@mesalim@ismailsaymaz Değil mi? Zaten dünyada hiç dini argümanlardan yola çıkarak kurulmuş terör örgütü yok. Fetö, işid, taliban vs vs. Bunlar futbol fanatizminden doğmuş terör örgütleri!
Dolmabahçe Sarayı'nın koridorlarında gezinirken olmaması gereken bir ufak hata.. umarım en kısa zamanda düzeltilir. "Envâi lufta!" #Dolmabahçe@millisaraylar
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn
Sevgili babam,
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Ortadoğu ve Orta Asya Araştırmaları Enstitü Direktörü, İlahiyatçı Prof. Dr. Hilmi Demir vefat etmiştir.
Cenaze namazı 24 TEMMUZ(YARIN) cuma namazına müteakip Etimesgut - Ahimesut Söğüt Camii'nde kılındıktan sonra Elvanköy Mezarlığı'na defnedilecektir.
Rabbim mekânını cennet eylesin.
Biz, gönül rahatlığıyla, güvenerek YARDIM yapılacak bir Dernek bulamadığımız için, İnisiyatif Merkezi Eğitim, Kültür ve Yardımlaşma Derneğini kurduk. Yaptığınız bağışların hesabını son kuruşuna kadar veriyoruz. Allah, bizi birbirimize mahcup etmesin.
Bu topraklarda kimse kendini kimsesiz hissetmesin, ihtiyaç sahibi insanlara kavuşulsun, çocuklarımızın yüzü gülsün ve Türk Yurdu şen olsun diye, #BizVarız...
Çok kez iletildi...
Üst başlığı bu şekilde olunca baya elden ele dolaşmış. Ona üzüldüm. Beni tanımayanlar arasında dolaşıp tanıyan birine denk geldiğinde ve bu denk gelen kişi benim kurucu veya il başkanı olmasına vesile olduğum bir arkadaşımın şu cevabı vermesini beklerdim, bekliyorum.
Her kim; Fahri Bozgeyik beni kurucu yapmak için, il başkanı yapmak için, MYK üyesi yapmak için benden "1 kuruş" istedi deyip bunu ispat etmiyorsa, katıksız şeksiz şüphesiz orospu çocuğudur.
Fahri Baba, Allah seni bildiği gibi yapsın.
Hakkını ve müstehakkını versin :)
Sabahtan beri, ilgili ilgisiz bir sürü insana, kızana, edene cevap veriyorum.
İnsanlar, "Abi, bu kahpelik nedir?" diyorlar.
"Ne olmuş ki?" diyorum.
Yel kayadan ne apara?!
Normalde ciddiye almayacaktım ama Fahri Baba kızıp ciddiye alınca mecburen şerh edelim:
Yâ hû bu yalana, alçak iftiraya kim inanır?
Bizi zerre tanıyan biri, bu kahpeliğe ve kastına itimad eder mi? Senin paran, garipler ve sofranda eşe, dosta yedirmek içindir, bunu herkes bilmiyor mu?
Hatırlarsın! Vakti zamanında, "sofrasında yemeğini yediğimiz bir arkadaşımıza" alçakça iftira atan bir kifayetsiz muhteris için, ilgili kişiye demiştim ki:
"Bizim bir haramzade ile oturup yemek yediğimizi gördün mü?
Bir namussuz ile bir bardak çay içmişliğimizi gördün mü?
Bu muydu hayalimiz? Arkadaşlarına iftira attırandan, buna yavşakça sessiz kalandan, adam mı olur? Biz, bu iftiraya sessiz kalırsak, bizim adamlığımız nerede kalır? Asla kabul etmiyoruz. Zerre şerefi, namusu varsa ya belgesiyle ispatlayacak ya da özür dileyip helâllik alacak!"
Bu işler böyledir. Siyaset bok çukurudur. Ama yiğidin alnı leke tutmaz. Hani, kimi insana yakışacak iftira vardır, asla da olmayacak iş vardır. Bazı insanlara atılan çamur, zinhar yapışmaz. Elhamdülillah.
Bizim hayatımız ortada. Bu ömrü, bu zamana kadar hep helâl yaşadık.
Dostlarımız bilir, düşmanlarımız da iyi bilir. İnşallah teneşire de öyle yatarız. Biz, cenazemizi taşıyacak dostlarımızı seçtik ve onlara, ahdimize hep sadık olduk.
Harama meyletmedik, haramzadelerle, alçaklarla yol yürümedik ki hiç, bize bu iftira atılsın da tutsun. İnsanız, kuluz, günahkârız ancak ölçü var, izan var, hudut var, hududa riayet var!
