Değerli Meslektaşlarım
Haftada 40 saatten fazla çalışmalarımızın karşılığının verilmemesi önündeki engellerden biri olan 3201 sayılı Kanunu'na eklenen Ek 21.madde ödemesinin İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından Bakan Oluru kapsamında maaş bordrosunda “Fazla Çalışma Ücreti” olarak gösterilmesinin hukuken yanlış olduğunu, 657 sayılı Kanun'un 178.maddesindeki gerçek fazla çalışma ücretinin farklı bir hukuki rejime tabi olduğunu,Polis(ler) olarak söz konusu ödemeyi almamın,fazla çalışma yaptığı anlamına gelmediğini,ödemenin hukuki niteliğinin yanlış belirlenmesinin özlük ve mali haklarını etkilediğini belirtiğimiz ek beyanda Ek 21.maddenin adının Asayiş Tazminatı olarak TBMM tarafından düzenlenmesi,değiştirilmesi yönünde hukuki mücadelemiz devam etmektedir.
Emniyet Teşkilatı Kanunu'na eklenen Ek 21. madde kapsamında yapılması gereken ödemenin hukuka aykırı şekilde belirlenmiştir.Maddede çeşitli personel grupları için %35, %31 ve %27 oranlarında ödeme öngörülmüştür.Bakan Oluru ile bu oranların üzerine çıkılarak %52 oranında ödeme yapılmaktadır.
İdarenin maddede öngörülmeyen yeni bir ödeme oranını yalnızca idari işlemle belirlemesi mümkün değil dedik.Bu durumun Anayasa'nın 128. maddesindeki kanunilik ilkesine aykırı olduğunu ileri sürdüm.Böylece ek 21.madde ödemesinin TBMM'de yüzdelik oranın yeniden belirlenmesini, hatta ödemenin katsayı,gösterge ve emeklilik maaş ve ikramiyeye fayda sağlaması üzerindende ele alınması ve önünün açılmasını hedefledim.Ayrıca tazminatın Toplu Sözleşmede pazarlık söz konusu olması durumunda yüksek tazminat olarak her iki senede bir güncellenmesi büyük kazanç olması da davamızın bir parçasıdır.
Değerli Meslektaşlarım
Ek 21.madde ödemenin “fazla çalışma ücreti” olmadığı savunmamız hem mevzuat hem yargı kararları hemde İdarelerin kendi yazıları ile belgelidir. Söz konusu ödeme, 657 sayılı Kanun'un 178. maddesindeki fazla çalışma ücretinden tamamen farklı olduğunu belirttik.Bu nedenle ödemenin fazla çalışma ücreti olarak nitelendirilmesinin benimle birlikte;
Emniyet Hizmetleri Sınıfı personelinin tamamının hukuki statüsünü,çalışma düzenini,dinlenme hakkını,mülkiyet hakkını,hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini etkilediğini savunduk.Yapılan uygulamanın Anayasa'nın 2, 18, 36, 50 ve 128. maddelerine aykırı olduğu ileri sürerek özellikle angarya yasağı, dinlenme hakkı,mülkiyet hakkı,hak arama özgürlüğü,hukuki güvenlik ve belirlilik,kamu görevlilerinin mali haklarının kanunla düzenlenmesi
ilkelerine vurgu yaptık.
Sonuç olarak ilk dava ile birlikte tüm davalarda olduğu gibi tek amacımız var. Haftalık çalışma süresinin kanunlaşması,12/36 vardiya sisteminin sabitlenmesi,fazla çalışmaların kanuni güvence altına alınması,fazla çalışma ücretinin ödenmesi şartlarının TBMM'de tek tek belirlenmesi ve böylece toplu sözleşmede temsil hakkına da( sendika) kavuşmaktır.
Değerli Meslektaşlarım en baştan itibaren İdareyi hukuki davalar ile ikna etmeye devam ediyoruz.Bununla birlikte meslektaşlarımız tarafından başka başka açılacak davalarda söz konusu olacaktır.
Hayırlı uğurlu olsun.
NE DEMİŞTİK‼️‼️
Kanuni düzenleme olmadan bu iş olmaz diye .
