Ülkede bir emekli polis geçinemediği için hayatına son veriyor. Ancak gerek ana akım medyada gerek sosyal medya hesaplarında haber dahi yapılmıyor. Herkesin bu vebalde payı var. Çok yazık.
KAMUOYUNA AÇIKLAMA
Adana Şehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniğinde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan olay, hasta mahremiyeti ile uzmanlık eğitimi hakkının birlikte değerlendirilmesi gereken önemli bir tartışmayı gündeme getirmiştir.
TEK Sendika olarak açıkça ifade ediyoruz: Hasta mahremiyeti vazgeçilmez bir haktır. Ancak asistan hekimin yalnızca cinsiyeti nedeniyle uzmanlık eğitiminden dışlanması da kabul edilemez.
Asistan hekim, hastanede bulunan bir gözlemci değil; 1219 sayılı Kanun ve Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği kapsamında uzmanlık eğitimi alan bir hekimdir. Mesleğini öğrenme, uygulama ve yetkinlik kazanma hakkı, sağlık sisteminin geleceği açısından anayasal öneme sahip bir kamu yararı taşımaktadır.
Olayın yaşandığı sağlık kuruluşunun sıradan bir hizmet hastanesi değil, Sağlık Bakanlığına bağlı bir Eğitim ve Araştırma Hastanesi olduğu unutulmamalıdır. Bu hastanelerin varlık nedenlerinden biri yalnızca sağlık hizmeti sunmak değil, aynı zamanda uzman hekim yetiştirmektir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği de yıllardır uzmanlık eğitimi verilen akademik bir eğitim kliniği olarak faaliyet göstermektedir.Bu nedenle, eğitici gözetiminde muayene ve tedavi süreçlerine katılan asistan hekimlerin eğitim hakkı, sağlık sisteminin geleceğini ilgilendiren kamusal bir güvencedir. Hasta mahremiyeti en üst düzeyde korunmalı; bilgilendirme ve rıza süreçleri titizlikle işletilmelidir. Ancak bu hak, cinsiyete dayalı biçimde asistan hekimin eğitimden dışlanmasının gerekçesi hâline getirilemez. Esas olan, mahremiyeti koruyan ve uzmanlık eğitiminin sürekliliğini sağlayan kurumsal uygulamaların hayata geçirilmesidir.
Bugün bir asistan hekimin yalnızca erkek olduğu gerekçesiyle eğitimden uzaklaştırılması kabul edilirse, yarın başka bir asistanın kadın olduğu, genç olduğu veya başka bir kişisel özelliği nedeniyle benzer şekilde eğitim hakkından mahrum bırakılmasının önüne geçilemez.
Bu yaklaşım ne eğitim hukukuyla ne de eşitlik ilkesiyle bağdaşır.
TEK Sendika olarak;
Hasta mahremiyetini,
Hekimlik mesleğinin onurunu,
Uzmanlık eğitiminin bilimsel niteliğini,
Asistan hekimlerin eğitim hakkını aynı kararlılıkla savunuyoruz.
Hiçbir hasta istemediği bir uygulamaya zorlanmamalıdır. Ancak hiçbir asistan hekim de cinsiyeti nedeniyle uzmanlık eğitiminden dışlanmamalıdır. Haklar birbirine karşı değil, birlikte korunmalıdır.
Hasta hakkı vardır.
Hekim hakkı vardır.
Asistan hekimin eğitim hakkı vardır.
Ve TEK Sendika olarak, hasta mahremiyeti ile uzmanlık eğitimi hakkının birlikte güvence altına alındığı bir sağlık sistemi için mücadelemizi sürdüreceğiz.
@tibbiyelisozluk@DahiliyeDoktoru@mturker3301@ascisan@Bladesinger15@sanciburak@arasiradoktor
Diğerlerinin parti binalar��nda fink attığı ve mücadelenin üstüne toprak atılıp herkesin cebine baktığı şu dönemde sendika kurmak sadece YÜREKLİ hekimlerin işiydi,biz de gereğini yaptık.
Teveccüh gösteren tüm hekimlere teşekkür ederiz,yol arkadaşlığımız daim,MÜCADELİMİZ ONURLU olsun.
Maalesef
BU HAFTA,
BİR HEKİM VİYADÜKTEN DÜŞEREK,
BİR HEKİM DE TREN RAYLARINDA HAYATINI KAYBETTİ!
GÖREVLİLER UMARIZ,BU DURUMUN
SEBEPLERİNİ ARAŞTIRIR VE ÖNÜNE GEÇER.
HEKİMLERİN ÇALIŞMA ŞARTLARI İYİLEŞTİRİLMELİ HEKİMLERİN DE İNSAN OLDU��U UNUTULMAMALIDIR.
HAYKIRIŞ..
18 yaşında tekte tıp fakültesini kazan
6 sene uzatmadan bitir 24 yaşında mezun ol
random bi ilçede/doğuda zorunlu hizmet yap
ilk tus'tan pediatri kazan 4 sene uzmanlık eğitimi al tez yaz 28 yaşında uzman doktor ol
yine doğuda/random bi ilçede 2 sene zorunlu hizmet yap hiç uzatmadan tekte yan dal uzmanlık sınavına gir yenidoğan kazan 30 yaşında yan dal asistanlığına başla
3 sene yan dal eğitimi al bitir 33 yaşında yan dal uzmanı ol
2 sene daha zorunlu hizmet yap 35 yaşındasın
hayatın boyunca 5 dakika dinlenmeden bu konuma gelmek için en genç yaş 35. bi sene mezuna kalamazsın, 1 staj bile uzatamazsın, sonraki tus kazanayım diyemezsin, yoğun çalışırken tezini zamanında yetiştirmek zorundasın, yan dal sınavını da tekte kazanmak zorundasın.
