gündür, Adlarını bilmediğiniz 100’den fazla CHP’li belediye çalışanı, memuru, yetkilisi, görevlisi günlerdir, aylardır hapiste..
24 Mayıs 2026
İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri:
• Üniversitemizin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin karar, gündemdeki yoğun siyasi gelişmeler arasında ne yazık ki yeterince görünür olamadı ve sesimizi duyurmakta ciddi şekilde zorlanıyoruz.
• Okulun yeniden açılabilmesi ancak yeni bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla mümkün. Alınan karara karşı hukuki süreç ise oldukça uzun sürecek. Sesimizin daha fazla kişiye ulaşabilmesi adına desteğiniz bizim için çok kıymetli olurdu.
• Mümkünse konuyu paylaşarak kamuoyunda görünür olmasına yardımcı olabilir misiniz?"
Parti önündeki kalabalığın "Genel grev, genel direniş" sloganına @eczozgurozel 'in "Gerekirse hayatı durduracağız" yanıtı önemli.
Erdoğan'ın siyasete çizmeye çalıştığı rota bambaşka ve hiç beklemediği bir yöne dönebilir.
Şimdi anladınız CHP neden yıllarca iktidar olamamış?
CHP iktidarı için değil...
Kendi koltuğu için var olduğunu ispatladı...
Hep sağa hizmet etti...
Danışmanları sağcı...
En yıkanındakiler sağcı...
6'lı masası sağcı...
Halk yeter git dedi...
Kurultayı kaybetti...
İktidara hizmet etmeye başladı...
Hak hukuk adalet diye yollara düştü...
İnanmadığı güvenmediği adaletin sunduğu koltuğa oturmak için video yayınladı...
Ben hazırım dedi..
Hakketmediği koltuğa koştu...
Yıllarca halk peşinde koştu...
Herkesi hayal kırkılığına bir daha uğrattı...
İnanmıştık...
Güvenmiştik...
Ne çok yanılmışız...
Büyük bir pişmanlık içindeyim...
Ona oy verdiğim için...
Desteklediğim için...
Bütün Türkiye'den özür diliyorum...
Bilgi Üniversitesi kapatıldı..
Resmi Gazete’de yayınlandı: 1996 yılında kurulan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izni iptal edildi.
🔺Can Holding’e operasyonun ardından Bilgi Üniversitesi’ne kayyım atanmıştı.
🔺Bilgi Üniversitesi’nin öğrencileri garantör devlet üniversitesi olan Mimar Sinan Üniversitesi’nde eğitimlerine devam edecek.
Arınma mı?
Önce kaybettiğiniz 13 seçimin, mühürsüz oy pusulalalarına itiraz etmeyişin, “Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz”in, Ekmeleddin’i aday göstermenin, kaybettiğimiz yılların hesabını verin…
Yorumlarda da belli ki halkta karşılığınız kalmamış.
Kırk tane oyum olsa biri yok artık…
CHP, TEMYİZDEN VAZGEÇİP,
HEMEN OLAĞAN KURULTAYA GİTMELİ
Mutlak butlan kararı karşısında,
CHP Genel Merkezi'nin yapması gereken,
Karar temyiz edilmemesidir.
Karar temyiz edilirse, Yargıtay süreci uzayacak, bu durumda da geçici yönetim dönemi sürüp gidecektir.
Parti avukatı, temyizden vazgeçmelidir.
Siyasi Partiler Yasası'ndaki (eski yönetimin) azami üç yıllık görev süresi 4/5.11.2023 tarihine kadar zaten dolmuş olduğundan,
Bu durumda şimdi hemen seçimli olağan kurultay yapılacak,
Bu belirsizlik ortadan kaldırılacaktır.
#CHP #Kurultay #Butlan
Bugün 45 yaşıma giriyorum ve bu, Silivri’de geçirdiğim 5. doğum günüm.
İnsan gençliğinde her şeyi düşünüyormuş da hayatının en orta yerindeki yılları bir hücrede, yapayalnız geçireceğini hiç düşünmüyormuş.