2023 te yönetmelik gönderildi çoğu il 12/36 geçmedi geçenlerde ilk fırsatta bozdu
2026 da yine 12/36 için yazı gönderildi
Çoğu il geçmedi geçen iller de ilçeler geçmedigeçen ilçelerde tüm birimler geçmedi
Kanuni düzenleme olması gerekir
Sn bakanım @mustafaciftcitr Eylül ayı da geldi geçti çoğu halen 4 gruplu 12/ 36 ya geçmedi...
#PoliseMeslekKanunu
🚨Beşiktaş maçında hakem hatası yoktur, kural hatası vardır.
Bir oyuncu topsuz alanda rakibine yumruk atıyorsa, oyun dışı kalmalıdır.
Bu nedenle bu maç tekrar edilmelidir.
Gerekeni yap. @TFF_Org
İki polis memurumuza mobbing uygulayarak intihar etmesinde rol alan menemen ilçe egm şimdi de cuma namazına gitmesine izin verilmeyen polis memuruna gözlerini diktiler.
Amaçları inançlı polisleri safdışı edip zafer partili kişileri mi getirmek ?
Bir emniyet müdürü ilkokul çocuklarına Mustafa Kemal tişörtü giydirip neden sinemaya götürür.
Efkan Ala gitti, Süleyman Soylu gitti. Ali Yerlikaya gitti. Mustafa Çiftçi geldi. Koltuk değişti, isimler değişti, Polisin çalışma düzeni değişmedi, özlük sorunları değişmedi, o derin yalnızlığı ise hiç değişmedi.
Sayın Çiftçi’ye göreve geldiğinde “Polisin sesine kulak verecek misiniz?” diye sormuştum. Altı ay oldu. Bugün cevabı önümüzde duruyor: Bu Bakan da, kendisinden öncekiler gibi, polisin beklentisini karşılayamadı.
Bu ölümler kader değil yönetim zafiyeti. Hangi ülkede bir günde dört polis yaşamına son veriyor.
Polisi de, bekçiyi de, jandarmayı da yalnız bırakmayacağız, kaybettiklerimizi unutturmayacağız.
Başımız sağ olsun.
Bir polis çocuğu olarak şunu çok net biliyorum: Geçmişte meslekten ayrılmak, çok fazla dile getirilmeyen ve istisnai görülen bir durumdu. Ancak bugün ne yazık ki bazı polislerimiz, çoğu zaman kendi tercihleri dışında oluşan şartların etkisiyle mesleklerinden ayrılmak zorunda kalabiliyor. Toplumun huzur ve güvenliği için büyük fedakârlıklarla görev yapan emniyet mensuplarımızın özlük haklarının iyileştirilmesi, çalışma koşullarının güçlendirilmesi ve mesleki motivasyonlarının desteklenmesi en büyük temennimizdir. #polis
Değerli Meslektaşlarım,
Emniyet Teşkilatı Kanunu'na, 486 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 17.maddesi ile eklenen Ek 21.maddede yazılı "Fazla Çalışma Ücreti" ibaresinin Anayasa Mahkemesi tarafından İPTAL edilmesi için hukukî dava ve mücadelemiz devam etmektedir.Bu ibare, 3911 sayılı Kanun'dan alınan yetkiye dayanılarak dönemin Bakanlar Kurulu tarafından yazılmıştır.Zaten TBMM'de kabul edilip yasa durumunda değildir.Bu fazla çalışma ücreti ifadesi bir defa üst norm DMK 178.maddeye aykırıdır.
ETK'da, Bakan Olur'unda ve Maaş Bordrolarımızda yer alan "Fazla Çalışma Ücreti " ibaresi hepinizin bildiği gibi hem mevzuat olarak hem Danıştay kararı ile TAZMİNAT ödemesidir. Bu ödeme İdare Mahkemelerinin yerleşik kararlarında da tazminat olarak kabul edilmektedir. Açığa alınan ve mesleğe geri dönen Polisler bu ödemeyi Mahkemeler ile almakta, Emniyet Genel Müdürlüğü avukatları da bu saatlik fazla çalışma ücreti ödemesidir diyerek temyize Danıştay'a gitmemektir.
