Orman Kanunu’nda değişiklik yapılması için @sevdakaraca ile birlikte kanun teklifi verdik.
Ormanlar yanınca “ciğerimiz yandı” diyorlar. Yangınlar söndüğünde ise aynı ormanları şipşak kararlarla sermayeye ve ranta açıyorlar.
Teklifimiz kabul edilirse:
📍Cumhurbaşkanı kararlarıyla ormanların “taşlık, kayalık, verimsiz” denilerek orman sınırları dışına çıkarılmasının önü kapanacak.
📍Ormanlar şirketlerin karbon kredisine ve ticari kazancına dönüştürülemeyecek.
📍Mahkemelerin iptal ettiği alanlar arka kapıdan yeniden 2/B kapsamına alınamayacak.
📍 Devlet ormanları özel tapuya çevrilemeyecek, tapudaki orman şerhleri silinemeyecek.
📍Devam eden işlemler durdurulacak; geçmiş kararlar bölge halkının, bilim insanlarının ve ekoloji örgütlerinin de yer aldığı bir komisyon tarafından incelenecek.
📍İnceleme sürerken bu alanlarda tek bir yeni ruhsat verilemeyecek; ağaç kesimi, yapılaşma, maden, enerji ve turizm yatırımları yapılamayacak.
📍Hukuka, kamu yararına ve ekolojik bütünlüğe aykırı işlemler geri alınacak; uygun alanlar yeniden orman rejimine dahil edilecek.
Ormanlar Sarayın sermayeye dağıtacağı arsa, maden sahası ya da karbon borsasında satacağı bir meta değildir.
Ormanlar tüm canlılarla birlikte halkındır!
Rojin'in intihar etmediğini, katledildiğini ve devlet kurumlarının dosyadaki kritik delilleri kararttığını biz kadınlar mücadelemizle açığa çıkardık.
Artık yeter. Rojin'i katledenler açıklansın, yargılansın!
#RojinİçinAdalet
Bir anketin gösterdikleri: Büro iş kolunda kadın emekçiler ne diyor?
Mesele, kadın emekçileri sendikaya çağırmak; onlar adına oluşturulmuş kurullarda, onların yerine karar almak değildir. Sendikayı kadın emekçilerin bulunduğu iş yerlerinden başlayarak, onların sözüyle ve iradesiyle kurmaktır
Satı Burunucu yazdı
https://t.co/P2BxnvUoal
ATK delil kararttı, Savcılık etkin soruşturma yürütmedi, Bakanlık sustu, Vali 'Rojin intihar etti' dedi, Van YYÜ Rektörü Rojin'in kardeşine cinayetin peşini bırakması karşılığında 'üniversitede pozisyon' teklif etti.
Neyi gizliyorsunuz? Rojin'e ne oldu? #BakanlıkAçıkla
Patron Yıldız,
"Sözüm söz. Haftaya herkesin alacağı ödenecek" diyordu.
Sözünü yine tutmadı.
Garantör olan üç bakan, Yıldız'a dokunamıyor.
Muhtemelen bilmediğimiz bir dokunulmazlığı var.
Hakları gaspedilen işçiler yaşamaya çalışıyor.
Haklarını savunan iki sendikacı tutuklandı.
1 yeni mesaj: Abi bu da bugünün vakası
Geçtiğimiz günlerde Antep’te MESEM’lerde yaşanan dayak, hakaret ve kötü muameleyi konuştuğumuz çocuklardan biri yeniden mesaj attı. Bu kez kolundaki izlerin fotoğraflarını da gönderdi. “Abi bu da bugünün vakası” diye yazmış. Cetvelle vurmuş yine ustası. “Abi elim ayağım titriyor” mesajı geliyor ardından
Mesut Baylav'ın haberi
https://t.co/ynvSdSiHIo
Van Jandarma Kriminal Laboratuvarı'ndaki telefondan veriler nasıl silinebildi?