Beş yıl bir tohuma verildiğinde kök salar, toprağı değiştirir. Beş yıl bir çocuğa verildiğinde aklı, hayalleri büyür. Beş yılda ben de değiştim; sabrı, özlemi, umudu daha derinden öğrendim.
Ve bugün hâlâ tüm öğrendiklerimle beraber, bir gün yeniden sevdiklerimle yan yana olacağıma inanıyorum.
Adalete olan inancımla, destek ve dayanışmasını eksik etmeyen herkese sevgilerimle...
🔴 SON DAKİKA | Kahramanmaraş'ta okul saldırısında öldürülen Yusuf Tarık Gül'ün KHK'lı eski polis babası, valiye tepki gösterdi:
"Benim oğlumun polis babasını 1758 gün 'terörist' diye içeri attınız. Şimdi de 'vatan sevdalıları'nın oğlu benim oğlumu öldürdü!"
1758 gün hukuksuzca hapsedilen KHK'lı baba oğluna henüz yeni kavuşmuştu.
Bu acıların hesabını nasıl vereceksiniz?
Okulda çocuklar öldürülmüş… Çocuklar ya!
Yine o bildik ses yükseliyor…
SİYASET YAPMA!
Depremde insanlar enkaz altında kalıyor…
Kadın cinayetleri…
Kartalkaya’da otelde yangın çıkıyor, insanlar çıkamıyor, yanarak ölüyor…
İtiraz ediliyor; bu ölümler politiktir, neden tedbir alınmadı, sorumlular hesap versin deniliyor…
SİYASET YAPMA!
Siyaset; bir ülkenin nasıl yönetileceğiyle ilgili alınan kararların bütünü değil mi?
Kimin neyi denetleyeceği…
Hangi önlemin alınacağı…
Hangi ihmal ihtimaliyle nasıl mücadele edileceği…
Bunların hepsi siyaset!
Nedir ki siyaset seçim arabası mıdır, kürsüde konuşmak mıdır sadece?
Bir başka partiye transfer olmak mıdır?
Bir bina depremde neden yıkılır?
Sadece beton, demir yüzünden mi?
Denetim yapılmadıysa…
İnşaat kuralları kağıt üzerinde kaldıysa…
Göz yumulduysa yıkılmaz mı?
Yıkılmadı mı?
Kadın cinayetleri niye olur?
Sadece şiddet uygulayan yüzünden mi?
Koruma kararları uygulanmıyorsa…
Şikayetler ciddiye alınmıyorsa…
Sistem işlemiyorsa…
Kadınlar ölmez mi?
Ölmüyor mu?
Kartalkaya’daki otel yangınında insanlar neden çıkamaz?
Bir okula, bir çocuk silahlarla elini kolunu sallayarak nasıl girer?
Hızlandırılmış trenin, eski raylar üzerinde yol almasına neden müsade edilir?
Bunların hepsi tek tek sadece talihsizlik mi?
Neden önlem alınmaz?
Önlem, siyasetin konusu değil mi?
Biri çıkıp SİYASET YAPMA dediğinde…
Aslında ne demek istiyor?
✅ Sebebini konuşma….
✅ Nasıl olduğunu kurcalama…
✅ Sadece üzül fakat sorgulama….
Bu mudur?
Ama insanın vicdanı buna razı gelmiyor ki…
Sadece yas tutmak istemiyorum…
Bir daha olmasın da istiyorum…
Bir daha olmasın demek soru sormadan, sorgulamadan, itiraz etmeden olmaz ki…
SİYASET YAPMAK, bu acı neden yaşandı demektir…
Bir daha nasıl olmaz demektir…
Eğer biz bunları bile konuşamayacaksak o zaman sadece sayarız…
Bugün 9…
Yarın 5…
Haftaya 10…
Rakamlar artar ama hiçbir şey değişmez…
Yerimizde sayarız…
Saymadık mı?
Saymıyor muyuz?
Her depremde, kadın cinayetlerinde, okullarda…
SİYASET YAPMA!
Ne yapalım?
Susup geçelim mi?