İşte bu meseleyi Mahkemelere anlatmak, Hâkimleri ikna etmek için dava içindeyiz.
Adana'da meslektaşımız tarafından açılan davamız Adana 2.İdare Mahkemesinde görülecektir. Bu mahkemenin 3.İdare Mahkemesinde olması için bekledik ama olmadı.Sebebi ise;
Adana 3.İdare Mahkemesi'nin Emniyet Teşkilatı Kanununa eklenen Ek 21.madde kararıdır.Mahkeme; Ek 21.maddede yazılı " fazla çalışma ücreti "ifadesinin 657 sayılı Kanun'da düzenlenen ve günlük çalışma saatleri dışında yapılan çalışmaların karşılığı ödenen fazla çalışma ücretinden nitelik olarak farklı olduğu anlaşılmaktadır diyerek fiilen çalışmadığı halde Polise bu tazminat ödenmesine karar vermiştir. Bu dava EGM avukatı, temyiz için İstinafa da gitmemiştir.
Değerli Meslektaşlarım,
350.000 Polis olarak ayda 160 saat üstü her bir fazla çalışmayı ÜCRETSİZ yapıyoruz. Anayasa Mahkemesinin içtihatlarına göre de haftada 40,ayda 160 saat üstü fazla çalışmanın emeğinin verilmemesi Angarya İhlalidir. Bu Angarya'nın bitmesi için davalarımız halka halka büyüyor,emeğimizin peşinde olmaya devam ediyoruz.Bugün Polise 10 bin TL zam verilip ayda 260-300 saat çalıştırma devam edilebilirdi ama bunun yerini fazla çalışma ücreti almıştır. Bir yandan davalarımız bir yandan sosyal medya etkinlikleri ile bu konu gündemde yerini inşallah koruyacak ve TBMM'de yasallaşmasını göreceğiz.Çünkü bir yandan davalarımız ile bir yandan sosyal medya etkinlikleri ile sesimizi duyurmaya devam edeceğiz.
Sayın Bakanımız da, Fazla çalışma ücretlerini 2027 itibarıyla düzenlemeyi planlıyoruz. Maliye ile görüşmelerimizi bu doğrultuda yaptık. 12-36 sistemine geçtiğimizde fazla çalışma saatleri azalacak ve fazla çalışma ücretlerinin ödenebilir bir seviyeye gelmesi mümkün olacak” diye konuştu.
Değerli Meslektaşlarım,
Geriye dönük 5 yıllık fazla çalışma ücreti hakkınızı almak için EGM'ye sunulacak mesai talep dilekçesini ve Mahkemeye verilecek dava dilekçesini özelden bana ulaşarak alabilirsiniz. Umutsuz meslektaşları lütfen hiç dinlemeyiniz. Onlara he deyin geçin. Günü geldiğinde kazandığımız mesai paralarını onlara göstereceğiz.
#PolisHukukDavası
Değerli Meslektaşlarım
2011 yılında Polis Memuru Sedat Çöl meslektaşımızın haftada 40 saatten fazla çalışmaların karşılığının ( geriye dönük 5 yıllık hak ediş dahil) fazla çalışma ücreti olarak ödenmesi talebini Tokat İdare Mahkemesi ve Danıştay evlet Memurları Kanunu, Saat Başı Fazla Çalışma Ücreti başlıklı 178.maddenin A bendinde " Emniyet Hizmetleri Sınıfı (Bekçi,Polis,Komiser, Başkomiser, Amir, 4.Sınıf Emniyet Müdürü) için bir ibare olmadığı gerekçesiyle red etmişti. Bu dava konusunu en detaylı şekilde araştırdım,bilgi ve belgeler üzerine haftadan 40 saatten fazla çalışmaların karşılığının Devlet Memurları Kanunu 178.maddenin A bendi uyarınca fazla çalışma ücreti ödenmesi talebiyle ikinci davayı 06.10.2025 tarihinde İstanbul 5.İdare Mahkemesine açtım.
Bu davada 178.maddenin A bendi kuralının yürürlükten kalkmış ölü bir norm olduğunu belirterek Anayasal itirazlarımı yaptım.
