Adamlar 1 günde tanınmaz, liyakatsiz kişiler oldular. CHP de kalsalar boyle olmayacaktı. Beyfendi kripto AKP li olmasının yanında akıl ve mantığını da kaybetmiş görünüyor. Allah akıl versin
Yılmaz Özdil:
"Yeni Parti'nin kurucusu olan milletvekillerinden kaç tanesini yolda görürseniz tanırsınız?
Bir ulusu yönetmeye talip olmak bu kadar ucuz mu? Yeni Parti'yi kuranların hangisi liyakata sahip?
Biz AKP gibi olmayalım diye CHP'liyiz."
LGS'de 500 tam puan alan Mahmut Yıldırım'ın ilk tercihi Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi oldu.
"Okulun güçlü bir network ağı var. Kendini bu alanda kanıtlamış bir okul.
Lise bittikten sonra yurt dışında genetik mühendisliği okumak istiyorum."
Eğer partide grup gurmaya yetecek kadar vekil kalıyorsa üzülürüm. Bir şekilde vekil sayısı 20 den aşağı dusseydi de her salı bir de butlancıların sesini duymasaydık
Özgür Özel:
“Yeni partimizi, milletimizin seçtiği, ona yetkisini emanet ettiği milletvekillerimizle ilk adımını atarak kuruyoruz.”
Özel’in Yeni Parti’nin kuruluşunu açıkladığı grup toplantısına 83 milletvekili katıldı.
Bunlar bu tiyatroları ne uğruna ceviriyorlar çok merak ediyorum. Günün sonunda ne kazanacaksınız, hangi motivasyonla bu işe devam ediyorsunuz. CHP nin kaynakları sizde kalacak ve onu mu somureceksiniz? Millet nasıl olsa CHP logosuna oy atar diye mi düşünüyorsunuz? Valla anlamadim
Kılıçdaroğlu’un Ulus’ta Esnaf gezisinden bir kare:
Kılıçdaroğlu: Beni davet ettiğiniz için teşekkürler.
Kadın: (eller dizleri tokatlar..) Baskanim çok ani oldu. Sizin programınız çok yoğun.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Yine skandal tercihler. Salih ile Oğuz Aydın in kupada ne işi var diye düşünürken ilk 11 oynaması inanılmaz. Anası babası kadroya almaz şu adamları. Can uzun un yine olmaması, Barış ın yine forvet olması filan tam Montella reziline yakışır işler
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
Aldığımız rezil sonuçlara bakınca bu başarısız görev için 4 oyuncu hakkı yemisiz. 2 maç kaybedince dine yönelen Montella formayı hakeden en az 4 futbolcunun hakkını yemiş.
24 senede tüm kurumların içi boşaldı da TRT bunların içinde bayrak taşıyanı.Bu sene kendilerine göre bazı takımları işaretlemişler (Mısır,İran,Özbekistan vs),bu takımlar gol yedikçe matem havasına giriyorlar.4 senede bir zevkimiz var onda da spikerlerin sempatizanlığını dinliyorz
Arkadaşlar ne Messi’ci ne de Ronaldo’cuyum. İkisine de hayranım ve her yayında da bahsediyorum🤓
Portekiz maçını kardeş ülke Özbekistan hassasiyetiyle anlattım maçta da belirttim. Arjantin de olsa aynı şekilde anlatırdım. Bu da eleştiriye açık bir konu ve saygı duyarım. Kaldı ki maç içinde Ronaldo’nun da hakkını verdim. Böyle şeyler için hakaret etmeye, kalp kırmaya gerek yok. Sevgiler 🙋🏻♂️
dahice bir hamle. işine gitmeye çalışan binlerce insanı kendi konvoyu gibi göstermeye çalışırken bir de onlardan küfür yemek. sakin güçün arkasında muazzam da zeki bir grup var anlaşılan
Türkiye’nin sakin gücü, birleştirici lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul’a geliyor!
İstanbul’u yeniden CHP’li belediyecilikle buluşturan siyasi iradenin mimarı, milyonların umudu ve demokrasi mücadelesinin sembol ismi hemşehrileriyle buluşuyor.
İstanbul tek yürek, Genel Başkanını bekliyor!
25 Haziran Perşembe günü saat 08.00’de Dudullu Çamlıca Gişeleri’nde gerçekleşecek büyük buluşmada sen de yerini al.
Birlik için, dayanışma için, umut için...
Seni bekliyoruz Sayın Genel Başkanım!
Hemen üstüne futboldaki rezillik gelince araya kaynadı. Şu basketi de aşamıyorum bir türlü. Mucize bir asistle gelen 3 lük ve şampiyonluk. Film-dizi senaryosu olsa abartı deriz
Dünya üzerinde İspanya,Portekiz,Hollanda,Avusturya,Macaristan,Gürcistan,Romanya,Kosova,Bulgaristan,Galler gibi birbirinden tamamen farklı oyun anlayışına sahip takımlara karşı tek bir sistemle oynayan hoca bulamazsınız. Bir bulduk, Montella.
Allah korusun turnuvada "büyük" bir takımla oynamadan 2 maçta elendik, hala inanilmaz geliyor. Hollanda dan 55 dk da 4 gol yiyen İsveç bizden 10 kat filan daya iyi gözüküyor sahada. Rezilligimizin izahı yok gerçekten.
Üstüne hocanın açıklamalar bakınca yaptğı bütün hatalarından memnun, iyi futbol oynattığını düşünen bir cahil var karşımızda. Bugün kovulsa ne farkeder. 24 yılda bir gidebildiğimiz turnuvanın içine sıçıp bırakmış olacak. Jenerasyona yazık
Tabi hoca ve oynayan oyuncular o kadar kötüydü ki 14-15 oyuncu ile de turnuvaya gitsek birşey değişmezmiş. Kalburüstü bir takımın gruplarda elenmesinin mucize olduğu bir formatta ülke tarihinin turnuvalar bazında en kötü sonucunu alan bu vasıfsızlardan tiksiniyorum
Samet, Çağlar, Kaan, Oğuz, Salih, İrfan Can, Mert Günok vs zaten 25-26 kişinin seçilebileceği bir kadroda bu kadar çok haksız seçim olmasının akılla açıklanır bir sebebi olamaz. Montella kulüp takımı gibi seçiyor diye yalayanlar bile şimdi bu seçimleri sorgular olmuş