2 yıl boyunca telefonu açamıyoruz; İspanya açamadı, Çin açamadı yalanlarını kimleri korumak için söylediniz? #BakanlıkAçıkla
Bu babaya iyi bakın. Çiçek gibi büyüttüğü, sırtında taş taşıyıp okuttuğu kızına sahilde bir kek bile yedirtmediler.
Bu babanın gözlerine iyi bakın, kızını çok ağır bir ilaçla felç ederek katlettiler.
Kızına yapılanları ortaya çıkarmak için bir an bile durmadı. Çıkardı da. Ve şimdi siz de Rojin’in adaletini bu babaya vermek zorundasınız. Daha fazla ört bas etmeye çalışmayın artık.
Rojin’i felç ederek katlettiler!
#RojinKabaişİçinAdalet
Yanıt bekleyen sorular:
Ucube işkolu sisteminde keyfi değişiklik!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) keyfi bir kararla şehir içi otobüs taşımacılığı ve ilgili işleri genel işler işkolunda (20) çıkarıp ulaştırma işkoluna (15) soktu.
İşkolu sistemin kendisi ucubedir. Ancak işkolu değişikliği belirli şartlara bağlıdır.
6356 sayılı Kanun'un 4. maddesi diyor ki:
"Bir işkoluna giren işler, işçi ve işveren konfederasyonlarının görüşü alınarak ve uluslararası normlar göz önünde bulundurularak Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir."
@csgbakanligi yetkilerine soruyorum:
İşçi ve işveren konfederasyonlarından görüş aldınız mı? Aldıysanız ne dediler? Onlara rağmen mi bu değişikliği yaptınız?
Almadıysanız yasayı neden çiğnediniz?
Konunun iki önemli muhatabı DİSK üyesi Genel-İş ile Türk-İş üyesi Belediye-İş sendikaları bu değişikliğe açıkça karşı çıktı ve iptali için dava açacaklarını belirtti.
Konunun diğer önemli muhatabı Hak-İş üyesi Hizmet-İş sendikasından ise bir tepki gelmedi.
Şu sorular açıklığa kavuşmalı: Bu değişiklik için konfederasyonlardan görüş alındı mı? Alındıysa kim ne dedi? Alınmadıysa ÇSGB hangi cüretle böyle yasa dışı bir iş yaptı?
Rojin'in otopsisinde bulunan ilaç etkin maddeleri 2 yıldır raporlarda yazıyor olmasına rağmen neden soruşturulmadı?
Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı derhal açıklama yapsın! @adalet_bakanlik@saglikbakanligi#BakanlıkAçıkla
Emekçilerin Kardeşliğini, Eşitliğini ve Dayanışmasını Savunmaya Devam Edeceğiz.
Zonguldak ve Düzce’de mevsimlik Kürt tarım işçilerine yönelik yaşanan saldırı ve kışkırtmaları kabul etmiyoruz!
Bu ülkenin ihtiyacı, emeğiyle geçinen yurttaşlarımızı milliyetçi ve ayrımcı kışkırtmalarla karşı karşıya getirmek değil; mevsimlik tarım işçiliğini güvenceli, insanca çalışma ve yaşam koşullarına sahip bir istihdam alanı haline getirmektir.
Yetkilileri , mevsimlik tarım işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarını güvence altına almaya, ayrımcı ve kışkırtıcı saldırılara karşı etkin önlemler almaya çağırıyoruz.
KESK olarak sürecin takipçisi olacağız. Nereden gelirse gelsin emeği, barışı ve halkların birlikte yaşamını hedef alan her türlü ayrımcılığın karşısında; emekçilerin kardeşliğini, eşitliğini ve dayanışmasını savunmaya devam edeceğiz.