İlk davada Tokat İdare Mahkemesi, 178/A kuralında Emniyet Hizmetleri Sınıfı için bir ibare olmadığı yönündeki kararındaki bu İBARE nedir konusu da,
Çalışma saatlerine dair DMK 99.madde, 100.madde ibareleri var, günün 24 saat esasına göre çalışma saati olan 101.madde ( emniyet hizmetleri sınıfı bu maddeye göre de çalıştırılır) olmadığı yönünde karar vermiş olabileceği yönünde durdum. Tabi birde maddede "münhasıran" ifâdesi de var. Ancak en önemli hukuki olay ise;
527 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin aynı 8. maddesiyle düzenlenen 657 sayılı Kanunun 178. maddesinin (A) bendine ilişkin olarak TBMM tarafından bir kanunlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı hususudur.
527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 18.05.1994 tarihli ve 3990 sayılı Yetki Kanunu'na dayanılarak çıkarılmış,Anayasa Mahkemesi 05.07.1994 tarihli ve E.1994/50, K.1994/44-2 sayılı kararıyla 3990 sayılı Yetki Kanunu'nu iptal etmiştir. Bu iptal üzerine Devlet Memurları Kanunu 178.maddenin iptali üzerine açılan davada Anayasa Mahkemesi 14/2/1997 tarihli ve E: 1997/20, K: 1997/32 sayılı Kararı ile 178.maddenin sadece B bendini iptal etmiştir. AYM iptal kararı üzerine Devlet Memurları Kanunu 178.maddenin B bendi( fazla çalışma izin hakkı) 3/4/1998 tarih 4359 sayılı kanunun 4.maddesi ile TBMM'de kabul edilmiştir.
Değerli Meslektaşlarım
527 sayılı KHK'nın 8.maddesi ile getirilen Devlet Memurları Kanunu 178.maddenin TBMM'de bulunan gerekçe maddesi ve ilk halidir.
DMK 178.madde gerekçesi ise şöyledir.
MADDE 8- Yeterince kamu personeli bulunduğundan ve uygulamada fazla mesai yapanla yapmayan ayrımı yapılmadan herkese fazla çalışma ücreti ödenir hale geldiğinden 657 sayılı Kanunun 178 inci maddesi uyarınca ödenen fazla çalışma ücretlerinin kapsamı daraltılmaktadır.
Ayrıca fazla mesai ücreti ödenebilen haller dışında personele fazla mesai yaptırılması hallerinde, bu süreler karşılığında izin verilmesi hükmü getirilmektedir.
Değerli Meslektaşlarım,
DMK 178.maddenin gerekçesinde Emniyet Hizmetleri için doğrudan bir sınırlama söz konusu değildir. Mahkemeler karar verdiğinde 178.maddenin gerekçesine baktı mı bilmiyoruz ama çok şükür bir gerçeği ortaya çıkardım ve her şey bizim için yeni başlıyor diyorum.Bu gerçek 178.maddenin A bendinin yürürlükte olmadığıdır. Bu durumda Mahkemelerin vermiş olduğu kararlar Anayasal ve yasal dayanaktan yoksun olduğu gerçeğidir. Tabi o dönemde sadece 178.maddenin A bendinin 527 sayılı KHK ile getirildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine re'sen başvuru yapması da gerekirdi ama tabi bu da olmadı.
Polise fazla çalışma ücreti ödenmesine engel olan mevzuat her ne ise, yargı kararı her ne ise inşallah aklanacaktır.
Değerli Meslektaşlarım,
Fazla çalışma ücreti davanızı açmanız için sürekli çağrıda bulunuyorum. Bu sadece size ve kendinize fayda sağlayacaktır. Geriye dönük FÇÜ hakkını sadece dava açanlar alabilecek.
Değerli Meslektaşlarım,
Emniyet Genel Müdürlüğü savunması sonrası İçişleri Bakanlığı da savunmasını Danıştay Başkanlığı'na sunmuştur.
Aynı savunma olduğu için en kısa zamanda Ek Beyanımızı sunacağız.