Bizi bilen bilir. Biz hiç alan olmadık ki! Hep veren olduk. Kim, bize, siz şu menfaati, şu haksız tek kuruşu aldınız, diyebilir?
Her şeyimiz şeffaf, derneğimiz şeffaf.
Gelen denetmenlerin tertibe, düzene, kuruşu kuruşu hesabına hayran kalıp da dua ettiği, bağış yaptığı ve aylık kuruşu kuruşuna sosyal medyada hesap dökümünü paylaştığımız, gurur duyulacak bir yardım derneğimiz var, elhamdülillah.
Ticaretimiz de şahsiyetimiz de hayatımız da ortada. Haksızlıkların, kızgınlıklarımızın, kırgınlıklarımızın yeri ve mecrası da burası değil. Buralara düşürmemek için çok sabrettik biliyorsun. Allah var. Allah yâr.
İsmimiz, onurumuz, şerefimiz, itibarımız her türlü mal, mülk, para, makam, mevki, hesap ve koltuktan evvel gelir.
Hiç kimsenin iftiraya, namussuzluğa, haksızlığa uğramayacağı bir ülke hayalimiz vardı. Mücadelemiz bunaydı. Ömrümüzü adadığımız ve asaletle adam gibi durduğumuz hâlde, hâlâ alçak kurşunlar atılıyorsa bize, bırak inanan da inansın.
Ders alması, ibret alması ve utanması gerekenler görsün. Bizim bir alengirli işimiz yok ki! Bize ne?
Bizimle oturup bir bardak çay içmiş herkes bilir ki biz, paranın kul edemediği o az sayıda adamlardanız. Yüzde birin de yüzde biriyiz! Paraya zaafımız, kul köle olmuşluğumuz yok ki bize böyle salakça laflar denebilsin. Para kasamızda, kesemizde, kalbimizde değil!
Hiç mütevazı olmayacağım; bizim en kötümüz dahi, şahsiyetiyle eleğin ve toplum standartlarının hayli üstünde kalır.
Bizim alnımız leke tutmaz elhamdülillah. İnsanız; hata da ederiz, kusur da gösteririz. Ancak dostlarımızı mahcup edecek işlerden uzak kalmaya gayret ettiğimiz, titiz ve şuurlu bir hayat yaşadık. Allah, bizi son nefesimize kadar korusun, kollasın.
Allah, son nefeste imandan ve itibardan geri koymasın.
Hayata karşı tenezzülsüz bir duruşu olmayan ve alın teri, helâl nedir bilmeyen Operasyon Çocuklarının iftiraları, saldırıları yiğidin azığıdır. Sahte suratlı ahlâksız ve puşt tipolojiler zannediyor ki herkes kendileri gibi pespaye, kendileri gibi kirli, kendileri gibi ilkesiz!
Ya da kendileri gibi korkak!
Hâlbuki kendi doğruları için her bedeli ödemeyi göze almış olanlar, müsvedde karakterlerden, sahte isimlerden, yalandan, dolandan, zerre hazzetmez, zerre perva etmez.
Yürüdüğümüz yolları adım adım arşınlarız da ismimizi ehli hasede, haram tek kuruşa ve de haramzadelere asla kirlettirmeyiz. Haramla mesafe almaktansa helâliyle eyvallah deriz. Bizi hâlâ tanımıyorsanız tanırsınız, anlamıyorsanız anlarsınız!
Emeklerimiz üzerinde hunharca tepinerek namuslu insanlara iftira atan hiçbir operasyon çocuğuna "bulduğumuzda acımayız." Bunu bilmesi gerekenler biliyordur da bilmeyenler de öğrenir. Sürecin bütün yükü ve hıncı da bu salakta kalır. Bazı şeylerin vakti var, bazı hesaplarsa ahrete ancak bu köpeklere alan açanlara da hakkımızı asla helâl etmiyoruz.
Biz, biriyle derdimiz varsa onunla yüz yüze çözeriz meselemizi. Kahpece, sahteliklerin ardına saklanmayız. Bunu yazan alçak, muhtemelen bizi tanımıyor. Buna biri yazdırmıştır.
Allah, dostlarımıza, yâr ve yârenlerimize hiçbir zaman mahcup etmesin.
Benim zaviyemden meselenin özü, özeti budur...
Şu masum hayvana bu muameleyi yapanı Allah bildiği gibi yapsın. Bu şahsa herhangi bir işlem yapmayan devlet yetkililerini de Allah bildigi gibi yapsın...