Bu rapor çok kıymetli. 595 gün süren Temel Conta Grevi boyunca yaşanan bütün hukuksuzlukları ve buna karşı Petrol-İş avukatlarının (başta İrfan Taşkın olmak üzere) verdiği olağanüstü hukuk mücadelesini ortaya koyan bu rapor, sözde Anayasa ile güvence altına alınmış olan grev ve sendikalaşma hakkının gerçekte nasıl kağıt üzerinde kaldığını çok net bir şekilde gösteriyor.
Temel Conta kadar uzun soluklu olmasa da, benzer bir durumu iki yıl önce, yine Petrol-İş’in örgütlediği, yine Petrol-İş avukatı İrfan Taşkın’ın özel çabasıyla grev krıcılığına dair çok önemli ve örnek hukuki kararların çıktığı ve buna rağmen maalesef yine sonuçsuz kalan As Plastik grevinde de görmüştük.
Bu iki örnek ve Temel Conta raporu bize şu gerçeği net olarak gösteriyor aslında:
Bir işyeri örgütlenmesinde, sendikal mevzuatın (işyerinde çoğunluk ve yetki gibi) bütün gereklerini yerine getirseniz de;
örgütlenen işçiler bütün baskı ve engellere karşın birliğini ve fiili mücadelesini (Temel Conta işçilerinin yaptığı gibi) sonuna kadar sürdürse de;
yasal ve hukuki mücadeleyi en mükemmel ve eksiksiz bir şekilde(bu iki örnekte Petrol-İş avukatlarının yaptığı gibi) yerine getirseniz ve hukuk karşısında tamamen haklı olsanız da,
bütün bunlar bir sendikal örgütlenme mücadelesini ve grevi kazanımla bitirmenize yetmiyor.
İşte tam burada, Petrol-İş gibi güçlü, on binlerce üyesi olan, Türkiye’nin en stratejik sanayi işletmelerinde örgütlü ve çok köklü bir mücadele geleneğine sahip bir sendikanın, Temel Conta grevinde neyi eksik yaptığını; yaptığı çok kıymetli şeylerin yanında, yapmadığı şeyleri tartışmaya ihtiyaç yok mu?
Petrol-İş’in hukuk birimindeki arkadaşlarımızın bir sendika avukatı sorumluluğunun çok çok ötesinde örnek bir çaba ve görev sorumluluğuyla hareket ettikleri ortada. Bu rapor da bu çabanın en somut göstergesi.
Ama eğer sendika dediğimiz şey mücadele sürerken işçiler için sadece hukuki ve maddi destek sağlayan (kuşkusuz bu çok kıymetli) bir örgütten ibaret değilse;
aynı zamanda üyesi işçilerin toplam örgütlü gücünü ve olanaklarını, başka işyerlerindeki üye işçilerinin örgütlü mücadele potansiyelini ve dayanışmasını da harekete geçirmesi gereken, bir işyerinde süren grevi örgütlü olduğu bütün işyerilerinin ve üyelerinin gündemi ve mücadele konusu yapması gereken bir birlikse;
bir işyerinde sendikaya yeni üye olan işçilerin (örneğin Temel Conta işçilerinin) bu sendikada örgütlenmesi, aslında aynı zamanda, 40 bin üyesi olan büyük bir örgütlü gücün, klasik deyimle büyük bir ailenin parçası olması anlamına geliyorsa;
Temel Conta işçileri grev boyunca bu örgütlü gücün desteğini ve dayanışmasını ne kadar hissetti? Sadece İzmir’de binlerce üyesi olan bir sendika, 595 gün boyunca, yüzlerce, binlerce üyesinin örgütlü desteğini, kitlesel ziyaretlerini kaç kere örgütledi? Örgütledi mi? örneğin grev krıcılığını engellemek için bu örgütlü gücünü harekete geçiren eylemleri kaç kere örgütledi?
Sadece Temel Conta ve Petrol-İş meselesi değil bu. Sendikal mücadelenin geleceği bakımından bu soruları daha çok sormaya ve tartışmaya ihtiyacımız var. Kızmadan, darılmadan…