Usule ve esasa ilişkin haksız, mevzuata ve yargı içtihatlarına aykırı savunmalarının REDDİNE,
Dava konusu maaş tahakkuku işlemi ile her ayın 14 ünde bordro uygulamasında yer alan "Fazla Çalışma Ücreti" ibaresinin ve Bakan Oluru belgesinde yer alan "fazla çalışma ücreti "ibaresinin İPTALİNE ve haklı davamızın kabulüne karar verilmesini talep edeceğiz.
#PolisHukukDavası
2003'ten bugüne...
Söz verildi, beklendi, umut edildi.
Takvim değişti, hükümetler değişti, yıllar geçti...
Ama polisin bekleyişi bitmedi.
Şimdi hep birlikte soruyoruz..
👇👇👇
#PolisYineMiBekleyecek
Yargıçlar Sendikası’na tanınan usûli haklar ve sarsılmaz yasal koruma, gece gündüz canı pahasına görev yapan 350 bin polis memurundan ve onların anayasal sendikasından esirgenemez.350 bin polis memurunun gözü, kulağı ve hukuki geleceği bu dosyadadır. #EmniyetSen davasının lehe ya da aleyhe sonuçlanmasını, kararın verilmesini istiyoruz.
14 yıldır iç hukuk sürecinin tamamlanması bekliyoruz. @AYMBASKANLIGI
#EmniyetSenKararıHemen
Değerli Meslektaşlarım
Paylaştığım belgelerin (Kamu Denetçiliği Kurumu - KDK raporu) her bir meslektaşımız tarafından okunması gerektiğine inanıyorum. Böylece geçmişten günümüze boş bir çaba içinde olmadığımız anlaşılacaktır. Böylece sürekli umutsuz söz sarf edenlerde pes edecektir. Tabi bu umutsuzluğun sebebi ve hak arama mücadelemizin başarılı olamayacağına inananların düşüncesi siyasi- hukuk düzeni üzerine değerlendirmeleridir. Bende bunu değerlendirmelere karşı farklı bir bakış açısı içinde olunması gerektiğini ve "1 Dilekçe EGM'ye 1 Dilekçe Mahkemeye" diyerek Anayasal mücadele içinde olunması gerektiğini anlatıyorum.İşte KDK raporuda bunlardan biridir.
Aslında bu belgede de görüldüğü üzere Emniyet teşkilatının da durumun farkında olduğunu ve bu "maktu (sabit) ücret" çıkmazını aşmak için geçmişte bir hamle yaptığını ancak mali bürokrasiye takıldığını net bir şekilde ortaya koyuyor.
2011 yılında İçişleri Bakanlığı'nın "Saat Başı Mesai Ücreti" Hamlesi Belgede en çarpıcı itiraf 13. maddede yer alıyor:
Amaç: "Emniyet Hizmetleri Sınıfı personeline fazla çalışma saati başına ücret ödenebilmesinin önünü açmak üzere..."
Yapılan Hamle,İçişleri Bakanlığı, 3201 sayılı Kanun'un Ek 21. maddesindeki o meşhur "fazla çalışma ücreti" ibaresinin adını "güvenlik tazminatı" olarak değiştirmek için bir Kanun Tasarısı Taslağı hazırlıyor. Bakanlık diyor ki; "Biz bu sabit ödemenin adını 'tazminat' yapalım. Böylece bu ödeme, polisin zorlu mesleğinin sabit bir getirisi (tazminatı) olsun. Bu isim değiştikten sonra, polislerin haftalık 40 saati aşan gerçek mesailerini de saat başına (fiilen) hesaplayıp ayrıca ödeyebilelim."
Belgeye göre Maliye Bakanlığı'nın Engeli ve Gerekçesi
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü, bu tasarıya olumsuz (negatif) mütalaa vererek süreci durdurmuş. Gerekçeleri ise tamamen bütçe ve diğer memur statüleriyle ilgilidir.
666 Sayılı KHK Hatırlatması: Maliye, 2011 yılında çıkan 666 sayılı KHK ile kamuda eşitliği sağlamak adına birçok kurumdaki ek ödemeleri ve fazla mesai ücretlerini kaldırdıklarını hatırlatıyor. Buna rağmen, Emniyet'in Ek 21. maddedeki maktu fazla çalışma ücretinin aynen muhafaza edildiğini ve bunun ödenmesinin zaten zorunlu olduğunu belirtiyor.