"Tahâmmül bir Zülfikâr'dır, kullanan merdân imiş"
Ben güler dururdum neden çölün Mecnun'larına
Dâd-i Leyla için çöller taht-ı Süleyman imiş
Erem dedim eremedim insanın esrârına
Kendini okuyan insan bir ümm-ül Kur'ân imiş
Ey Mahzuni, kan kalesin yık da târumâr eyle
Tahâmmül bir Zülfikâr'dır, kullanan merdân imiş
Eǧer goncayı seversen durma âhuzâr eyle
Goncayı gonca eyleyen, bülbül-ü efgân imiş
#MahzuniŞerif 🌹
Niğde'de bir adam, dükkanının demir profilinin içine düşen serçeyi kurtarmak için dükkanın ana taşıyıcı kolonunu kesmeyi göze aldı. Demir profili keserek kuşu sıkıştığı yerden çıkaran esnaf, susuz kalan hayvanı kendi elleriyle besleyip su içirdikten sonra yeniden doğaya saldı.
Muhammed Enverî Kadiç Kroniği (1363-1928) erişime açıldı!
Bosna'nın yetiştirdiği en önemli tarihçilerden Muhammed Enverî Kadiç tarafından hazırlanan 28 ciltlik eserde yer alan 11 bini aşkın görüntünün tamamı ile Türkçe ve Boşnakça özet ve indeksini içeren veri tabanına erişmek için:
https://t.co/7aYGh0VUbF
Sizlere güzel bir haber vereyim.
Bosnalı tarihçi Muhammed Enveri Kadic'in, 1364 ile 1928 yılları arasındaki Bosna tarihine dair belge derlemesinden oluşan ve "Tarih-i Enveri" ismiyle bilinen 28 cilt, 11 bin sayfalık eseri dijital ortama aktarıldı.
Türk Tarih Kurumu ve Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi işbirliğiyle yıllar süren çalışmaların ardından eserlerin özetleri artık Türkçe, Boşnakça ve İngilizce olarak okunabilecek.
Kadic, Osmanlı Bosnasında 1855 yılında doğan ve uzun yıllar devlet hizmetinde çalışan önemli bir adam. (Allah rahmet eylesin)
Kadic'in, yaklaşık 60 yıl boyunca Bosna tarihine ilişkin topladığı bilgileri içeren 28 ciltlik eserinin içinde Osmanlı belgeleri (fermanlar, beratlar, buyruldular, vakfiyeler, vasiyetnameler ve diğerleri), seyahatnameler, kronikler, siciller, mecmualar, divanlar ve çeşitli metinlerden yapılan nakil ve kayıtlar bulunuyor.
Kronolojik olarak hazırlanan eserde yer alan ilk belge, 1363 yılında Osmanlı padişahı 1. Murad Hüdavendigar Han'ın ordusu ile Macar-Sırp-Bosna-Eflak güçleri arasında gerçekleşen ve Sırpsındığı olarak bilinen savaşa ait. Son belge ise hicri 1346 (miladi 1928) tarihli olup Saraybosna'da o dönemde vefat eden önemli kişilere ilişkin kaydı içeriyor.
İlgili esere şu linkten ulaşabilirsiniz...
👇
https://t.co/JXdfUQgqii
Fotoğrafta, oturan yaşlı adam Muhammed Enveri Kadic, ayakta olan oğlu ve çocuklar da torunları...
Pîşvâ-yı ehl-i tevârîh idi ol zât-ı celîl
Her kelâmı mazînin sırrına bir kavl-i metîn
İlber isminde tecellî eden ol ilm-i kadîm
Söz açınca dirilirdi nice asr u zemîn
Rıhletiyle yine mahzûn kesildi bezm-i kalem
Yetîm oldu yine tarih, perîşân oldu zemîn
Kırım’ın rûhu gezerdi sözünün her deminde
Bozkırın hâtırası vardı lisânında hemîn
Dedim âh ile bu hicrân günün târîhini:
Fevt-i İlber’le felek, pür-gam oldu ilm-i kadîm
Ülkemizin en değerli tarihçilerinden, bilgisini ve birikimini yıllar boyunca toplumla paylaşan kıymetli hocamız Prof. Dr. İlber Ortaylı vefat etti. Türk toplumu ve tarihçiliği için yeri doldurulamaz büyük bir kayıp.
Ailesinin, ülkemizin ve tüm sevenlerinin başı sağ olsun.