90 milyon insanın arasında bu alanda senin kadar bilgili 200 tane insan yok ama 23 yaşında özelde asgariye çalışırken atanıp 120 bin lira maaşla başlayan adam bunun maaşını azaltıp bana verin diyor. devletin memurlarını bu kadar şımartmaması gerekiyordu.
Savaş, bir milletin varlığını ve haysiyetini ortaya koyduğu en zor sınavdır. Eğer halk savaşın haklılığına inanırsa, ordusuna olan desteği yüksek olacağı gibi; hiçbir ordu da onun azim ve iradesini kıramaz.
Tarih, büyük düşünürlerin fikirlerini,
savaşçıların cesaretini, sanatçıların yaratıcılığını anlatır. Olup bitenlerin, insanların mutluluğunu ve acı çekmelerinden nasıl etkilendiklerinden bahsetmez; anlatmaya gerek duymaz.
👉 Şimdi gelinen nokta ne?
Defansif tıp…
Gereksiz tetkikler, gereksiz ilaçlar, gereksiz girişimler.
Ve bunun kaçınılmaz sonucu: aylar, hatta yıllar sonrasına verilen randevular.
Riskli ameliyatlar kamudan çekiliyor.
Özel hastaneler mantar gibi çoğalıyor.
Nitelikli sağlık hizmeti, artık ulaşılabilir değil; satın alınabilir h��le geliyor.
Hekimler ya özele geçiyor ya da yurt dışına gidiyor.
Kalanlar tükeniyor.
Dolgu, botoks, “medikal estetik” patlıyor.
Çünkü risk az, yük az, karşılığı çok.
MHRS süreleri kısaldıkça
öykü ve fizik muayene – tıbbın en temel basamakları – fiilen ortadan kalkıyor.
Gereksiz tetkik ve yatışlar
SGK’nın üzerine devasa bir mali yük bindiriyor.
Pediatri, dahiliye, genel cerrahi, KVC, nöroşirürji, acil…
Sağlık sisteminin omurgası olan branşlar tercih edilmiyor, kontenjanlar boş kalıyor.
Hematoloji, nefroloji, yoğun bakım, yenidoğan gibi
yükü ağır, riski yüksek yandal branşlar özellikle periferde alarm veriyor.
Ve bütün bunlar bize tek bir şeyi söylüyor:
Bu sistem sürdürülebilir değil.
Başarısızlığı artık tartışma konusu değil, zaman meselesi.
ORTAK ÇAĞRIMIZ
Bugün mesele bir sendikanın bir meslek örgütünün ya da tek bir meslektaşımızın meselesi değildir.
Bugün mesele, Türkiye’de hekimlik yapabilme güvencesidir.
Bu nedenle tüm hekim sendikalarını ve Türk Tabipleri Birliği’ni ortak bir duruş sergilemeye davet ediyoruz.
BASINA VE KAMUOYUNA📣📣📣
Hukuki Güvence Olmadan Sağlık Hizmeti Sürdürülemez!
Bugün ilimizde, doğum sonrası gelişen komplikasyonlar nedeniyle bir vatandaşımızın hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Öncelikle merhumeye Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Yaşanan üzücü olayla ilgili adli sürecin yürütülmesine bir itirazımız yoktur. Ancak, bilimsel bilirkişi raporları tamamlanmadan ve illiyet bağı kurulmadan hekimin tutuklanması; masumiyet karinesine ve ölçülülük ilkesine aykırıdır.
Tıpta, önlenemez "komplikasyonlar" ile "hekim hatası" ayrımı ancak bilimsel verilerle yapılabilir. Bu tespit yapılmadan uygulanan peşin cezalandırmalar, hekimlerde çekingenlik yaratarak kritik ve acil vakalarda sağlık hizmeti sunumunu aksatacak, doğrudan toplum sağlığını tehlikeye atacaktır.
Şanlıurfa Tabip Odası olarak, tutuklama kararının derhal yeniden değerlendirilmesini ve adli sürecin tutuksuz yürütülmesini talep ediyoruz.
Şanlıurfa Tabip Odası
@UrfaValiligi@sanliurfaism@adalet_bakanlik@saglikbakanligi
Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı, daha adli tıp ve bilirkişi incelemesi yapılmadan, kadın doğum uzmanı meslektaşımızı “taksirle ölüme sebebiyet verme” suçundan tutuklamış.
Hayatını kaybeden annemize Allah’tan rahmet dilerim. Adli soruşturma tabi ki yapılmalı.
Ancak bir hekimin bilirkişi raporu alınmadan, illiyet bağı kurulmadan peşinen tutuklanması kabul edilemez.
Hekimlik, Demokles’in kılıcının gölgesinde yapılacak bir meslek değildir.
Bu yanlıştan en kısa zamanda geri dönülmesini umuyorum.
Gün birlik günüdür.
Hekimlik HAPİSTEDİR.
@TEKsendika OLARAK BU AKIL ALMAZ DURUMA KARŞI TÜM HEKİMLERİ BİRLİK OLMAYA VE MESLEĞİMİZİN NAMUSUNU HEP BERABER SAVUNMAYA DAVET EDİYORUZ.
@tibbiyelisozluk
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Sayın @drmemisoglu ,
Bugüne kadar yüzlerce eleştiri yapmışımızdır ama HEKİMLERİN ÇOCUKLARININ KREŞ VE ANAOKULU SORUNU BUNLARDAN BAŞLICASIDIR
BU SORUNU ÖZELLİKLE BÜYÜKŞEHİRLERDE YAŞAYAN MESLEKTAŞLARIMIZ İÇİN ÇÖZMENİZİ ARZ EDERİZ
SOSYAL HİÇBİR HAKKI OLMAYAN HEKİMLERİN Talebidir.