Mali Yük ve Emsal Endişesi nedeniyle tasarı bir bütün olarak incelendiğinde, getireceği mali yük hesaplanmış ve en önemlisi, "farklı hizmet alanlarında görev yapan çeşitli statülerden personelin de benzer yöndeki talepleri dikkate alınarak" mevcut bütçe imkanları çerçevesinde bu aşamada olumlu bakılmadığı bildirilmiş. Yani Maliye, "Polise saat başı mesai verirsek diğer almayan memurlar da bunu ister, bütçe bunu kaldırmaz" diyerek kapıyı kapatmış.
Değerli Meslektaşlarım
Polisin saat bazlı mesai almasını engellemek için ETK Ek 21.madde yer alan "fazla çalışma ücreti" ibaresinin nasıl bir "hukuki kilit" olarak kullanıldığını bu KDK belgesi açıkça kanıtlıyor.
İşte bu nedenle 2024 yılında açtığım dava ve devam eden diğer davalar ile Asayiş/Güvenlik Tazminatı olan 3201 sayılı Kanunu'nun Ek 21.madde de yer alan "fazla çalışma ücreti" ifadesinin yerine aslına dönmesi mücadelemiz kıymetlidir.
Danıştay'da olan davamızda İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü savunmasını hala bekliyoruz.Tabi buna göre de savunma içinde hazırlık içindeyiz.
İçişleri Bakanlığı'nın "Emniyet Hizmetleri Sınıfı personeline fazla çalışma saati başına ücret ödenebilmesinin önünü açmak üzere 486 sayılı kanun hükmünde kararname ile düzenlenen 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanun'una Ek 21. maddesindeki "fazla çalışma ücreti" ibaresinin adını "güvenlik tazminatı" olarak değiştirmek için hazırlanan 23/12/2011 tarih ve 249956 sayılı kanun teklifini ve Maliye Bakanlığı'nın 25/07/2014 tarih ve 6487 sayılı yazı ve 18/08/2014 tarih 7141 cevap yazısını Danıştay'a sunulmasını talep edeceğiz.
Maaş bordro, Bakanlık Olur'u ve 486 sayılı KHK'da yer alan "fazla çalışma ücreti" ibaresinin İPTAL edilmesi ve aslı ASAYİŞ TAZMİNATI yazılması inşallah ikna sebebimiz olacaktır.
"Adalet Gecikirse, Hak Hak Olmaktan Çıkar; Usûl Çiğnenirse, Hukuk Devleti Temelinden Sarsılır!"
Emniyet Teşkilatı mensuplarının anayasal örgütlenme hakkını savunmak üzere 9 Kasım 2012’de yola çıkan Emniyet-Sen davası, Türk hukuk tarihinin en büyük usûl ve hak arama mücadelelerinden biridir.
2018 yılından bu yana Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde adalet bekleyen bu dosya, alt mahkemelerin ve idarenin açık usûl ihlalleriyle kördüğüme çevrilmiştir. Kanun önünde eşitlik ilkesi gereğince, 14 yıldır resmi olarak faaliyetini sürdüren Yargıçlar Sendikası’na tanınan usûli haklar ve sarsılmaz yasal koruma, gece gündüz canı pahasına görev yapan 350 bin polis memurundan ve onların anayasal sendikasından esirgenemez!
Sendika kurucu ve yöneticilerinin bireysel emeklilikleri veya şahsi feragatleri, Emniyet-Sen’in kurumsal ve tüzel varlığını asla ortadan kaldırmaz. Seçim kurulu mazbatalarıyla tescilli, halen fiilen çalışan ve görevine devam eden organ üyeleri bu davanın meşru takipçisidir.
Ankara Valiliği, 4688 sayılı kanunun emrettiği 1 aylık kapatma davası açma süresini 7 ay geçirdikten sonra yaptığı usûlsüz başvuruyu kabul eden ve sendika hukukunun emredici nitelikteki kuruculuk şartlarını (6356 m. 6) yok sayan Yargıtay kararı, anayasal bir ihlal vesikasıdır.
