Bu akşam (09.09.2023) saat 18:00'da, İstanbul Valiliğinin 18.08.2023 tarihli "alkol yasağı" olarak medyada geniş yer bulan ve hukuka açıkça aykırı genelgesine karşı özgürlüklerimizle birlikte haklarımızı korumak için planlanan
Ratko Mladic kimdi?
Yugoslav Halk Ordusu’nun (JNA) yetiştirdiği profesyonel bir subaydı. JNA içinde generalliğe kadar yükseldi. Yugoslavya’nın dağılması ve Bosna Savaşı’nın başlamasının ardından, Mayıs 1992’de Republika Srpska Ordusu’nun, yani Bosna Sırp Ordusu’nun (VRS) Ana Karargah Komutanı oldu.
Srebrenitsa soykırımı, Saraybosna kuşatması ve diğer savaş suçları ile insanlığa karşı suçlardan ömür boyu hapse mahkûm edildi.
Dolayısıyla Mladic’i, Sırbistan ve Yugoslav askerî yapısıyla hiçbir ilişkisi olmayan yalnızca “Bosnalı bir Sırp general�� olarak anlatmak tarihsel tabloyu eksik bırakır. VRS, JNA’nın Bosna’dan çekilme sürecinde önemli ölçüde onun personeli, komuta yapısı ve askeri mirası üzerinden şekillendi. Mladic de bu sürekliliğin merkezindeki isimlerden biriydi.
Peki ölümünün ardından ne oldu?
Cenazesi Sırbistan hükümetine ait bir uçakla Belgrad’a getirildi. Tabutunu üniformalı Sırbistan Ordusu mensupları taşıdı ve cenaze Belgrad’daki Askeri Tıp Akademisi’ne götürüldü. Sırbistan Adalet Bakanı da Mladic’e devlet ve askerî onurlar verileceğini açıkladı.
Bu görüntüler yalnızca bir cenaze töreninden ibaret değil.
Çünkü Bosna Savaşı’ndaki hukuki sorumluluk tartışmalarında Sırbistan devleti ile Bosna Sırp siyasi ve askeri yapıları arasındaki ayrım son derece belirleyici oldu.
Uluslararası Adalet Divanı 2007’de Srebrenitsa’da soykırım işlendiğine hükmetti. Ancak bu soykırımın Sırbistan devletine doğrudan isnat edilebilmesi için gerekli hukuki şartların oluşmadığı sonucuna vardı. Sırbistan’ı soykırımı işlemekten veya soykırıma iştirak etmekten sorumlu tutmadı.
Buna karşılık aynı mahkeme, Sırbistan’ın Srebrenitsa soykırımını önleme yükümlülüğünü ihlal ettiğine ve Ratko Mladic’i Lahey’e teslim etmeyerek Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini de yerine getirmediğine hükmetti.
Bosna-Hersek 2017’de bu kararın revizyonunu istemeye çalıştı. Ancak Uluslararası Adalet Divanı, yeni delillerin esasına hiç girmeyerek, başvurunun Bosna-Hersek devleti adına yetkili makamlarca usulüne uygun biçimde yapılmadığı sonucuna vardı ve revizyon sürecini işleme almadı.
Yani 2017’de “yeni delilleri inceledik ve 2007 kararımızın doğru olduğuna yeniden karar verdik” şeklinde bir hüküm verilmedi. Esasa hiç girilmedi.
Bugün ise ortaya oldukça çarpıcı bir tablo çıkıyor.
Bir zamanlar JNA’nın generali olan, ardından Bosna Sırp Ordusu’nun komutanlığına geçen ve Srebrenitsa soykırımından hüküm giyen Ratko Mladic’in cenazesini Sırbistan devleti kendi uçağıyla getiriyor; tabutunu kendi askerlerine taşıtıyor, askeri hastanesine götürüyor ve devlet ile askeri onurlarla uğurlamaya hazırlanıyor.
Bu durum tarihsel ve siyasi açıdan son derece önemli bir soruyu yeniden gündeme getiriyor:
Eğer Ratko Mladić ve komuta ettiği askerî yapı Sırbistan devletinden gerçekten bu kadar ayrıysa, Sırbistan bugün neden onu kendi askeri geleneğinin ve devlet hafızasının bir parçasıymış gibi sahipleniyor?
2007’de Sırbistan ile Bosna Sırp askeri yapısı arasındaki hukuki bağın yeterli olmadığına karar veren hakimlerin bugün bu görüntüleri görmesini isterdim.
Çünkü bir devlet geçmişte “bu ordunun komutanı benim generalim değildi” diyebilir.
Fakat aynı kişiyi yıllar sonra devlet uçağıyla getirip, tabutunu kendi ordusuna taşıtıp, askeri onurlarla uğurluyorsa, artık yalnızca hukuk değil tarih de şu soruyu sorar:
Ratko Mladić gerçekten kimin generaliydi?
Tetovo Harabati Baba Bektaşi tekkesinde temaslarda bulunduk.
Tiran’da kurulacak yeni ve müstakil bir Bektaşi merkezi projesi üzerine fikir alışverişinde bulunduk.
Liberal Gençlik Kongresine programımıza sadık kalarak Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafının bulunduğu esnaflar ile hasbihal ederek başladık.
@serbestorg
Devletin tüm katılımcıları tespit edip bu kişilere etkin müdahalesi ve sivil toplumun güçlü dahli ile bu tür olayların önüne geçebilir, toplumsal huzuru ve birey haklarını koruyabiliriz.
Toplumun düzenini bireyin hak ve özgürlüklerini tehdt edecek şekilde tehdit eden vakalarla yönetimsellik kavramını dikkate alarak,devletin bu tür durumlarda güvenlik güçlerinin ve adalet mekanizmalarının durumu hızlıca kontrl altına alıp etkn kullanması gerektiğini hatırlatıyoruz