Erteleme Süreleri Tamamen Dolmuştur. AYM Genel Kurulu'nun kendi içtüzüğü kapsamında dosyayı zamana yayması, alt mahkemelerin anayasaya aykırı yasakçı maddelerle yeni hak ihlalleri üretmesine zemin hazırlamaktadır.
350 bin polis memurunun gözü, kulağı ve hukuki geleceği bu dosyadır.
@AYMBASKANLIGI ’na çağrımızdır. Usûl kurallarının idare lehine esnetilmesine, hakkın zaman aşımına uğratılmasına müsaade etmeyiniz. 12 Aralık 2024 tarihinde karara bağlanması gerekirken ertelenen ve 18 aydır hala hangi tarihte görüşüleceği belli olmayan Emniyet-Sen dosyasını Genel Kurul gündemine alarak anayasal örgütlenme özgürlüğünü, adaleti ve hukuk devleti ilkesini teslim ediniz.
#EmniyetSenKararıHemen #AdaletGecikmez
"Adalet Gecikirse, Hak Hak Olmaktan Çıkar; Usûl Çiğnenirse, Hukuk Devleti Temelinden Sarsılır!"
Emniyet Teşkilatı mensuplarının anayasal örgütlenme hakkını savunmak üzere 9 Kasım 2012’de yola çıkan Emniyet-Sen davası, Türk hukuk tarihinin en büyük usûl ve hak arama mücadelelerinden biridir.
2018 yılından bu yana Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde adalet bekleyen bu dosya, alt mahkemelerin ve idarenin açık usûl ihlalleriyle kördüğüme çevrilmiştir. Kanun önünde eşitlik ilkesi gereğince, 14 yıldır resmi olarak faaliyetini sürdüren Yargıçlar Sendikası’na tanınan usûli haklar ve sarsılmaz yasal koruma, gece gündüz canı pahasına görev yapan 350 bin polis memurundan ve onların anayasal sendikasından esirgenemez!
Sendika kurucu ve yöneticilerinin bireysel emeklilikleri veya şahsi feragatleri, Emniyet-Sen’in kurumsal ve tüzel varlığını asla ortadan kaldırmaz. Seçim kurulu mazbatalarıyla tescilli, halen fiilen çalışan ve görevine devam eden organ üyeleri bu davanın meşru takipçisidir.
Ankara Valiliği, 4688 sayılı kanunun emrettiği 1 aylık kapatma davası açma süresini 7 ay geçirdikten sonra yaptığı usûlsüz başvuruyu kabul eden ve sendika hukukunun emredici nitelikteki kuruculuk şartlarını (6356 m. 6) yok sayan Yargıtay kararı, anayasal bir ihlal vesikasıdır.
Erteleme Süreleri Tamamen Dolmuştur. AYM Genel Kurulu'nun kendi içtüzüğü kapsamında dosyayı zamana yayması, alt mahkemelerin anayasaya aykırı yasakçı maddelerle yeni hak ihlalleri üretmesine zemin hazırlamaktadır.
350 bin polis memurunun gözü, kulağı ve hukuki geleceği bu dosyadır.
@AYMBASKANLIGI ’na çağrımızdır. Usûl kurallarının idare lehine esnetilmesine, hakkın zaman aşımına uğratılmasına müsaade etmeyiniz. 12 Aralık 2024 tarihinde karara bağlanması gerekirken ertelenen ve 18 aydır hala hangi tarihte görüşüleceği belli olmayan Emniyet-Sen dosyasını Genel Kurul gündemine alarak anayasal örgütlenme özgürlüğünü, adaleti ve hukuk devleti ilkesini teslim ediniz.
#EmniyetSenKararıHemen #AdaletGecikmez
Polis ve aileleri mesai haklarında İdari Onay, Bakan Oluru,Esaslar gibi (12/12, 12/24-Çakma 12/36) belirsiz alt düzenleyici normlar yerine Anayasanın amir hükmü doğrultusunda haftada 40 saat ve fazla çalışmasının telafisinde mesai hakları için KANUNİ güvence istiyor. Mesai belirsizliğin ortadan kalkması 1907 yılından bu yana talep iken Polis yine mi bekleyecek?
#PolisYineMiBekleyecek